Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'da Yüzyılın Dönüşümü projemize start veriyoruz

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'da Yüzyılın Dönüşümü projemize start veriyoruz

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'daki kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında toplam 17 yapıda yer alan 261 bağımsız bölümün yıkımını gerçekleştireceklerini belirterek, "Bugün ayrıca, Bağcılar'da 371, Gaziosmanpaşa'da 1096, Tuzla'da 3 farklı noktada 1570 olmak üzere toplam, 3 bin 37 konutun temellerini atıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen "Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı"ndaki konuşmasında, Marmara Kentsel Dönüşüm Hizmet Ofisine canlı bağlantı yaparak 100 binadaki 500 kişiyle ilk sözleşmelerini imzalayacaklarını söyledi.

Böylelikle toplamda 350 bin konutu dönüştürmeyi amaçlayan "Yarısı Bizden Kampanyası"nı "bismillah" diyerek fiilen başlatmış olacaklarını belirten Erdoğan, kampanyanın İstanbul'a ve İstanbullulara şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diledi.

Erdoğan, bugün atacakları bir diğer kritik adımın "İstanbul Kentsel Dönüşüm Yıkım Programı"nın başlatılması olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Şehrimizdeki kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında toplam 17 yapıda yer alan 261 bağımsız bölümün yıkımını gerçekleştireceğiz. Bugün ayrıca, Bağcılar'da 371, Gaziosmanpaşa'da 1096, Tuzla'da 3 farklı noktada 1570 olmak üzere toplam, 3 bin 37 konutun temellerini atıyoruz. Dolayısıyla bugünkü programımızda imza, yıkım ve yapım dahil tüm aşamalarıyla İstanbul'da 'Yüzyılın Dönüşümü" projemize start veriyoruz. Bu projelerde emeği geçen tüm bakanlarımızı ve ilgili kurumlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradan özellikle yüzde 50 oranlarında anlaşma sağlamış vatandaşları, henüz "evet" dememiş komşularını da ikna etmek suretiyle bir an evvel "Yarısı Bizden Kampanyası"nda yer almaya davet ettiğini söyledi.

"Depreme karşı hazırlık yapmak bizim için tercihten öte zorunluluktur"

Erdoğan, 6 Şubat'ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli şiddetli sarsıntıların, millet olarak kendilerine deprem gerçeğini tekrar hatırlattığını belirterek, "50 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz, 11 ilimizdeki 14 milyon insanımızı doğrudan etkileyen, böylesine büyük bir afetten sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olması düşünülemez." ifadelerini kulandı.

Devlet ve vatandaş olarak deprem konusunu önceliklerin en başına almaları gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Yakın zamanda Marmara Bölgesi'nde meydana gelen depremler, çalışmalarımızı daha da hızlandırmamız gerektiğini gösteriyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hususa özellikle dikkati çekmek istediğini belirterek, şunları söyledi:

"Depreme karşı hazırlık yapmak bizim için tercihten öte zorunluluktur. Çünkü coğrafi olarak biz depremle burun buruna yaşayan bir ülkeyiz. Ülkemiz topraklarının yüzde 66'sı, nüfusumuzun ise yüzde 71'i deprem açısından riskli alanlarda yer alıyor. Son bir asırda 6 ve üzeri büyüklükte 230'dan fazla depreme maruz kaldık. Bu depremlerde 130 bini aşkın kardeşimiz vefat etti. Sadece insani açıdan değil, ekonomik açıdan da çok ağır bedeller ödedik. 17 Ağustos Marmara depreminin ekonomimiz üzerindeki menfi etkilerini yıllarca hissettik. Son olarak 6 Şubat depremlerinin Türk ekonomisine maliyeti 104 milyar dolardan fazladır. Her deprem sonrasında madden ve manen toparlanmak için yıllarımızı harcadık."

Bunların depremin mali yükü olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Toprak altında yitirdiklerimizin kalbimizde açtığı yaralarsa muhtemelen hiç kapanmayacaktır. Yarım kalan umutlar, enkaza dönen evlerin hafızalarda bıraktığı tortular özellikle depremzedelerimizin yüreğini yakmaya devam edecek." ifadelerini kullandı.

