Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın İsrail’e ait askeri üsler ile yerleşim bölgelerine başlattığı ani ve büyük saldırının detayları

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
TT

Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)

Patrick Kingsley & Ronen Bergman

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tam olarak biliyorlardı.

İsrail sınırından geçen silahlı adamlar, her birinde ikişer kişi olmak üzere beş motosikletle doğuya doğru yöneldiler ve bu yönde yoldan geçen sivil araçlara ateş ederek ilerlemeye başladılar.

Silahlı adamlar, 10 mil kadar ilerledikten sonra yolu kapatıp ormanlık bir alana girdiler ve bir askeri üsse ait olan, ancak nöbetçinin bulunmadığı bir kapını önünde indiler. Küçük bir patlayıcıyla üssün kapısını havaya uçurarak üsse girdiler. Burada video ve fotoğraf çektiler. O esnada tişört giyen silahsız bir İsrail askerini vurarak öldürdüler.

Saldırganlar, bir anlığına sanki buradan nereye gideceklerinden emin değillermiş gibi bir havaya büründüyseler de içlerinden biri cebinden bir şey çıkardı. Bu, askeri üssün renklerle kodlanmış bir haritasıydı.

Yeniden harekete geçtiklerinde müstahkem bir binanın kilitli olmayan kapısına ulaştılar. İçeri girer girmez bilgisayarlarla dolu bir odaya daldılar. Burası askeri istihbarat merkeziydi. Odadaki bir yatağın altında saklanan iki askeri vurarak öldürdüler.

Bu görüntüler, daha sonra öldürülen silahlı bir adamın başına monte edilen bir kamerayla kaydediliyordu. New York Times (NYT) gazetesi, görüntüleri inceleyip, İsrailli yetkililerle görüşüp, İsrail ordusunun saldırıyla ilgili paylaştığı görüntüleri de kontrol ederek olayları teyit etti.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)

Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas Hareketi’nin geçtiğimiz cumartesi günü düzenlediği ani ve büyük saldırı, Ortadoğu'nun en güçlü ordusu olan İsrail ordusunu nasıl şaşkına çevirip, alt edebildiğine dair korkutucu detayları gözler önüne seriyor. Hamas, İsrail'in 75 yıllık tarihindeki en kanlı gününde, sınıra saldırarak ve 30 mil kareden fazla alanı aşarak 150'den fazla kişiyi rehin aldı, bin 300'den fazla kişiyi öldürdü.

Hamas ve müttefikleri, dikkatli bir planlama yaparak, İsrail'in sırlarını ve zayıf noktalarını olağanüstü şekilde çözümleyerek, sabahın ilk ışıklarıyla Gazze cephesinde İsrail ordusunu alt ettiler. Bu olay, uzun yıllar ordusunun üstünlüğünü bir doktrin olarak benimseyen İsraillileri şoka uğrattı.

Hamas, insansız hava araçlarını (İHA) kullanarak Gazze Şeridi sınırındaki önemli gözlem ve iletişim kulelerini yok etti. Böylece İsrail ordusu için geniş bir bölgeyi kör nokta haline getirdi. Yetkililer, Hamas'ın patlayıcılar ve dozerler kullanarak sınır duvarlarında yarıklar açtığını ve ilk etapta 200, akabinde ise gün içinde bin 800 silahlı adamın İsrail tarafına geçmesini sağladığını söyledi. Silahlı adamlar, motosikletler ve kamyonetlerle İsrail'e baskın düzenledi. Baskın sırasında İsrail’e ait en az 8 askeri üssü ele geçirdiler. 15'ten fazla köyde ve ilçede sivillere yönelik saldırılar düzenlediler.

Hamas’ın planıyla ilgili belgeler, saldırı sırasında geçilen görüntüler ve güvenlik yetkilileriyle yapılan röportajlar, Hamas Hareketi’nin İsrail ordusunun nasıl hareket ettiği, bazı birliklerin nerede konuşlandırıldığı ve hatta takviye kuvvetlerin gelmesi için ne kadar süre gerektiği konusunda şaşırtıcı derecede fazla bilgiye sahip olduğunu gösterdi.

İsrail ordusu, savaş bittiğinde Hamas’ın İsrail savunmasını nasıl bu kadar kolay delebildiğine dair soruşturma başlatacağını açıklasa da kendi sırlarını korumayı ihmal edip etmediği ya da orduya casusların sızıp sızmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Bu açıklamalar, istihbarat toplamasıyla ünlü İsrail ordusunun operasyonları hakkında bu kadar çok bilgiyi yanlışlıkla nasıl ifşa edebildiğini merak eden yetkilileri ve analistleri alarma geçirdi.

Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)
Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)

Saldırının sonucu, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un da ‘Holokost'tan bu yana en fazla Yahudi’nin öldüğü, Yahudi halkının yaşadığı en kötü gün’ olarak tanımladığı vahşet ve katliamdı. İsrail'in yenilmezlik havasını paramparça eden saldırı, İsrail’in bir haftada bin 900’den fazla Filistinliyi öldürdüğü ve Gazze'de daha önce eşi benzeri görülmemiş gaddarlıkta bir karşı saldırısının fitilini ateşledi.

Saldırı aynı zamanda İsrail ve birçok Batılı ülke tarafından uzun süredir terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas'ın, Gazze’yi İsrail’e karşı saldırılar için bir saha olarak kullanmak yerine yavaş yavaş yönetmeye yöneldiği ve terör örgütü olmadığı varsayımlarını da yok etti. Lübnan'da bulunan Hamas yetkilisi Ali Baraka, pazartesi günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ​​Hamas’ın, İsraillileri Gazze’yi yönetmekle meşgul olduğuna inandırdığını, ancak gizliden gizliye hiç ara vermeden ve tamamen bu büyük saldırıya hazırlanmaya devam ettiğini söyledi.

