Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın İsrail’e ait askeri üsler ile yerleşim bölgelerine başlattığı ani ve büyük saldırının detayları

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
TT

Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)

Patrick Kingsley & Ronen Bergman

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tam olarak biliyorlardı.

İsrail sınırından geçen silahlı adamlar, her birinde ikişer kişi olmak üzere beş motosikletle doğuya doğru yöneldiler ve bu yönde yoldan geçen sivil araçlara ateş ederek ilerlemeye başladılar.

Silahlı adamlar, 10 mil kadar ilerledikten sonra yolu kapatıp ormanlık bir alana girdiler ve bir askeri üsse ait olan, ancak nöbetçinin bulunmadığı bir kapını önünde indiler. Küçük bir patlayıcıyla üssün kapısını havaya uçurarak üsse girdiler. Burada video ve fotoğraf çektiler. O esnada tişört giyen silahsız bir İsrail askerini vurarak öldürdüler.

Saldırganlar, bir anlığına sanki buradan nereye gideceklerinden emin değillermiş gibi bir havaya büründüyseler de içlerinden biri cebinden bir şey çıkardı. Bu, askeri üssün renklerle kodlanmış bir haritasıydı.

Yeniden harekete geçtiklerinde müstahkem bir binanın kilitli olmayan kapısına ulaştılar. İçeri girer girmez bilgisayarlarla dolu bir odaya daldılar. Burası askeri istihbarat merkeziydi. Odadaki bir yatağın altında saklanan iki askeri vurarak öldürdüler.

Bu görüntüler, daha sonra öldürülen silahlı bir adamın başına monte edilen bir kamerayla kaydediliyordu. New York Times (NYT) gazetesi, görüntüleri inceleyip, İsrailli yetkililerle görüşüp, İsrail ordusunun saldırıyla ilgili paylaştığı görüntüleri de kontrol ederek olayları teyit etti.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)

Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas Hareketi’nin geçtiğimiz cumartesi günü düzenlediği ani ve büyük saldırı, Ortadoğu'nun en güçlü ordusu olan İsrail ordusunu nasıl şaşkına çevirip, alt edebildiğine dair korkutucu detayları gözler önüne seriyor. Hamas, İsrail'in 75 yıllık tarihindeki en kanlı gününde, sınıra saldırarak ve 30 mil kareden fazla alanı aşarak 150'den fazla kişiyi rehin aldı, bin 300'den fazla kişiyi öldürdü.

Hamas ve müttefikleri, dikkatli bir planlama yaparak, İsrail'in sırlarını ve zayıf noktalarını olağanüstü şekilde çözümleyerek, sabahın ilk ışıklarıyla Gazze cephesinde İsrail ordusunu alt ettiler. Bu olay, uzun yıllar ordusunun üstünlüğünü bir doktrin olarak benimseyen İsraillileri şoka uğrattı.

Hamas, insansız hava araçlarını (İHA) kullanarak Gazze Şeridi sınırındaki önemli gözlem ve iletişim kulelerini yok etti. Böylece İsrail ordusu için geniş bir bölgeyi kör nokta haline getirdi. Yetkililer, Hamas'ın patlayıcılar ve dozerler kullanarak sınır duvarlarında yarıklar açtığını ve ilk etapta 200, akabinde ise gün içinde bin 800 silahlı adamın İsrail tarafına geçmesini sağladığını söyledi. Silahlı adamlar, motosikletler ve kamyonetlerle İsrail'e baskın düzenledi. Baskın sırasında İsrail’e ait en az 8 askeri üssü ele geçirdiler. 15'ten fazla köyde ve ilçede sivillere yönelik saldırılar düzenlediler.

Hamas’ın planıyla ilgili belgeler, saldırı sırasında geçilen görüntüler ve güvenlik yetkilileriyle yapılan röportajlar, Hamas Hareketi’nin İsrail ordusunun nasıl hareket ettiği, bazı birliklerin nerede konuşlandırıldığı ve hatta takviye kuvvetlerin gelmesi için ne kadar süre gerektiği konusunda şaşırtıcı derecede fazla bilgiye sahip olduğunu gösterdi.

İsrail ordusu, savaş bittiğinde Hamas’ın İsrail savunmasını nasıl bu kadar kolay delebildiğine dair soruşturma başlatacağını açıklasa da kendi sırlarını korumayı ihmal edip etmediği ya da orduya casusların sızıp sızmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Bu açıklamalar, istihbarat toplamasıyla ünlü İsrail ordusunun operasyonları hakkında bu kadar çok bilgiyi yanlışlıkla nasıl ifşa edebildiğini merak eden yetkilileri ve analistleri alarma geçirdi.

Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)
Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)

Saldırının sonucu, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un da ‘Holokost'tan bu yana en fazla Yahudi’nin öldüğü, Yahudi halkının yaşadığı en kötü gün’ olarak tanımladığı vahşet ve katliamdı. İsrail'in yenilmezlik havasını paramparça eden saldırı, İsrail’in bir haftada bin 900’den fazla Filistinliyi öldürdüğü ve Gazze'de daha önce eşi benzeri görülmemiş gaddarlıkta bir karşı saldırısının fitilini ateşledi.

Saldırı aynı zamanda İsrail ve birçok Batılı ülke tarafından uzun süredir terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas'ın, Gazze’yi İsrail’e karşı saldırılar için bir saha olarak kullanmak yerine yavaş yavaş yönetmeye yöneldiği ve terör örgütü olmadığı varsayımlarını da yok etti. Lübnan'da bulunan Hamas yetkilisi Ali Baraka, pazartesi günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ​​Hamas’ın, İsraillileri Gazze’yi yönetmekle meşgul olduğuna inandırdığını, ancak gizliden gizliye hiç ara vermeden ve tamamen bu büyük saldırıya hazırlanmaya devam ettiğini söyledi.

Hamas Kibbutz’da!

Hamas üyesi silahlı kişiler, Addi Cherry’nin evinin açık olan kapısının diğer tarafındaydı. Bayan Cherry, kocası ve üç çocuğu, en büyük oğullarının odasında saklanmış, oturma odalarında dolaşan silahlı adamların seslerini dinliyorlardı. Saldırganlardan birinin odanın kapısına yaklaştığı sırada Bayan Cherry, bir arkadaşına ‘Lütfen bize yardım edin’ diye mesaj attı ve saldırgan kapının kolunu tuttu. Cherry ailesi güne, sabah saat 6.00 sularında Gazze Şeridi’nden atılan roketlerle başlamıştı. Kendisi ekonomist, eşi ise mühendis olan Bayan Cherry, patlama seslerini duyduklarında çocuklarıyla birlikte en büyük oğullarının bomba sığınağına dönüştürülen yatak odasına koştular.

Sabah yaşadıkları rahatsız edici derecede tanıdıktı. Gazze sınırının birkaç yüz metre doğusunda, İsrail'in 500 kişilik kırsal bir köyü olan Kibbutz Nahal Oz’da yaşayan Cherry ailesi için roketlerin atılması ve ardından güvenli odaya sığınma, bölgede günlük hayatın bir parçası.

Addi Cherry, başta durumun ‘her zamanki gibi’ olduğunu düşündüğünü, ancak daha sonra bu sabah işlerin hızla değiştiğini gördüğünü söyledi. Roketler atılmaya devam etti ve birçoğu İsrail topraklarının içlerini hedef aldı. Daha sonra Kibbutz’un çevresindeki tarım arazilerinden silah sesleri duyuldu. Addi Cherry ve kocası Oren Cherry, güvenlikli odadan çıkıp, oturma odasının camından dışarıya baktı. Addi Cherry, kocasının “Aman Tanrım. Hamas Kibbutz’da! Hamas Kibbutz’da!” diye bağırdığını hatırladığını söyledi.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)

Saat sabah 7.20'ydi. Silahlar ve roketatarlar taşıyan, yeşil bandanalar takan yüzlerce Hamas üyesi, Kibbutz’un tarlalarına doğru akın ediyordu.

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tamamen biliyorlardı. Bazıları askeri üslere baskın düzenlerken, bazıları da yerleşim bölgelerine girerek sivilleri kaçırıyor ve öldürüyorlardı. Birkaç dakika içinde Cherry ailesinin evinin bulunduğu sokağa ulaştılar. Ailenin hızlı davranması gerekiyordu. Bomba sığınakları (büyük oğullarının yatak odası) hava geçirmez değildi. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmasını zorlaştırmak amacıyla bir sandalye alıp kapı kolunun altına koydular. Daha sonra küçük bir şifonyeri de sandalyenin üzerine koyarak beklemeye başladılar. Kibbutz’un yakınlarında bir askeri üs vardı. Addi Cherry, askerlerin birkaç dakika içinde burada olacağını düşünüyordu, ancak birçoğunun çoktan öldürülmüş olduğunu bilmiyordu.

