Riyad ve Pekin arasında konut, madencilik ve endüstri sektörlerinde iş birliği

Riyad ve Pekin konut, madencilik ve endüstri projelerini güçlendirecek

Veliaht Prens ve Çin Devlet Başkanı’nın da katılımıyla iki ülke bakanları, mutabakat zaptı alışverişinde bulundu. Fotoğrafta Suudi Enerji Bakanı, Çin Devlet Kalkınma Komitesi Başkanı ile birlikte görünüyor (SPA)
Veliaht Prens ve Çin Devlet Başkanı’nın da katılımıyla iki ülke bakanları, mutabakat zaptı alışverişinde bulundu. Fotoğrafta Suudi Enerji Bakanı, Çin Devlet Kalkınma Komitesi Başkanı ile birlikte görünüyor (SPA)
TT

Riyad ve Pekin arasında konut, madencilik ve endüstri sektörlerinde iş birliği

Veliaht Prens ve Çin Devlet Başkanı’nın da katılımıyla iki ülke bakanları, mutabakat zaptı alışverişinde bulundu. Fotoğrafta Suudi Enerji Bakanı, Çin Devlet Kalkınma Komitesi Başkanı ile birlikte görünüyor (SPA)
Veliaht Prens ve Çin Devlet Başkanı’nın da katılımıyla iki ülke bakanları, mutabakat zaptı alışverişinde bulundu. Fotoğrafta Suudi Enerji Bakanı, Çin Devlet Kalkınma Komitesi Başkanı ile birlikte görünüyor (SPA)

