Hablemitoğlu suikastı sanıklarından Fikret Emek savunma yaptı: 'FETÖ'nün kumpaslarının mağduru olan benim'

AA
AA
TT

Hablemitoğlu suikastı sanıklarından Fikret Emek savunma yaptı: 'FETÖ'nün kumpaslarının mağduru olan benim'

AA
AA

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastına ilişkin, firari Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen ile emekli albay Levent Göktaş'ın da aralarında bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davada, emekli binbaşı Fikret Emek'in savunması alındı.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık eski askerler Levent Göktaş, Fikret Emek, Ahmet Tarkan Mumcuoğlu, Gökhan Nuri Bozkır ile eski istihbaratçı Enver Altaylı, Aydın Köstem ve tutuksuz sanık Mehmet Narin katıldı.
Hablemitoğlu'nun eşi Şengül Hablemitoğlu ve kızları da mahkeme salonunda hazır bulundu.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, tutuklu sanık Emek iddialara karşı savunma yaptı.
Uzun yıllar orduda görev aldıktan sonra 2004'te kıdemli binbaşı rütbesiyle malulen emekli olduğunu belirten Emek, FETÖ kumpası ile Ergenekon davalarına dahil edildiğini, yaklaşık 7 yıl tutuklu kaldığını söyledi.
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yeniden görülen Ergenekon davasında beraat ettiğini dile getiren Emek, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan FETÖ sivil çatı davası başta olmak üzere örgüt mensubu hakim ve savcıların yargılandığı bazı davalarda suçtan zarar gördüğü gerekçesiyle taraf olduğunu bildirdi.
FETÖ tarafından mağdur edildiği gerekçesiyle açtığı tazminat davasını da kazandığını aktaran Emek, örgüte karşı hayatı boyunca mücadele verdiğini, buna rağmen örgütle irtibatlı olduğunun iddia edilmesinin vicdanları yaraladığını savundu.
Hablemitoğlu suikastı davasının tutuklu sanıklarından eski yüzbaşı Bozkır'ın sonradan yalanladığı beyanlarında FETÖ'cü olduğu iftirasını kabul etmediğini belirten Emek, "FETÖ'cü olmadığımın en büyük delili, bana kurulan kumpaslardır. Gökhan Nuri Bozkır'ın iddia ettiği gibi örgüt üyesi olmadığım ortadadır. FETÖ'nün kumpaslarının mağduru olan benim, FETÖ ile birlikte cinayet işlediğim iddia ediliyor. Allah, yer, gök şahit ki böyle bir işin içinde yer almadım." dedi.
İsminin suikastla anıldığını basında öğrendiğini belirten Emek, gazeteci Zihni Çakır'ın aleyhinde yazdıkları ve sanık Bozkır'ın gerçeği yansıtmayan beyanlarından dolayı davaya dahil edildiğini öne sürdü.
Hablemitoğlu suikastı öncesinde diğer sanıklarla toplantı yaptıkları iddiasının somut bir delile dayanmadığını ayrıca yer ve zaman konusunda ciddi çelişkilerin olduğunu savunan Emek şöyle devam etti:
"Cinayetten bir gün önce Eskişehir'den Ankara'ya gelmem tesadüftür. Sanırım o tarihe denk gelmiş, bilmiyorum. Bir ay kadar izinliydim, öncesinde de rahatsızdım. Ayın 17'sinde Ankara'ya gelme nedenim, o zaman komutanım olan Levent Göktaş'ın, 'Ben izne çıkıyorum, sen gel.' demesidir, detayları şimdi hatırlamıyorum çünkü Göktaş aynı tarihte Konya'ya gitti. HTS kaydı ise Ankara'ya döndüğüm gün Göktaş'ı arayıp geldiğimi haber vermek istediğim aramamdan kaynaklanmış olabilir. Üzerinden çok zaman geçti, hatırlayamıyorum. Benim cinayet günü Gölbaşı'ndaki birlikte olduğum baz sinyallerinden bellidir. Ya gece eğitimindeydim ya da birlik içinde bir yerdeydim. Cinayete yardım etmek için birlikten çıkmış olsam bile Gölbaşı'ndan olay yerine gitmem 35 dakikadan az süremez. Galatasaray maçının da o gün olduğunu düşünürsek benim oraya gitmem 45 dakika 1 saat arası. Dolayısıyla benim bu cinayete katılmam mümkün değil."

