Şarku’l Avsat, 7 Ekim saldırısının ayrıntılarını ortaya çıkardı: Aksa Tufanı Operasyonu’nu planlayan 5 yetkili kimdi?

Han Yunus’taki Filistinliler, Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen İsrail askeri aracının üzerinde (DPA)
Han Yunus’taki Filistinliler, Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen İsrail askeri aracının üzerinde (DPA)
TT

Şarku’l Avsat, 7 Ekim saldırısının ayrıntılarını ortaya çıkardı: Aksa Tufanı Operasyonu’nu planlayan 5 yetkili kimdi?

Han Yunus’taki Filistinliler, Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen İsrail askeri aracının üzerinde (DPA)
Han Yunus’taki Filistinliler, Aksa Tufanı Operasyonu kapsamında ele geçirilen İsrail askeri aracının üzerinde (DPA)

Hamas hareketinin silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın liderliğine yakın Filistinli kaynaklar, 7 Ekim’de bölgenin çehresini değiştiren ve bir dönemi kapatıp yenisini açan Aksa Tufanı Operasyonu’na ilişkin yeni detayları ortaya çıkardı.

Hamas’ın başlattığı ani saldırı, Gazze çevresindeki yerleşim birimleri, kibbutzlar ve askeri bölgelerde bin 200’den fazla İsraillinin ölümüne ve 200’den fazla kişinin kaçırılmasına yol açtı.

Öte yandan İsrail, Aksa Tufanı Operasyonu’nun faillerinin çoğunu (en az bin 500 Hamas üyesini) öldürdüğünü iddia etti.

Bunlara ek olarak, İsrail’in Gazze Şeridi’nde devam eden misilleme savaşında 23 binden fazla Filistinli öldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli kaynaklar, Aksa Tufanı Operasyonu’nun, yalnızca 70 Hamas üyesinin (elit birimden) Gazze’nin kuzeyden güneye sınırları boyunca çeşitli bölgelerden sürpriz bir saldırı gerçekleştirmesiyle başladığını söyledi.

Kaynaklara göre, bu ekip, kalın bir duvarın zayıf noktalarını tespit ettikten sonra delikler açmak için özel olarak hazırlanan patlayıcıları patlatarak, İsrail sınır engelini ilk anlarda aşanlar oldu. Aynı zamanda planör ve paraşüt kullanarak İsrail mevzilerinin çevresine indiler.

FOTO: İsrail’in güneyi ile Gazze Şeridi’ni ayıran bariyerin yakınında İsrail Merkava tankı. Hamas hareketi, Aksa Tufanı Operasyonu sırasında bu çitleri deldi (Reuters)
İsrail’in güneyi ile Gazze Şeridi’ni ayıran bariyerin yakınında İsrail Merkava tankı. Hamas hareketi, Aksa Tufanı Operasyonu sırasında bu çitleri deldi (Reuters)

Kaynaklar, bu kişilerin Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinden, ‘Elit Birim’in yüzlerce üyesi arasından seçildiğini söyledi. Ayrıca, yıllar boyunca kapsamlı bir eğitim aldıklarını, yeteneklerini belirlemek ve savaş becerilerini geliştirmek için ara sıra özel testlere tabi tutuldukları ifade edildi.

Filistinli kaynaklara göre, Gazze Şeridi çevresindeki yerleşim birimlerine saldırı planı yeni değil, 2014 savaşından önce düşünüldü ve buna hazırlanıldı.

Ancak savaş çıkınca plan donduruldu ve bir yıl sonra bu konudaki çabalar yeniden başladı.

2021 yılında Seyfu’l Kuds savaşı gerçekleşir gerçekleşmez, Hamas’ın askeri kanadında buna hazırlık yapılması ve şartlar oluştuğunda uygulanmasına karar verildi.

Eğitim tatbikatlarının başlamasından kısa bir süre sonra, operasyon için seçilen en seçkin elit üyeler, liderleri önünde, eğitimleriyle ilgili hiçbir sırrı açıklamayacakları ve bu eğitimlerle ilgili herhangi bir plandan bahsetmeyecekleri konusunda yemin etti.

Ancak bu unsurlar, herhangi bir saldırının gerçekleştirilmesine yönelik net ve acil bir planın varlığından haberdar değildi. Yalnızca yerleşim yerlerine saldırı konusunda özel eğitim aldılar.

FOTO: 7 Ekim’de Hamas tarafından Gazze Şeridi’ne kaçırılan İsraillilerin aileleri tarafından düzenlenen protestodan bir kesit (Reuters)
 7 Ekim’de Hamas tarafından Gazze Şeridi’ne kaçırılan İsraillilerin aileleri tarafından düzenlenen protestodan bir kesit (Reuters)

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Gazze Şeridi bölgesindeki tabur komutanlarının çoğu herhangi bir ayrıntıdan haberdar değildi.

Hatta yakın bir saldırı niyetinden haberleri yoktu, bazılarına ise görevleriyle ilgili sınırlı bilgi verildi.

Bu, daha sonra ‘7 Ekim’de yaşananları engelleyemediğini itiraf eden’ İsrail istihbaratının eline geçebilecek herhangi bir bilginin sızmasını engellemek için hazırlanan güvenlik planının bir parçasıydı.

Saldırının gerçekleştirilme kararı ve zamanlamasına gelince, aynı kaynaklara göre bu karar sadece beş kişi tarafından alındı.