“Askerleri ve sivilleri rehin alın!”

Silahlı adamlar, İsrail'in sınır boyu konuşlandırılan üslerinin hepsini olmasa da çoğunu zaten istila etmişti. İstihbarat merkezine yapılan baskını kaydeden saldırganların kafa kameralarından alınan görüntüler, Hamas’ın yüksek eğitimli seçkin tugaydan olan üyelerinin, sabahın ilk ışıklarında, birçok üssün barikatlarını parçaladığı görüldü.

Baskının ardından henüz yataklarında yatan bazı askerleri acımasızca vurarak öldürdüler. İsrailli yüksek rütbeli bir subay, silahlı adamların bazı askeri üslerde iletişim cihazlarının tam olarak nerede olduğunu bildiklerini ve onları yok ettiklerini söyledi.

İsrailliler, iletişim ve gözetleme sistemlerinin çoğunun devre dışı kalması nedeniyle Hamas’ın seçkin güçlerinin geldiğini göremiyor, yardım istemekte ve yanıt almakta zorlanıyorlardı. İsrailli askerler, bırakın çevredeki sivil kibbutzları, kendilerini bile koruyamadılar.

Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)
Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)

İsrailli müdahale ekipleri tarafından bir kibbutzda bulunan Hamas’ın planının olduğu belge, saldırganların hedefleri ve savaş planları olan, iyi tanımlanmış birimler halinde organize olduklarını gösteriyordu. Belge, saldırganları korumak için geride havan birimlerinin yanı sıra denizciler, sabotajcılar ve sürücüler atandığını ortaya koyuyordu. Saldırganların belli bir hedefi vardı; kibbutz. Saldırganlara belli açılardan kibbutza saldırma görevi verilmişti. Belgede ayrıca yakın bölgelerde konuşlanan İsrail askerlerinin sayısı, ellerindeki araç sayısı ve takviye güçlerin bölgeye ulaşmasının ne kadar süreceği hakkında tahminler de yer alıyordu.

Belgenin, Ekim 2022 tarihli olması, saldırının en az bir yıldır planlandığını gösterdi.

Üst rütbeli dört subay ve bir yetkili, diğer saldırganların ise askeri takviye güçlerini ana yol üzerindeki kavşaklarda pusuya düşürdüklerini söyledi. Saldırganların bazılarına, gelecekte İsrail ile yapılacak olası esir takaslarında pazarlık kozu olarak kullanılmak üzere, İsraillileri rehin almaları yönünde özel talimatlar verildiği anlaşılan belgede, “Onlarla müzakere etmek için askerleri ve sivilleri rehin alın!” deniyordu.

“Burada öleceğiz”

Addie Cherry’nin saldırganlar evine geldiği sırada arkadaşlarına gönderdiği mesajlara göre, sabah saat 10.00 sularında zorla Cherry ailesinin evine girmişlerdi. Kibbutzun yöneticisine göre saldırganlar, saldırının başladığı ilk anlarda karşılarına çıkan bir sivil güvenlik gönüllüsünün yanı sıra kibbutz bekçilerini öldürdüler ve ev ev dolaşarak öldürecek ya da kaçıracak insanları bulmaya çalıştılar. Addi Cherry, arkadaşlarına gönderdiği mesajda, “Lütfen yardım gönderin” diye yazdı.

Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)
Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)

Saldırganlar Cherry ailesinin evine zorla girdiler. Saldırganların bağırış çağırışlarla eve girip evi aradıklarını söyleyen Addi Cherry, o an kendi kendine “Burada öleceğiz” dediğini aktardı. Aile üyeleri, davetsiz misafirlerin sığındıkları odanın kapısını görmezden gelip, evdeki herkesin o sıra uzakta olduğunu düşünmeleri umuduyla korkunç bir sessizlik içinde beklemeye başladılar. Addi Cherry ve kocası, bir sandalye alıp kapı kolunun altına sabitlediler. Sandalyenin üzerine de bir şifonyer yerleştirdiler. En büyük oğulları olan Guy (15), elinde 18 kiloluk bir dambılla kapının yanında duruyordu. Birisi içeri girmeye kalkarsa dambılı onun kafasına vuracaktı, plan buydu. Ardından kapının kolu hareket etti. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmamasını umarak bekliyorlardı. Kol hareket etmeye devam etti, ancak bir süre sonra durdu ve saldırgan kapıdan uzaklaştı.