"Bu topraklarda yaşamaya devam edeceksek, deprem riskini bir an olsun aklımızdan çıkaramayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hal böyleyken hiç kimsenin depremi hafife alma, deprem gerçeğine gözlerini kapama gibi bir lüksünün olamayacağını vurgulayarak, "Bu topraklarda yaşamaya devam edeceksek, ki biz buna inanıyoruz, böyle deprem riskini bir an olsun aklımızdan çıkaramayız. Bunu unutmak demek, Allah korusun 17 Ağustos ve 6 Şubat benzeri felaketlerle yeniden karşılaşmak demektir." dedi.

Teşhisi doğru koymanın tedavinin yarısı, sorunla yüzleşmenin ve kabullenmenin de çözümün ilk adımı olduğunu belirten Erdoğan, "Dolayısıyla depremle mücadeleyi önce zihinlerde başlatmamız gerekiyor. 'Deprem değil, çürük, sağlıksız, dayanıksız bina öldürür' ilkesini tamamen özümsemeden hiçbir yere varamayız." diye konuştu.

Erdoğan, tartışmasız bir şekilde Türkiye'nin birincil meselesinin yapı stokunun süratle yenilenmesi olduğunu belirterek, "Bu sebeple başta İstanbul olmak üzere 81 vilayetimize yapacağımız en büyük iyiliğin kentsel dönüşüm hamleleri olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde bu çabaları dinamitleyenler de ülkeye ve millete ihanet ediyor demektir. Bunu sadece biz değil esas rakamlar söylüyor." dedi.

"Kentsel dönüşüm çalışmaları için 480 milyar liralık kaynak harcadık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara fikir vermesi için bazı istatistikleri paylaşmak arzusunda olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye genelinde 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluşan 36 milyon bağımsız bölüm bulunuyor. Bunların 6 milyonu şu anda risk altında. 2 milyonunun ise acilen dönüşmesi lazım. Bu gerçeklerin ışığında göreve geldiğimiz andan itibaren bu meseleye özel önem ve öncelik verdik. 2012 yılında tarihimizde ilk defa kentsel dönüşüm yasasını çıkardık. Toplam 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Kentsel dönüşüm çalışmaları için 480 milyar liralık kaynak harcadık. 400 bin bağımsız bölümün dönüşümü halen devam ediyor. TOKİ başkanlığımız vasıtasıyla 1 milyon 300 binden fazla konut ürettik. Milyonlarca vatandaşımızı gecekondu denilen sağlıksız yapılardan kurtararak modern, güvenilir, dayanıklı yuvalarına kavuşturduk."

Yalnızca kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleriyle 13 milyonu aşkın insanın hayatına dokunduklarını ifade eden Erdoğan, "Bilhassa 6 Şubat depremlerinde TOKİ'nin depreme karşı mücadelede ne kadar hayati, ne kadar kritik bir rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Yıllardır CHP zihniyetinin acımasızca eleştirdiği TOKİ binalarımız, tekniği ve inşaatıyla deprem imtihanını alnının akıyla vermiştir." dedi.



Erdoğan: İsrail'in Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları Türkiye'yi de tehdit ediyor

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da bir etkinlik sırasında konuşuyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da bir etkinlik sırasında konuşuyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: İsrail'in Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları Türkiye'yi de tehdit ediyor

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da bir etkinlik sırasında konuşuyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da bir etkinlik sırasında konuşuyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırılarının Türkiye’yi de tehdit edecek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Erdoğan, İsrail’in “saldırgan politikalarının” yalnızca bölge için değil, bütün dünya için bir tehdit oluşturduğunu ve durdurulması gerektiğini söyledi.

Parlamentoda yaptığı konuşmada Erdoğan, İsrail öncülüğünde Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık yaratmayı amaçlayan “kötü niyetli girişimler” bulunduğunu da ifade etti. “Kimse maceracı adımların peşine düşmemeli ve İsrail’in fitne kayığına binmemelidir” diyen Erdoğan, Türklerin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını ihlal edecek herhangi bir girişime Ankara’nın vereceği karşılığın çok net ve güçlü olacağını vurguladı.


İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Hişam el-Meyani

Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın, özellikle İran savaşı ve bölgede yaşanan istikrarsızlıkların gölgesinde askeri iş birliği alanında giderek güçlendiği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'de de dikkatle izlenirken, bazı İsrailli çevreler Kahire ile Ankara arasındaki artan askeri koordinasyonun "bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek silah anlaşmalarını da kapsayabileceği" yönünde uyarılarda bulunuyor.

