Suudi Arabistan gaz piyasalarındaki varlığını pekiştiriyor

Küresel piyasalarda dengeyi sağlayabileceği düşünülüyor

Axel Rangel Garcia (Fotoğraf)
Axel Rangel Garcia (Fotoğraf)
TT

Suudi Arabistan gaz piyasalarındaki varlığını pekiştiriyor

Axel Rangel Garcia (Fotoğraf)
Axel Rangel Garcia (Fotoğraf)

Faysal el-Fayık

Suudi Arabistan’da yeni gaz keşiflerinin son yıllarda istikrarlı bir şekilde artması, Krallığın gaz rezervlerini artırdı. Bu keşifler, yükselen yurt içi talep ve elektrik üretimindeki Suudi enerji karışımında gaz ve yenilenebilir enerjinin rolünün artmasıyla Krallık'ta gaz üretimini artırmaya yönelik devam eden çabaların bir sonucu.

Riyad’ın doğal gaz sahalarını keşfetmeye olan ilgisi, petrol sonrası ekonomi için gelecek vaat eden bir yön çizen Suudi 2030 Vizyonu’na dayanıyor. Bu vizyon kapsamında, birincil gelir kaynağı olarak petrole olan bağımlılığı azaltmak, elektrik üretimi için petrol ve geleneksel sıvı yakıtları azaltmak ve enerji verimliliğini artırmak için çalışılıyor.

Suudi Arabistan, karbon emisyonu salmadığı için enerji geçişinin anahtarı olarak görülen mavi hidrojen üretimine yardımcı olacak büyük gaz rezervlerine dayanarak küresel açıdan büyük bir temiz hidrojen tedarikçisi olmayı planlıyor.

Bölgedeki en büyük doğalgaz tüketicisi Suudi Arabistan

Suudi gaz üretimi, büyük yerel talep nedeniyle şuan bölgesel ve küresel ihracat pazarına giremeyebilir. Bu durum Suudi Arabistan'ı, elektrik üretimi ve sürekli büyüyen petrokimya endüstrisi açısından Ortadoğu'nun en büyük gaz tüketicisi haline getiriyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ın kendi ihtiyacını karşılayabilmek için bu büyük miktarlara ihtiyacı var.

Suudi Arabistan, karbon emisyonu salmadığı için enerji geçişinin anahtarı olarak görülen mavi hidrojen üretimine yardımcı olacak büyük gaz rezervlerine dayanarak küresel açıdan büyük bir temiz hidrojen tedarikçisi olmayı planlıyor

Gaz üretimindeki artışa, yerel gaz tüketimine yönelik devasa altyapının genişletilmesi yönündeki çalışmalar eşlik ediyor. Bu, gaz dağıtımı için ana gaz ağında kullanılan dört bin kilometrelik gaz boru hatlarının eklenmesini içeriyor.

Bu devasa gaz boru hattı ağı, ekonomik çeşitlendirme konusunda sahada gördüğümüz büyük hareketlere, ayrıca petrol ve sıvı yakıtlardan elektrik üretimini gaza dönüştürme ve Suudi enerji karışımındaki kullanımını artırma planlarının uygulanmasına da ayak uyduruyor.

Suudi Arabistan'daki yerel gaz talebinin karşılanması yönünde gaz boru hatlarının yerelde geliştirilmesine yönelik yatırımlar, üretimin Suudi Arabistan'ın yurtdışına ihracat yapabileceği seviyelere çıkması durumunda, gelecek planı olarak komşu ülkelere bölgesel genişlemeyi de mümkün kılıyor.

Suudi Arabistan gaz boru hattının geliştirilmesi, Cafurah gaz projesini geliştirme çalışmalarına paralel olarak başlayabilir. Gaz tüketen birçok komşu ülkenin bu boru hattına katılımı memnuniyetle karşılaması ve ekonomileri üzerindeki olumlu etkisi nedeniyle yatırıma teşvik edilmesi bekleniyor. Üretim öncesi satışı yapılan bir projenin fizibilitesi, yabancı yatırımların ilgisini büyük ölçüde çekecek.

Suudi Arabistan’ın varil başına yaklaşık 3 dolar ile dünyadaki en düşük petrol üretim maliyetine sahip ülke olması, Aramco'nun dünyadaki en büyük kârlı enerji şirketi ve finansal esneklik açısından en güçlü enerji şirketi olmasına imkan sağladı. Ayrıca petrol sahalarından elde edilen gazın maliyeti de oldukça düşük. Kaya gazı üretiminin maliyeti ise tamamen farklı olacak.

Farklı bir üretim modeli

Üretimin başa baş maliyeti, bir üreticinin yatırımını değerli kılmak için ihtiyaç duyduğu ortalama gaz fiyatı sayılıyor. ABD’de kaya gazı üretiminin maliyeti, belirli bir başabaş noktasıyla net değil. Kaya petrolü üretiminin maliyeti sürekli değişiyor. Bu yönde net bir fiyat aralığı bulunmuyor. Bu nedenle yatırım çekmek ve yatırımın geri dönüşünü bilmek önemli.

Suudi Arabistan'ın doğusunda, Dammam'ın yaklaşık 95 kilometre kuzeyinde, Körfez'e bakan Cubeyl Sanayi Şehri’nde bir rafineri (AFP)
Suudi Arabistan'ın doğusunda, Dammam'ın yaklaşık 95 kilometre kuzeyinde, Körfez'e bakan Cubeyl Sanayi Şehri’nde bir rafineri (AFP)

Jadwa tarafından daha önce yapılan bir araştırma, dünyanın tek büyük ölçekli kaya gazı üreticisi olan ABD'de kaya gazı geliştirme maliyetinin milyon İngiliz termal birimi (MMBtu) başına 2,3 ila 6 dolar arasında değiştiğini gösterdi.