Hamas Kibbutz’da!

Hamas üyesi silahlı kişiler, Addi Cherry’nin evinin açık olan kapısının diğer tarafındaydı. Bayan Cherry, kocası ve üç çocuğu, en büyük oğullarının odasında saklanmış, oturma odalarında dolaşan silahlı adamların seslerini dinliyorlardı. Saldırganlardan birinin odanın kapısına yaklaştığı sırada Bayan Cherry, bir arkadaşına ‘Lütfen bize yardım edin’ diye mesaj attı ve saldırgan kapının kolunu tuttu. Cherry ailesi güne, sabah saat 6.00 sularında Gazze Şeridi’nden atılan roketlerle başlamıştı. Kendisi ekonomist, eşi ise mühendis olan Bayan Cherry, patlama seslerini duyduklarında çocuklarıyla birlikte en büyük oğullarının bomba sığınağına dönüştürülen yatak odasına koştular.

Sabah yaşadıkları rahatsız edici derecede tanıdıktı. Gazze sınırının birkaç yüz metre doğusunda, İsrail'in 500 kişilik kırsal bir köyü olan Kibbutz Nahal Oz’da yaşayan Cherry ailesi için roketlerin atılması ve ardından güvenli odaya sığınma, bölgede günlük hayatın bir parçası.

Addi Cherry, başta durumun ‘her zamanki gibi’ olduğunu düşündüğünü, ancak daha sonra bu sabah işlerin hızla değiştiğini gördüğünü söyledi. Roketler atılmaya devam etti ve birçoğu İsrail topraklarının içlerini hedef aldı. Daha sonra Kibbutz’un çevresindeki tarım arazilerinden silah sesleri duyuldu. Addi Cherry ve kocası Oren Cherry, güvenlikli odadan çıkıp, oturma odasının camından dışarıya baktı. Addi Cherry, kocasının “Aman Tanrım. Hamas Kibbutz’da! Hamas Kibbutz’da!” diye bağırdığını hatırladığını söyledi.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)

Saat sabah 7.20'ydi. Silahlar ve roketatarlar taşıyan, yeşil bandanalar takan yüzlerce Hamas üyesi, Kibbutz’un tarlalarına doğru akın ediyordu.

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tamamen biliyorlardı. Bazıları askeri üslere baskın düzenlerken, bazıları da yerleşim bölgelerine girerek sivilleri kaçırıyor ve öldürüyorlardı. Birkaç dakika içinde Cherry ailesinin evinin bulunduğu sokağa ulaştılar. Ailenin hızlı davranması gerekiyordu. Bomba sığınakları (büyük oğullarının yatak odası) hava geçirmez değildi. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmasını zorlaştırmak amacıyla bir sandalye alıp kapı kolunun altına koydular. Daha sonra küçük bir şifonyeri de sandalyenin üzerine koyarak beklemeye başladılar. Kibbutz’un yakınlarında bir askeri üs vardı. Addi Cherry, askerlerin birkaç dakika içinde burada olacağını düşünüyordu, ancak birçoğunun çoktan öldürülmüş olduğunu bilmiyordu.

“Askerleri ve sivilleri rehin alın!”

Silahlı adamlar, İsrail'in sınır boyu konuşlandırılan üslerinin hepsini olmasa da çoğunu zaten istila etmişti. İstihbarat merkezine yapılan baskını kaydeden saldırganların kafa kameralarından alınan görüntüler, Hamas’ın yüksek eğitimli seçkin tugaydan olan üyelerinin, sabahın ilk ışıklarında, birçok üssün barikatlarını parçaladığı görüldü.

Baskının ardından henüz yataklarında yatan bazı askerleri acımasızca vurarak öldürdüler. İsrailli yüksek rütbeli bir subay, silahlı adamların bazı askeri üslerde iletişim cihazlarının tam olarak nerede olduğunu bildiklerini ve onları yok ettiklerini söyledi.

İsrailliler, iletişim ve gözetleme sistemlerinin çoğunun devre dışı kalması nedeniyle Hamas’ın seçkin güçlerinin geldiğini göremiyor, yardım istemekte ve yanıt almakta zorlanıyorlardı. İsrailli askerler, bırakın çevredeki sivil kibbutzları, kendilerini bile koruyamadılar.

Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)
Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)

İsrailli müdahale ekipleri tarafından bir kibbutzda bulunan Hamas’ın planının olduğu belge, saldırganların hedefleri ve savaş planları olan, iyi tanımlanmış birimler halinde organize olduklarını gösteriyordu. Belge, saldırganları korumak için geride havan birimlerinin yanı sıra denizciler, sabotajcılar ve sürücüler atandığını ortaya koyuyordu. Saldırganların belli bir hedefi vardı; kibbutz. Saldırganlara belli açılardan kibbutza saldırma görevi verilmişti. Belgede ayrıca yakın bölgelerde konuşlanan İsrail askerlerinin sayısı, ellerindeki araç sayısı ve takviye güçlerin bölgeye ulaşmasının ne kadar süreceği hakkında tahminler de yer alıyordu.

Belgenin, Ekim 2022 tarihli olması, saldırının en az bir yıldır planlandığını gösterdi.

