Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın İsrail’e ait askeri üsler ile yerleşim bölgelerine başlattığı ani ve büyük saldırının detayları

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
TT

Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)

Patrick Kingsley & Ronen Bergman

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tam olarak biliyorlardı.

İsrail sınırından geçen silahlı adamlar, her birinde ikişer kişi olmak üzere beş motosikletle doğuya doğru yöneldiler ve bu yönde yoldan geçen sivil araçlara ateş ederek ilerlemeye başladılar.

Silahlı adamlar, 10 mil kadar ilerledikten sonra yolu kapatıp ormanlık bir alana girdiler ve bir askeri üsse ait olan, ancak nöbetçinin bulunmadığı bir kapını önünde indiler. Küçük bir patlayıcıyla üssün kapısını havaya uçurarak üsse girdiler. Burada video ve fotoğraf çektiler. O esnada tişört giyen silahsız bir İsrail askerini vurarak öldürdüler.

Saldırganlar, bir anlığına sanki buradan nereye gideceklerinden emin değillermiş gibi bir havaya büründüyseler de içlerinden biri cebinden bir şey çıkardı. Bu, askeri üssün renklerle kodlanmış bir haritasıydı.

Yeniden harekete geçtiklerinde müstahkem bir binanın kilitli olmayan kapısına ulaştılar. İçeri girer girmez bilgisayarlarla dolu bir odaya daldılar. Burası askeri istihbarat merkeziydi. Odadaki bir yatağın altında saklanan iki askeri vurarak öldürdüler.

Bu görüntüler, daha sonra öldürülen silahlı bir adamın başına monte edilen bir kamerayla kaydediliyordu. New York Times (NYT) gazetesi, görüntüleri inceleyip, İsrailli yetkililerle görüşüp, İsrail ordusunun saldırıyla ilgili paylaştığı görüntüleri de kontrol ederek olayları teyit etti.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)

Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas Hareketi’nin geçtiğimiz cumartesi günü düzenlediği ani ve büyük saldırı, Ortadoğu'nun en güçlü ordusu olan İsrail ordusunu nasıl şaşkına çevirip, alt edebildiğine dair korkutucu detayları gözler önüne seriyor. Hamas, İsrail'in 75 yıllık tarihindeki en kanlı gününde, sınıra saldırarak ve 30 mil kareden fazla alanı aşarak 150'den fazla kişiyi rehin aldı, bin 300'den fazla kişiyi öldürdü.

Hamas ve müttefikleri, dikkatli bir planlama yaparak, İsrail'in sırlarını ve zayıf noktalarını olağanüstü şekilde çözümleyerek, sabahın ilk ışıklarıyla Gazze cephesinde İsrail ordusunu alt ettiler. Bu olay, uzun yıllar ordusunun üstünlüğünü bir doktrin olarak benimseyen İsraillileri şoka uğrattı.

Hamas, insansız hava araçlarını (İHA) kullanarak Gazze Şeridi sınırındaki önemli gözlem ve iletişim kulelerini yok etti. Böylece İsrail ordusu için geniş bir bölgeyi kör nokta haline getirdi. Yetkililer, Hamas'ın patlayıcılar ve dozerler kullanarak sınır duvarlarında yarıklar açtığını ve ilk etapta 200, akabinde ise gün içinde bin 800 silahlı adamın İsrail tarafına geçmesini sağladığını söyledi. Silahlı adamlar, motosikletler ve kamyonetlerle İsrail'e baskın düzenledi. Baskın sırasında İsrail’e ait en az 8 askeri üssü ele geçirdiler. 15'ten fazla köyde ve ilçede sivillere yönelik saldırılar düzenlediler.

Hamas’ın planıyla ilgili belgeler, saldırı sırasında geçilen görüntüler ve güvenlik yetkilileriyle yapılan röportajlar, Hamas Hareketi’nin İsrail ordusunun nasıl hareket ettiği, bazı birliklerin nerede konuşlandırıldığı ve hatta takviye kuvvetlerin gelmesi için ne kadar süre gerektiği konusunda şaşırtıcı derecede fazla bilgiye sahip olduğunu gösterdi.

