Suriye’nin kuzeydoğusunda ideolojinin ekseninde üç dil

Bölgedeki eğitim sistemi Suriyeli diğer taraflarca tanınmıyor

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da bulunan Musa Bin Nasır İlköğretim Okulu'nda Kürtçe dersi yapılan bir sınıf, 31 Ocak 2016 (AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da bulunan Musa Bin Nasır İlköğretim Okulu'nda Kürtçe dersi yapılan bir sınıf, 31 Ocak 2016 (AFP)
TT

Suriye’nin kuzeydoğusunda ideolojinin ekseninde üç dil

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da bulunan Musa Bin Nasır İlköğretim Okulu'nda Kürtçe dersi yapılan bir sınıf, 31 Ocak 2016 (AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı’da bulunan Musa Bin Nasır İlköğretim Okulu'nda Kürtçe dersi yapılan bir sınıf, 31 Ocak 2016 (AFP)

Rüstem Mahmud

Suriye'nin kuzeydoğusunda yer alan bölgelerde yaklaşık on yıldır Suriye rejimi ya da muhalif gruplar tarafından kontrol edilen ülkenin kuzeyindeki ve batısındaki diğer bölgelerden bağımsız bir eğitim sistemi uygulanıyor.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki bu eğitim sistemi, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin (KDSÖY) bu bölgedeki deneyiminin başlıca sac ayağı olarak görülüyor. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, her ne kadar Suriye hükümeti ya da herhangi bir bölgesel veya uluslararası taraf yahut kurum tarafından tanınmasa da merkezi yönetimle aynı, ancak ondan tamamen bağımsız ve geniş kapsamlı ‘alternatif yerel kurumları’ yönetmeye devam ediyor.

Suriye’nin kuzeydoğu bölgesindeki eğitim kurumları, tıpkı diğer kamu kurumları gibi bölgenin kontrolünü elinde bulunduran askeri ve siyasi yapılar olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Halk Koruma Birlikleri (YPG), Suriye Demokratik Konseyi’nden (SDK) oluşan tarafların genel gündemi, ideolojik vizyonu ve siyasi bağlamı içinde yer alıyor.

Üç temel özellik

Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerindeki eğitim süreci, bölgedeki yerel dillerin çeşitliliği nedeniyle başta çok dillilik ilkesine dayanmasından ötürü üç temel özelliğiyle ülkenin diğer bölgelerindeki eğitim sistemlerinden ayrılıyor. Arapça, Kürtçe ve Süryanice dillerinin KDSÖY’ün tüm kurumlarında temel ve resmi dil olarak kabul edilmesinden dolayı öğrenciler, ebeveynlerinin tercihlerine göre dünya dillerinden biriyle birlikte bu dilleri öğreniyorlar.

Bunun yanında bu eğitim sistemindeki eğitim müfredatları da ‘aynı toplumdaki kültür çeşitliliğini sürdürmeyi’ amaçlıyor. Örneğin Kürt öğrencilere okutulan tarih kitapları, bazı detaylarda örtüşmesine ve benzer olmasına rağmen Arap öğrencilere yönelik kitaplarla örtüşmüyor. Kürt öğrencilere okutulan edebiyat ve eğitim kitaplarında Kürt siyasi, sosyal ve kültürel kimliği yer alırken Arap öğrenciler için de Süryani öğrenciler için de edebiyat ve eğitim kitaplarında onların siyasi, sosyal ve kültürel kimliği yer alıyor.

Bu iki temel özelliğin yanı sıra uygulanan müfredatların çıktıları, din eğitiminin sadece ahlak dersi olarak öğretilmesi, kadının değerini ve kamusal hayattaki rolünü öne çıkarması, ‘ilkel milliyetçilik’ ve ‘dinin siyasileştirilmesi’ gibi meselelere karşı çıkan materyallerin yoğunluğu gibi Suriye’nin resmi eğitim müfredatında bulunmayan çeşitli hedeflere ulaşmayı amaçlıyor.  