Üst rütbeli dört subay ve bir yetkili, diğer saldırganların ise askeri takviye güçlerini ana yol üzerindeki kavşaklarda pusuya düşürdüklerini söyledi. Saldırganların bazılarına, gelecekte İsrail ile yapılacak olası esir takaslarında pazarlık kozu olarak kullanılmak üzere, İsraillileri rehin almaları yönünde özel talimatlar verildiği anlaşılan belgede, “Onlarla müzakere etmek için askerleri ve sivilleri rehin alın!” deniyordu.

“Burada öleceğiz”

Addie Cherry’nin saldırganlar evine geldiği sırada arkadaşlarına gönderdiği mesajlara göre, sabah saat 10.00 sularında zorla Cherry ailesinin evine girmişlerdi. Kibbutzun yöneticisine göre saldırganlar, saldırının başladığı ilk anlarda karşılarına çıkan bir sivil güvenlik gönüllüsünün yanı sıra kibbutz bekçilerini öldürdüler ve ev ev dolaşarak öldürecek ya da kaçıracak insanları bulmaya çalıştılar. Addi Cherry, arkadaşlarına gönderdiği mesajda, “Lütfen yardım gönderin” diye yazdı.

Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)
Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)

Saldırganlar Cherry ailesinin evine zorla girdiler. Saldırganların bağırış çağırışlarla eve girip evi aradıklarını söyleyen Addi Cherry, o an kendi kendine “Burada öleceğiz” dediğini aktardı. Aile üyeleri, davetsiz misafirlerin sığındıkları odanın kapısını görmezden gelip, evdeki herkesin o sıra uzakta olduğunu düşünmeleri umuduyla korkunç bir sessizlik içinde beklemeye başladılar. Addi Cherry ve kocası, bir sandalye alıp kapı kolunun altına sabitlediler. Sandalyenin üzerine de bir şifonyer yerleştirdiler. En büyük oğulları olan Guy (15), elinde 18 kiloluk bir dambılla kapının yanında duruyordu. Birisi içeri girmeye kalkarsa dambılı onun kafasına vuracaktı, plan buydu. Ardından kapının kolu hareket etti. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmamasını umarak bekliyorlardı. Kol hareket etmeye devam etti, ancak bir süre sonra durdu ve saldırgan kapıdan uzaklaştı.

Birkaç sokak ötede Kibbutz’un park ve bahçelerinden sorumlu Miki Levi ve ailesi de benzer bir durumla karşı karşıyaydı. Miki Levi (47) verdiği bir röportajda, bir grup saldırganın onu güvenlik odasına kadar kovaladıklarını, ardından zırhlı kapıya ateş açtıklarını söyledi. Mermilerin bir kısmının kapıda büyük delikler açtığını belirten Levi, kendi silahıyla karşı ateş açtığını, bu yüzden kapının daha da parçaladığını aktardı. O sıra karısı ve iki küçük kızı kenarda saklanıyorlardı.

Saldırganların taktik değiştirip komşularını (anne ve 12 yaşındaki kızı) evlerine getirdiklerini söyleyen Miki Levi, saldırganların anne-kıza silah zoruyla, komşularını kapıyı açmaya ikna etmelerini söylendiklerini ve onların da “Ateş etmeyi bırakıp dışarıya çıkın! Teröristler size hiçbir şey yapmayacak” dediklerini belirtti. Saldırganların bu yöntemden de vazgeçip bir RPG roketiyle geri döndüklerini anlatan Levi, birini kalçasından vurmasıyla saldırganların olay yerinden ayrıldıklarını söyledi. Levi, komşuları olan anne-kızın şu an Gazze’de esir olduklarından şüpheleniyor.

“Cesetler yanıyor”

İsrailli general Dan Goldfus, güneye doğru gittiğini, ancak tam olarak nereye gideceğini bilmediğini söyledi. Hava indirme birliğinden olan Goldfus (46), evinde tatildeydi ve Tel Aviv'in kuzeyindeki bir mahallede koşu yapıyordu. Goldfus, olaylardan sonra verdiği bir röportajda, güneyden ‘teröristlerin bir İsrail şehrinde hiçbir engelle karşılaşmadan yürüdükleri görülen’ bir videoyla karşılaştığını ve bunun üzerine hiçbir emir beklemeden eve koşup, üniformasını giyerek güneye doğru yola çıktığını söyledi. İsrail'in orta kesimlerinde görevli olduğu askeri kışladan silahlı iki askerle birlikte neler olduğunu öğrenmek için arkadaşlarını ve meslektaşlarını aradığını belirten Goldfus, aramalar sonucunda arkadaşlarından sadece birkaçının olaylardan haberdar olduğunu, fakat geriye kalanların ‘vaziyeti tam olarak idrak edemediklerini’ kaydetti.

Hamas saldırısı o kadar ani, o kadar net ve o kadar büyüktü ki İsrail ordusunu kaosa sürükledi. Siviller, saatlerce kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı. Goldfus, edinebildiği çok az bilgiye göre, kendisinin ve askerlerin Kibbutz Nahal Oz’un kuzeyindeki bir köye gittiklerini ve ardından yavaş yavaş güneye doğru yürüdüklerini söyledi. Sabah saat 10.00 sularıydı ve köyün çevresinde katliam ve zulüm vardı. İsraillilerin cesetleri, yanmış ve devrilmiş arabaların yanlarında, yol kenarlarında yatıyordu. Silahlı kişiler, tüm gece süren açık hava konseri alanındaki tahmini 260 kişiyi öldürdü. Goldfus, olay yerinde gördüklerini anlatırken “Cesetler yanıyordu” ifadelerini kullandı. Hamas’ın saldırısı, herkese karşı büyük bir şiddetin fitilini ateşledi. Gazzelilerden bazıları sınırı ihlal ederek, korumasız kalan sınıra doğru akın etti. Bazıları bunu cep telefonlarıyla yayınladı. Hayatta kalanlar, Gazzelilerin evlerine baskın yapıp yağmaladıklarını, bilgisayarları, kıyafetleri, mutfak eşyalarını, televizyonları ve telefonları çaldıklarını söyledi.