"Cani bir adam değilim"
Sanık Emek'in, Hablemitoğlu suikastı gibi kamuoyunun dikkatini çekecek bir eylemin yapılması için uzun süre saha araştırması ve istihbarat faaliyetlerinde bulunulması gerektiğini söylemesi üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Mehmet Selim Karakuzu, "Bu şekilde çalışma yapılması gerektiğini nereden biliyorsunuz?" diye sordu.
Sanık Emek, "Eski bir asker olarak düşman bölgesinde hedef olan bir yerde bunlar araştırılır. En az 1 ay keşif yapılır. Aldığımız askeri eğitimlerde bunları öğreniyoruz." cevabını verdi.
İddianamede Hablemitoğlu suikastında kullanıldığı iddia edilen araçlardan biri ile o dönem kendisine ait olan aracın benzer olduğu yönündeki tespiti kabul etmeyen Emek, araç tarifini veren tanığın daha sonra beyanını değiştirerek çelişkili bir durum ortaya koyduğunu öne sürdü.
O dönem önemli kademelerde görev yapan subayların, kendilerini riske atarak kamuoyunda tanınan bir akademisyeni öldürdüklerini düşünmenin bile hayatın doğal akışında mümkün olmayacağını ileri süren Emek, "Bu cinayet mafyatik oluşumlara, tetikçilere yaptırılabilir. Belki Almanlar, belki başkaları bilmiyorum ama herkes yapmış olabilir. Bu cinayet hakkında yapabileceğim tek yorum kesinlikle ihmalin olduğu. Olayı gören bir görgü tanığı olmadığına göre kimsenin görmediği bir anda olduğu aşikar." ifadesini kullandı.

"Bir yanlışlık yapılıyor."
Hablemitoğlu suikastının yanı sıra 2004'te İstanbul Tuzla'daki evinde öldürülen Dost tarikatının lideri İhsan Güven cinayetinin de üzerlerine yıkılmak istendiğini iddia eden Emek, "Cinayetten önce sanık Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ile İhsan Güven'i ziyaret ettiğimiz iddia ediliyor ancak bizim o dönem ziyaret ettiğimiz Güven değil, yine tekerlekli sandalyeye mahkum olan Yaşar Yavuz Yamak'tı. Burada da bir yanlışlık yapılıyor." dedi.
MAK taburunda istihbarattan sorumlu subay olduğu dönemde, birlik içinde askerlik mesleğine yakışmayan tavırlarda bulunan kişilerin tespit edilmesinden de sorumlu olduğunu belirten Emek savunmasında şunları söyledi:
"O dönem bana bağlı olmayan birlikte görev yapan sanık Gökhan Nuri Bozkır'ın yalan söyleyen, menfaatçi, arkadaşlarıyla geçinemeyen ve disiplinsiz biri olduğunu belirledim. Bu durumu o dönem komutanım olan sanık Levent Göktaş'a, 'Bu adam MAK birliğine yakışmıyor.' diye bildirdim. Göktaş da 'Babası, Genelkurmay Başkanı'nın devre arkadaşı.' deyip konuyu geçiştirdi. Bozkır'ın yalanları ve Zihni Çakır'ın yönlendirmesiyle bugün sanık olarak yargılanıyorum. Yine Ergenekon'da olduğu gibi kumpasa kurban edilmek isteniyorum."
Yaklaşık 8 ay tutuklu ve yargılama aşamasında suçsuz olduğuna dair gelişmelerin olduğunu belirten Emek tahliyesini talep etti.
Duruşmaya yarın devam edilecek.

İddialar
İddianameye göre FETÖ, örgüt aleyhinde çalışmalar yapan Necip Hablemitoğlu ile ilgili dönemin sözde Türkiye imamı Mustafa Özcan'ı görevlendirdi.
Özcan da Hablemitoğlu'nun önünün kesilmesi için FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı'ya durumu anlattı.
Altaylı, Mustafa Özcan'ı, Hablemitoğlu ile görüştürmesi için dönemin sağlık bakanına ulaştı, ancak her seferinde Hablemitoğlu, bu talebi geri çevirdi.
Bir zaman sonra Hablemitoğlu'nun MİT müsteşarı olacağına dair duyumlar üzerine yeniden devreye giren örgüt, onu öldürmesi için o dönem müsteşar olmak isteyen bir diğer isim Levent Göktaş'a ulaştı.
FETÖ'nün teklifini kabul eden Göktaş, bunun için emrinde görev yapan eski askerler Ahmet Tarkan Mumcuoğlu, Fikret Emek ve Nuri Gökhan Bozkır'a suikast talimatını verdi.
Bozkır, Hablemitoğlu'nun evinin olduğu sokakta keşif yaptı, ardından yurt dışı görevi kapsamında Kazakistan'da bulunan Mumcuoğlu, iz bırakmamak için KKTC üzerinden Türkiye'ye gelerek 18 Aralık 2002'de Hablemitoğlu'nu evinin önünde başından vurarak öldürdü.
Fikret Emek hakkında "tasarlayarak öldürmek" ve "suç örgütüne üyelik" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 4 yıla kadar hapis cezası isteniyor.



Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “istikrar vizyonu” çerçevesinde daha geniş bir “bölgesel iş birliği platformu” kurulmasının önemine dikkat çekerek, bütün bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurguladı.

Fidan, “modern tarihten ders çıkarılması gerektiğini” belirterek, mevcut koşulların iş birliğini başlatmak için “altın bir fırsat” sunduğunu ifade etti.

Japonya’nın Nikkei Asia gazetesine verdiği ve Türk medyasında da yer alan açıklamalarında Fidan, önerilen bölgesel platformun Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerini kapsayabileceğini, uygun şartlar oluştuğunda İran’ın da bu yapıya katılabileceğini söyledi.

İsrail’in ise ancak 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde sürece katılabileceğini belirten Fidan, “Bu sorun çözüldüğünde İsrail’in güvenliği de bölge ülkeleri tarafından büyük ölçüde desteklenecektir” ifadelerini kullandı.

Fidan ayrıca ABD ile İran arasındaki müzakerelerin “kritik bir dönemece” girdiğini ve tarafların olumlu sonuç elde etmeye istekli olduğunu, bir anlaşmanın her zamankinden daha yakın olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı (Reuters)Hürmüz Boğazı (Reuters)

Türkiye’nin, Pakistan’ın iki ülke arasında yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini desteklediğini belirten Fidan, tarafların, “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması sorunu çözülmeden nükleer müzakerelere başlanmaması” yönünde bir yol haritası üzerinde anlaştığını belirtti.

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, bunun enerji ve gıda güvenliği açısından küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı bölge ülkelerinin “Abraham Anlaşmaları”na katılması yönündeki önerisine değinen Fidan, Türkiye’nin 7 Ekim 2023 sonrasındaki gelişmeler karşısında İsrail’le ticareti durdurduğunu hatırlattı.

Fidan, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirerek, insani yardımın Gazze’ye ulaştırılmasının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı ve “İsrail şartları yerine getirirse normalleşmeye dönülebilir” ifadelerini kullandı.

İsrailli bazı yetkililerin Türkiye’yi gelecekte stratejik tehdit olarak göstermesine de değinen Fidan, İsrail’in bölgesel politikalarını eleştirerek, “İsrail kendi iç siyasetinde her zaman bir düşmana ihtiyaç duyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fidan ayrıca uluslararası toplumun İsrail’in bölgesel ve küresel istikrarı bozmasını daha güçlü şekilde engellemesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)

Temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin onay verilmesi halinde Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Hint-Pasifik ülkelerinin de zirveye davet edilmesini istediğini, bu programı organize etmek için NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte çalıştığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılım ihtimaline ilişkin olarak ise Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmelerde Trump’ın katılmayacağına dair bir ifade kullanılmadığını, hazırlıkların Trump’ın katılımı varsayımıyla sürdüğünü ifade etti.


Özgür Özel ile görüşen Kılıçdaroğlu: Partiyi en uygun zamanda kurultaya götürmek istiyorum

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe
TT

Özgür Özel ile görüşen Kılıçdaroğlu: Partiyi en uygun zamanda kurultaya götürmek istiyorum

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında telefon görüşmesi gerçekleştiğini açıkladı. Sönmez, yoğunluk nedeniyle daha önce karşılıklı aramaların sonuçsuz kaldığını ancak görüşmenin daha sonra yapıldığını belirtti.

Sönmez, görüşmenin içeriğine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Kemal Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmekle ilgili niyetini Sayın Özgür Özel’e iletti. Özgür Özel de kendi taleplerinin de bu yönde olduğunu ve bundan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Konuyu kendi arkadaşlarıyla değerlendirecek ve ardından Sayın Kılıçdaroğlu’na dönüş yapacak.”

Özel’in bu değerlendirmeyi Parti Meclisi ya da MYK düzeyinde ele alabileceği ifade edildi.

