İdlib’deki Nusra karargâhı harabeye dönüştü

Moskova, tüm hamlelerini Ankara ile koordine ediyor.

Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)
Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)
TT

İdlib’deki Nusra karargâhı harabeye dönüştü

Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)
Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)

Rus hava kuvvetlerinin, Nusra örgütünün İdlib’deki yüzü olan Heyetu Tahriru’ş Şam’a (HTŞ) ait askeri üssü imha ettiği haberi, bölgedeki Rusya- Türkiye anlayışlarının Suriye’deki akıbetine ilişkin soruları gündeme getirdi. Bir Rus diplomatik kaynak, Şarku’l Avsat’a ‘tüm hareketlerin Moskova ile Ankara arasındaki mevcut anlayışlar temelinde gerçekleştiğini’ aktarırken iki taraf arasında gerginlik unsurlarının veya koordinasyon seviyesinde bir düşüş olduğunu ise yalanladı.

Medya organları, Rus savaş uçaklarının geçen pazartesi günü gece yarısına doğru düzenlediği gece baskını ile HTŞ’nin askeri karargâhını yok ettiğini bildirmişti.

Rusya’nın resmi haber ajansı Sputnik’in haberine göre üst düzey bir saha kaynağı, Rus keşif uçaklarının Türkiye ile sınır kenti Sarmada’daki bir deposundan askeri teçhizat ve insansız hava aracı (İHA) içerdiğine inanılan kasaları ve terör örgütüne (Nusra Cephesi) ait çeşitli mekanizmaları tespit ettiğini bildirdi. Terör örgütü, söz konusu kasaları Batı cephesinden İdlib’e doğru taşıyor.

Kaynak şu açıklamada bulundu:

“Rus keşif uçağı koordinatları doğru tespit etti ve savaş uçaklarıyla üç baskın yapılarak bunlarla mücadele edildi. Bu da hedeflenen karargahın tamamen yok olmasına yol açtı. İlk bilgiler, üç aracın imha edilmesinin yanı sıra en az 6 militanın öldüğünü, çoğu Çinli ve Çeçen militanların da yaralandığını gösteriyor.”

Fotoğraf Altı: HTŞ (Nusra) savaşçılarının, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde askeri tatbikatların da yapıldığı tören düzenledi, 16 Ağustos (AFP)
HTŞ (Nusra) savaşçılarının, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde askeri tatbikatların da yapıldığı tören düzenledi, 16 Ağustos (AFP)

Aynı şekilde Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rusya’nın İdlib’deki askeri karargahı hedef alan saldırılarında HTŞ üyesi sekiz kişinin öldüğünü bildirdi.

Bir saha kaynağına göre SOHR, hedef alınan karargahın yeni inşa edildiğini açıkladı. Karargah, hava saldırılarından korunmak amacıyla bölgedeki çiftlikleri kaplayan yeşil yoğunluğundan ve ağaçlardan yararlanmak için, yakın zamanda Nusra militanları tarafından İdlib şehrinin batısındaki Tel er-Rumman yakınındaki tarım arazilerinde inşa edildi. Ancak aktarılana göre istihbarat bilgileri ve havadan keşif operasyonlarının yoğunlaşması, karargahı tespit etmek ve onunla son derece hassas bir şekilde ilgilenmek için yeterliydi.

Rusya’nın sessizliği

Olayın dikkat çekici yanı, Rusya Savunma Bakanlığı’nın gece baskınları haberine sessiz kalması ve her zamanki gibi bu konuda bir açıklama yapmaması. Bu durum, Rusya’nın hamlelerinin Moskova ve Ankara’nın İdlib çevresindeki duruma ilişkin görüş ayrılıklarının alevlenmesini yansıtıp yansıtmadığı konusunda soruları gündeme getirdi. Özellikle Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinin yavaşlaması, Türkiye’nin Ukrayna savaşına ilişkin tutumu ve Ankara’nın daha sonra Ukrayna’nın NATO’ya katılımını memnuniyetle karşılaması nedeniyle ilişkilerde soğumaya ilişkin haberler mevcut.