İsrail ordusu, savaş bittiğinde Hamas’ın İsrail savunmasını nasıl bu kadar kolay delebildiğine dair soruşturma başlatacağını açıklasa da kendi sırlarını korumayı ihmal edip etmediği ya da orduya casusların sızıp sızmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Bu açıklamalar, istihbarat toplamasıyla ünlü İsrail ordusunun operasyonları hakkında bu kadar çok bilgiyi yanlışlıkla nasıl ifşa edebildiğini merak eden yetkilileri ve analistleri alarma geçirdi.

Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)
Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)

Saldırının sonucu, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un da ‘Holokost'tan bu yana en fazla Yahudi’nin öldüğü, Yahudi halkının yaşadığı en kötü gün’ olarak tanımladığı vahşet ve katliamdı. İsrail'in yenilmezlik havasını paramparça eden saldırı, İsrail’in bir haftada bin 900’den fazla Filistinliyi öldürdüğü ve Gazze'de daha önce eşi benzeri görülmemiş gaddarlıkta bir karşı saldırısının fitilini ateşledi.

Saldırı aynı zamanda İsrail ve birçok Batılı ülke tarafından uzun süredir terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas'ın, Gazze’yi İsrail’e karşı saldırılar için bir saha olarak kullanmak yerine yavaş yavaş yönetmeye yöneldiği ve terör örgütü olmadığı varsayımlarını da yok etti. Lübnan'da bulunan Hamas yetkilisi Ali Baraka, pazartesi günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ​​Hamas’ın, İsraillileri Gazze’yi yönetmekle meşgul olduğuna inandırdığını, ancak gizliden gizliye hiç ara vermeden ve tamamen bu büyük saldırıya hazırlanmaya devam ettiğini söyledi.

Hamas Kibbutz’da!

Hamas üyesi silahlı kişiler, Addi Cherry’nin evinin açık olan kapısının diğer tarafındaydı. Bayan Cherry, kocası ve üç çocuğu, en büyük oğullarının odasında saklanmış, oturma odalarında dolaşan silahlı adamların seslerini dinliyorlardı. Saldırganlardan birinin odanın kapısına yaklaştığı sırada Bayan Cherry, bir arkadaşına ‘Lütfen bize yardım edin’ diye mesaj attı ve saldırgan kapının kolunu tuttu. Cherry ailesi güne, sabah saat 6.00 sularında Gazze Şeridi’nden atılan roketlerle başlamıştı. Kendisi ekonomist, eşi ise mühendis olan Bayan Cherry, patlama seslerini duyduklarında çocuklarıyla birlikte en büyük oğullarının bomba sığınağına dönüştürülen yatak odasına koştular.

Sabah yaşadıkları rahatsız edici derecede tanıdıktı. Gazze sınırının birkaç yüz metre doğusunda, İsrail'in 500 kişilik kırsal bir köyü olan Kibbutz Nahal Oz’da yaşayan Cherry ailesi için roketlerin atılması ve ardından güvenli odaya sığınma, bölgede günlük hayatın bir parçası.

Addi Cherry, başta durumun ‘her zamanki gibi’ olduğunu düşündüğünü, ancak daha sonra bu sabah işlerin hızla değiştiğini gördüğünü söyledi. Roketler atılmaya devam etti ve birçoğu İsrail topraklarının içlerini hedef aldı. Daha sonra Kibbutz’un çevresindeki tarım arazilerinden silah sesleri duyuldu. Addi Cherry ve kocası Oren Cherry, güvenlikli odadan çıkıp, oturma odasının camından dışarıya baktı. Addi Cherry, kocasının “Aman Tanrım. Hamas Kibbutz’da! Hamas Kibbutz’da!” diye bağırdığını hatırladığını söyledi.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)

Saat sabah 7.20'ydi. Silahlar ve roketatarlar taşıyan, yeşil bandanalar takan yüzlerce Hamas üyesi, Kibbutz’un tarlalarına doğru akın ediyordu.