“Yanlış anlaşılma oldu”: Dervişoğlu açıklamasına düzeltme

Kılıçdaroğlu’nun evinin önünde açıklama yapan Sönmez, gün içinde ortaya çıkan bazı yorumların yanlış anlaşıldığını belirtti.

Sönmez, özellikle Müsavat Dervişoğlu ile ilgili aktarılan ifadelerin bağlamından koparıldığını söyleyerek, “Kastımızı tam olarak ifade edemedik. Sorular ve yoğunluk nedeniyle yanlış anlaşılma olmuş olabilir” dedi.

Ayrıca kendisinin “parti sözcüsü” olarak tanımlanmasının da doğru olmadığını vurgulayan Sönmez, “Ben Genel Başkan’ın basın danışmanıyım, parti sözcüsü değilim” ifadelerini kullandı.

Siyasi temaslar ve Kılıçdaroğlu’nun programı

Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu’nun mevcut siyasi temaslarına ilişkin de bilgi verdi. Buna göre Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı ya da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile planlanmış herhangi bir görüşme programı bulunmuyor.

Sönmez, “Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir parti lideriyle ya da siyasetçiyle planlanmış bir görüşme takvimi yoktur” dedi. Buna karşın Kılıçdaroğlu’nun CHP milletvekilleri, belediye başkanları, Parti Meclisi üyeleri, il ve ilçe başkanları ve parti üyeleriyle temas halinde olduğu belirtildi.

Ayrıca Sönmez, “Pek çok milletvekili ve belediye başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nu arıyor ve görüşüyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun sağlık durumu nedeniyle şu an için kamera karşısına geçmesinin beklenmediği, ses tellerindeki rahatsızlık sebebiyle uygun görüldüğünde bir açıklama yapılabileceği ifade edildi. Görüşmelerin ve olası açıklamanın programlanması halinde kamuoyuna önceden bilgi verileceği de aktarıldı.

Independent Türkçe


CHP için 'mutlak butlan' ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve dönmesi kararı

CHP için 'mutlak butlan' ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve dönmesi kararı
TT

CHP için 'mutlak butlan' ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve dönmesi kararı

CHP için 'mutlak butlan' ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve dönmesi kararı

CHP'nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada mahkeme mutlak butlan kararı verdi.

Partinin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da "mutlak butlan" kararı verdi. Kararın tedbirli olarak alındığı belirtildi.

Mahkeme, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi. Kararda, "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultaydan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerime oy birliğiyle karar verildiği" ifade edildi. 

CHP'den genel merkezde toplanma çağrısı

Kararın açıklanmasının ardından CHP Ankara İl Başkanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla parti üyelerine genel merkezde toplanma çağrısında bulundu. Paylaşımda, "Omuz omuza, tek yürek; demokrasiye, dayanışmaya ve halkın iradesine sahip çıkmak için herkesi Genel Merkezimize davet ediyoruz" denildi.

dfevgthyj
Fotoğraf: Reuters

Dava neyi içeriyordu?

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı 4-5 Kasım 2023'te düzenlendi.

Bu kurultayda genel başkanlık yarışını Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı Özgür Özel kazandı.

Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegeler, bu kurultayın iptali ve yetkili kurulların görevden uzaklaştırılması talebiyle davalar açtı.

6 Nisan 2025'te ise CHP'de 21. Olağanüstü Kurultay yapıldı.

Özgür Özel yeniden genel başkan seçildi.

Lütfü Savaş ve bazı delegelerin açtığı davalar, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde birleştirildi.

30 Haziran'daki duruşmanın ardından bir sonraki duruşma tarihi 15 Eylül olarak belirlendi.

Bu süreçte bir hukuk davası dışında bir de ceza davası açıldı.

sdvfbth
Fotoğraf: Reuters

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kurultayda usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili bir soruşturma başlattı ve hazırlanan iddianame 3 Haziran'da kabul edildi.

BBC Türkçe'nin incelediği iddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) yolsuzluk suçlamasıyla görevden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 12 şüpheli hakkında "oylamaya hile karıştırma" suçundan bir yıldan üçer yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

İddianamede eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na mağdur, Lütfü Savaş'a ise müşteki sıfatıyla yer veriliyordu.

Kılıçdaroğlu bu dava kapsamında ifade vermeye gitmedi ve bunu "Partimi adliyede tartıştırmam" sözleriyle açıkladı.