Ancak Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan bir kaynak, Rusya’nın İdlib bölgesindeki veya genel olarak Suriye’nin kuzeyindeki hareketlerine ilişkin yorumların, doğru olmadığını belirtti.

Kaynak, Moskova’nın iki ülke arasında önceki aşamalarda varılan mutabakata uygun şekilde Türk tarafıyla tam koordinasyon olmadan ve Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları uygulanmadan herhangi bir faaliyet veya harekette bulunmadığını aktardı.

Fotoğraf Altı: Geçen hafta düzenlenen, Guta’ya düzenlenen kimyasal saldırının onuncu yıl dönümü anma töreninde yıkılan bir bina ve duvar resmi. (DPA)
Geçen hafta düzenlenen, Guta’ya düzenlenen kimyasal saldırının onuncu yıl dönümü anma töreninde yıkılan bir bina ve duvar resmi. (DPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda Suriye dosyasını yakından takip eden bir kaynak, “Rusya’nın mevcut hamleleri yeni değil. Suriye’de faaliyet gösteren Rus ordusuna yönelik tehlikeleri azaltmayı ve tehdit olasılığıyla yüzleşmeyi amaçlayan askeri, saha ve siyasi hamlenin devamını teşkil ediyor” diyerek, aleni ve resmi açıklamalarında tüm hareketlerin belirtilmediğini açıklanmadığını bildirdi.

Suriye’nin hava müdahalesi

İdlib’deki saldırının ardından Suriye Savunma Bakanlığı’nın dün sabah yeni bir saldırı başlattığı ve bunun sonucunda İdlib ve Hama kırsalında silahlı gruplara ait üç İHA’nın düşürüldüğü belirtildi. Bakanlık, yaptığı açıklamada, İHA’ların patlayıcı mühimmatla donatıldığını ve çevredeki köy ve kasabaları bombalamaya çalıştığını söyledi.

Suriye Savunma Bakanlığı, resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Terör örgütlerinin hareketleri ve güvenli sivillere ve mülklerine yönelik defalarca saldırı girişimleri dikkatli bir şekilde izlenip takip edildikten sonra İdlib ve Hama kırsalı yönünde faaliyet gösteren Suriye Silahlı Kuvvetleri birimleri, patlayıcı mühimmatla çevredeki güvenli köy ve kasabalara saldırmaya çalışan donanımlı üç İHA’yı düşürmeyi başardı.”

Bu ayın başlarında Suriye Savunması, Halep’in kuzey ve batı kırsalındaki Suriye ordusu birliklerine saldırı düzenlemeye çalışan muhalif örgütlere ait iki İHA’nın imha edildiğini ve diğer üç İHA’nın düşürüldüğünü duyurdu. Saldırılar, silahlı örgütlerin aynı yöndeki komuta karargahlarını hedef almasına yanıt olarak gerçekleşti. Saldırılar sonucu örgüt saflarından çok sayıda unsur öldü ve yaralandı.

Açıklama, başta İdlib ve çevresi olmak üzere Suriye muhalefetinin kontrolündeki bölgelerde İHA kullanımının tehlikeleriyle yüzleşme konusunda Rusya- Suriye arasındaki mutabakata bir atıf olarak değerlendirildi. Rus kaynak, “Rusya- Türkiye koordinasyonu doğrudan bu yöndedir” dedi. Kaynak, Suriyeli grupların geçmişte birçok kez İHA’ları hedef aldığını ve Humaymim üssünü hedef alma girişimleri de dahil olmak üzere Rus askeri tesislerini vurmayı hedeflediğini de kaydetti.

Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Vadim Kulit, bu ayın başlarında Rus hava kuvvetlerinin Suriye güçleriyle iş birliği yaparak, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kenti yakınlarında Nusra Cephesi örgütünün komuta merkezinin imha edilmesiyle sonuçlanan ağır bir darbe indirdiğini belirtti.