İki yöntem

KDSÖY’ün Suriye hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı düzeyindeki kurumu olan Eğitim Kurumu Eş Başkanı Samira Hac Ali, Majalla’ya yaptığı açıklamada, KDSÖY’ün eğitim alanında uyguladığı pratik stratejiye değindi. Şu anda Suriye'nin kuzeydoğusunda tamamen ayrı iki eğitim müfredatı bulunduğunu, bunlardan birinin Eğitim Kurumu'ndan gelen özel bir komite tarafından onaylandığını ve öğrencilere Arapça, Kürtçe ve Süryanice olmak üzere üç ayrı dilde okutulduğunu söyledi. Bu müfredatların Afrin, Fırat, el-Cezire ve Tabka bölgelerinde birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar bu dillerin tamamında okutulduğunu söyleyen Hac Ali, aynı bölgelerde onuncu sınıftan on ikinci sınıfa kadar ise Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından onaylanan başka bir müfredatın okutulduğunu belirtti.

Suriye’nin kuzeydoğu bölgesindeki eğitim sistemi, bölgeyi kontrol eden SDG yetkililerinin genel gündemi, ideolojik vizyonu ve siyasi bağlamı içinde yer alıyor

DEAŞ’ın elinden kurtarılan bölgelerdeki öğrenciler için yalnızca UNICEF müfredatı uygulanıyor ve eğitim-öğretim sadece Arapça dilinde yapılıyor. Ancak Hac Ali’nin aktardığına göre UNICEF’in müfredatı çok fazla basitleştirilmiş olduğundan ve eğitim sürecinden istenilen hedeflere ve çıktılara ulaşılamamasından dolayı özellikle birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar öğrencilere KDSÖY’ün müfredatından bazı dersler veriliyor. Böylece öğrencilere birkaç temel doğa biliminin yanı sıra aritmetik işlemlerde bazı basit becerilerin öğretilmesi ve öğrencilerin Arapça okuma ve yazma öğrenmeleri amaçlanıyor.

Bu müfredatları KDSÖY’ün Eğitim Kurumu personeli hazırlıyor ve müfredat için gerekli tüm masraflar KDSÖY’ün bütçesinden karşılıyor. Bu yüzden KDSÖY, UNICEF müfredatlarını zaman aşımı nedeniyle kaldırmayı ve kendi müfredatlarını uygulamaya koymayı planlıyor.

“Ana diller”

KDSÖY’ün kontrol ettiği bölgelerdeki eğitim stratejisi, dil bakımından diğer yerel dillerin ve bir yabancı dilin öğretilmesi için ek eğitimin yanı sıra bölgedeki çeşitli etnik kökenlerden gelen çocukların ‘ana dillerini’ öğrenme hakkına dayanıyor. Kürt öğrenciler, eğitim sürecinin ilk üç yılında sadece Kürtçe bildikleri için ‘ana dilde’ eğitim görüyorlar. Aynı durum Arap ve Süryani öğrenciler için de geçerli. Özellikle el-Cezire ve Fırat bölgelerinde, çeşitli etnik kökenlerden karma okullar olmasına rağmen eğitim süreci bu şekilde gerçekleşiyor.

frg
Suriye’nin doğusundaki Deyrizor ilinde bulunan el-Ömer Petrol Sahası’nda düzenlenen askeri geçit törenine katılan SDG’nin kadın üyeleri, 23 Mart 2021 (AFP)

Müfredata dördüncü sınıftan itibaren ikinci bir yerel dil daha ekleniyor. Örneğin Kürt öğrenciler, dördüncü sınıftan itibaren dersleri yüzde 20'den az olmayacak şekilde Arapça olarak alıyor ve bunlar özellikle ‘zorunlu’ derslerden oluşuyor. Yani öğrencinin eğitim-öğretim yılını tamamlayabilmesi için bu derslerden başarılı olması gerekiyor.  Aynı durum diğer etnik kökenlerden gelen çocuklar için de geçerli. Arap öğrenciler Kürtçe, Süryani öğrenciler de Arapça ders alıyor.

Bu dillerin yanında İngilizce dersi ise beşinci sınıftan itibaren neredeyse ikinci yerel dille aynı oranda okutuluyor.