Suudi Arabistan - Çin ortaklığı, 8 Aralık’ta imzalanan anlaşmalarla daha geniş ufuklara doğru ilerliyor. Ayrıca iki ülke arasında ‘Ticaret ve Yatırım Alt Komitesi mekanizması içinde konut alanında işbirliğine ilişkin ortak bir çalışma grubu oluşturulması, hükümet düzeyinde alışverişin artırılması, politikaların ve planlamanın koordinasyonu, Riyad ile Pekin arasında barınma alanında iş işbirliğinde karşılaşılan sorunların belirlenmesi, bu sorunların zamanında ele alınması, iki taraf arasındaki iş birliğini sürekli olarak genişletmek ve pekiştirmek için işbirliği ve ortak projelerin uygulanması fırsatlarına ek olarak, iki ülkedeki şirketlerin, finans kuruluşlarının ve araştırma kurumlarının bilgi alışverişi ve iletişiminin kapsamını genişletmeye teşvik edilmesi’ için çalışmalar devam ediyor.
İş birliği alanları; kentsel gelişim ve konut inşaatı, Çin, Suudi Arabistan veya üçüncü bir ülkede ortaklaşa belirli konut projelerinin uygulanması, tasarım, inşaat, şantiye yönetimi, sağlık, güvenlik ve çevre, inşaat malzemeleri ve enerji tasarruflu binalar ile modern bina teknolojileri, finansman yenilikleri, yeşil bina, inşaat sektöründe bilgi ve veri teknolojilerinin uygulanması, inşaat sektöründe ve akıllı şehirlerde sanayileşmenin yanı sıra konut, yapı ve inşaat araştırmaları alanında iki ülkede ilgili mühendis ve teknisyenlerin yetiştirilmesi meselelerini içeriyor.
Öte yandan Riyad ve Pekin, altın ve bakır arama ve madenciliği alanındaki iş birliğini artırmayı planlıyor. Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Harif, iki ülke arasında sanayi ve madencilik alanlarında artan stratejik ortaklığın, ülkesinin madencilik alanında Çin ile işbirliğini artırma konusundaki istekliliğini doğruladığını dile getirdi.
Bakan Harif, özellikle de Çin’in ‘Kuşak- Yol Girişimi’ ile birçok hedefe entegre edildiği için Suudi Arabistan’ın iki ülke arasında ortaklık amacıyla umut verici endüstriyel fırsatlar sunan 2030 Vizyonu çerçevesinde, sanayi ve madencilik alanlarındaki ilişkileri güçlendirme planlarını açıkladı. Bakan ayrıca, Çin’in bazı mineral kaynaklarında büyük rezervlere sahip ülkelerden biri olduğunu, fosfat, nadir toprak elementleri, kuvars ve bakır üretiminde ileri bir konuma sahip, elmas üreten ülkelerden biri ve çok çeşitli maden endüstrilerinde gelişmiş olduğunu dile getirdi.
Bakan Bender el-Harif’in belirttiğine göre madenler, petrokimya ile birlikte Suudi Arabistan’ın Çin’e yaptığı ihracat listesinin başında yer alırken, Çin’in Krallığa yaptığı en önemli ihracat ürünleri ise ağır makine, elektronik, araç ve yedek parçalar oldu. Suudi Sanayi Fonu’nun 6 ortak projenin finansmanına katkı sağlaması nedeniyle projelerin iki ülke arasındaki işbirliği hacminin önemli bir bölümünü oluşturduğuna işaret eden Harif, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Şubat 2019’da Çin’e yaptığı ziyaret sırasında imalat sanayileri, petrokimya, ilaç endüstrileri ve diğerleri dahil olmak üzere bir dizi sektörde imzalanan anlaşmalar dahil Pekin ve Riyad’ın ortak girişimler kurmak için çeşitli anlaşmalar imzaladığını söyledi.
Bakan, Suudi Sanayi Şehirleri ve Teknoloji Bölgeleri Kurumu’nun plastik, metal, seramik, beton ve gıda endüstrilerinin yanı sıra çeşitli planlama, inşaat ve uygulama aşamalarındaki yaklaşık 10 fabrikaya ek olarak çeşitli alanlarda faaliyet gösteren Çin merkezli 7 fabrikaya ev sahipliği yapması nedeniyle yatırım alanının iş birliği hacminde büyük bir paya sahip olduğunu ifade etti.  Ayrıca Jubail ve Yanbu Kraliyet komisyonu (RCJY) için Çinli şirketlerle farklı aşamalarda yaklaşık 12 proje olduğunu söyleyen bakan, şirketlerin bazılarının faaliyette, diğerlerinin ise prosedür veya tasarım aşamasında olduğunu kaydetti.
Harif, Çin’in sanayi yatırımları alanında küresel bir ağırlığı temsil ettiğini belirterek, iki ülke arasında gelecekteki iş birliği alanları için büyük fırsatlara dikkati çekti. Ülkesinin petrokimya, imalat ve madencilik endüstrileri, yenilenebilir enerji ve diğer alanlarda bir dizi yatırıma sahip olduğuna atıfta bulunan Harif, bakanlığın endüstriyel teknolojileri yerelleştirmeyi, mevcut yatırımları geliştirmeyi ve endüstriyel alanlara yatırım yaparak Çinli şirketlerle iş birliğini geliştirmeyi hedeflediğini aktardı. Harif ayrıca, Suudi Arabistan’daki Çin yatırımlarının GSYİH’ya katkıyı arttıracağını ve yeni iş fırsatları yaratacağını söyledi.
Suudi-Çin İş Konseyi Başkanı Muhammed bin Abdulaziz el-Aclan ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Pekin’in Krallık’ta Çin endüstrileri için bölgesel bir merkez kurmayı planladığını söylerken, başta bakır ve altın olmak üzere maden arama ve sondaj alanındaki iş birliğinin, Suudi- Çin işbirliği için önemli ve teşvik edici olacağını belirtti.
Aclan, Suudi madencilik stratejisinin Çin ile ortak çıkarları olan yatırımları ve endüstrileri cezbettiğine dikkati çekerken, stratejinin Suudi stratejisi ve 2030 Vizyonu çıktıları ile uyumlu yatırım fırsatlarını hedeflemeye dayandığını ve 3 eksen içerdiğini söyledi.
Aclan, birinci eksenin maden arama faaliyetlerine dayandığını, ikinci eksenin çıkarılan mineralleri kullanan gelişmiş metal endüstrileri ekseni olduğunu ve üçüncü eksenin ise laboratuvarları ve sondaj operasyonlarını içeren madencilik destek hizmetleri olduğunu belirtti. Muhammed bin Abdulaziz el-Aclan, Suudi şirketlerinin bu konuda büyük başarılar elde ettiğine dikkat çekti.
Öte yandan Suudi Arabistan ‘Maaden’ şirketi, ülkedeki en büyük 10 şirketten biri ve dünyanın en hızlı büyüyen madencilik şirketleri arasında yer alıyor. Öyle ki 2021 yılı için gelirleri 26,7 milyar doları buldu. Ayrıca sanayi sektörüne madencilik sektörü aracılığıyla büyüme ve genişleme fırsatı vererek yerel ekonomiyi desteklemenin yanı sıra madencilik sektöründe uzun vadeli ortaklıklar kurmayı amaçlıyor.
Şirket, modern teknolojilere ve sürdürülebilir madencilik yöntemlerine yatırım yaparak mineral kaynakları ve gelişmiş bir yerel madencilik sistemi geliştirmeyi hedefliyor. Şirket ayrıca, 17 maden ve saha işletirken, ürünlerini 30’dan fazla ülkeye ihraç ediyor. Aynı şekilde gelecek 18 yıl boyunca fosfat, alüminyum, altın ve bakırın her birinde iş hacmini artırmaya çalışıyor. Krallık topraklarında 1,3 trilyon dolar olarak tahmin edilen gizli ve değerli maden zenginliğini harekete geçirmek amacıyla da yeni mineraller keşfetmeye çabalıyor.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.