Mısırlı uzmanlar ve emekli askerî yetkililer ise iki ülke arasındaki iş birliğinin saldırı amaçlı değil, savunma odaklı olduğunu ve İran savaşı sonrasında ortaya çıkan bölgesel değişimlere karşı güç dengelerini korumayı hedeflediğini belirtiyor.

İsrail'in Maariv gazetesi, ABD istihbaratının, Mısır ve Türkiye'nin geniş kapsamlı bir askerî iş birliğini sessiz şekilde geliştirdiğine dair olağan dışı faaliyetler tespit ettiğini öne sürdü. Gazetenin pazar günü yayımladığı haberde, bu iş birliğinin bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek silah anlaşmalarını içerebileceği ifade edildi.

Haberde, İsrail'in en büyük endişelerinden birinin Mısır Sahil Güvenliği veya Türk hava savunma sistemleriyle ilgili bir güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi olduğu belirtilirken, bu konuda ileri düzey görüşmeler yürütüldüğünü doğrulayan resmi bir açıklamanın bulunmadığı vurgulandı.

Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Emekli Tümgeneral Muhammed Abdülvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasında birçok alanda yakınlaşma yaşandığını belirterek şunları söyledi:

"İki ülke arasında bir tür ortaklık söz konusu. Askerî alanda özellikle Türk insansız hava araçları (İHA), ortak eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii iş birliği öne çıkıyor. Ayrıca yerli ihtiyaçları karşılamak ve bölgesel pazarlara yönelik satış yapmak amacıyla ortak askerî ürün geliştirme yönünde de bir eğilim bulunuyor."

Abdülvahid, iki ülke arasındaki savunma amaçlı askerî anlaşmaların bölgesel güç dengelerini korumaya yönelik olduğunu belirterek, "Özellikle İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni koşullarda, ABD'nin Ortadoğu'daki güç dengesini İsrail lehine şekillendirme çabalarına karşı bir denge oluşturulmak isteniyor" dedi.

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği, 2023 yılında diplomatik ilişkilerin tam anlamıyla yeniden tesis edilmesi ve karşılıklı devlet başkanı ziyaretlerinin ardından belirgin şekilde ivme kazandı. Bu süreçte savunma sanayii alanındaki iş birliği de gelişti; iki ülke "Dostluk Denizi" ortak tatbikatlarını yeniden başlatırken, İHA’ların ortak üretimi konusunda anlaşmaya vardı. Ayrıca Mısır, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN'a katıldı.

Türk savunma sanayiinin önde gelen ürünlerinden Bayraktar İHA'larının modelleri, Kahire'de düzenlenen IDEX 2025 Savunma Sanayii Fuarı'nda sergilenirken, araç ve mühimmatların üzerinde Mısır bayrağı yer aldı.

Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Geçen yıl Ankara'da iki ülke arasında ilk üst düzey askerî toplantı gerçekleştirilirken, ağustos ayında Mısır ve Türkiye dikey iniş-kalkış yapabilen İHA’ların ortak üretimine ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ayrıca Türk savunma şirketi HAVELSAN ile Mısır'ın Kadir Fabrikası arasındaki iş birliği kapsamında insansız kara araçlarının (İKA) üretimine başlandı.

Mısırlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Beşir Abdülfettah da iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin stratejik ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, "Her iki ülke de gelişmiş silah sistemlerine erişimde çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor" dedi.

Abdülfettah, "Mısır ve Türkiye, uluslararası baskılara karşı savunma sanayiinde yerli üretime yönelmek istiyor. Ortak askerî tatbikatlar da aynı hedefe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şubat ayında Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kahire'de bir araya geldiği ziyarette iki ülke arasında askerî iş birliği anlaşması imzalanmıştı.

Öte yandan İsrail basınında yer alan bazı haberlerde, Mısır-Türkiye iş birliğinin gelecekte başka ülkelerin de katılımıyla bir "Arap-İslam askerî ittifakına" dönüşebileceği yönündeki kaygılara dikkat çekildi.

Türkiye'nin mayıs ayı sonunda ortaya attığı bölgesel istikrar platformu önerisi de bu tartışmaların devamı olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın önerdiği yapıda Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerinin yer alması, belirli şartlar altında İran ve İsrail'in de platforma katılabilmesi öngörülüyor.

Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Dönemin açıklamalarında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tüm bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalacağı daha geniş kapsamlı bir "bölgesel istikrar vizyonuna" ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.