Dil uyumluluğu ve öğrenim zorlukları

Majalla’ya konuşan eğitim sosyolojisi araştırmacısı Maya Ahmed, Suriye’nin kuzeydoğu bölgesindeki eğitim sisteminde çok dilliliği ‘öğrenim zorluklarına rağmen kültür ve eğitim açısından olağanüstü bir fırsat’ olarak tanımladı.

Maya Ahmed, değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Bu deneyim, Suriye tarihinde dil eşitliği açısından bir ilk. Bölgede her ne kadar dini konuları kendi dillerinde öğreten bazı özel dini okullar olsa da Kürtler de tıpkı Süryaniler ve Ermeniler gibi her zaman zulme ve dil olarak inkara maruz kaldılar. Bugün ise durum bambaşka. Öğrenciler ve veliler, eğitim sistemi adaletinin daha çok farkına varmaya başladı. Ayrıca çeşitli yerel dillerde eğitim alan öğrencilerle yapılan anketler, dil öğretiminin çeşitliliği ve aynı okul içindeki günlük etkileşim nedeniyle, özellikle ortak ders dışındaki etkinliklerde ve günlük hayatta farklı dillere ne kadar hakim olduklarını gösteriyor. Dil çeşitliliği, önceki dönemlerin aksine, öğrencilerin bir arada yaşamaları ve diğer kesimlere ilişkin olumlu bir düşünceye sahip olmaları bakımından da katkı sağladı."

KDSÖY bağlı alanlardaki eğitim stratejisi, bölgedeki ulusal bileşenlerin çocuklarının kendi çocuklarına ana dillerini öğretme hakkını temel alıyor

Ancak Ahmed, Kürtçenin edebiyatta ve sosyal bilimlerde bir dereceye kadar, temelde ise biyoloji, fizik, kimya, matematik ve teknoloji gibi derslerde ‘bilgi açısından fakir’ bir dil olarak sınıflandırıldığını ifade etti. Yerel dillerin ana dilleri haline gelmesinden dolayı başta Süryani ve Kürt öğrenciler olmak üzere tüm öğrencileri etkileyebilecek ‘öğrenim eksikliği’ korkusuna dikkati çekti.

Ahmed’e göre öğrencilerin Arapça ve İngilizce gibi diğer dillerdeki yetenekleri ise sadece Kürtçe veya Süryanice dilinde eğitim görmesi, araştırma yapması ve bilgi edinmesi için yeterli değil. Üstelik Kürtçenin bir dilin taşıması gereken tüm özellikleri taşımasına rağmen bu durumun böyle olduğuna işaret eden Ahmed, Kürtçenin son yüzyılda bölge ülkelerinin Kürtçeyi yasaklama ve önleme politikaları sonucunda bilimsel açıdan fakirleştiğini de sözlerine ekledi.

Dilleri destekleme kuruluşları

Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerindeki bakanlık düzeyindeki kurumlar, Kürtçenin yakın zamanda bu bölgelerde eğitim ve resmi dile dönüşmesi ve Arapçanın çeşitli eğitim, kültür, idari ve ekonomik alanlardaki ‘geleneksel hegemonyası’ nedeniyle Kürtçe eğitim gören öğrencilerin karşılaşabileceği öğrenim zorluklarının olduğunu kabul ediyor.

Bu yüzden çeviri aracılığıyla Kürtçeyi güçlendirmek, Kürtçe edebiyat ve bilgi üretimini artırmak amacıyla birçok yardımcı kurum kuruldu.

Kürtçe ile ilgili çeşitli bilgi alanlarında çalışmalar yapan Kürt Dili Kurumu (Saziya Ziman a Kurdî ya Rojava/SZK) öncü bir model olarak örnek verilebilir. SZK, Kürtçe gramerini tanımlayarak, dilin yapısını geliştirerek ve daha bilimsel bir terminoloji sağlayarak, Kürt öğrencileri ve tüm vatandaşları anadillerinde konuşmaya ve yazmaya cesaretlendiren, farkındalık yaratan günlük görsel ve işitsel materyaller üretiyor. Aynı zamanda tüm modern uluslararası bilimsel terimleri, kavramları ve makaleleri içeren kapsamlı bir Kürtçe dil sözlüğü üzerinde de çalışan SZK, bu sözlüğün Kürtçe olarak hazırlanmış büyük bir ansiklopedi haline gelmesini amaçlıyor.