Jadwa, Suudi Arabistan’da kaya gazı geliştirme maliyetinin, ABD’deki kaya gazı maliyetinin üst sınırı dahilinde, yani MMBtu başına 6 dolar olacağı beklentisinde. Gaz üretiminin başabaş maliyeti henüz bilinmiyor. Bu hususta kesin olmayan araştırma ve hesaplar baz alınıyor. Ancak Suudi Arabistan’da kaya gazı üretiminin maliyet modeli açısından ABD'den farklı olması bekleniyor.

Cafurah sahasından kaya gazı üretimi maliyetinin ve uluslararası fiyat seviyelerinin belli olması, sahanın geliştirilmesine yönelik yatırımların çekilmesinde rol oynayacak. Ancak mevcut altyapı, lojistik hizmetler, ulaşım, depolama ve ihracat tesisleri ile dünyanın en büyük konvansiyonel petrol sahası olan devasa el-Gavar petrol sahasının bitişiğindeki konumu gibi rekabet avantajı sağlayacak birçok faktör mevcut. Bu, veri toplama maliyetinin azaltılacağı anlamına geliyor.

Cafurah sahası, üretime başlanmasının hemen ardından kuyu suyu enjeksiyon tesislerinden mevcut su temini altyapısından faydalanarak Suudi Arabistan'daki yerel gaz dağıtım ağının (MGS) ana gaz sistemini kullanabiliyor. Böylece yerel Suudi şirketleri kullanıldığında işletme maliyeti de önemli ölçüde azalacak.

Suudi Aramco mühendisleri, 2021'de gazetecilerin turu sırasında Hureys petrol sahasındaki bir gaz türbini jeneratörünün önünde yürüyor (AP)
Suudi Aramco mühendisleri, 2021'de gazetecilerin turu sırasında Hureys petrol sahasındaki bir gaz türbini jeneratörünün önünde yürüyor (AP)

Suudi Arabistan, gaz ihraç etmeye başladığında, küresel gaz piyasasının istikrara kavuşturulmasında kilit bir rol oynayacak. Diğer yandan gaz arzının kıtlığı dünya ekonomileri üzerinde olumsuz bir etki yaratırken bu durum gaz piyasalarının etkili ve sürdürülebilir bir şekilde kontrol altına alınmasını gerektiriyor. Bu durum petrol piyasalarında, dikkatini her zaman üretimi kontrol etmeye ve ardından piyasaları, fiyatları ve arzı istikrara kavuşturmaya odaklayan OPEC aracılığıyla gerçekleşiyor. Gaz piyasalarında ise durum tamamen istikrarsız.

2001 yılında kurulan Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’nun (GECF) Gaz arzını talebe göre düzenleyen, üzerinde anlaşmaya varılan bir tüzüğe sahip etkili bir organizasyon haline gelebilmesi için mevcut forum biçiminden dönüşmesi gerekiyor. Nitekim doğal gaz ve sıvılaştırılmış gaz piyasaları, bilhassa ısıtma ve soğutma talebinin yüksek olduğu dönemlerde, enerji güvenliğinin ve enerjinin elektrik üretiminde kullanımının sağlanması için etkili düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu kanıtladı.

Küresel gaz piyasalarına yönelik bir organizasyon oluşturmak, OPEC Plus üreticilerine liderlik etmeyi başaran dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve en büyük yedek kapasitesinin sahibi Suudi Arabistan gibi ağırlığı olan bir üretici gerektiriyor

GECF, üyeleri dünya doğal gaz rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasını, pazarlanan üretiminin yüzde 46'sını, boru hatlarıyla taşınan gazın yüzde 55'ini ve dünya çapındaki sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının yüzde 61'ini kontrol etse de gaz piyasalarını düzenleyerek istikrara kavuşturamıyor.

Küresel gaz piyasalarına yönelik bir organizasyon oluşturmak, OPEC Plus üreticilerine liderlik etmeyi başaran dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve en büyük yedek kapasitesinin sahibi Suudi Arabistan gibi ağırlığı olan bir üreticinin piyasaları dengeleme yönünde yoğun çabalarıyla örnek teşkil etmesini gerektiriyor. Ağırlığı olan bir üretici, küresel piyasaların dengesini koruyabilmesi ve ani şokları absorbe edebilmesi nedeniyle, farklı zamanlarda küresel enerji arzı için bir emniyet vanası görevi gören en önemli unsur sayılıyor.

Örneğin Rusya ve ABD'nin dünyadaki en büyük gaz ihracatçıları olduğunu görüyoruz. Ancak Rusya-Ukrayna savaşının neden olduğu küresel enerji krizi sırasında, Avrupa'ya gaz tedarikinin kıtlığından Rusya sorumlu tutulmuştu.

Diğer yandan ABD ise Avrupa'nın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz tedarikçilerinden biri olmasına rağmen, yeterli miktarda tedarik sağlayamıyor. Dünyanın en büyük gaz ihracatçıları kış talebinin zirve yaptığı dönemde gaz arzında sıkışıp kaldığı taktirde, küresel gaz piyasalarını yeniden dengelemesi en muhtemel gaz üreticisi hangi ülke olacak?

* Şarku’l Avsat tarafından Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.