Siz bu makaleyi okurken "Birim 8200" sizi gözetliyor olabilir

İsrailli üyeler işten ayrıldıktan sonra en önemli Amerikan şirketlerinde iş buluyor

IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)
IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)
TT

Siz bu makaleyi okurken "Birim 8200" sizi gözetliyor olabilir

IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)
IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)

Sevsan Mehanna 

İsrail'in üç temel istihbarat teşkilatı var: İsrail Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı ve devlet bütçesindeki en büyük paya sahip ve en pahalı istihbarat teşkilatı "Aman" veya "Askeri İstihbarat Teşkilatı".

İstihbarat çalışmaları yoluyla bilgi toplamak ve İsrail sınırları dışında gizli operasyonlar yürütmekle görevli Dış İstihbarat Teşkilatı (Mossad).

Mossad, devlet liderlerinin rehberliğinde resmi bir kurum olarak faaliyet yürütüyor.

Doğrudan başbakana bağlı ve istihbarat servislerinin en küçüğü olarak kabul edilen İsrail'in iç istihbarat servisi Şin Bet.

Bu servis iç güvenliğin yanı sıra, Filistinli hareketleriyle mücadele etme ve onların İsrail'e yönelik operasyonlarını engelleme konusunda uzmanlaşmış durumda. 

"Birim 8200"

İsrail İstihbarat Teşkilatı, Birim 8200 olarak bilinen İsrail sinyal istihbarat teşkilatını içeriyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraee'nin internet sitesine göre, bu birim, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) SIGINT sinyalini toplama, kod çözme ve elektronik casusluktan sorumlu istihbarat teşkilat birimi.

Bu birim, İsrail ordusunda elektronik savaşa liderlik etmekten sorumlu.

Askeri yayınlarda istihbarat teşkilatının merkezi toplanma birimi olarak Birim 8200'e atıflar yer alıyor.

Bu birim Askeri İstihbarat Müdürlüğü Aman'a bağlı. Sitede Birim 8200, muhtemelen dünyadaki ilk teknik istihbarat teşkilatı olarak değerlendiriliyor ve ABD'nin Ulusal Güvenlik Dairesi NSA ile her bakımdan eşit konumda duruyor.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) Askeri Bilimler Direktörü Peter Roberts, Birim 8200'ü veya İbranice'deki adıyla Shmone Matayim'i şöyle tanımlıyor:

Dünyanın en önemli teknik istihbarat teşkilatıdır ve kapsam dışında ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatıyla aynı seviyededir ve operasyonları başka hiçbir yerde bulunamayacak bir azimle yürütülmektedir. Elit bir kurum olarak kabul edilmektedir. Öyle ki mezunları görevden ayrıldıktan sonra gelişmiş ve modern hackleme becerilerini İsrail'deki, Silikon Vadisi'nde veya ABD'nin Boston'daki yüksek teknoloji koridorundaki işlerde kullanabilir.

İsrail'in startup kültürüyle ilgili 2009 tarihli bir kitap olan Start-up Nation'ın yazarları, Birim 8200'ü ve İsrail ordusundaki diğer seçkin birimleri "Harvard, Princeton ve Yale Üniversitelerinin eşdeğeri" olarak tanımlıyor.

Bu üniversiteler, öğrencilerinin mükemmelliği ve birçok teknolojik buluşu tanıtmalarıyla ünlü üniversiteler.

"Birliğin doğuşu"

Ez-Zeytune Araştırma ve Danışma Merkezi'nden araştırmacı Fatıma Itani'nin "İsrail Birimi 8200 ve İsrail Casusluk Teknolojisine Hizmet Vermedeki Rolü" başlıklı çalışmasına göre Birim 8200, 1948'den önce teknolojik becerilerini geliştirmeye çalışan bir grup insanla İngiliz ve Arap muhaliflerin kodlarını toplayıp deşifre etmekle çalışmalarına başladı.

1948 yılında İsrail ordusu Yafa şehrinde "Tavşan" kod adlı bir elektronik harp birimi kurdu.

ABD, Birleşik Krallık ve Sovyetler Birliği'nin iletişimi çözebilen ve kodlayabilen az sayıda ülke arasında olduğu bir dönemde, bu birimin misyonu Filistinliler arasındaki aramaları dinlemek ve şifreleri çözmekti.

Araştırmacı Itani'ye göre bazı kaynaklar, Batı'nın mevcut teknolojik uzmanlığından ve yeteneklerinden yararlanıldığını ve bir kısmı Sovyetler Birliği'nden göç eden İsrailli bilgisayar mühendisleri tarafından söz konusu birimin geliştirildiğini belirtiyor.

Bu birim, teknik uzmanlık ve insan gücü eksikliği gibi bazı sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu yüzden ilkel dinleme tekniklerine başvurdu. Daha sonra 1949'da bunu geliştirdi.

Itani'ye göre bu birim 1950'de 15bin dolar (2019 fiyatıyla 478bin dolar) ve elektronik alımlar için 110 bin dolar (2019 fiyatıyla 305 milyon dolar) bütçe elde etti.

Bu rakam, gelişmiş dinleme teknikleri açısından çok büyük sayılmaz, ancak İsrail, kendi istihbarat servislerini dahili olarak geliştirmeye bel bağladı.