Öte yandan KDSÖY, Suriye'nin kuzeydoğusundaki tüm eğitim kurumlarında görev yapan ve 9 bin 681'i Kürtçe öğretmeni olan toplam 41 bin 182 kişilik eğitimci kadrosunu da geliştirmeye çalışıyor.

Majalla’nın edindiği özel bir bilgiye göre, Kürtçe eğitim ilk olarak 2014-2015 eğitim-öğretim yılında onaylandı ve Suriye Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan eski öğretmenler kadroya alındı. Bu öğretmenler, altı ay boyunca yoğunlaştırılmış Kürtçe kurslarına katıldılar ve daha sonra eğitim kadrosuna dahil edildiler.

Zamanla Kamışlı'daki Rojava Üniversitesi ve Kobani'deki Kobani Üniversitesi’nden çeşitli alanlarda uzman binlerce yeni öğretmen mezun oldu. Sosyal bilimler, eğitim, edebiyat ve bilim derslerini Kürtçe alan yeni mezun öğretmenler eğitim kadrosuna katıldılar.

Rojava Üniversitesi ve Kobani Üniversitesi’nde sosyal bilimler, edebiyat, hukuk, tıp, fizik ve kimya olmak üzere çeşitli bölümler bulunurken dersler sadece Kürtçe olarak veriliyor. Bunun yanında bazı bölümlerde ise dersler Arapça ve İngilizce görülüyor. Rakka’daki eş-Şark Üniversitesi’nde ise aynı fakültelerdeki dersler Arapça işleniyor.

Kürtçenin ‘bilgi açısından fakir’ bir dil olarak sınıflandırıldığı bir dönemde yerel dillerin ana dilleri haline gelmesinden dolayı başta Süryani ve Kürt öğrenciler olmak üzere tüm öğrencileri etkileyebilecek ‘öğrenim eksikliği’ korkusu söz konusu

Elbette Suriye'nin kuzeydoğusundaki ‘alternatif devlet kurumlarının’ Kürtçeye olan ilgisinin sembolik bir boyutu da var. Örneğin her yıl 15 Mayıs Kürt Dili Günü olarak kutlanıyor. Ayrıca onlarca Kürtçe yayın yapan medya kuruluşu da faaliyet gösteriyor. Baas rejiminin yönetimi sırasında Araplaştırılan köyler, beldeler ve sokaklar Kürtçe adlarını geri kazandı. Kürtçe resmi belgelerde ve bürokratik kurumlarda kullanılmaya başlandı.

Kürtçe yayınlanan kitapların sayısında büyük bir artış, son yıllarda Kürtçenin Suriye'nin kuzeydoğusunda eğitim ve kültür açısından yaygınlaştığının açık bir göstergesidir. Son kitap fuarında Kürtçe 3 bin 35 kitap okuyucularıyla buluştu. Bu sayı, geçtiğimiz yüzyılda Suriye'de basılan tüm Kürtçe kitapların sayısının yaklaşık on katı.

Köklü siyasi mücadele

Öte yandan Suriyeli taraflardan hiçbiri, ülkenin kuzeydoğu bölgelerindeki eğitim sistemini tanımıyor. Verilen diplomalar ve belgeler Suriye’nin geri kalanında ya da başka herhangi bir ülkede geçerli değil. Bu durum, Suriye Eğitim Bakanlığı ve hatta diğer ülkeler tarafından yayınlanan belgelerde Suriye'nin kuzeydoğu bölgesindeki eğitim sistemini tanınmasıyla tezat oluşturuyor.

KDSÖY ile Suriye hükümeti arasında yapılan çeşitli müzakere turları sırasında, Suriye hükümeti KDSÖY’ün eğitim sistemini tanımayı ve hatta okullarından mezun olan öğrencileri, ülkenin diğer bölgelerindeki üniversitelere kabul etmeyi reddetti.