Bazı kibbutzlarda bölge sakinleri evlerini yakarken, silahlı adamlar her fırsatta sivillerin peşine düşüp, rehin alacak yahut öldürecek kişiler aramaya devam etti. Bir büyükanne ve bir büyükbabayı, 9 aylık bir bebek olan küçük yaştaki torunlarıyla kaçırıp Gazze'ye götürdüler. Bazı rehineler motosikletlerle kaçıranların arasına sıkıştırıldı.

İsrail ordusu neredeyse bu kaosun yaşandığı süre boyunca hiçbir yerde görünmedi. Goldfus, Kibbutz Reim yakınlarında tesadüfen başka bir üst rütbeli İsrail subayıyla karşılaştığını, onun da tıpkı kendisi gibi hiçbir emir almadan, küçük bir grup askeri toplayarak olay yerine koştuğunu aktardı. Ardından kendilerine ait bir strateji geliştirdiklerini söyleyen Goldfus, aralarındaki konuşmada “‘Burada emirler yok. Buradan güneye doğru ilerleyin, ben de kuzeye doğru ilerleyeceğim’ dedim” diye anlattı. İsrail ordusunda 1960'lı yıllarda görev yapıp emekli olan generaller de dahil olmak üzere askerler ve sivil gönüllüler, bölgeye akın edip ellerinden geleni yaptı. İsrail'in karşı saldırıları da ancak bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Yakınlarda yaşayan İsrailli eski general Israel Ziv, kendi arabasıyla bölgeye geldi.

Eski Genelkurmay Başkanı Yardımcısı ve eski sol görüşlü Knesset üyesi Yair Golan, şunları söyledi:

Silahımı alıp konserdeki katliamdan sağ kurtulan ve yakınlardaki çalıların arasında saklananları kurtarmaya başladım.

Goldfus ise “Tehlikeye doğru koşabildiğimiz kadar hızlı koşuyorduk. Oraya ilk ulaşanlar bizdik” dedi.

İsrail'in kontrolü yeniden ele geçirdiği ilk yerlerden biri, Gazze yakınlarındaki istihbarat merkeziydi. Öğleye doğru çeşitli birliklerden askerler ve yedek askerler, farklı yönlerden üsse gelerek ölümcül saldırılarını videoya çeken Gazzeli 10 silahlı adamı etkisiz hale getirdiler. Kafa kamerasıyla olayları kaydeden grubun lideri, vurulduğu ve öldürüldüğü anı da kaydetti. Görüntülerde kameranın yere düştüğü ve zıpladığı, video kaydı durduğunda ise grubun liderinin yerde olduğu ve uzun sakalıyla, incelen saç çizgisi görüldü. İsrailli üst düzey bir yetkiliye göre, İsrail'in güneyindeki diğer bölgelere resmi olarak gönderilen ilk takviye güçler, askeri helikopterlerle gelen İsrailli bir komando birliği oldu. Peşlerinden İsrail Deniz Kuvvetleri ve düşman hatlarının derinliklerinde operasyon yapmak üzere eğitilen bir keşif birliği de dahil olmak üzere diğer özel harekât birlikleri gönderildi. Komandolar, zaman zaman gönüllü güçlere katılıp, aile üyelerini kurtarmak için çatışma bölgesine koşuyorlardı.

Emekli General Noam Tibon, oğlu gazeteci Amir'in mahsur kaldığı Kibbutz Nahal Oz'u geri almak amacıyla silahıyla güneye yol çıktı. Tibon, öğleden sonra kibbutzda evleri dolaşan bir gruba katıldı. Hamas üyeleri, pazar günü öğleden sonrasına kadar birçok köyde ve askeri üste bulunmaya devam etti. Tüm bölgeyi tamamen güvenlik altına almak günler sürdü.

Addi Cherry, cumartesi öğleden sonra saat 17.00 sularında Kibbutz Nahal Oz'a geldiğinde evini dağılmış, mikrodalga fırını duvardan sökülmüş, çekmeceleri yerlerinden çıkmış halde buldu ve yerde kurumuş bir kan birikintisiyle karşılaştı. Sabah saatlerinde evinin içinde ve çevresinde çatışma sesleri duymuştu. Addi Cherry, bu yüzden ‘evinde bir teröristin öldürüldüğüne ve cesedinin arkadaşları tarafından götürüldüğünü’ düşünüyor. Saldırıdan sonra hayatta kalanlardan bazıları, İsrail ordusu bölgeye geldikten sonra dahi evlerinin kapılarını açmadı. Askerler Kibbutz Nahal Oz sakinlerinden Oshrit Sabag'ın evine ulaştıklarında Sabag onların ‘kılık değiştirmiş teröristler’ olduklarını sandı. Askerler, İsrail askeri olduklarını kanıtlamak için İbranice konuşmaya başlasalar da Bayan Sabag (48) ikna olmadı. Bayan Sabag, ancak Yahudi dualarını duyduktan sonra sakinleşebildi.



Yemen’in batısında Husilerin ilerlemesiyle birlikte gözaltı ve takibatlar artıyor

Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
TT

Yemen’in batısında Husilerin ilerlemesiyle birlikte gözaltı ve takibatlar artıyor

Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)

Yemen’in Taiz vilayetinin batısı ile Hudeyde’nin güneyinde yaşayan binlerce sivil, düşünmeye dahi fırsat bulamadan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Husilerin ele geçirdikleri köy ve yerleşimlerde düzenlediği baskın ve gözaltı operasyonları, halk arasında misilleme ve yağma korkusunu artırırken, binlerce aile bölgeden kaçmaya başladı.