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tamamen biliyorlardı. Bazıları askeri üslere baskın düzenlerken, bazıları da yerleşim bölgelerine girerek sivilleri kaçırıyor ve öldürüyorlardı. Birkaç dakika içinde Cherry ailesinin evinin bulunduğu sokağa ulaştılar. Ailenin hızlı davranması gerekiyordu. Bomba sığınakları (büyük oğullarının yatak odası) hava geçirmez değildi. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmasını zorlaştırmak amacıyla bir sandalye alıp kapı kolunun altına koydular. Daha sonra küçük bir şifonyeri de sandalyenin üzerine koyarak beklemeye başladılar. Kibbutz’un yakınlarında bir askeri üs vardı. Addi Cherry, askerlerin birkaç dakika içinde burada olacağını düşünüyordu, ancak birçoğunun çoktan öldürülmüş olduğunu bilmiyordu.

“Askerleri ve sivilleri rehin alın!”

Silahlı adamlar, İsrail'in sınır boyu konuşlandırılan üslerinin hepsini olmasa da çoğunu zaten istila etmişti. İstihbarat merkezine yapılan baskını kaydeden saldırganların kafa kameralarından alınan görüntüler, Hamas’ın yüksek eğitimli seçkin tugaydan olan üyelerinin, sabahın ilk ışıklarında, birçok üssün barikatlarını parçaladığı görüldü.

Baskının ardından henüz yataklarında yatan bazı askerleri acımasızca vurarak öldürdüler. İsrailli yüksek rütbeli bir subay, silahlı adamların bazı askeri üslerde iletişim cihazlarının tam olarak nerede olduğunu bildiklerini ve onları yok ettiklerini söyledi.

İsrailliler, iletişim ve gözetleme sistemlerinin çoğunun devre dışı kalması nedeniyle Hamas’ın seçkin güçlerinin geldiğini göremiyor, yardım istemekte ve yanıt almakta zorlanıyorlardı. İsrailli askerler, bırakın çevredeki sivil kibbutzları, kendilerini bile koruyamadılar.

Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)
Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)

İsrailli müdahale ekipleri tarafından bir kibbutzda bulunan Hamas’ın planının olduğu belge, saldırganların hedefleri ve savaş planları olan, iyi tanımlanmış birimler halinde organize olduklarını gösteriyordu. Belge, saldırganları korumak için geride havan birimlerinin yanı sıra denizciler, sabotajcılar ve sürücüler atandığını ortaya koyuyordu. Saldırganların belli bir hedefi vardı; kibbutz. Saldırganlara belli açılardan kibbutza saldırma görevi verilmişti. Belgede ayrıca yakın bölgelerde konuşlanan İsrail askerlerinin sayısı, ellerindeki araç sayısı ve takviye güçlerin bölgeye ulaşmasının ne kadar süreceği hakkında tahminler de yer alıyordu.

Belgenin, Ekim 2022 tarihli olması, saldırının en az bir yıldır planlandığını gösterdi.

Üst rütbeli dört subay ve bir yetkili, diğer saldırganların ise askeri takviye güçlerini ana yol üzerindeki kavşaklarda pusuya düşürdüklerini söyledi. Saldırganların bazılarına, gelecekte İsrail ile yapılacak olası esir takaslarında pazarlık kozu olarak kullanılmak üzere, İsraillileri rehin almaları yönünde özel talimatlar verildiği anlaşılan belgede, “Onlarla müzakere etmek için askerleri ve sivilleri rehin alın!” deniyordu.

“Burada öleceğiz”

Addie Cherry’nin saldırganlar evine geldiği sırada arkadaşlarına gönderdiği mesajlara göre, sabah saat 10.00 sularında zorla Cherry ailesinin evine girmişlerdi. Kibbutzun yöneticisine göre saldırganlar, saldırının başladığı ilk anlarda karşılarına çıkan bir sivil güvenlik gönüllüsünün yanı sıra kibbutz bekçilerini öldürdüler ve ev ev dolaşarak öldürecek ya da kaçıracak insanları bulmaya çalıştılar. Addi Cherry, arkadaşlarına gönderdiği mesajda, “Lütfen yardım gönderin” diye yazdı.

Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)
Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)

Saldırganlar Cherry ailesinin evine zorla girdiler. Saldırganların bağırış çağırışlarla eve girip evi aradıklarını söyleyen Addi Cherry, o an kendi kendine “Burada öleceğiz” dediğini aktardı. Aile üyeleri, davetsiz misafirlerin sığındıkları odanın kapısını görmezden gelip, evdeki herkesin o sıra uzakta olduğunu düşünmeleri umuduyla korkunç bir sessizlik içinde beklemeye başladılar. Addi Cherry ve kocası, bir sandalye alıp kapı kolunun altına sabitlediler. Sandalyenin üzerine de bir şifonyer yerleştirdiler. En büyük oğulları olan Guy (15), elinde 18 kiloluk bir dambılla kapının yanında duruyordu. Birisi içeri girmeye kalkarsa dambılı onun kafasına vuracaktı, plan buydu. Ardından kapının kolu hareket etti. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmamasını umarak bekliyorlardı. Kol hareket etmeye devam etti, ancak bir süre sonra durdu ve saldırgan kapıdan uzaklaştı.

Birkaç sokak ötede Kibbutz’un park ve bahçelerinden sorumlu Miki Levi ve ailesi de benzer bir durumla karşı karşıyaydı. Miki Levi (47) verdiği bir röportajda, bir grup saldırganın onu güvenlik odasına kadar kovaladıklarını, ardından zırhlı kapıya ateş açtıklarını söyledi. Mermilerin bir kısmının kapıda büyük delikler açtığını belirten Levi, kendi silahıyla karşı ateş açtığını, bu yüzden kapının daha da parçaladığını aktardı. O sıra karısı ve iki küçük kızı kenarda saklanıyorlardı.

Saldırganların taktik değiştirip komşularını (anne ve 12 yaşındaki kızı) evlerine getirdiklerini söyleyen Miki Levi, saldırganların anne-kıza silah zoruyla, komşularını kapıyı açmaya ikna etmelerini söylendiklerini ve onların da “Ateş etmeyi bırakıp dışarıya çıkın! Teröristler size hiçbir şey yapmayacak” dediklerini belirtti. Saldırganların bu yöntemden de vazgeçip bir RPG roketiyle geri döndüklerini anlatan Levi, birini kalçasından vurmasıyla saldırganların olay yerinden ayrıldıklarını söyledi. Levi, komşuları olan anne-kızın şu an Gazze’de esir olduklarından şüpheleniyor.

“Cesetler yanıyor”

İsrailli general Dan Goldfus, güneye doğru gittiğini, ancak tam olarak nereye gideceğini bilmediğini söyledi. Hava indirme birliğinden olan Goldfus (46), evinde tatildeydi ve Tel Aviv'in kuzeyindeki bir mahallede koşu yapıyordu. Goldfus, olaylardan sonra verdiği bir röportajda, güneyden ‘teröristlerin bir İsrail şehrinde hiçbir engelle karşılaşmadan yürüdükleri görülen’ bir videoyla karşılaştığını ve bunun üzerine hiçbir emir beklemeden eve koşup, üniformasını giyerek güneye doğru yola çıktığını söyledi. İsrail'in orta kesimlerinde görevli olduğu askeri kışladan silahlı iki askerle birlikte neler olduğunu öğrenmek için arkadaşlarını ve meslektaşlarını aradığını belirten Goldfus, aramalar sonucunda arkadaşlarından sadece birkaçının olaylardan haberdar olduğunu, fakat geriye kalanların ‘vaziyeti tam olarak idrak edemediklerini’ kaydetti.