Kürt müzakereciler, Suriye hükümetinin en fazla özel kurumlarda Kürtçenin öğretilmesine izin verilmesi gibi ‘Kürtlerin bazı kültürel hakları’ olduğunu ve Kürtçenin sadece birinci sınıflarda sembolik ve isteğe bağlı olarak öğretilmesini kabul ettiğini açıkladılar. Kürt müzakereciler, Suriye hükümetinin bunu da ancak SDK ve SDG'nin özyönetim projesinden tamamen vazgeçmesi ve Eğitim Kurumu da dahil tüm kurumları Suriye hükümetine devretmesi şartıyla kabul ettiğini de sözlerine eklediler.

Afrin bölgesinde 2019 savaşı sırasında ve sonrasında yaşananlar, Suriyeli Kürtler için ‘eğitimsel

Majalla’nın edindiği bilgilere göre Suriye'nin kuzeydoğusunda KDSÖY tarafından uygulanan eğitim sisteminde bu yıl eğitim ve öğretim gören öğrenci sayısı 832 bin 125’e ulaştı. Bu öğrencilerin çoğunluğunu Arap öğrenciler oluştururken KDSÖY Eğitim Kurumu tarafından denetlenen bin 500'den fazla okulda eğitim görüyorlar.

*Bu çeviri Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden yapılmıştır.



Fransa Dışişleri Bakanı: Lübnan’da İsrail’in uzun süreli işgalini hiçbir şey haklı çıkaramaz

Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Fransa Dışişleri Bakanı: Lübnan’da İsrail’in uzun süreli işgalini hiçbir şey haklı çıkaramaz

Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD’nin ilan ettiği ateşkese rağmen İsrail ile Hizbullah arasında gece boyunca çatışmaların sürmesi üzerine bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’daki askerî operasyonların devam etmesini ve İsrail’in uzun süreli bir işgal yürütmesini hiçbir gerekçenin haklı gösteremeyeceğini söyledi.

France TV’ye konuşan Barrot, “İran ile ABD arasında bir anlaşmaya varılamamasının bedelinin bir şekilde Lübnan’a ödetilmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi. Barrot, dün akşam ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü de belirtti.

İsrail ordusu, 18 yıllık işgalin ardından 2000 yılında çekildiği Lübnan’da, o tarihten bu yana en derin askerî kara harekâtını yürütüyor.

Barrot, “Arzumuz, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında bu hafta yapılması planlanan görüşmelerin mümkün olan en uygun koşullarda gerçekleştirilmesidir” ifadesini kullandı.

dfvrtbfr
Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında hasar görmüş bir hastanenin pencerelerinden dışarıyı izleyen insanlar (AFP)

Diplomatik ilişkileri bulunmayan Lübnan ile İsrail, Hizbullah’ın karşı çıktığı görüşmelerin yeni turu için salı ve çarşamba günleri yeniden bir araya geliyor. Taraflar arasında gerçekleştirilecek görüşmeler, mart ayı başında savaşın patlak vermesinden bu yana dördüncü tur olma özelliği taşıyor.

Washington’un nisan ayında Lübnan’da ateşkes sağlandığını duyurmasına rağmen İsrail, Güney Lübnan’a hava saldırıları düzenlemeyi ve binaları yıkmayı sürdürdü.

Buna karşılık Hizbullah da İsrail’in kuzeyini hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve roket atışları gerçekleştirdiğini sık sık duyuruyor.

Lübnan’da bir anlaşmaya varılması, Ortadoğu’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik herhangi bir anlaşmada Lübnan’da ateşkes sağlanmasını şart koşan İran nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump açısından büyük önem taşıyor.

Öte yandan bugün Güney Lübnan’da bir aracı hedef alan İsrail saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, Kalya beldesinden bir diş hekimi, oğlu ve kızı, Sayda’dan dönüşleri sırasında Nebatiye-Hardali yolu üzerinde araçlarının düşman bir İHA tarafından hedef alınması sonucu yaşamını yitirdi.

NNA, diş hekiminin sabah saatlerinde çocuklarıyla birlikte üniversite ve okul işlemlerini takip etmek ve sınavlara katılmalarını sağlamak amacıyla Sayda’ya gittiğini, dönüş yolunda ise aracın saldırıya uğradığını bildirdi.

scdvfgthy
İsrail’in dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyölerine saldırı tehdidinde bulunmasının ardından otoyolda ciddi trafik sıkışıklığı yaşandı. (AP)

İsrail savaş uçakları, Sur’a bağlı Şuhur beldesine hava saldırısı düzenlerken, eş zamanlı olarak topçu birlikleri de Sur’a bağlı Sarifa ve Şuhur beldeleri arasındaki bölgeyi hedef aldı.