Bölge sakinleri, Batı Taiz ve Güney Hudeyde’deki köy ve yerleşimlerden binlerce ailenin kaçışına tanık olduklarını belirtti. Bazı aileler yaya olarak bölgeden ayrılırken, bazıları otomobil ve motosikletlerle yola çıktı. Kimileri ise kurtarabildikleri hayvanlarını ve kişisel eşyalarını yanlarına aldı.

Bölge sakinleri Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birçok aile için göçün planlanmış bir karar olmadığını, korku nedeniyle evlerin, toprakların ve geçim kaynaklarının geride bırakıldığı acil bir kaçış olduğunu söyledi.

 İnsani yardım kuruluşlarının yokluğunda, Yemenli yerinden edilmiş kişiler yol kenarına çadır kurdu. (Yerel medya)
İnsani yardım kuruluşlarının yokluğunda, Yemenli yerinden edilmiş kişiler yol kenarına çadır kurdu. (Yerel medya)

Bölgeden ayrılamayanlar ise baskın ve gözaltı operasyonlarının sürmesi nedeniyle korku ve endişe içinde mahsur kaldı. Ayrıca bölge sakinlerinin mallarının yağmalandığı ve çalındığı yönünde ifadeler de bulunuyor.

Aileler rehin tutuldu

Yerel halkın tanıklıklarına göre el-Vaziye, Hays, el-Huha, ez-Zehari, el-Hayme, Yıhtel ve Muha ile el-Hayme ve Muha arasındaki sahil boyunca uzanan bölgelerde, Husilerin bölgeye girmesinin ardından ciddi bir huzursuzluk ve göç hareketi yaşanıyor.

Tanıklara göre Husiler, çok sayıda bölge sakinine yönelik baskın ve gözaltı operasyonları düzenledi. Bunun yanı sıra bazı kişilerin mallarının yağmalandığı ve eşyalarının çalındığı bildirildi. Diğer bazı ifadelerde ise ailelerin rehin tutulduğu ve militan olan yakınlarını geri dönerek teslim olmaya ve silahlarını bırakmaya zorlamak amacıyla ailelere baskı yapıldığı aktarıldı.

Kaynaklara göre Husiler, Taiz vilayetinin Muha ilçesi ile Hudeyde vilayetindeki el-Huha kentinde yaşayan bazı kişilere misilleme eylemleri düzenliyor. Bu kişilerin uluslararası alanda tanınan hükümeti destekledikleri veya bazı Husilerin geçmişte yaşanan hesaplaşmalar nedeniyle hedef aldıkları kişilere yönelik ihbarlarda bulunduğu öne sürülüyor.

Çok az sayıda Yemenli yerinden edilmiş kişi sınırlı miktarda yardım alabildi. (Yerel medya)
Çok az sayıda Yemenli yerinden edilmiş kişi sınırlı miktarda yardım alabildi. (Yerel medya)

Kaynaklar, bölgedeki Husilerin güvenlik ve istihbarat sorumlularından Abdullah el-Fadli ile Ala el-Umeysi’nin bu operasyonların bir bölümünü yönettiğini belirtiyor.

Bilinmeze doğru kaçış

El-Vaziye ilçesinde yaşayanlar, Husilerin bölgeye girmesiyle birlikte binlerce kişinin örgütün baskı ve gözaltılarından kaçmak için evlerini terk ettiğini söyledi. Zor insani koşullar altında gerçekleşen göçün, ilçenin yanı sıra diğer bölgelerde de devam ettiği bildirildi.

Bölge sakinlerinden Abdülcebbar Ali Hadi, olayların ani bir şekilde geliştiğini ve halkın yaşananları anlamaya dahi zaman bulamadığını anlattı.

Hadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kimse ne olduğunu anlayamadı. Bir anda ilçede kıyamet koptu ve herkes göç etmek istiyordu” ifadelerini kullandı.

Abdülcebbar, korku ile kaosun iç içe geçtiği bir tabloyu anlattı. Bazı aileler çocuklarını kurtarmaya çalışırken, bazıları hayvanlarını yanlarına almaya çalıştı. Kadınlar ağlıyor, herkes bölgeden çıkabilmek için bir yol arıyordu. Araç bulamayanlar ise yalnızca üzerlerindeki kıyafetlerle yaya olarak yola çıkmak zorunda kaldı.

Ailesini geride bırakmak zorunda kaldı

Abdülcebbar da güvenli bir yer bulmak amacıyla bölgeden ayrılanlar arasındaydı. Ancak başlangıçta ailesini yanında götüremedi. Annesinin koyunlarını geride bırakmayı reddetmesi üzerine, kendisi yalnızca üzerindeki kıyafetlerle güvenli bir bölgeye ulaşabildi.

Annesi, koyunlarıyla birlikte yürümek zorunda kaldı ve akşam olduğunda Es-Sabriye bölgesine ulaştı. Geceyi burada geçirdi. Saat 22.00’de Abdülcebbar onu bulmak için motosikletle yola çıktı. Annesini bulduktan sonra geri döndü ve aile ertesi sabah yolculuğuna devam etti.

Abdülcebbar, yaşanan anların büyük bir üzüntü taşıdığını belirterek, geride “acıları, anıları, hayatı, toprağını sevdiğimiz vatanı, evleri, eşyaları, sevgiyi ve bağlılığı” bıraktıklarını söyledi.

