Suudi Arabistan Savunma Bakanı, bölgedeki gerginlik nedeniyle Washington'u ziyaret etti

Suudi Arabistanlı stratejik araştırmacı Ahmed el-Karni, Gazze savaşından sonra "sahnenin Riyad lehine değiştiğini" söyledi

Suudi Arabistan Savunma Bakanı ABD'li mevkidaşı ile önceki görüşmesinde (Suudi Bakanın resmi "X" hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı ABD'li mevkidaşı ile önceki görüşmesinde (Suudi Bakanın resmi "X" hesabı)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, bölgedeki gerginlik nedeniyle Washington'u ziyaret etti

Suudi Arabistan Savunma Bakanı ABD'li mevkidaşı ile önceki görüşmesinde (Suudi Bakanın resmi "X" hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı ABD'li mevkidaşı ile önceki görüşmesinde (Suudi Bakanın resmi "X" hesabı)

Mustafa Ensari 

Bölgede devam eden savaşa yönelik Suudi hareketliliği, siyasi, diplomatik ve askeri olmak üzere her düzeyde artışa tanık oldu.

Suudi Arabistan 7 Ekim saldırılarının zaten hararetli olan bölgede aşırı gerginlik ve şiddete yol açmaması beklentisiyle harekete geçti.

Bu saldırılar öncesinde Riyad'ın öncülüğünde bölgede sükunet ve uzlaşma sağlanmıştı. 

Bu bağlamda kaynaklar, ABD'de yayın yapan Axios haber sitesinin üç bilgili kaynaktan alıntı yaparak Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın bugün (30 Ekim Pazartesi) ABD yönetiminden üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Washington'u ziyaret edeceğini Independent Arabia'ya doğruladı.

Kaynaklar, ziyaretin uzun zaman önce planlandığını ancak İsrail'in Gazze savaşının ikinci aşamasına denk geldiğini aktardı.

İsrail kara kuvvetleri Filistin İslami Direniş Hareketi'nin (Hamas) savaşçılarına karşı operasyonlar yürütürken, Suudi Arabistan, Tel Aviv'in "yerin altındaki ve üstündeki düşmanı yok etme" taahhüdünü kınadı.

Uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının uygulanması için İsrail'e baskı yapılması çağrısında bulunan Riyad, Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırmanın ve Filistin halkına uluslararası koruma sağlamanın yanı sıra bu hafta, "çatışmaların sona ermesine yol açacak acil ve kalıcı bir insani ateşkes" çağrısında bulundu. 

Arap Birliği'nin BM'ye sunduğu "Gazze'de kalıcı insani ateşkes çağrısı" ile ilgili karar tasarısı Filistin için uluslararası bir çığlığı temsil etti.

Karar tasarısı  lehine 121 oy verilirken; 14 üye karşı karara çıktı, 45 üye ise çekimser kaldı.

Axios haberinde, Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Savunma Bakanı Lloyd Austin, Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve bazı senatörlerle görüşmesinin beklendiği belirtildi.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Reuters'in olası ziyaretle ilgili sorusuna yanıt olarak, bunu doğrulayacak hiçbir şeyin olmadığını söyledi.

İsrail'e yönelik eleştiriler arttı

Suudilerle beklenen toplantı öncesinde Beyaz Saray, Filistinli sivilleri koruma isteğini ifade ederek İsrail'e karşı tavrını yükseltti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan, Pazar günü CNN'e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Yönetim İsraillilerle sivillerin korunması konusunda konuştu ancak Hamas sivilleri rehin aldı ve sivillerin arasına top yerleştirdi. Ama bu bir mazeret değil ve siviller korunmalı. Sivilleri korumak için her türlü adımı atmak İsraillilerin görevi. Biden da Netanyahu ile bu konuyu konuşacak.

Bu bağlamda Biden'ın, "Netanyahu'nun Batı Şeria'daki Araplara saldıran yerleşimcileri kontrol etme sorumluluğu var ve biz de orada hesap verebilirlik bekliyoruz" açıklaması, Amerikan resmi söyleminin dilinde önemli bir değişiklik olarak okundu.

ABD Başkanı Joe Biden ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen salı günü, İsrail ile Hamas arasındaki çatışmanın genişlemesini engellemeye yönelik çabaları tartıştılar.

Suudi Arabistan, İsrail'in şiddetli bombardımanına maruz kalan Gazze'de "sivillerin hedef alınmasını ve uluslararası hukukun açıkça ihlal edilmesini" kınayan Arap ülkelerinden biri.

Barış yolunu yeniden inşa etmek

Biden, Hamas savaşçılarının 7 Ekim'de İsrail'e yönelik saldırısının, İsrail ile Suudi Arabistan arasında olası bir ilişkinin kurulmasını bozmayı amaçladığını söyledi.

Bu saldırıların ardından, Riyad bu düzeydeki görüşmeleri askıya aldı ve gerilimin artmasından İsrail'i sorumlu tuttu.

Suudi Arabistan, "Filistin halkının topraklarına yönelik devam eden işgal, Filistinlilerin meşru haklarından mahrum bırakılması ve kutsallarına karşı sistematik provokasyonların tekrarlanması" konusunda uyardı.