NNA’ya göre İsrail ordusu gece yarısından sonra Debbin’in Arid bölgesinde geniş çaplı bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi. Şiddetli patlamaların sesi çok sayıda yerleşim yerinden duyulurken, yankıları Sayda kentine kadar ulaştı.

NNA, operasyonun bölgedeki bir mahalleyi tamamen hedef aldığını, bunun sonucunda patlama alanı içerisinde bulunan çok sayıda ev ve iş yerinin yıkıldığını bildirdi.

sdfrgtyh
Dün kuzey sınırında Hizbullah’a ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırının ardından, bir İsrail askeri İsrail-Lübnan sınırı yakınlarında siper alırken etrafı gözetliyor. (AFP)

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, Tel Aviv’in Beyrut’un güney banliyölerine yönelik saldırı planlarını durdurduğunu açıklamasından saatler sonra yaşandı. Söz konusu anlaşma kapsamında, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik ateşi kesmesi karşılığında İsrail’in de Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine saldırı düzenleme planlarından vazgeçtiği belirtilmişti.


Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
TT

Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)

İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın dün sabah verdikleri talimatlar, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini doğrudan çatışmanın merkezine çekti. Bu adım, ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakere süreciyle eş zamanlı olarak, Lübnan üzerindeki askeri ve siyasi baskıyı artırma eğilimini yansıtıyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün öğleden sonra Beyrut'un güneyindeki sakinlere bölgeyi tahliye etme çağrısında bulunarak, "Eğer terör örgütü Hizbullah İsrail şehir ve kasabalarına roket fırlatmaya devam ederse, savunma ordusu güney banliyölerindeki hedefleri vurarak karşılık verecektir" dedi.

İsrail'in bu tehdidi Dahiye'de yoğun bir göç dalgasına ve trafik sıkışıklığına yol açarken, birçok okul da velilerden çocuklarını almalarını istedi. İsrail kaynakları, bu kararın Washington ile koordineli olarak ve operasyonların Lübnan'ın güneyinden Beyrut'a doğru genişletilmesine yönelik istişarelerle eş zamanlı alındığını vurguladı.

Netanyahu, Hizbullah'ın Beyrut'taki komuta merkezlerinin "hedef dışı kalmayacağını" belirtirken, Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İsrail'in kuzeyinin güvenliği ile Beyrut'un güvenliği arasında bağ kurarak, "Dahiye'nin hükmü, kuzey kasabalarının hükmü gibidir" ifadesini kullandı.

Kırmızı çizgilerin sonu

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail'in Dahiye'yi hedef alma kararının doğrudan askeri amacın ötesinde mesajlar taşıdığını ve Tel Aviv’in Hizbullah ve Lübnan ile olan çatışmayı yönetme yaklaşımındaki değişimi gösterdiğini savunuyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Davud, "İlk nokta, Netanyahu'nun pratikte hiçbir kırmızı çizginin olmadığını söylemesidir. Kendisi için önemli gördüğü bir hedefi Güneyde, Bekaa’da ya da Dahiye’de, nerede olursa olsun vuruyor. Vermek istediği temel mesaj budur" dedi.

Davud’a göre İsrail, "Tel Aviv’in askeri ve güvenlik hedeflerine hizmet ettiğini düşündüğü her an Lübnan'daki herhangi bir bölgenin hedef haline gelebileceği yeni bir gerçekliği dayatmaya çalışıyor. Bu da tehditlerin neden Güneyden Bekaa’ya, oradan da Beyrut’un güney banliyölerine kaydığını açıklıyor."

Hizbullah ve Lübnan Devleti üzerinde baskı

Davud, Dahiye’nin İsrail tarafından hem Hizbullah’a hem de Lübnan devletine karşı kullanılan çift yönlü bir baskı aracına dönüştüğünü düşünüyor:

"İsrail, operasyonlarının kapsamını Güneyden Bekaa’ya ve nihayetinde Dahiye’ye genişleterek, Hizbullah’ın yeteneklerini ve güçlerini dağıtmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Lübnan devletine de 'Eğer başkenti korumak ve bombardımanın devamını engellemek istiyorsanız, Hizbullah’a karşı harekete geçmelisiniz' mesajını veriyor."