Söz konusu dönemde Kulit, ay başından bu yana İdlib ve çevresindeki askeri operasyonları artırma hedeflerinin bir kısmını açıklamıştı. Ayrıca Moskova’nın, intihar eylemcilerinin Suriye’de Rus ordusunun devriyelerine karşı terör saldırıları düzenlemeye yönelik hazırlıklarına ilişkin bilgiler karşısından derin endişe duyduğunu söylemişti.

Suriye’de Rus ordusunun bu saldırıları planlayan militanlara karşı çok sert ve sıkı önlemler aldığını vurgulayan Vadim Kulit, yasadışı silahlı grupların liderlerine de provokasyonları durdurmaları ve Suriye’deki çatışmanın barışçıl çözümü için çaba göstermeleri çağrısında bulundu.

Bu endişe, Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin’in yaptığı açıklamalara da yansıdı. Öyle ki Narışkin, “ABD, militanların yardımıyla Suriye’de kalabalık halka açık yerlerde ve hükümet kurumlarına karşı terör saldırıları düzenlemeye hazırlanıyor” dedi.

Rus istihbaratına göre bu suç faaliyetinin yönetimi, Suriye’nin Ürdün ve Irak ile sınırlarının kesiştiği noktada yer alan et-Tanf’taki ABD askeri üssünden gerçekleştiriliyor. Rus güvenlik kaynakları ise Washington’un, başta HTŞ olmak üzere Suriye silahlı gruplarının yeteneklerini kullanarak Rusya’ya karşı Suriye topraklarındaki hamlelerini genişleteceğini dile getirdi.

Suriye hava sahasında çarpışma

Diğer yandan Moskova, ABD kuvvetlerinin Suriye hava sahasında Rus tarafıyla ‘koordinesiz’ hareketleri konusunda uyarıda bulunmayı sürdürdü. Vadim Kulit, ABD liderliğindeki koalisyona ait bir F-35 savaş uçağının Suriye’deki et-Tanf bölgesindeki bir Rus Su-35 uçağına tehlikeli düzeyde yaklaştığını açıkladı.

Sürtüşmenin yüksek irtifada meydana geldiğini ve ‘savaş uçağıyla çarpışmayı önlemek için derhal önlem alan Rus pilotların profesyonelliği olmasaydı’ çarpışmayla sonuçlanacağını kaydetti.

Humaymim Üssü’ne bağlı Rus merkezin başkan yardımcısına göre Batı koalisyonu, gerilimi önleme protokollerini bir günde 16 kez ihlal etti. Kulit ayrıca, vakaların Rus tarafıyla koordine edilmeyen ABD drone saldırılarıyla bağlantılı olduğunu açıkladı.



Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
TT

Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Libya’daki devlet kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen çabaları destekleme’ konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Ankara'nın uluslararası çabaların koordinasyonunda rol oynama ve ‘Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan ABD girişimini destekleme’ arzusunu dile getirdi.

Fidan, bu açıklamaları, Libya ziyaretinin ikinci gününde Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter ve Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında yaptı.

Ziyaretine salı günü Trablus'tan başlayan Fidan, ülkenin doğusundaki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Bingazi'ye geçmeden önce, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekale ile bir araya gelmişti.

Ziyaret, Libya'da yürütme erki ile ülkedeki bölünmüş kurumların birleştirilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilmesini amaçlayan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un öncülük ettiği ABD girişimi etrafında temasların yoğunlaştığı hassas bir dönemde gerçekleşti.

Girişimin detaylarına dair basına yansıyan bilgilere göre bu plan, ülkenin doğusu ile batısındaki başlıca güç merkezlerini bir araya getirmeyi hedefleyen bir formül çerçevesinde yürütme erkinin yeniden şekillendirilmesini, Başkanlık Konseyi Başkanlığı'nın LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'e verilmesini ve Dibeybe'nin başbakan olarak görevde kalmasını öngörüyor.

LUO Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fidan, Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede onun üstlendiği role duyduğu takdiri dile getirerek, bu ziyaretin Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri geliştirme sürecinin bir uzantısı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakan Fidan ayrıca, yeni bir Türk konsolosun atanmasının ardından Bingazi'deki Türk Konsolosluğu'nun faaliyetlerine başladığına da dikkati çekti.

