Soprano Kavas: Geleneksel Suudi Müziği beni hayrete düşürdü

Lübnan Ulusal Yüksek Müzik Enstitüsü'nün başına geçen ilk kadın

Soprano Kavas: Geleneksel Suudi Müziği beni hayrete düşürdü
TT

Soprano Kavas: Geleneksel Suudi Müziği beni hayrete düşürdü

Soprano Kavas: Geleneksel Suudi Müziği beni hayrete düşürdü

Soprano Hive Kavas, yaklaşık sekiz ay önce Lübnan Ulusal Müzik Enstitüsü’nün başkanlığını zor bir durumdayken üstlenmiş, ancak birçok başarı elde etmeyi, gelecek planları çizmeyi ve anlaşmalar yapmayı başardı. O bir besteci ve şarkıcı, Arap operasının öncülerinden biri ve 100 yılı aşkın bir süre önce kurulan Lübnan Enstitüsü’nü yöneten ilk kadın.

Soprano Hibe Kavas (Facebook hesabından)
Kavas, müfredat geliştirerek onu bir çağdan diğerine taşımak dünyanın en yetenekli Lübnanlı müzisyenlerini getirmek ve enstitüyü yeniden yapılandırmak için çalışıyor.

Yeni Enstitü
Kavas'ın meydan okumalarından biri, Enstitü 23 Kasım'da "kültürel bir ikon" olarak tanımladığı Dbayeh'teki (Beyrut'un kuzeyi) yeni bir merkeze başarılı bir şekilde taşıması. Merkez, bölgede bulunmayan eşsiz teknolojilerle donatılmış ve 16 bin metrekare bir alana kurulmuş. Hibe Kavas, konuyla ilgili olarak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Eşsiz bir yer olacak ve zor koşullarımıza rağmen müzikal ve teknik düzeyde olduğu kadar düşünce, müfredat ve eğitim düzeyinde de bir çekim merkezi olmasını dört gözle bekliyoruz." Çin’in Lübnan Büyükelçisi Wang Kejian, konuyla ilgili açıklamalarında şunları söyledi: "Bu, iki halk arasındaki anlayışı geliştirmek için Bir Kuşak Bir Yol Projesi çerçevesinde Çin hükümeti tarafından Lübnan'a bir hediye olarak uygulanan ilk entegre model proje."