Birkaç sokak ötede Kibbutz’un park ve bahçelerinden sorumlu Miki Levi ve ailesi de benzer bir durumla karşı karşıyaydı. Miki Levi (47) verdiği bir röportajda, bir grup saldırganın onu güvenlik odasına kadar kovaladıklarını, ardından zırhlı kapıya ateş açtıklarını söyledi. Mermilerin bir kısmının kapıda büyük delikler açtığını belirten Levi, kendi silahıyla karşı ateş açtığını, bu yüzden kapının daha da parçaladığını aktardı. O sıra karısı ve iki küçük kızı kenarda saklanıyorlardı.

Saldırganların taktik değiştirip komşularını (anne ve 12 yaşındaki kızı) evlerine getirdiklerini söyleyen Miki Levi, saldırganların anne-kıza silah zoruyla, komşularını kapıyı açmaya ikna etmelerini söylendiklerini ve onların da “Ateş etmeyi bırakıp dışarıya çıkın! Teröristler size hiçbir şey yapmayacak” dediklerini belirtti. Saldırganların bu yöntemden de vazgeçip bir RPG roketiyle geri döndüklerini anlatan Levi, birini kalçasından vurmasıyla saldırganların olay yerinden ayrıldıklarını söyledi. Levi, komşuları olan anne-kızın şu an Gazze’de esir olduklarından şüpheleniyor.

“Cesetler yanıyor”

İsrailli general Dan Goldfus, güneye doğru gittiğini, ancak tam olarak nereye gideceğini bilmediğini söyledi. Hava indirme birliğinden olan Goldfus (46), evinde tatildeydi ve Tel Aviv'in kuzeyindeki bir mahallede koşu yapıyordu. Goldfus, olaylardan sonra verdiği bir röportajda, güneyden ‘teröristlerin bir İsrail şehrinde hiçbir engelle karşılaşmadan yürüdükleri görülen’ bir videoyla karşılaştığını ve bunun üzerine hiçbir emir beklemeden eve koşup, üniformasını giyerek güneye doğru yola çıktığını söyledi. İsrail'in orta kesimlerinde görevli olduğu askeri kışladan silahlı iki askerle birlikte neler olduğunu öğrenmek için arkadaşlarını ve meslektaşlarını aradığını belirten Goldfus, aramalar sonucunda arkadaşlarından sadece birkaçının olaylardan haberdar olduğunu, fakat geriye kalanların ‘vaziyeti tam olarak idrak edemediklerini’ kaydetti.

Hamas saldırısı o kadar ani, o kadar net ve o kadar büyüktü ki İsrail ordusunu kaosa sürükledi. Siviller, saatlerce kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı. Goldfus, edinebildiği çok az bilgiye göre, kendisinin ve askerlerin Kibbutz Nahal Oz’un kuzeyindeki bir köye gittiklerini ve ardından yavaş yavaş güneye doğru yürüdüklerini söyledi. Sabah saat 10.00 sularıydı ve köyün çevresinde katliam ve zulüm vardı. İsraillilerin cesetleri, yanmış ve devrilmiş arabaların yanlarında, yol kenarlarında yatıyordu. Silahlı kişiler, tüm gece süren açık hava konseri alanındaki tahmini 260 kişiyi öldürdü. Goldfus, olay yerinde gördüklerini anlatırken “Cesetler yanıyordu” ifadelerini kullandı. Hamas’ın saldırısı, herkese karşı büyük bir şiddetin fitilini ateşledi. Gazzelilerden bazıları sınırı ihlal ederek, korumasız kalan sınıra doğru akın etti. Bazıları bunu cep telefonlarıyla yayınladı. Hayatta kalanlar, Gazzelilerin evlerine baskın yapıp yağmaladıklarını, bilgisayarları, kıyafetleri, mutfak eşyalarını, televizyonları ve telefonları çaldıklarını söyledi.

Bazı kibbutzlarda bölge sakinleri evlerini yakarken, silahlı adamlar her fırsatta sivillerin peşine düşüp, rehin alacak yahut öldürecek kişiler aramaya devam etti. Bir büyükanne ve bir büyükbabayı, 9 aylık bir bebek olan küçük yaştaki torunlarıyla kaçırıp Gazze'ye götürdüler. Bazı rehineler motosikletlerle kaçıranların arasına sıkıştırıldı.