Fidan, pazartesi günü Bingazi'nin el-Havari mahallesinde aracını hedef alan bombalı bir saldırıyla suikasta uğrayan Libya'nın doğusundaki Askeri İstihbarat İdaresi Müdürü Korgeneral Fevzi el-Mansuri'nin vefatı dolayısıyla Hafter'e taziyelerini iletti.

Hafter ise ‘Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve kaydettiği gelişimi’ vurgulayarak, Türk şirketlerinin yeniden imar projelerindeki katkısına ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin yükselişine işaret etti.

LUO Genel Komutanlığından yapılan açıklamaya göre taraflar, ikili ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde pekiştirilmeye ve güçlendirilmeye devam edilmesinin önemini teyit etti.

Anadolu Ajansı'nın (AA) bildirdiğine göre görüşmenin ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Hakan Fidan’ı Bingazi'deki meclis binasında bulunan makamında kabul etti.

sdgs
Saddam Hafter, dün Bingazi’de Fidan’ı karşıladı (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Fidan'ın Libya'nın doğusuna ve batısına gerçekleştirdiği ziyaret, 2019 ve 2020 yıllarındaki Trablus savaşı sırasında Türkiye'nin üstlendiği rolün Libya'nın batısındaki eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sıkı ilişkilerinin ardından, Ankara'nın ülkedeki muhtelif güç merkezlerine yönelik artan açılımını yansıtıyor.

Libya’daki devlet kurumlarının birleştirilmesi dosyası, Fidan'ın salı günü Trablus'ta Dibeybe ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ana gündem maddesiydi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fidan ile görüşmesinde muhtelif çabaların devlet kurumlarının birleştirilmesine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Menfi, geçiş süreçlerini sona erdirecek ve sürdürülebilir bir istikrar tesis edecek seçimlere ulaşmak maksadıyla, her türlü girişimin veya mutabakatın devlet kurumlarına ve ulusal egemenliğe saygı duyulması ile ‘siyasi sürecin Libyalılar tarafından sahiplenilmesi’ esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Fidan ayrıca Tekale ile de görüştü. Görüşmeye dair fazla detay paylaşılmazken, görüşmede siyasi süreçte uzlaşıyı ve istikrara doğru ilerletmeyi hedefleyen çabalar ele aldı.


İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
TT

İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)

İsrail, Batı Şeria’da dördüncü haftasına giren tırmanışı sürdürürken, ordu dün çok sayıda bölgeye baskın düzenledi. Baskınlarda aramalar ve saha soruşturmaları gerçekleştirilirken, çok sayıda Filistinli gözaltına alındı, çok sayıda ev ve yapı yıkıldı. Yahudi yerleşimciler de farklı bölgelerde saldırılarını sürdürdü.

İsrail ordusu, geçen ayın sonlarından bu yana kuşatma altında bulunan Nablus’a baskın düzenleyerek kentin doğu kesimi ile Balata Mülteci Kampı’na girdi. Baskınlar çatışmalara ve gözaltılara yol açtı. Ordu ayrıca Cenin’e bağlı el-Yamun, Sile el-Harisiyye ve Arrabe beldelerine baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Bölgedeki başka köyler de baskınların hedefi oldu.

Cenin ve Nablus’un yanı sıra İsrail ordusu Ramallah ve el-Bire kentlerine de baskın düzenledi ve aralarında bir gazetecinin de bulunduğu üç Filistinliyi gözaltına aldı. Beytüllahim, El-Halil ve Tulkerim de baskınlardan etkilendi.