Suudi Arabistanlı stratejik araştırmacı Ahmed el-Karni, ziyaretin bir süredir planlanmış olmasına rağmen göz ardı edilemeyecek bir krizin ortasında gerçekleştiğini belirterek şunları söyledi:

Bu, ABD, İsrail ve Suudi Arabistan arasında bir anlaşmayla sonuçlanmak üzere olan müzakereler de dahil tüm bölgesel düzenlemeleri değiştiren bir olay. ABD, Suudi tutumundaki değişiklikten rahatsız. Riyad devam eden çatışmada, Filistinlilerin kazanımları da dahil olmak üzere gelecekte müzakerelerin yenilenmesi durumunda stratejik kazanımları yeniden konumlandırma ve pekiştirme fırsatını buldu. Çatışma Washington'un hesaplarını altüst etti ve Biden yönetimi, Krallığın tutumundaki değişimin boyutunu keşfetmeye çalışacak.

Son dönemde Gazze ve çevresinde yaşanan çatışma öncesinde hızla sakinleşmeye meyleden bölgede yeniden çatışma çemberinin genişlemesinin önlenmesine yönelik çabalar kapsamında Suudi Arabistan Savunma Bakanı, aralarında Fransız, İngiliz ve İtalyanların da bulunduğu uluslararası mevkidaşlarıyla görüşmelerde bulundu.

Birkaç gün önce "X" platformundaki hesabından yayınladığı blog yazısında, İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps'ı kabul ettiğini belirten Prens Halid bin Selman açıklamasında, "Suudi-İngiliz stratejik ilişkilerini ve bunları askeri ve savunma alanında güçlendirmenin ve geliştirmenin yollarını gözden geçirdik. Gazze'deki durumun sakinleştirilmesinin gerekliliğini vurguladık" ifadelerine yer verdi.

Suudi Bakan, Fransa Savunma Bakanı Sébastien Lecornu ile yaptığı ayrı görüşmelerde, "bölgedeki durumu sakinleştirmeyi amaçlayan ortak koordinasyon" konusunu ele aldı.

İkilinin görüşmesinde "Askeri operasyonların durdurulması, sivillerin korunması, uluslararası insani hukuka bağlı kalınması ve barış yolunun yeniden tesis edilmesinin gerekliliği" vurgulandı.

Bu şekilde sahne Riyad lehine döndü

Aynı zamanda Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri'nde eski üst düzey subay olan Karni, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada Savunma Bakanı'nın gündeminin, Washington ile Riyad arasındaki ilişkilerin mevcut çatışmanın patlak vermesinden önce izlediği ana yolla bağlantılı olacağını belirtti.

Karni, "Ancak yeni değişkenlere göre, ulaşılabilecek olası normalleşme ve ABD'liler ile İsraillilerin beklediği tarihi anlaşma artık bir öncelik değil. ABD'liler ile İsraillilerin müzakerelerde marjinalleştirmeye çalıştığı Filistin meselesi de artık böyle" diye konuştu.

Karni, sözlerini şöyle sürdürdü:

Sahne değişti. Suudi Savunma Bakanı artık Krallığın Filistin meselesine gerçek bir çözüm talebi yönündeki argümanlarını destekleyen bir gerçekliğe sahip. Görünen Riyad hesabına herhangi bir normalleşme ve barışın ne şimdi ne de gelecekte verimli olmayacağı.

Bölge ülkeleri, İsrail'in Gazze Şeridi'ne kara harekatı başlatmasının ardından çatışmaların tırmanmasından korkuyor.

ABD de İran'a bağlı güçlere devam eden savaşı daha fazla kışkırtmak adına istismar etmemeleri konusunda uyarıyor.

Ancak Arap Birliği, diplomatik ve siyasi hamlesinde bunu önlemenin en önemli yolunun İsrail'in Gazze halkını zorla yerinden etmesini engellemek olduğunu ifade ediyor.

İran'la bile Suudi hattı

Washington, bölgeye kaydırdığı güçlerin savaş amaçlı değil, caydırıcılık amaçlı olduğunu ancak yine de geçtiğimiz günlerde Irak'taki güçlerinin hedef alınmasına tepki olarak Suriye'de Devrim Muhafızları güçlerine karşı hava saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Ayrıca Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan Al Saud, İranlı mevkidaşı Hüseyin Abdullahyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, "Gazze Şeridi ve çevresindeki tehlikeli durumdaki gelişmeleri ve askeri operasyonların tırmanması karşısında uluslararası toplumun ateşkes sağlama ve sivilleri koruma rolünü oynamasının önemini" ele aldı.

Görüşmede "bölgedeki ve dünyadaki tüm aktif güçlerin yer aldığı bir Suudi yardım hattı çerçevesinde, İsrail'e baskı yapmak için uluslararası ivme oluşturma" konusu da yer aldı.

Suudilerin ABD'nin Orta Doğu'daki Gazze ve diğer bölgelerdeki krizi ele alma biçiminden duyduğu memnuniyetsizliğe rağmen Riyad, bölgeyi şiddet döngüsünden kurtarmak için neler yapılabileceği konusunda hâlâ Washington ile iletişim hatlarını korumayı tercih ediyor.

ABD Senatosu'ndan bir heyetin 21 Ekim'de Riyad'ı ziyaret ederek, Savunma Bakanı da dahil buradaki yetkililerle görüştüğü, ancak Beyaz Saray üzerindeki baskıların yoğunlaşmasının henüz Gazze'deki ihlallerin sona ermesi yönünde netlik kazanmadığı ifade edildi. Suudi gazeteleri bu sabah kara operasyonu ile gerilimi tırmandırmayı "İsrail'in BM yönetimine meydan okuması" olarak gördü.

Independent Arabia - Independent Türkçe 



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.