Hamas saldırısı o kadar ani, o kadar net ve o kadar büyüktü ki İsrail ordusunu kaosa sürükledi. Siviller, saatlerce kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı. Goldfus, edinebildiği çok az bilgiye göre, kendisinin ve askerlerin Kibbutz Nahal Oz’un kuzeyindeki bir köye gittiklerini ve ardından yavaş yavaş güneye doğru yürüdüklerini söyledi. Sabah saat 10.00 sularıydı ve köyün çevresinde katliam ve zulüm vardı. İsraillilerin cesetleri, yanmış ve devrilmiş arabaların yanlarında, yol kenarlarında yatıyordu. Silahlı kişiler, tüm gece süren açık hava konseri alanındaki tahmini 260 kişiyi öldürdü. Goldfus, olay yerinde gördüklerini anlatırken “Cesetler yanıyordu” ifadelerini kullandı. Hamas’ın saldırısı, herkese karşı büyük bir şiddetin fitilini ateşledi. Gazzelilerden bazıları sınırı ihlal ederek, korumasız kalan sınıra doğru akın etti. Bazıları bunu cep telefonlarıyla yayınladı. Hayatta kalanlar, Gazzelilerin evlerine baskın yapıp yağmaladıklarını, bilgisayarları, kıyafetleri, mutfak eşyalarını, televizyonları ve telefonları çaldıklarını söyledi.

Bazı kibbutzlarda bölge sakinleri evlerini yakarken, silahlı adamlar her fırsatta sivillerin peşine düşüp, rehin alacak yahut öldürecek kişiler aramaya devam etti. Bir büyükanne ve bir büyükbabayı, 9 aylık bir bebek olan küçük yaştaki torunlarıyla kaçırıp Gazze'ye götürdüler. Bazı rehineler motosikletlerle kaçıranların arasına sıkıştırıldı.

İsrail ordusu neredeyse bu kaosun yaşandığı süre boyunca hiçbir yerde görünmedi. Goldfus, Kibbutz Reim yakınlarında tesadüfen başka bir üst rütbeli İsrail subayıyla karşılaştığını, onun da tıpkı kendisi gibi hiçbir emir almadan, küçük bir grup askeri toplayarak olay yerine koştuğunu aktardı. Ardından kendilerine ait bir strateji geliştirdiklerini söyleyen Goldfus, aralarındaki konuşmada “‘Burada emirler yok. Buradan güneye doğru ilerleyin, ben de kuzeye doğru ilerleyeceğim’ dedim” diye anlattı. İsrail ordusunda 1960'lı yıllarda görev yapıp emekli olan generaller de dahil olmak üzere askerler ve sivil gönüllüler, bölgeye akın edip ellerinden geleni yaptı. İsrail'in karşı saldırıları da ancak bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Yakınlarda yaşayan İsrailli eski general Israel Ziv, kendi arabasıyla bölgeye geldi.

Eski Genelkurmay Başkanı Yardımcısı ve eski sol görüşlü Knesset üyesi Yair Golan, şunları söyledi:

Silahımı alıp konserdeki katliamdan sağ kurtulan ve yakınlardaki çalıların arasında saklananları kurtarmaya başladım.

Goldfus ise “Tehlikeye doğru koşabildiğimiz kadar hızlı koşuyorduk. Oraya ilk ulaşanlar bizdik” dedi.

İsrail'in kontrolü yeniden ele geçirdiği ilk yerlerden biri, Gazze yakınlarındaki istihbarat merkeziydi. Öğleye doğru çeşitli birliklerden askerler ve yedek askerler, farklı yönlerden üsse gelerek ölümcül saldırılarını videoya çeken Gazzeli 10 silahlı adamı etkisiz hale getirdiler. Kafa kamerasıyla olayları kaydeden grubun lideri, vurulduğu ve öldürüldüğü anı da kaydetti. Görüntülerde kameranın yere düştüğü ve zıpladığı, video kaydı durduğunda ise grubun liderinin yerde olduğu ve uzun sakalıyla, incelen saç çizgisi görüldü. İsrailli üst düzey bir yetkiliye göre, İsrail'in güneyindeki diğer bölgelere resmi olarak gönderilen ilk takviye güçler, askeri helikopterlerle gelen İsrailli bir komando birliği oldu. Peşlerinden İsrail Deniz Kuvvetleri ve düşman hatlarının derinliklerinde operasyon yapmak üzere eğitilen bir keşif birliği de dahil olmak üzere diğer özel harekât birlikleri gönderildi. Komandolar, zaman zaman gönüllü güçlere katılıp, aile üyelerini kurtarmak için çatışma bölgesine koşuyorlardı.