Müzakere masasında yeni kozlar

Mevcut askeri gerilimi gelecekteki olası müzakerelerle ilişkilendiren Davud, İsrail’in sahada baskıyı yoğunlaştırarak müzakere konumunu güçlendirmeye çalıştığını belirterek, "Müzakere masasına oturduğunuzda elinizde baskı kozlarının olması gerekir. Bugün yaşananlar tam olarak bu çerçeveye giriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bu değerlendirme, İsrail Kanal 12 televizyonunun, Netanyahu'nun ABD yönetimiyle istişareleri sürdürürken, operasyonları Beyrut'a doğru genişletme olasılığını görüşmek üzere 24 saatten kısa bir süre içinde ardı ardına güvenlik toplantıları düzenlediğini ifşa etmesiyle daha da önem kazanıyor. Ayrıca Netanyahu'nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı ve ABD yönetimini Beyrut içinde Hizbullah'a "dokunulmazlık" tanımamaya ikna etmeye çalıştığı görüşmeyle de örtüşüyor.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)

Şakif Kalesi'nden Beyrut'a: Yeni bir denklem

Son gerilim, İsrail ordusunun stratejik Şakif Kalesi'ni (Beaufort Kalesi) kontrol altına aldığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Bu gelişme, İsrail'in sınır güvenliği için hayati gördüğü bölgelerde nüfuzunu pekiştirerek, askeri hedeflerin ötesine geçen yeni fiili durumlar yaratma peşinde olduğu endişesini artırdı.

Davud, yaşananların Hizbullah ile sahada yeni bir denklem kurma sürecinin parçası olduğunu ifade ederek, "Bu tamamen yeni bir denklem değil, ancak Hizbullah İsrail’e karşı füze veya İHA kullanımını artırdıkça, İsrail de Lübnan topraklarındaki saldırıların kapsamını genişleterek bunu daha net bir şekilde tahkim ediyor" diyerek, "Askeri okumaya göre bu, Hizbullah'ın her gerilimi artırma hamlesine İsrail'in hedef bankasını coğrafi olarak genişleterek karşılık vereceği anlamına geliyor. Buna, yakın zamana kadar doğrudan hedef alınma olasılığı düşük görülen bölgeler de dahil" ifadelerini kullandı.

İsrail'in yeniden konumlanması ve iki farklı anlatı

Sahadaki gelişmeler yaşanırken, İsrail Ordu Radyosu, askeri operasyonun başında beş tümenin katıldığı Güney Lübnan'daki tümen sayısının, yeniden yapılanma ve saha komutası çerçevesinde Batı Sektörü sorumluluğunun 146. Tümen'den 91. Tümen'e devredilmesiyle birlikte, yalnızca 91. ve 36. tümenler olmak üzere ikiye düşürüldüğünü duyurdu.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)

Buna karşılık Hizbullah, Şakif Kalesi'nin ele geçirildiğine dair İsrail iddialarını yalanlayarak, İsrail güçlerinin bölgede kontrolü sağlayamadığını savundu. Örgüt tarafından yapılan açıklamada, "İsrail ordusu, direnişin yayınladığı operasyon görüntülerinin etkisini telafi etmek amacıyla Şakif’te bir zafer fotoğrafı arayışına girdi. Günlerce Yahmar eş-Şakif ve çevresine yoğun hava saldırıları ve ağır bombardımanlar düzenleyerek kaleye doğru ilerlemeyi hedefledi" denildi.

Açıklamada, İsrail güçlerinin direnişle karşılaşması nedeniyle kalenin doğusundaki sarp yolları kullanmak zorunda kaldığı, bir piyade grubunun sis bombası koruması altında sızarak içeride fotoğraf çektiği ve bunu kontrolü sağladıkları algısını yaratmak için kullandıkları iddia edildi. Hizbullah, kalede kendilerinin askeri varlığı olmadığını ve bölgede İsrail güçlerine karşı "yıpratma savaşı" yürüttüklerini belirtti.