Yol boyunca aralıksız ilerleyen göç araçları, motosikletler ve yaya olarak yürüyen yüzlerce kişi gördüğünü anlatan Abdülcebbar, koyun, inek, deve ve eşeklerin de insanlarla birlikte yollarda ilerlediğini belirtti. Ortaya çıkan manzara, kaçışın beraberinde getirdiği kaosun ve insani dramın boyutunu gözler önüne serdi.

Kayıp çocuklar ve barınaksız aileler

Abdülcebbar ailesiyle iletişim kurduğunda, el-Vaziye’de yakıt sıkıntısının baş gösterdiğini öğrendi. Bu durum, ailesinin yolculuğa devam edip edemeyeceği konusunda endişeye yol açtı. Bunun üzerine uzaktaki bir bölgeden motosiklet kiraladı ve ailesine bir bidon yakıt gönderdi.

Taiz’in batısındaki siviller, Husilerin baskısından kaçarak bilinmeze doğru ilerliyor. (Yerel medya)
Taiz’in batısındaki siviller, Husilerin baskısından kaçarak bilinmeze doğru ilerliyor. (Yerel medya)

Yakıtın ulaşmasının ardından aile, zorlu yollarda saatler süren yolculuğa devam ederek güvenli bir bölgeye ulaşabildi.

Göç sırasında yaşanan tehlikeler yalnızca malların kaybedilmesiyle sınırlı kalmadı. Abdülcebbar, beş yaşını geçmeyen bir kız çocuğunun yolculuk sırasında kaybolduğunu anlattı. Çocuğun kaybolduğu sosyal medya gruplarında duyurulduktan sonra ailesi saatler boyunca büyük bir endişeyle onu aradı. Çocuk ertesi gün ailesine kavuştu.

Küçük kızın yaşadıkları, ailelerin göç sırasında karşı karşıya kaldığı korkunun örneklerinden yalnızca biriydi. Bu süreçte aile bireylerini korumak ve onları güvenli bir yere ulaştırmak, diğer tüm önceliklerin önüne geçti.

Abdülcebbar, yaşadıkları göçü, birkaç saat içinde neleri kaybettiklerini gösteren sözlerle özetledi. Para, yiyecek, erzak veya yedek kıyafet olmadan yola çıktıklarını, yanlarında yalnızca “insanın azmi, dayanıklılığı, sabrı ve onuru” bulunduğunu söyledi.

Her şeye sabretmeye, hatta gerekirse ağaçların altında yaşamaya hazır olduklarını belirten Abdülcebbar, kendisini en fazla üzen şeyin yaşlı insanların gözyaşlarını ve “erkeklerin çaresizliğini” görmek olduğunu ifade etti.

Acil insani yardım ihtiyacı

Göçün sürmesiyle birlikte bölgelerini terk eden ailelerin güvenlik, barınma, gıda, su ve yakıtın yanı sıra korunmaya ve kaçış sırasında birbirinden ayrılan aile bireylerinin yeniden bir araya getirilmesine ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Özellikle çocuklar ve yaşlıların durumu endişe yaratıyor.

Bu insani dramın arka planında ise daha ağır bir gerçek bulunuyor: Çok sayıda sivil daha iyi bir yaşam arayışıyla değil, bulundukları yerde kalmanın artık kendileri açısından güvenli olmaması nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Aden, Ebyen ve Lahic’ten ortak açıklama

Öte yandan Yemen’in geçici başkenti Aden ile Ebyen ve Lahic vilayetlerindeki yerel yönetimler ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, silahlı kuvvetlerin yaşanan şaşkınlık ve karmaşa dönemini geride bıraktığı, yeniden denge sağladığı ve her türlü tehditle mücadele etmeye tamamen hazır hale geldiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Husilere karşı mücadelede halk desteğinin ve toplumsal hareketliliğin arttığı, bunun da “bölgedeki İran projesinin hedeflerini boşa çıkarmaya” katkı sağladığı ifade edildi.

Yemen’in batı kıyısında binlerce kişi, son derece ağır insani koşullar altında evsiz kaldı. (AFP)
Yemen’in batı kıyısında binlerce kişi, son derece ağır insani koşullar altında evsiz kaldı. (AFP)

Yerel yönetimler, güvenlik ve kamu hizmetlerine ilişkin gelişmeleri takip etmeyi, devlet kurumlarının görevlerini sürdürmesini, terör tehditleriyle mücadeleyi, vatandaşların ve mallarının korunmasını ve güvenlik ile istikrarın sağlanmasını ilgili hükümet, güvenlik ve askeri makamlarla koordinasyon içinde sürdüreceğini bildirdi.

Yetkililer halka sakin ve dikkatli olmaları, söylentilere itibar etmemeleri, bilgileri resmi kaynaklardan takip etmeleri ve şüpheli hareket veya faaliyetleri ilgili birimlere bildirmeleri çağrısında bulundu.

Yerel yönetimler, vatandaşların güvenliği ve istikrarının en büyük öncelik olduğunu vurgulayarak, Aden’in yanı sıra Ebyen ve Lahic vilayetlerinde güvenliğin korunması ve devlet kurumlarının görevlerini sürdürebilmesi için çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.


Ben-Gvir, tutuklulara kötü muameleyi gösteren görüntüleri yayımladı

Itamar Ben-Gvir (Reuters)
Itamar Ben-Gvir (Reuters)
TT

Ben-Gvir, tutuklulara kötü muameleyi gösteren görüntüleri yayımladı

Itamar Ben-Gvir (Reuters)
Itamar Ben-Gvir (Reuters)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir dün TikTok platformunda, Filistinli tutuklulara İsrail hapishanelerinden birinde kötü muamele edildiğini gösteren bir video yayımladı.