Hibe Kavas, Bahreyn Ulusal Günü'nde performans sergiliyor (Kavas’ın Facebook hesabından)
Yapı, Ortadoğu'nun en önemli Filarmoni Salonu'na ev sahipliği yapmakta. Burada ayrıca daha küçük boyutlu bir "Oda Müziği Salonu", "açık antre" ve çeşitli müzik etkinlikleri için alanlar bulunmakta. Yapı aynı zamanda kayıt stüdyolarına ev sahipliği yapıyor ve ses mühendisliğini öğretiyor.
Kavas göreve başladıktan sonra müzikoloji, müzik ve teknoloji ve Müzik Terapi Bölümü dahil olmak üzere enstitüde birçok uzmanlık açtı ve şu an bale ile çağdaş dans bölümleri açmak için çalışıyor.
Kavas “Enstitümüz Arap ve dünya müziğini tüm disiplinlerinde öğretiyor ve zamanla modern müzik disiplinlerine geçeceğiz. Yeni bina projesi çok hızlı bir plana göre ilerliyor. Mimari bitti ve artık detaylarda, kaplamalarda, süslemelerde ve uzantılardayız” açıklamasında bulundu.
Kavas, enstitü akademik ve idari düzeyde düzenlemek için önemli çabalar gösteriyor. Kavas, “Filarmoni Orkestrasında 110 kişiydik, şimdi sadece 35 kişi kaldık. Birçok yabancı, maaşları 3 bin dolardan 70'e düştükten sonra gönülsüzce bizimle çalışmayı bıraktı. İkinci orkestrada da daha önce 55 kişiyken şuan 40 kişi kaldık.” İfadelerini kullandı.
Enstitünün idarecilerinden müzisyenlerine ve profesörlerine kadar tüm personeli çok zor koşullarda canla başla çalışıyor. Kavas, açıklamalarına şöyle devam etti: "Müzisyenlerin Lübnan dışında pek çok iş fırsatı var ve tamamen kalmak istedikleri için burada kalıyorlar. Bazıları istifalarını verdi ve bazıları bulundukları yerde çevrimiçi çalışıyor ve koşulların iyileşmesini bekliyor."
Kavas, Lübnan dışındaki tüm Lübnanlı müzisyenler listesini oluşturuyor ve “Onları çekmek, ülkelerine geri döndürmek istiyoruz. Bu müzisyenler arasında, Abdurrahman Paşa, Condoctor Mark Hacac ve başka müzisyenler veya orkestra şefleri de var. Müzisyeni bir ülkeye hapsedemeyiz ama bize belli aralıklarla sözleşmeli olarak veya online olarak ders verebilirler.”
Zorluklar enstitü başkanının kararlılığını keskinleştiriyor. Başkan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kendinizi geliştirmeye devam ettiğinizi kanıtlamak için daha agresif oluyorsunuz. Sesimizi duyurmak ve alışılmışın dışına çıkıp normal konumumuzdan daha önemli sonuçlara ulaşmak istiyoruz.”
Kavas için sıra dışı en önemli fikir, Arap ülkeleriyle bir işbirliği sözleşmesi imzalamak. Suudi Arabistan'ın Lübnan Büyükelçisi Velid el-Buhari göreve başladıktan sonra enstitüyü ziyaret ederek işbirliği arzusunu ve Suudi Arabistan Kültür Bakanı Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın bu konudaki olumlu yaklaşımını dile getirdi. Bu konuda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Abu Dabi Kültür Sanat Grubu'ndan da benzer bir mesaj alındı. Kavas, Arap ülkelerle işbirliği hususunda şunları söyledi: İlişkilerimi, enstitünün hizmetine ve Arap ülkeleriyle, uluslararası alanda ve yerel olarak işbirliğini inşa etmek için kullanmaya adadım. Birçok Arap ve yabancı büyükelçilik ile görüşme trafiği başlattık ve hepsi umut verici.”
Kavas’ı ziyaret eden ve enstitü ile çalışmaya istekli olduklarını ifade edenler arasında Tunus ve Mısır büyükelçileri ile ülkesinin, enstitü ile iş birliği anlaşması imzaladığı Avusturya büyükelçisi de vardı. Bunun yanında, Japonya, Fransa, Slovakya, Romanya ve Çek Cumhuriyeti büyükelçileri ile de bir işbirliği anlaşması imzalandı. Kavas, “Tüm isimleri tek tek hatırlamayabilirim ama şunu söyleyebilirim ki; yükselmemizi sağlayacak bir altyapı kuruyoruz.” dedi.
Kavas, “Ülkelerin bazıları kısa, bazıları uzun vadeli stratejiler oluşturuyor. Bu konudan biz sorumluyuz. Müzik sınır tanımıyor. Bu nedenle dünyanın dört bir yanındaki kültürel diplomatlar ilişkilerini müzik aracılığıyla kuruyorlar” açıklamasında bulundu.
Kavas ayrıca, Müzik Terapisi adlı bir girişime de öncülük ediyor. Baabda Hastanesi'nde enstitü müzisyenleri hastalar için çalıyor, karşılığında hastane, ekonomik kriz nedeniyle sağlık sigortasını kaybedenlere ilaç veriyor. Suudi Arabistan büyükelçiliği bu girişimin ana destekçisi oldu.
"Ülke gerilese de bu deney birçok hastanenin ilgisini çekmeye başladı. Entelektüel gelişme, hangi durumda olursa olsun ülkeyi taşıyabilecek kapasitede."
Şarku’l Avsat’a konuşan Kavas, “Hayatımda çalışarak elde ettiğim her şeyi bugün 6 bin öğrencisi ve 400 hocası ve müzisyeni olan Konservatuvarın hizmetine verdim. Bu enstitü, içinde Filarmoni Orkestrası ve Doğu Arap Müziği Ulusal Orkestrası'nın bulunduğu büyük bir kültürel yapı ve onsuz Lübnan'da akademik bir müzik kuşağı olması mümkün değildi. Bugün müzik eğitimi veren özel akademiler var ama enstitü hocaları bu kurumlar arasında gidip geliyor.”
Enstitü başkanı şimdilik enstitüye zaman ayırmak istiyor. Başkan, bu hususlar ilgili şunları söyledi: “Başlatmak istediğim ama başlatamadığım, yöneteceğim ve üreteceğim işler var. Burada yönetim ekibinin, komitelerin ve yönetim kurulunun büyük emeği var. Kültür Bakanı başından beri bu işlere destek veriyor ve Başbakan bunun Lübnan için, içinde bulunduğumuz durumda en önemli yatırım olduğu kanaatinde. Ama bunlara başlamak zaman istiyor. Ancak ortaya koyduğumuz iş, meyvelerini vermeye başlıyor ve sesimiz çok uzaklara ulaşıyor. New York ve Washington'dan yetkili makamlar arayıp tebrik ediyor. Kurumun Lübnan'ın tüm dünyadaki elçisi olmasını istiyoruz.”
Kavas, açıklamalarına şöyle devam etti: “Enstitüde Arap bölümü ve batı nölümümüz var. Arap kanadının köklerine sonuna kadar inmek, müziğimizin en önemli kaynağına yani Arap Yarımadası'na ulaşmak istiyorum. Bu müziğin geldiği bir yol var ve biz bu konuda derinlemesine araştırma yapmak istiyoruz. Ben şahsen geleneksel Suudi müziği üzerinde çalışanlardan biriyim ve bu müziğe hayran kaldım. İki milyon metrekarelik Arap Yarımadası'nın müzik, folklor, şiir ve moda dahil tüm zengin ve heybetli mirasını ifade ediyor. Orkestralarımız, hocalarımız ve araştırmamız aracılığıyla müzikten cevherleri çıkarmak için iş birliği yapıyoruz.”
Enstitü başkanı için Lübnan'ın Batı müziğine açık olması çok önemli. Bu bağlamda o, "Ancak, Arap Yarımadası'nın kalbine ve en büyük ülke olan Suudi Arabistan'a ulaşarak gerçek köklerimizi aramak için daha fazla kazmalıyız." Açıklamasında bulundu. Kavas, Suudi Arabistan'a sık sık yaptığı ziyaretlerin kısmen bireysel ve sanatsal olduğunu, ancak büyük ölçüde orada bulunan enstitünün ilgisini çekmeyi amaçladığını vurguladı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.