İsrail ordusu, Batı Şeria kentlerine neredeyse her gün baskın düzenliyor. Ancak geçen ayın 24’ünde bölgede operasyon başlatmasının ardından baskınların yoğunluğu arttı. Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesinde yerleşimcilerin düzenlediği bir saldırının ardından çıkan çatışmaların sonrasında başlatılmıştı. Söz konusu çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

sdfrgth
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinin batısındaki Tel kasabasında bir evin yıkılmasının ardından yükselen duman, 11 Ağustos 2026 (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geniş çaplı operasyon düzenlenmesi talimatı verdi. Ordu, Batı Şeria’nın bağlantısını keserek kentleri, beldeleri ve köyleri kontrol noktaları, bariyerler ve çeşitli kısıtlayıcı uygulamalarla kuşatmasının ardından bir dizi baskın gerçekleştirdi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı ve çok sayıda evi yıktı.

Cenin’de 27 yapı yıkıldı

Kentlere, mülteci kamplarına ve köylere yönelik baskınlarını ve Filistinlilerin gözaltına alınmasını sürdüren İsrail ordusu dün ev ve yapı yıkımlarını da yoğunlaştırdı. Ordu, Cenin’in doğusundaki bölgeye baskın düzenleyip bölgeye ulaşan yolları kapattıktan sonra 27 yapıyı yıktı.

Aba Köy Meclisi Başkanı Burhan Azmuti, Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin yapıların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkıma başladığını söyledi. Azmuti, söz konusu yapıların bulunduğu arazilerin tapu kayıtlarıyla sahiplerine ait olduğunu belirtti.

vdfghyj
Filistinli bir adam, salı günü Nablus yakınlarındaki Tel kasabasında İsrail güçleri tarafından yıkılan bir eve bakıyor. (Reuters)

İsrail ordusu yaklaşık 10 gün önce bölgede bulunan 40’a yakın yapının yıkılacağına dair tebligatta bulunmuştu. Bu durum, bölgede yeni yıkımlar gerçekleştirilebileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Ev ve yapıların yıkılması, İsrail’in Batı Şeria’da uzun süredir uyguladığı cezalandırma politikalarının bir parçasını oluşturuyor. Uygulama, İsrail içinde dahi etkinliği konusunda tartışmalara yol açıyor. Yıkımlar genellikle saldırı düzenleyen Filistinlilere veya ailelerine misilleme amacıyla ya da ruhsatsız ve yasa dışı yapılaşma gerekçesiyle gerçekleştiriliyor. Bazı yıkımlar ise arazilerin niteliği ve sınıflandırmasına ilişkin gerekçelere dayandırılıyor.

Smotrich: Gerekli bir adım

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’nın kuzeyindeki yıkım operasyonlarının bölgede yerleşim faaliyetlerini yeniden başlatmayı amaçladığını söyledi. Smotrich, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşimleri tehdit eden yasa dışı yapıların yıkılması, yerleşim faaliyetlerini ve İsrail devleti için koruyucu bir duvar oluşturan güvenliği güçlendirmek açısından gerekli bir adımdır” ifadesini kullandı.

fgthy
Aşırı sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesini gösteren bir haritayı inceliyor. (Arşiv – AFP)

Yıkım operasyonları dün Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kentinde içinde insanların yaşadığı bir evi de kapsadı.

Evin sahibi Hikem ez-Zuru, 300 metrekarelik iki katlı evinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve önceden bildirimde bulunulmadan yıkıldığını söyledi. Zuru, 70 yılı aşkın süredir ayakta olan evin yıkılacağını, ekiplerin çalışmaya başlamasıyla öğrendiğini belirtti.

İsrail ordusu ayrıca Beytüllahim’in güneyindeki el-Masara köyünde üç katlı bir evi yıktı.

Yıkım operasyonları son birkaç haftada yoğunlaştı.

Resmi bir kurum olan Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu’nun verilerine göre, İsrail güçleri temmuz ayında 80 yıkım operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonlarda 165 yapı yıkılırken bunların 80’ini içinde insanların yaşadığı evler, 8’ini boş evler, 63’ünü tarımsal yapılar ve 11’ini geçim kaynakları oluşturan işletmeler oluşturdu.

Yıkım sürecinden sorumlu Sivil İdare’nin başındaki Smotrich, Batı Şeria’nın İsrail devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor. Filistin yönetimi ise İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Filistin yönetiminin varlığını zayıflatmak istediğini belirtiyor.