Gözler Bekaa bölgesinde

Davud, gelecekteki sürecin tek adresinin Dahiye olmayacağı kanaatinde: "Güney Lübnan'ın bölgedeki olası bir ateşkes anlaşmasının parçası olduğu konuşuluyor ancak saha, sadece Dahiye veya Güneyin ötesinde farklı bir yöne doğru ilerliyor."

Davud sözlerini şöyle sürdürdü: "Gözler Bekaa’da, özellikle de Batı Bekaa’da olmalı. Hıyam ve Hasbaya'dan Mercayun, Nebatiye, Cezzin’e kadar uzanan son İsrail saldırılarının haritasına baktığımızda, Batı Bekaa'nın hepsinin ortak coğrafi kesişim noktası olduğunu görüyoruz. Batı Bekaa, önümüzdeki dönemin giriş kapısı olabilir."

Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).

Artan uyarılar ve hava saldırıları

Öte yandan İsrail ordusu, Nebatiye ve İklim el-Tuffah bölgelerindeki tahliye uyarılarını Melih ve Kefrehun’u da kapsayacak şekilde genişletti. Keyfun Belediyesi, bir evin hedef alınacağı gerekçesiyle tahliye telefonu aldığını bildirdi. Uyarıların ardından Tul, Şukin, Zutar el-Şarkiye, Yahmar eş-Şakif, Kefr Tibnit, Arnun, Haruf, Meyfendun, Hadatha ve Cuveyya gibi birçok noktaya geniş çaplı hava saldırıları düzenlendi; Zefte, Brikay ve Abba'da araç ve motosikletlerin hedef alınması sonucu ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. İsrail İHA'ları ise Beyrut ve banliyöleri üzerindeki uçuşlarını yoğunlaştırdı.

Buna karşılık Hizbullah, Taberiye'deki İsrail askeri mevzilerini hedef aldığını ve Bekaa Vadisi üzerinde “Hermes 450” tipi bir İHA'yı engellediğini duyurdu.


Trump'ın ateşkes ilanına rağmen İsrail ve Hizbullah arasında saldırılar devam ediyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)
TT

Trump'ın ateşkes ilanına rağmen İsrail ve Hizbullah arasında saldırılar devam ediyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)

 

 

Beyrut: “Şark El Avsat”

Hizbullah, dün akşamı Güney Lübnan'da İsrail güçlerine yönelik bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın karşılıklı saldırıların durdurulduğunu duyurmasından yalnızca saatler sonra yaşandı.

Lübnan'ın Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail'in Güney Lübnan'daki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Haberde, Mervaniye, Sıddikin, Yater ve Mansuri köylerinin hedef alındığı, ayrıca Debbin beldesinde “çok şiddetli bir patlama” meydana geldiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hizbullah açıklamasında, savaşçılarının Hadatha beldesine doğru ilerleyen İsrail güçlerine patlayıcı düzeneklerle karşı koyduğunu duyurdu. Örgüt daha sonra yaptığı açıklamada ise dün gece yarısından kısa süre önce aynı bölgede iki “Merkava” tankının hedef alındığını bildirdi.

Bir başka açıklamada Hizbullah, saat 23.10'da Beyyada beldesinde bir “Merkava” tankını güdümlü füze ile vurduklarını ve “doğrudan isabet” sağladıklarını öne sürdü.

Öte yandan İsrail ordusu, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Lübnan'dan fırlatılan ve İsrail'in kuzeyine giren iki mühimmatın hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurdu.

Ordunun Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Saat 01.35'te İsrail'in kuzeyindeki çeşitli bölgelerde sirenlerin çalmasının ardından, İsrail Hava Kuvvetleri Lübnan'dan İsrail topraklarına geçen iki mühimmatı önledi” denildi.

Açıklamada ayrıca, Lübnan sınırı yakınlarında İsrail topraklarına düşen “şüpheli bir hava hedefinin” tespit edildiği belirtilirken, olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı ifade edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada İsrail ile Hizbullah'ın çatışmaları durdurma konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu. Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Beyrut'a yönelik planlanan bir askeri saldırıyı iptal etmeyi kabul ettiğini de belirtmişti.