Emekli General Noam Tibon, oğlu gazeteci Amir'in mahsur kaldığı Kibbutz Nahal Oz'u geri almak amacıyla silahıyla güneye yol çıktı. Tibon, öğleden sonra kibbutzda evleri dolaşan bir gruba katıldı. Hamas üyeleri, pazar günü öğleden sonrasına kadar birçok köyde ve askeri üste bulunmaya devam etti. Tüm bölgeyi tamamen güvenlik altına almak günler sürdü.

Addi Cherry, cumartesi öğleden sonra saat 17.00 sularında Kibbutz Nahal Oz'a geldiğinde evini dağılmış, mikrodalga fırını duvardan sökülmüş, çekmeceleri yerlerinden çıkmış halde buldu ve yerde kurumuş bir kan birikintisiyle karşılaştı. Sabah saatlerinde evinin içinde ve çevresinde çatışma sesleri duymuştu. Addi Cherry, bu yüzden ‘evinde bir teröristin öldürüldüğüne ve cesedinin arkadaşları tarafından götürüldüğünü’ düşünüyor. Saldırıdan sonra hayatta kalanlardan bazıları, İsrail ordusu bölgeye geldikten sonra dahi evlerinin kapılarını açmadı. Askerler Kibbutz Nahal Oz sakinlerinden Oshrit Sabag'ın evine ulaştıklarında Sabag onların ‘kılık değiştirmiş teröristler’ olduklarını sandı. Askerler, İsrail askeri olduklarını kanıtlamak için İbranice konuşmaya başlasalar da Bayan Sabag (48) ikna olmadı. Bayan Sabag, ancak Yahudi dualarını duyduktan sonra sakinleşebildi.



Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile müzakerelere ilişkin tutumu ve Hizbullah’ı dış çıkarlar uğruna Lübnan’ı savaşa sürüklemekle suçlayan açıklamalarının ardından içeriden geniş bir destek gördü.

Milletvekili Melhem Riachi, Lübnan Güçleri Partisi lideri Semir Caca’nın desteğini aktararak, cumhurbaşkanlığının yaklaşımıyla tam uyum içinde olduklarını belirtti ve “Sayın Cumhurbaşkanı’nın attığı adımlara ve yürüttüğü çalışmalara tam destek veriyoruz” dedi.

Kataib Partisi ise Avn’ın tutumunun, Lübnanlıların Hizbullah’ın hâkimiyetine karşı duruşunu yansıttığını ifade etti. Parti, ateşkesin sağlanması, İsrail’in çekilmesi ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için Arap ve uluslararası destekli müzakere sürecinin önemine dikkat çekti.

Bu gelişmeler, İsrail’in Hizbullah’ın yeni insansız hava araçlarından (İHA) duyduğu endişenin arttığı bir dönemde yaşandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, füze ve İHA tehditlerine karşı uyarıda bulunarak, bu tehditlerle askeri ve teknolojik yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri operasyonları sürerken, İsrail ordusu dün akşam Kantara bölgesinde “Hizbullah’a ait” olduğunu öne sürdüğü bir tünele yönelik büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Patlamanın, bölgede şiddetli sarsıntılara yol açtığı bildirildi.


Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)

Şarku’l Avsat, Gazze Barış Kurulu temsilcileri tarafından hazırlanan öneriye ilişkin ayrıntılara ulaştı. Söz konusu temsilciler arasında Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların yanı sıra ABD de yer alıyor. Öneri, özellikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanıyor.

‘Yol haritası’ başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamayı amaçlıyor. Belgede, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesine yönelik 15 madde yer alıyor.