BM uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, salı günü işgal altındaki Batı Şeria’daki durumun ‘tehlikeli bir dönüm noktasına’ ulaştığı uyarısında bulundu.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov, BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, İsrail işgalinin derinleşmesinin “Filistin yönetimini çöküşün eşiğine getirdiğini, bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflattığını” söyledi.

dfghjuk
Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında bir binanın yıkılması sonucu ortaya çıkan yıkımı inceleyen Filistinliler, 12 Ağustos 2026 (Reuters)

İsrail merkezli Peace Now (Şimdi Barış) hareketi ise Netanyahu hükümetini, Batı Şeria’da Filistin yönetimini devirmek ve 33 yıl önce imzalanan Oslo Anlaşması’ndan kurtulmak amacıyla sistematik bir politika yürütmekle suçladı. Örgüt, İsrail hükümetinin ateşle oynadığını, Filistin yönetimini fiilen dağıtmaya ve Batı Şeria’yı resmen ilan etmeksizin ilhak etmeye başladığını belirtti.

İsrail medyasının salı günü ayrıntılarını yayımladığı rapora Smotrich’ten de yanıt geldi. Smotrich, söz konusu raporun ‘İsrail hükümetinin başarılarının bir kanıtı’ olduğunu savunarak, “Ülkenin kalbinde bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek için öncülük ettiğim yerleşim devrimiyle gurur duyuyorum. Bu sadece başlangıç” ifadelerini kullandı.


Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var
TT

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İran destekli Husilerin sergilediği tutumun ‘Yemen’i, halkının çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini, bölgenin ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı. Dr. Zube, ‘saldırıların hiçbir bedel ödenmeden devam etmesine izin veren bir zeminden sürdürülebilir bir çözüme ulaşılamayacağına’ dikkati çekerek, ‘bedel ödenmeyen her ihlalin bir sonrakini cesaretlendirdiğini’ belirtti.

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, göreve gelmesinden bu yana verdiği bu ilk röportajda, Husilerin çıkarlarının, ‘İran'ın nüfuzunu genişletmeye ve emrivakiler dayatmaya hizmet ettiği her noktada İran projesiyle kesiştiğini’ söyledi. Yemenli Bakan, ülkesini ve coğrafi konumunu komşu ülkeleri, gemileri, limanları ve deniz koridorlarını tehdit eden bir platforma dönüştürme girişimlerine işaret ederek, bu durumun Muha Limanı'nın hedef alınmasına, Kızıldeniz, Bab’ul-mendep ve Aden Körfezi'nin birer baskı ve şantaj sahasına dönüştürülmesine kadar vardığını ifade etti.

Husilerin Marib ve Hadramevt'te konuşlu ordu güçlerini, sığınmacı kamplarını, Marib ve Muha'daki sivil hedefleri vurarak gerilimi tırmandırmasının, (Suudi Arabistan'ın güneyindeki) Necran'a yönelik saldırılarının, Kızıldeniz ve Babülmendep'teki gemilere ve deniz koridorlarına yönelik tehditlerinin, ‘siyasi çabaların, bilhassa Suudi Arabistan'ın siyasi sürece dönme girişimlerinin halen devam ettiği bir dönemde gerçekleştiğini’ açıkladı.

Dr. Zuba’nın açıklamalarına göre Yemen hükümeti, Suudi Arabistan'ın öncülüğünde hayata geçirilen ‘Çok Uluslu Savunma Odaklı Deniz Koalisyonu’nu ‘önemli bir adım’ olarak değerlendiriyor. Zira bu hamle, deniz taşımacılığının korunmasını ‘dağınık tepkiler verilmesinden çıkarıp kurumsal bir iş birliğine’ taşıyor. Bu kurumsal iş birliği, gemilerin korunmasını, bilgi paylaşımını, denizcilik farkındalığının artırılmasını, eğitimi ve tehditlerle başa çıkma kapasitesinin güçlendirilmesini kapsıyor.