Ulusal güvenlik uzmanı Abdülvahid, Mısır'ın böyle bir girişime olumlu yaklaşacağını ve aktif rol üstlenebileceğini belirterek, "Fiilen bu yapı zaten mevcut. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan arasında düzenli olarak toplanan dörtlü mekanizma bulunuyor. Bu mekanizma, bölgesel barışın güçlendirilmesi ve son dönemde ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ilerletilmesi gibi konularda rol oynuyor" ifadelerini kullandı.

Beşir Abdülfettah ise bölgesel platform fikrinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Avrupa ve Asya'da bölgesel güvenlik ve iş birliği mekanizmaları bulunurken, Ortadoğu'da benzer bir yapının eksikliği hissediliyor" dedi.

Abdülfettah, İran savaşı sonrasında bölgenin önemli jeopolitik ve stratejik dönüşümler yaşayacağını belirterek, "Bu nedenle böyle bir platformun gündeme gelmesi son derece gerekli. Ancak yapının siyasi koordinasyonla mı sınırlı kalacağı, askerî iş birliğini de kapsayıp kapsamayacağı ve ortak bir bölgesel güç oluşturup oluşturmayacağı gibi birçok sorunun netleştirilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, söz konusu girişimin ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme çabalarına karşı bir tepki niteliği taşıdığını belirtirken, şu ana kadar Mısır ve diğer bölge ülkelerinden öneriye ilişkin resmi bir tutum açıklanmadığını da ifade etti.


Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “istikrar vizyonu” çerçevesinde daha geniş bir “bölgesel iş birliği platformu” kurulmasının önemine dikkat çekerek, bütün bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurguladı.

Fidan, “modern tarihten ders çıkarılması gerektiğini” belirterek, mevcut koşulların iş birliğini başlatmak için “altın bir fırsat” sunduğunu ifade etti.

Japonya’nın Nikkei Asia gazetesine verdiği ve Türk medyasında da yer alan açıklamalarında Fidan, önerilen bölgesel platformun Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerini kapsayabileceğini, uygun şartlar oluştuğunda İran’ın da bu yapıya katılabileceğini söyledi.

İsrail’in ise ancak 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde sürece katılabileceğini belirten Fidan, “Bu sorun çözüldüğünde İsrail’in güvenliği de bölge ülkeleri tarafından büyük ölçüde desteklenecektir” ifadelerini kullandı.

Fidan ayrıca ABD ile İran arasındaki müzakerelerin “kritik bir dönemece” girdiğini ve tarafların olumlu sonuç elde etmeye istekli olduğunu, bir anlaşmanın her zamankinden daha yakın olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı (Reuters)Hürmüz Boğazı (Reuters)

Türkiye’nin, Pakistan’ın iki ülke arasında yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini desteklediğini belirten Fidan, tarafların, “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması sorunu çözülmeden nükleer müzakerelere başlanmaması” yönünde bir yol haritası üzerinde anlaştığını belirtti.

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, bunun enerji ve gıda güvenliği açısından küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı bölge ülkelerinin “Abraham Anlaşmaları”na katılması yönündeki önerisine değinen Fidan, Türkiye’nin 7 Ekim 2023 sonrasındaki gelişmeler karşısında İsrail’le ticareti durdurduğunu hatırlattı.

Fidan, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirerek, insani yardımın Gazze’ye ulaştırılmasının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı ve “İsrail şartları yerine getirirse normalleşmeye dönülebilir” ifadelerini kullandı.

İsrailli bazı yetkililerin Türkiye’yi gelecekte stratejik tehdit olarak göstermesine de değinen Fidan, İsrail’in bölgesel politikalarını eleştirerek, “İsrail kendi iç siyasetinde her zaman bir düşmana ihtiyaç duyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fidan ayrıca uluslararası toplumun İsrail’in bölgesel ve küresel istikrarı bozmasını daha güçlü şekilde engellemesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)

Temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin onay verilmesi halinde Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Hint-Pasifik ülkelerinin de zirveye davet edilmesini istediğini, bu programı organize etmek için NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte çalıştığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılım ihtimaline ilişkin olarak ise Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmelerde Trump’ın katılmayacağına dair bir ifade kullanılmadığını, hazırlıkların Trump’ın katılımı varsayımıyla sürdüğünü ifade etti.