Hamas’tan üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu önerinin İsrail’e de iletildiğini belirtti. Kaynak, tüm tarafların teklif hakkındaki yanıtlarının ele alınacağı toplantıların bugün Kahire’de başlayabileceğini ifade etti.

Kaynak, Hamas’ın konuya ilişkin iç istişareler yürüttüğünü söyledi, ancak sunacakları nihai tutuma dair ayrıntı vermekten kaçındı.

Diğer kaynaklar, Mladenov’un dün Mısır’a geçmeden önce İsrail’i ziyaret ederek sunulan belgeye ilişkin İsrail’in tutumu hakkında görüşmeler yapacağını bildirmişti.

Belgede, ‘Uygulamanın Doğrulanması’ adı verilen bir komitenin kurulması öngörülüyor. Söz konusu komitenin, Mladenov tarafından oluşturulacağı; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Kurulu temsilcilerinden oluşacağı belirtiliyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamakla görevli olacağı ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla destekleneceği ifade ediliyor.

sdfvfr
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov (Reuters)

Belgenin ilk maddesinde ise tüm tarafların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan kapsamlı planı eksiksiz uygulamasının önemi vurgulanıyor. Bu iki unsurun, uluslararası düzeyde mutabık kalınmış bir çerçeve oluşturduğu ve sürecin yürütülmesinde rehber alınacağı kaydediliyor. Ayrıca bunun; sivil yaşamın yeniden tesisi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden imar, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile kendi kaderini tayin hakkı ve Filistin devletine giden güvenilir bir sürecin oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belge, Hamas ve diğer Filistinli gruplar tarafından kısa süre önce dile getirilen taleplerin karşılanmasını öngörüyor. Buna göre İsrail’in, anlaşmanın ilk aşamasından kalan tüm yükümlülükleri eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirmesi şart koşuluyor. Bu sürecin, ikinci aşamaya geçilmeden önce Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından denetleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, ikinci aşamanın herhangi bir maddesine geçiş, bir önceki aşamaya ilişkin tüm yükümlülüklerin tamamlanmasına bağlı olacak. Bu süreç, komitenin gözetim ve denetimi altında yürütülecek.

Belge ayrıca, Barış Kurulu’na Gazze Şeridi’nin yönetimi, yeniden inşası ve kalkınmasının denetlenmesi için yetki verilmesini öngörüyor. Bu yetkinin, reformdan geçirilmiş bir Filistin yönetiminin sorumlulukları devralmasına kadar geçerli olacağı ve Filistin devletinin kendi kaderini tayin sürecine giden güvenilir bir yolun oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belgede, Barış Kurulu’nun ayrıca, uluslararası istikrar gücünün kurulması ve planın hedeflerinin hayata geçirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olacağı kaydediliyor.

Belge, Hamas veya diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi’nin yönetiminde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir rol üstlenmeyeceğini açıkça vurguluyor. Buna karşılık, sivil bakanlıklarda görev yapan mevcut çalışanların (Hamas kadroları) yasal ve adil biçimde ele alınacağı, tüm haklarına saygı gösterileceği belirtiliyor.

Belge, Gazze Şeridi’nin ‘tek otorite, tek yasa ve tek silah’ ilkesi doğrultusunda yönetilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda, silah bulundurmanın yalnızca Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlı olacağı, tüm silahlı grupların ise askeri faaliyetlerini durduracağı ifade ediliyor.

Ayrıca, yeni eğitilmiş polis unsurlarının mevcut polis teşkilatına entegre edileceği ve tamamının güvenlik taramasından geçirileceği belirtiliyor. Gerekli kriterleri karşılamayanlara silahsız alternatif görevler veya tazminat paketleri sunulacağı, polis envanterindeki tüm silahların ise komitenin Gazze’ye girişinin ardından onun kontrolüne devredileceği kaydediliyor.

fdv
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (DPA)

Belgede, silahların sınırlandırılması konusunun kademeli ve aşamalı bir süreçle ele alınacağı belirtiliyor. Bu sürecin, üzerinde mutabık kalınan uygulama takvimine uygun şekilde yürütüleceği; Barış Kurulu ile Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından izlenip destekleneceği ifade ediliyor.