Görüntülerde, tutukluların ellerini başlarının üzerinde kaldırdığı ve silahlarını kendilerine doğrultan gardiyanların önünde yüzüstü yere yatırıldığı görülüyor. Ancak videonun ne zaman çekildiği ve hangi hapishaneye ait olduğu belirtilmiyor.

Ben-Gvir daha önce de Filistinli tutukluların içinde bulunduğu koşulları gösteren görüntüler yayımlamıştı. Bakanın son paylaşımı, Hayfa yakınlarındaki Damon Hapishanesi'nde kadın tutukluların hücrelerine düzenlediği baskın sırasında çekilen görüntülerdi. Ben-Gvir, baskının ardından tutukluların gözaltı koşullarının ağırlaştırılmasıyla övünürken, Filistinli Esirler Kulübü baskını kadın tutukluların insanlık onuruna yönelik bir saldırı olarak nitelendirmişti.

Şarku’l Avsat’ın Filistinli ve İsrailli insan hakları kuruluşlarının raporlarından aktardığına göre, İsrail hapishanelerinde yaklaşık 9 bin 500 Filistinli tutuklu bulunuyor. Bunların arasında 94 kadın ve 350’den fazla çocuk bulunuyor. Tutukluların aç bırakma, işkence ve tıbbi ihmal uygulamalarına maruz kaldığı ifade ediliyor.


Yemen güçleri Husilerin cephelerdeki yığınaklarını vurdu

Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
TT

Yemen güçleri Husilerin cephelerdeki yığınaklarını vurdu

Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, bugün Husilere karşı çeşitli cephelerde askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Marib, Cevf ve Taiz’de Husilerin mevzileri ve askeri yığınakları hava saldırıları, topçu ateşi ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) hedef alındı.

Operasyonlar, Husilerin Batı Sahili’ndeki ilerleyişini genişleterek Muha kentini ve Babülmendep Boğazı’na hâkim bölgeleri ele geçirmesinin ardından geldi.

Askeri gerilim, Husilerin Sana’dan Marib yönüne takviye birlikler göndermesiyle eş zamanlı olarak arttı. Hükümet güçleri ise Cevf vilayetindeki El-Lebenat Kampı’nda kuşatma altında bulunan Husi gruplarına yönelik baskısını sürdürdü. Savaş uçakları da Husilerin Batı Sahili’ndeki geniş alanlara yayılmasının ardından Muha ve Zubab’daki mevzi ve hareketlerini hedef aldı.

Muha ve Zubab’a yoğun hava saldırıları

Sahadaki kaynaklar, savaş uçaklarının son saatlerde Muha kentinde Husilere ait sabit ve hareketli hedeflere yoğun hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Saldırıların liman, havaalanı ve Cebel el-Nar bölgelerinde yoğunlaştığı belirtildi.

Batı Sahili, Taiz ve Marib’deki Husi yığınakları geniş çaplı hava saldırılarının hedefi oldu. (Askeri medya)
Batı Sahili, Taiz ve Marib’deki Husi yığınakları geniş çaplı hava saldırılarının hedefi oldu. (Askeri medya)

Saldırıların, Husilerin kent ve stratejik limanının kontrolünü ele geçirmesinin ardından örgütün askeri ve lojistik kapasitesini hedef almaya yönelik olduğu kaydedildi.

Hava saldırıları, Babülmendeb Boğazı’na doğrudan kıyısı bulunan Zubab ilçesine de uzandı. Burada Husilerin mevzileri ve hareketleri, örgüt unsurlarının ilçenin çeşitli bölgelerine yayılmasından saatler sonra hedef alındı.

Hükümet güçlerinin sözcüsü Macid en-Nuzeyli, daha önce duyurulan “öldürme kutusu” olarak nitelendirdiği operasyonun başlatıldığını açıkladı. Nuzeyli, bölgede askeri operasyonlar devam ettiği sürece sivillere Taiz-Muha ve Muha-Zubab yollarını kullanmamaları çağrısında bulundu.

Hükümet güçleri, Muha Limanı çevresinde Husilere ait araç ve silahların imha edildiğini, örgüt mensuplarının da öldürüldüğünü açıkladı. Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Albay Macid en-Nuzeyli, kentin yakınlarında Husilere ait büyük grupların hedef alındığını belirtti.

Nuzeyli ayrıca Muha-Zubab yolu üzerindeki El-Mehcer bölgesinde, Muha kentine yaklaşık 11 kilometre mesafede Husi araç ve militanlarından oluşan grupların hedef alındığını söyledi. Kentin kuzey çevre yolundaki Husi gruplarının da vurulduğunu belirtti.

Sana’da savaş seferberliği kapsamında düzenlenen bir etkinlik sırasında Husi unsurları. (AP)
Sana’da savaş seferberliği kapsamında düzenlenen bir etkinlik sırasında Husi unsurları. (AP)

Bu saldırılar, hükümet güçlerinin Muha’nın güneyindeki konuşlanmasını yeniden düzenlemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Çatışmaların, Husilerin Muha ve limanını ele geçirmesinin ardından Babülmendeb’in doğusuna ve Lahic vilayeti sınırına taşındığı, ardından Husilerin kıyı bölgelerine ve Kızıldeniz’in güneyindeki bazı adalara doğru ilerlediği belirtildi.