Bu onu elektronik hackleme ve karmaşık kodları çözme konusunda en iyi ve en gizli birimlerden biri yaptı.

Üyeleri nasıl seçiyorlar?

Birim ağırlıklı olarak 18-21 yaş arası genç erkek ve kızlardan oluşuyor.

Avichai Adraee'nin internet sitesine göre, 18 yaşındakiler birimi öncelikle çok hızlı öğrenme yetenekleri nedeniyle seçiyorlar.

Birim, askerlik hizmetinin bitiminden önce yalnızca kısa bir süre için gençlerin hizmetlerine erişebilecek.

Gençler genellikle liseden sonra yapılan bir taramanın ardından 18 yaşında birime alınırlar.

Birim aynı zamanda okul sonrası bilgisayar dersleri aracılığıyla potansiyel genç adayları da araştırıyor.

Bu dersler birim için besleyici programlar olarak 16-18 yaş arası öğrencilere bilgisayar becerileri ve bilimi öğretiyor.

Forbes'a göre birim, lisedeki teknoloji yenilikçileri ve bilgisayar korsanları için potansiyel işe alımları izlemeye başlıyor.

Daha küçük yaşta Magshimim adlı okulla ilgili bir program kullanılarak gizlice işe alımlar oluyor.

İletişimden elektrik mühendisliğine ve Arapça diline kadar her şeyi kapsayan röportajlar, testler ve sıkı dersler bu program kapsamında yer alıyor ve program altı aydan fazla sürebiliyor.

Matematik, bilgisayar ve yabancı dil bilgisi elbette büyük bir artı; ancak 8200'ün asıl peşinde olduğu şey, hızlı öğrenme, değişime uyum sağlama, bir takımda başarılı olma ve başkalarının imkansız bulduğu şeylerin üstesinden gelme becerisiyle ölçülen potansiyel.

İsrailli yazılım şirketi Wix'in kurucusu ve birimin eski üyelerinden Avichai Abrahami, Mayıs 2016'da Forbes'a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Kendimi 1990'ların başlarında İsrail ordusuna askere alınmış ve anne babama bile bahsetmeme izin verilmeyen bir bölüme, 'Birim 8200' olarak bilinen bir elektronik güvenlik ve istihbarat ekibine atanmış buldum. İmkansız gibi görünen bir görev verildi: İsrail'e düşman olan bir ülkenin bilgisayarlarına sızmak. Görev bazı engeller içeriyordu: İlk olarak bu bilgisayarlara nasıl girileceğini bulmak. İkincisi, şifrelemenin nasıl kırılacağı. Son olarak, verilerin şifresini çözmek için gereken 'devasa miktardaki' hesaplama gücüne nasıl erişileceğine dair muazzam zorluk.

Abrahami'nin hedef bilgisayarlara sızmak için yaptığı şey, iki "düşman" ülkenin bilgisayarlarına sızmak ve ilk hedefin elindeki verileri absorbe etmek için onların işlem gücünü ele geçirmekti.

Bunu Tel Aviv'deki sandalyesinden ayrılmadan başarabildi.

Forbes'la yaptığı bir röportajda, bir günde yapılabildiği halde, bir bilgisayar araştırmacısıyla yapmak zorunda kalınsaydı bu işlemin bir yıl zaman alabileceğini söyledi.  

50 yaşındaki Abrahami, Birim 8200'den ayrılana kadar tanınmıyordu. Birimden ayrıldıktan sonra Wix'in kurucularından biri oldu.

Wix şu anda 1 milyar doları aşan piyasa değeriyle dünyanın köklü web sitesi geliştirme platformlarından biri.

Birim 8200'ün üyelerinden biri de Ron Reiter.

Startup şirketi Oracle (ABD'nin en büyük ve en önemli bilgi teknolojisi şirketlerinden biri) onun girişimini 50 milyon dolara satın aldı.

Reiter, Forbes'a yaptığı açıklamada ise meslektaşlarından birinin girişimini 300 milyon dolara Apple'a sattığını söyledi.

Eylül 2010'da Fransız Le Monde Diplomatique gazetesinin "İsrail'in Bilgili Kulakları" başlıklı bir raporunda Birim 8200'ün Negev Çölü'nde dünyanın en büyük dinleme üslerinden biri olan büyük bir SIGINT üssü işlettiğine dikkat çekildi.

Bu üs Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Afrika'daki telefon görüşmelerini, e-postaları ve diğer iletişimleri izlemenin yanı sıra, gemileri de izleyebiliyor.

Rapora göre Birim 8200'ün yurtdışındaki İsrail büyükelçiliklerinde de gizli dinleme merkezleri bulunuyor.

Birim denizaltı kablolarını gizlice dinliyor, Filistin topraklarında gizli dinleme birimleri bulunduruyor ve elektronik gözetleme ekipmanıyla donatılmış jet uçaklara da sahip.

Aynı yıl, ABD gazetesi The New York Times, "Eski bir Amerikan istihbarat üyesinin" şu sözlerini aktardı:

Bu birim, İsrail'in Deyrizor Valiliği'nde nükleer reaktör olduğu iddia edilen yere hava saldırıları gerçekleştirdiği sırada, Suriye hava savunmasını devre dışı bırakmak için gizli bir anahtar kullandı. O zaman bu operasyona 'Orchard Operasyonu' denildi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.