Suudi Arabistan'ın batısında bayram… Özlem, eski bayramları yeniden yaşatıyor

Bayramlık teknoloji çağında varlığını sürdürüyor, ancak SMS'ler, bayramlaşma ziyaretlerinin kapısını kapattı

1970'lerde Suudi Arabistan'ın batısında Hicaz'da bayramdan görüntüler (Halid Ebu el-Cedayil)
1970'lerde Suudi Arabistan'ın batısında Hicaz'da bayramdan görüntüler (Halid Ebu el-Cedayil)
TT

Suudi Arabistan'ın batısında bayram… Özlem, eski bayramları yeniden yaşatıyor

1970'lerde Suudi Arabistan'ın batısında Hicaz'da bayramdan görüntüler (Halid Ebu el-Cedayil)
1970'lerde Suudi Arabistan'ın batısında Hicaz'da bayramdan görüntüler (Halid Ebu el-Cedayil)

Necla Reşad
Günümüzde bayramın kutlamaları değişti. Bu durum insanların birçoğunun hatıralarıyla geçmişe dönmesine neden oluyor.
Düşüncelerinde geçmişe, ataların geleneklerine, sosyal ilişkilerine, karşılıklı bağlarına, özlem dolu bir yolculuk yaparlarken günümüzde ise teknolojinin hüküm sürdüğü modern bir görünüme sahip olan bayramlar, günümüz gençlerinin alışkanlıklarına göre şekilleniyor.
Birçok yaşlı, onlarca yıl önceki bayramlarına; o zamanların gelenekleri, tebrikler, oyunları ve iftar sofralarının sunulma şekilleri özlem duyuyor.

Mekke bayramları
85 yaşındaki Muhammed Hafız 80 yıl öncesinin Mekke bayram kutlamalarından şöyle bahsediyor:
"Çocuklar bayram ayakkabılarını ve takkelerini hazırlar, sonra Mescid-i Haram'a gidip bayram namazını kılar ve hutbeyi dinlerlerdi. Daha sonra büyük aile üyelerinin ziyaretleri başlar ve evlerinde hazırlanan kahvaltı için toplanılır. Menüde dibyaza, munezzele (geleneksel Hicaz yemekleri) çeşitli peynirler ve tatlılar yer alır. Çocuklar, bayram hediyesi olarak kuruş ve halalatlar alır ve bu harçlıklarla çeşitli şekerleme ve helvalar alırlardı."
Sosyal medyanın her şeyi yok ettiğine inanan Hafız, "Bugün ile geçmiş arasındaki fark kesinlikle çok büyük. Bugün sadelikten yoksunuz, eskiden komşuların ve ailelerin kapıları bayram tebriği kabul etmek için ardına kadar açıktı. Şimdi ise tebrikler, önceden randevu ile kısa mesajlı bayramlaşmayla sağlanıyor" dedi.
86 yaşındaki Fevziye Ahmed, geçmiş bayramları anlatarak, kadınların bayramdan önce dibyaza ve munezzele adı verilen yemekleri hazırlayarak bunları kahvaltı sofralarında sunduklarını, ardından bayram namazını kıldıktan sonra süslenip güzel kokular süründüklerini, tebrik için gelenleri ağırlayıp bayram ziyaretlerine gittiklerini dile getirdi.

Neşeli etkinlikler
Ahmed, "Çok sayıda geleneksel halk oyunu vardı. Şimdi unutulan birçok oyun, aynı mahalleden çocukları bir araya getirirdi Geçmişte, Mekke-i Mükerreme'nin kadim sokaklarında hiçbir sokak yoktu ki oyun sahası olmasın" dedi. 
 1.JPG
Suudi Arabistan’ın batısındaki Hicaz bölgesinden bayram etkinlikleri (Halid Ebu el-Cedayil)
Hafız, eski bayramlardaki çocuk oyunları hakkında, "Çocuklar el-Kebt (ebelemece gibi bir oyun) oynarlardı. Sokaklarda oynanan meşhur bir oyundu. Genelde güçlü erkek çocukları tarafından oynanırdı. Eski Hicaz sakinleri arasında oynanan meşhur geleneksel bir oyundu. Hareket hızı, manevra becerisine dayanır. Gruplar halinde oynan bu oyunda bir çizgi çekip karşı karşıya duran iki takıma ayrılırlar. Bir takımdan bir kişi diğer takıma çıkıp dikkatli bir şekilde elini uzatır ve elimi yakala der, bunu tekrarlar. Eğer biri ona dokunup kaçarsa ve diğer takım onu yakalayamazsa, takımı galip kabul edilir. Yakalanırsa oyundan çıkar ve takımı mağlup kabul edilir" dedi.
Bercun oyunundan da bahseden Hafız oynanış şeklini şöyle anlattı:
"Bu küçük renkli misketlerle oynanan bir oyundur. Belirli bir mesafeye bir oyuk kazılır ve ardından parmakla bir bercun adı verilen misket itilerek oyuğun içine düşürülmeye çalışılır. Kazanan, mümkün olan en fazla sayıda bercun düşüren kişidir. Bu küçük cam toplar, mahallelerdeki küçük bakkallarda satılırdı ve genellikle çocuklar arasında büyük ilgi görürdü."
 2.jpg
Suudi Arabistan’ın batısındaki Hicaz bölgesinden bayram etkinlikleri (Halid Ebu el-Cedayil)
 