Marib ve Cevf’te çatışmalar

Başkent Sana’nın doğusunda bulunan Marib vilayetinin güney, kuzey ve batı cephelerinde hava saldırıları, topçu ateşi ve SİHA’larla Husi mevzi ve yığınaklarına yönelik operasyonlar düzenlendi.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a Husilerin son saatlerde Sana’dan Marib’e askeri takviye gönderdiğini bildirdi. Takviyelerin, personel taşıyan onlarca askeri araçtan oluştuğu belirtildi. Bu gelişme, çatışmaların kapsamı genişlerken Husilerin cephelere asker ve askeri araç sevk etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.

Hükümet güçleri ise savaş boyunca Husilere karşı mücadelenin başlıca askeri merkezlerinden biri olan Marib cephelerindeki savunma ve saldırı pozisyonlarını koruyor. Husilerin son gerilimi kullanarak birden fazla cephe açmaya ve Batı Sahili ile Cevf’te üzerlerindeki askeri baskıyı dağıtmaya çalıştığı ifade ediliyor.

Husiler, Sana’dan Marib ve Cevf cephelerine askeri takviye gönderdi. (AP)
Husiler, Sana’dan Marib ve Cevf cephelerine askeri takviye gönderdi. (AP)

Cevf vilayetinde de topçu birlikleri ve SİHA’lar, El-Hazm kentinin doğusundaki Husi takviyelerini ve mevzilerini hedef aldı.

Hükümet güçleri ayrıca altıncı gününde El-Lebenat Kampı’nda bulunan Husi unsurlarına yönelik farklı yönlerden kuşatmayı sürdürdü.

Kuşatmanın devam etmesi, hükümet güçlerinin son günlerde elde ettiği kazanımları kalıcı hale getirme çabasına işaret ediyor. Hükümet güçleri önce El-Lebenat çevresindeki geniş bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmiş, ardından vilayetin diğer bölgelerine doğru ilerlemişti. Husilerin ise sahada peş peşe yaşadığı kayıpların ardından hatlarını yeniden düzenlemeye ve çatışmaların yoğunlaştığı cephelere takviye göndermeye çalıştığı belirtiliyor.

Taiz’de Husi yığınağı

Taiz’de Husi hareketliliği Batı Sahili ile sınırlı kalmadı. Sahadaki kaynaklar, örgütün Samia ilçesi ile Ed-Dimne ve Er-Rahide kentlerinde ve vilayetin kırsalındaki Cebel Habeşi’de yakın zamanda kontrolüne aldığı bölgelerde askeri yığınak yaptığını bildirdi.

Bu hareketlilik, hükümet güçlerinin Muha ve Zubab ilçelerindeki sahil şeridi boyunca silah depoları, gruplar, askeri mevziler ve Husi hareketlerini hedef alan hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Bu saldırıların, hükümet güçlerinin geniş bir sahil şeridine yayılan Husilerin ikmal hatlarını ve savaş kapasitesini hedef almaya çalıştığını gösteriyor.

Yemen ordusundan komutanlar, Taiz’de Husilerle cephe hatlarını denetliyor. (Askeri medya)
Yemen ordusundan komutanlar, Taiz’de Husilerle cephe hatlarını denetliyor. (Askeri medya)

Lahic vilayeti sınırında ise Güney Devleri güçleri, El-Mudarabe ilçesi çevresinde Husilerle çatışmaya girdi. Güney Devleri güçlerinin hafif ve orta kalibreli silahlarla ateş kaynaklarına karşılık verdiği ve askeri kaynaklara göre bu ateşi susturarak Husilerin ilçe topraklarına doğru ilerlemesini engellediği belirtildi. Çatışmalarda Husi saflarında ve örgüte ait araçlarda kayıplar meydana geldiği kaydedildi.

İletişim üzerinden psikolojik savaş

Askeri gerilimin yanı sıra Yemen İçişleri Bakanlığı, hükümet kontrolündeki vilayetlerde yaşayan vatandaşları, özellikle Taiz ve Hudeyde’de, Husilerin yürüttüğü bir kampanya konusunda uyardı.

Bakanlık, Husilerin “af ve geri dönüş” başlığı altında Yemen Mobile ve YOU şebekeleri üzerinden kısa mesajlar gönderdiğini bildirdi.

Mesajların psikolojik savaş, dezenformasyon ve kişileri tuzağa düşürme amacı taşıyan bir kampanyanın parçası olduğu belirtilerek, vatandaşlara mesajlarda yer alan numaraları aramamaları, kişisel bilgi ve verilerini paylaşmamaları ve söz konusu mesajları yeniden yayımlayıp dolaşıma sokmamaları çağrısında bulunuldu.

Bakanlık, Husilerin 2014 yılında devlete karşı gerçekleştirdiği darbeden bu yana kontrol ettiği iletişim ağlarını halkın moralini etkilemek, insanların içinde bulunduğu koşullardan yararlanmak ve güvenlik amacıyla kullanılabilecek bilgiler elde etmek için kullandığını belirtti.

Bakanlık ayrıca bu çağrılara yanıt verilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Daha önce benzer yöntemlerle tuzağa düşürülen bazı kişilerin Husi hapishanelerine gönderildiği ve burada işkence, kötü muamele ve zorla kaybedilme uygulamalarına maruz kaldığı ifade edildi.

Bu psikolojik operasyonlar, askeri operasyonların kapsamının genişlediği bir dönemde yürütülüyor. Husilerin sahadaki askeri yığınakla birlikte iletişim ve dezenformasyon araçlarını kullanmaya çalıştığı, hükümet güçlerinin ise örgütün ilerleyişini durdurmaya ve farklı cephelerdeki askeri kapasitesini hedef almaya çalıştığı belirtiliyor.