Belgede, söz konusu sürecin Filistin liderliğinde yürütüleceği ve silahların Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredileceği kaydediliyor. Tüm silahlı grupların altyapının kayıt altına alınması ve silahların toplanması sürecine katılacağı, ancak silahların İsrail’e teslim edilmesinin şart koşulmadığı vurgulanıyor. Sürecin, ilgili komite tarafından denetleneceği ve izleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi; silahların kaydı, ruhsatlandırılması, iptali ve ruhsatsız silahların toplanması konusunda tek yetkili merci olacak. Bu düzenlemelerin ağırlıklı olarak bireysel silahları kapsadığı ifade ediliyor.

Ayrıca, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kademeli bir süreç içinde geri satın alma programları, yeniden entegrasyon ve sosyal destek mekanizmalarını devreye alacağı; Filistinli grupların da bu süreçte komiteyle iş birliği yapmasının beklendiği belirtiliyor.

Belgede, silahlı unsurların kişisel silahlarını teslim etmesinin, milis güçlere ait silahların teslimiyle eş zamanlı gerçekleşeceği kaydediliyor. Bunun, uygun güvenlik koşullarının sağlanması ve polisin bireysel güvenliği teminat altına alabilecek kapasiteye ulaşmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, iç çatışma ve şiddeti önlemek amacıyla bir ‘toplumsal barış anlaşması’ imzalanacak. Bu kapsamda güç gösterileri, askeri geçit törenleri ve silahlı gösteriler yasaklanacak, ayrıca her türlü misilleme eyleminin önüne geçilecek.

Uluslararası istikrar gücünün rolüne ilişkin olarak belge, bu gücün İsrail kontrolündeki bölgeler ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kontrolündeki alanlar arasında konuşlandırılacağını belirtiyor. Söz konusu gücün polislik faaliyetlerinde bulunmayacağı, ancak silahların sınırlandırılması sürecine, insani operasyonlara destek verebileceği ve bu faaliyetlerin korunmasını sağlayabileceği ifade ediliyor.

Belgede ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi sınırlarına doğru aşamalı olarak çekilmesinin öngörüldüğü, bunun ise üzerinde mutabakata varılacak ve uygulanabilir bir takvime bağlanacağı kaydediliyor. Bu çekilmenin, silahların sınırlandırılması sürecinde kaydedilen ve doğrulanan ilerlemeye bağlı olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, silahların sınırlandırıldığı bölgelerde meydana gelebilecek güvenlik ihlalleri Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından ele alınacak.

Ayrıca belge, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının, bu sürecin uygulandığı ve fiilen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yönetimi altında bulunan bölgelere inşaat malzemelerinin girişine izin verilmesiyle gerçekleştirileceğini öngörüyor.


Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
TT

Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, nüfuz için yoğun rekabet içindeki siyasi güçler arasında bakanlık dağılımı sürecini başlattı.

Iraklı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi İttifakı tarafından seçilen ve belirgin bir siyasi profili bulunmayan Zeydi’nin, hükümeti 30 gün içinde kurmak üzere ön görüşmelere başladığını aktardı. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a “Resmî görevlendirme yazısını aldığı andan itibaren destek görmesine rağmen bu görevi başarıyla tamamlayıp tamamlayamayacağını söylemek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynaklara göre Zeydi’nin adaylığı, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında varılan bir uzlaşının sonucu olarak ortaya çıktı.

Londra ve Paris, dün Zeydi’nin görevlendirilmesini memnuniyetle karşıladı. Ancak Amerikan kaynaklarına göre Washington, Bağdat’a yönelik tutumunu, başta grupların silahları olmak üzere temel dosyalarda ilerleme sağlanmasına bağlayarak, “kişilerin geçmişinden ziyade bu konuların çözümüne” odaklanıyor.