Mescid-i Haram'ın çevresi
Mekke tarihçisi Semir Barka, "Bayram ilan edilince, Mekke'de top sesleri yükselir. Ramazan ayının sonu ve Ramazan'ın bitmesiyle Bayramın girişini ilan eder. Mekkelilerin adlandırdığı gibi, halk Mescid-i Haram'da Fıtır namazına hazırlanmaya başlarlar. Renkli fesleri, beyaz mintanları, geleneksel kunduraları, esans ve parfümleriyle süslenip hazırlanarak sabah namazından önce Mescid-i Haram'a giderler. Evlerine dönerken farklı bir yol kullanırlar" ifadelerini kullandı.
Barka, Mekke'nin kutsal mabedi olan Harem-i Şerif'teki bayramın en güzel yönlerinin, toplu Bayram namazı ve tekbirlerinin olduğunu belirterek "İnsanlar oruçlarını bitirdiklerini bildiren hurmalar tüketir ve çocuklar bazı tatlıları cemaate dağıtır. İmam bayram hutbesini bitirdikten sonra, insanlar sevdiklerine selam vermek için geri dönerler. Bazıları mezar ziyaretlerine gider ve ölüleri ile bayramlaşır. Sonra büyük ailelerin bir araya geldiği kahvaltı olan 'tatime' adlı yemeği yemek için toplanırlar. Bu, 'şerik' adı verilen ekmek dilimleri, çeşitli peynirler, zeytinler, halk tatlıları yanı sıra, 'zalabiya' ve 'dibyaza' gibi çeşitli tatlılar içerir. Sonra akrabalar tarafından çocuklara bayram hediyeleri dağıtılır" dedi.
Semir Barka, "Eskiden büyükler akrabalarıyla karşılıklı birbirlerini ziyaret ederdi. Aile büyüğünün evinde toplanılır bayram kutlanırdı. Herkes canlı renkli bayram kıyafetleri giyer ve Mekke sokakları süslenmiş çelenkler ve salıncaklarla donatılırdı. Bayramın ikinci gününden itibaren halk müzikleri ve zurna eşliğinde coşkulu kutlamalar sokaklarda başlar, mahalle sakinleri bir araya gelir ve geleneksel müzik aletleri çalınırdı. Gençler ise bugün lunapark olarak bilinen salıncakları kullanarak eğlenirdi" şeklinde konuştu. 
Ayrıca "Bayramın ikinci ve üçüncü günlerinde kutlamalar devam eder ve ziyaretler ve tebriklerin sürdüğü için çocuklar hediye olarak aldıkları şeylerden dolayı mutlu olurlar" dedi. Ayrıca, "Herkes aileleri bir araya getiren ve dayanışmayı artıran bu gelenekleri canlandırmak için konaklama yerleri kiralarlar ve kutlama ve tebrikleri paylaşırlar" ifadelerini kullandı.

Cidde bayramları
Cidde'nin eski mahallelerine, şehir tarihine ilgi duyan Halid Ebu el-Cedayil o günleri şöyle anlattı:
"Halk sabah namazından sonra giyinip süslenerek bayram namazını kılmak için çıkar ve hutbeyi dinler. Namaz ve hutbenin ardından Hava ve el-Esed mezarlıklarına giderek ölmüşlerini anar ve tüm Müslümanların ölmüşleri için dua ederler. Daha sonra, ailelerin çoğunun bir araya geldiği büyük bir evde toplanarak bayramlaşır ve kahvaltı yapıp çay içip tatlılar yerler. Her aile daha sonra misafirlerini karşılamak için kendi evine döner."
Halid Ebu el-Cedayil, Cidde'nin halkının Ramazan Bayramı boyunca her gün, 'eş-Şam', 'el-Yemen' ve 'el-Mazlum' adlı üç Cidde mahallelerinden birini, mahallenin şeyhi ve başkanıyla birlikte ziyaret ettiğini belirtti.
Örneğin, Mazlum mahallesinin halkı bir araya gelir ve şeyhleri ve başkanlarıyla birlikte, onları karşılamak üzere önceden hazırlanan Yemen mahallesindeki insanları ziyaret ederler ve ertesi gün, şeyhleri ve başkanlarıyla birlikte Şam mahallesindeki insanları ziyaret ederler. Bu şekilde devam ederler.
Geleneksel dans ve müziklerin bu günlerin vazgeçilmezi olduğunu söyleyen Ebu Cedayil, "Bayram harçlığı geleneği ise 90 yıldan beri devam ediyor. Ziyaret seremonileri başladığı anda, çocuklara bayram harçlıkları dağıtılmaya başlar" dedi.
Ebu Cedayil, sözlerine şöyle devam etti:
"Cidde toplumunda hala var olan güzel adetlerden biri, babaların çocuklarını yanlarında alarak büyük ailelerin, büyükanne ve büyükbabaların, amcaların ve dayıların bayramını kutlamak için ziyarete gitmeleridir. Bu ziyaret, aile büyüklerinin kalplerine büyük anlamlar yükler ve onların sevinçlerini ifade etmek için çocukların ziyaretini karşılamak ve öncülük etmek adına her çocuğa bayram harçlığı verilir. Çocuk harçlığı, halalat ve para olarak ifade edilir. Maddi durumlarına göre, bir çeyrek, yarım ya da gümüş bir riyal olarak verilir."

Independent Türkçe



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.