Lübnan Meclisi’nde kadın milletvekillerine sözlü taciz ülke gündeminde: ‘Meclis ofislerinde porno dergiler ve prezervatifler var’

Uluslararası Af Örgütü Lübnanlı parlamenterlere parlamentodaki kadınlara yönelik tacizlere son verme çağrısında bulundu

Lübnan Parlamentosu’nun dünkü oturumundan bir kesit (Reuters)
Lübnan Parlamentosu’nun dünkü oturumundan bir kesit (Reuters)
TT

Lübnan Meclisi’nde kadın milletvekillerine sözlü taciz ülke gündeminde: ‘Meclis ofislerinde porno dergiler ve prezervatifler var’

Lübnan Parlamentosu’nun dünkü oturumundan bir kesit (Reuters)
Lübnan Parlamentosu’nun dünkü oturumundan bir kesit (Reuters)

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), Lübnanlı milletvekilleri ve Meclis Başkanı Nebih Berri'ye Meclis'te kadınlara yapılan sözlü tacizlere son verme çağrısında bulundu.
Amnesty, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Milletvekilleri ve özellikle Meclis Başkanı Nebih Berri, kadınlara karşı bu davranış biçimini sona erdirme ve kadınlar için düşmanca bir ortam hazırlamayı bırakma sorumluluğunu taşıyor” ifadelerini kullandı.
Uluslararası Af Örgütü, açıklamalarına şöyle devam etti: “Lübnan Parlamentosundaki kadın milletvekillerinin, özellikle de yetkilileri eleştirenlerin, erkeklerin egemen olduğu bir parlamentoda sırf kadın oldukları için erkek milletvekilleri ve Meclis Başkanı tarafından sözlü tacize uğraması utanç verici. Temsilciler Meclisi insan haklarına saygı göstermeli ve tacizi suç sayan 2020 yasasını uygulamalı.”

Sözlü tacizler
Meclis’teki ReLübnan Yürütme Komitesi Üyesi ve Değişim Bloğu’ndan Bağımsız Milletvekili Cynthia Fadi Zarazir parlamentonun dünkü oturumunun bitiminden sonra, Temsilciler Meclisi’ne girdiğinden beri hiçbir şekilde saygı görmediğini ana akım medya ve sosyal medya aracılığıyla duyurdu. Zarazir, oysa bu saygının 4 yıl birlikte olacağı kişilerin önce insan, sonra saygın insanlar olduğuna işaret edeceğini söyledi.
Zarazir, konuyla ilgili açıklamasında, “Erkeklikleri, şahsiyetlerinden üstün olan milletvekillerinin karalamalarına” maruz kaldığını, ayrıca “soyadı yüzünden zorbalığa uğradığını” kaydetti.
Temsilciler Meclisi Genel Sekreterliği dün yaptığı açıklamada, Zarazir'in medya ve sosyal medya aracılığıyla yaptığı açıklamaların “tamamen yanlış” olduğunu vurgulayarak suçlamaları yalanladı.
Sekreterlik yaptığı açıklamada, "Zarazir de dahil hiçbir milletvekili arasında ayrım yapılmadığını” kaydetti. Ayrıca sekreterlik, Zarazir'in "Sekreterliğin konuyla ilgili açıklaması dışındaki tüm sözlerinin iftira ve gerçeği inkar" olduğunu vurgulayarak, kendisini "tahrik, kamuoyu oluşturma ve popülizmden" uzak durmaya çağırdı.
Zarazir, Parlamentonun ilk yasama oturumu sonrası Meclis’teki cinsiyetçiliği ve tacizi eleştirmek için bir dizi açıklama yapmıştı.

‘Meclis ofislerinde porno dergiler ve prezervatifler var’
Kadın Milletvekili ayrıca kendisine Playboy dergilerinin olduğu kirli bir ofis verildiğini ve yerde ve çekmecelerde prezervatif kullanıldığını söyledi. 
Ayrıca park yerinin reddedildiğini ve soyadı nedeniyle zorbalığa uğradığını söyledi.
Cynthia, bir tweette alaycı bir şekilde "Onların görgü kuralları(!)" dediği bazı örnekler verdi. “Bana kirli bir ofis, çekmecelerinde ve zemininde kullanılmış prezervatifler ve playboy dergileriyle dolu bir ofis teslim ettiler; Statüko yanlısı milletvekilleri tarafından soyadım yüzünden zorbalığa maruz kaldım ayrıca park yeri verilmedi. Toksik erkekliğin tezahürüdür” ifadelerini kullanan Milletvekili ayrıca "Seçilmiş bir milletvekiliyle bu şekilde anlaşabilirlerse, sesini duyuramayan vatandaşla nasıl baş edecekler!" dedi.
Zarazir, MTV'ye, ofiste “Hacc Muhammed” adını taşıyan dosyalar bulduğunu ve daha önce ofisi işgal eden milletvekilinin veya eski milletvekilinin “tam kimliğini” henüz belirlemediğini söyledi.
Beyrut merkezli MTV kanalına konuşan Zarazir, “Taşındığım ofiste tam bir kaos vardı. Erotik dergiler masalarda, dosyalar yerdeydi. Çürük yiyecekler bile masanın üzerinde kalmış ve çekmecelerde ve masada kullanılmış ve kullanılmamış prezervatifler bulundu" ifadelerini kullandı.
Salı günü parlamentoya geldiğinde bir gazetecinin kendisine Beyrut Limanı’ndaki patlama kurbanlarının posterini verdiğini, ancak onları parlamento polisine teslim etmek zorunda kaldığını belirten Zarazir, “Parlamento Polisi hemen geldi ve Meclis Başkanı Nebih Berri'nin talimatı uyarınca afişi teslim etmedikçe arabadan çıkmamı engelledi ve ardından sözlü bir atışma yaşandı” dedi.
"Ben oturuma girdiğimde, (Şii Emel Hareketi) Milletvekili Ali Hasan Halil'in yanında oturan iki milletvekili, soyadım yüzünden bana zorbalık yapmaya başladı" diyen Zarazir, meclisteki meslektaşlarından sık sık “cinsel gevezeliklere maruz kaldığını” kaydetti.
Söz konusu Milletvekillerine cevaben “Artık mahalle haydutları değilsiniz; milletin vekilleri oldunuz! Kendinizden utanmalısınız!” dediğini ifade etti.
Şarku’l Avsat’ın MTV’den aktardığına göre Zarazir sözlerine şöyle devam etti:
“Arabam için park yeri bulmak için her gün parlamento çalışanlarıyla iletişim kuruyorum. İlk iki oturumda park edebilmek için bir arkadaşımın küçük arabasını kullanmak zorunda kaldım ve bunu onlardan birkaç kez istediğimde, Milletvekili Ali Hasan Halil bana şöyle dedi: ‘Git küçük bir araba al. Paran var."
Milletvekili Halime Kaakour'un Kanun Tasarısı için oylama talep etmesi üzerine Temsilciler Meclisi’nde bir başka olay daha yaşandı ve (Şii) Emel Hareketi lideri ve Meclis Başkanı Nebih Berri, Kaakour’a “Oy verirken konuşmamız caiz değildir. Otur ve sus!" diyerek bağırdı.
Lübnan'da muhalefet cephesinde bulunan ve bağımsız milletvekillerinden oluşan "Değişim Bloğu", 17 Ekim 2019'da ülke çapında patlak veren protestoların sonucu doğan Halk Hareketinin öncüsü 17 genç aktivisti Temsilciler Meclisi’ne taşıdı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.