İsrail ordusu neredeyse bu kaosun yaşandığı süre boyunca hiçbir yerde görünmedi. Goldfus, Kibbutz Reim yakınlarında tesadüfen başka bir üst rütbeli İsrail subayıyla karşılaştığını, onun da tıpkı kendisi gibi hiçbir emir almadan, küçük bir grup askeri toplayarak olay yerine koştuğunu aktardı. Ardından kendilerine ait bir strateji geliştirdiklerini söyleyen Goldfus, aralarındaki konuşmada “‘Burada emirler yok. Buradan güneye doğru ilerleyin, ben de kuzeye doğru ilerleyeceğim’ dedim” diye anlattı. İsrail ordusunda 1960'lı yıllarda görev yapıp emekli olan generaller de dahil olmak üzere askerler ve sivil gönüllüler, bölgeye akın edip ellerinden geleni yaptı. İsrail'in karşı saldırıları da ancak bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Yakınlarda yaşayan İsrailli eski general Israel Ziv, kendi arabasıyla bölgeye geldi.

Eski Genelkurmay Başkanı Yardımcısı ve eski sol görüşlü Knesset üyesi Yair Golan, şunları söyledi:

Silahımı alıp konserdeki katliamdan sağ kurtulan ve yakınlardaki çalıların arasında saklananları kurtarmaya başladım.

Goldfus ise “Tehlikeye doğru koşabildiğimiz kadar hızlı koşuyorduk. Oraya ilk ulaşanlar bizdik” dedi.

İsrail'in kontrolü yeniden ele geçirdiği ilk yerlerden biri, Gazze yakınlarındaki istihbarat merkeziydi. Öğleye doğru çeşitli birliklerden askerler ve yedek askerler, farklı yönlerden üsse gelerek ölümcül saldırılarını videoya çeken Gazzeli 10 silahlı adamı etkisiz hale getirdiler. Kafa kamerasıyla olayları kaydeden grubun lideri, vurulduğu ve öldürüldüğü anı da kaydetti. Görüntülerde kameranın yere düştüğü ve zıpladığı, video kaydı durduğunda ise grubun liderinin yerde olduğu ve uzun sakalıyla, incelen saç çizgisi görüldü. İsrailli üst düzey bir yetkiliye göre, İsrail'in güneyindeki diğer bölgelere resmi olarak gönderilen ilk takviye güçler, askeri helikopterlerle gelen İsrailli bir komando birliği oldu. Peşlerinden İsrail Deniz Kuvvetleri ve düşman hatlarının derinliklerinde operasyon yapmak üzere eğitilen bir keşif birliği de dahil olmak üzere diğer özel harekât birlikleri gönderildi. Komandolar, zaman zaman gönüllü güçlere katılıp, aile üyelerini kurtarmak için çatışma bölgesine koşuyorlardı.

Emekli General Noam Tibon, oğlu gazeteci Amir'in mahsur kaldığı Kibbutz Nahal Oz'u geri almak amacıyla silahıyla güneye yol çıktı. Tibon, öğleden sonra kibbutzda evleri dolaşan bir gruba katıldı. Hamas üyeleri, pazar günü öğleden sonrasına kadar birçok köyde ve askeri üste bulunmaya devam etti. Tüm bölgeyi tamamen güvenlik altına almak günler sürdü.

Addi Cherry, cumartesi öğleden sonra saat 17.00 sularında Kibbutz Nahal Oz'a geldiğinde evini dağılmış, mikrodalga fırını duvardan sökülmüş, çekmeceleri yerlerinden çıkmış halde buldu ve yerde kurumuş bir kan birikintisiyle karşılaştı. Sabah saatlerinde evinin içinde ve çevresinde çatışma sesleri duymuştu. Addi Cherry, bu yüzden ‘evinde bir teröristin öldürüldüğüne ve cesedinin arkadaşları tarafından götürüldüğünü’ düşünüyor. Saldırıdan sonra hayatta kalanlardan bazıları, İsrail ordusu bölgeye geldikten sonra dahi evlerinin kapılarını açmadı. Askerler Kibbutz Nahal Oz sakinlerinden Oshrit Sabag'ın evine ulaştıklarında Sabag onların ‘kılık değiştirmiş teröristler’ olduklarını sandı. Askerler, İsrail askeri olduklarını kanıtlamak için İbranice konuşmaya başlasalar da Bayan Sabag (48) ikna olmadı. Bayan Sabag, ancak Yahudi dualarını duyduktan sonra sakinleşebildi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.