Bunlar, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar, İzzeddin El Kassam Tugayları lideri Muhammed ed-Dayf, Muhammed Sinvar (Yahya’nın kardeşi), hareketin liderlerinden ve Sinvar’a yakın bir kişi olan Ruhi Muştaha ve Dayf’ın yakınlarından olan, İzzeddin el Kassam İstihbaratı’ndan sorumlu eski yetkili ve Kassam’ın Merkez Tugayı komutanı Eymen Nofal idi.

Nofal, İsrail’in ekim ayında Bureyc Mülteci Kampı’na yönelik saldırısında öldürüldü.

FOTO: Aksa Tufanı Operasyonu’nun arkasında olduğuna inanılan Hamas lideri Yahya Sinvar (Reuters)
Aksa Tufanı Operasyonu’nun arkasında olduğuna inanılan Hamas lideri Yahya Sinvar (Reuters)

Kaynaklara göre, operasyonu hazırlayanlar, daha sonra İzzeddin Kassam Tugayları komutanlarına, yerleştirilen teçhizat ve saldırı planı hakkında bilgi verdi.

Ancak zamanlama bildirilmedi ve yalnızca son hazırlıktan üç gün önce kendilerine bilgi verildi.

Daha sonra bölge tugay komutanlarıyla görüşerek, her komutana ‘sıfır noktası’ belirtmeden belirli görevler verdiler.

Tabur komutanları, seçtikleri kuvvetlerin görev için hazırlanmasında kendi rollerini oynarken, Gazze Şeridi’ndeki füze biriminin komutanı (yine bu savaş sırasında suikasta kurban giden) Eymen Siyam, operasyonun başında yüzlerce füzeyi fırlatmaya hazırlanmak için özel talimatlar aldı.

7 Ekim gününün nasıl belirlendiğine gelince, kaynaklara göre, gözlem birimlerinden gelen ve sınırda tam bir sessizlik halinin varlığını doğrulayan saha raporlarının ardından, beş yetkili en uygun zamanın cumartesi sabahı (İsrail’in resmi tatili/Şabat) olmasına karar verdi.

Buna hazırlık emri verilmesi sonrası Elit Birim’in saha komutanları ve unsurları talimatı alarak sabah saatlerine kadar hareket etmeye başladı ve ardından da operasyon başladı.

FOTO: 17 Aralık’ta İsrail ordusu tarafından servis edilen, Yahya’nın kardeşi Muhammed el-Sinvar’ın, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Erez kapısı yakınındaki Hamas tünellerinden birinin içindeki bir arabada çekilmiş bir fotoğrafı (İsrail ordusu-Reuters)
17 Aralık’ta İsrail ordusu tarafından servis edilen, Yahya’nın kardeşi Muhammed el-Sinvar’ın, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Erez kapısı yakınındaki Hamas tünellerinden birinin içindeki bir arabada çekilmiş bir fotoğrafı (İsrail ordusu-Reuters)

Kassam yetkililerinin gizli hareket etmesi, görünüşe göre Hamas’taki siyasi yetkilileri de kapsıyordu.

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi içi ve dışındaki Hamas liderleri, operasyondan saatler önce brifing aldı ve acil durumlarda izlenen güvenlik adımları gereğince tamamen ortadan kaybolmaları istendi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ve yardımcısı Salih El Aruri de (geçtiğimiz hafta Beyrut'ta öldürülen) dahil olmak üzere üst düzey liderler, olağanüstü bir saldırı planının varlığından haberdar edildi.

Ancak kesin ayrıntılar veya zamanlama verilmedi. Onlar da diğerleri gibi zamanlamayı birkaç saat önceden öğrendi.

Planın öncelikli hedefi, ‘büyük bir niteliksel saldırı’ gerçekleştirip, bir grup İsrail askerini rehin almaktı. Ancak saldırıyı daha da genişleten sürprizler yaşandı.

Hamas üyeleri, çok sayıda askerin anında öldürülmesine, yaralanmasına ve yakalanmasına yol açan, İsrail kuvvetlerinin savunma hatlarının kolayca düşmesi karşısında şaşırdı.

İlk saldırıdan bir buçuk saat sonra, İzzeddin Kassam’ın Elit Birimler’inde görevli diğer üyelerinin de seferber edilmesine karar verildi. Çeşitli noktalarda toplanmaları yönünde mesajlar alındı ve destek güçleri olarak yola çıktılar.

Daha sonra, Kassam Tugayları’nın askeri kanadının koordinatörü, grupların geri kalan silahlı birlikleri operasyona katılma olasılığı konusunda bilgilendirdi ve her gruba belirli görevler verdi.

FOTO: Bir Hamas üyesi (EPA)
Bir Hamas üyesi (EPA)

Ardından saldırı genişledi ve İsrail güçlerinin çökmesinin ardından yüzlerce unsur, vatandaş ve hatta gazeteci, gizli yerleşim birimlerine girmeyi başardı.

Yaşanan büyük bir kaosun ortasında düzinelerce İsraillinin yakalanmasının ardından İzzeddin Kassam liderliği, yerleşim birimlerindeki unsurlardan mümkün olduğunca çok sayıda İsrail askerini rehin almalarını istedi.

Bunun ardından kaçırılan insanları toplama ve saklama sürecine odaklandı.

Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kaçırdıkları İsrailli ve İsrailli olmayan (Taylandlı işçiler gibi) yaklaşık 240 kişiyi Gazze Şeridi’ne nakletmeyi başardı.

Rehine ve tutuklu takasının ardından Hamas’ın elinde şu anda yaklaşık 136 kişi kaldı.

Gazze Şeridi’nde devam eden kara operasyonları sırasında İsrail ordusu, kaçırılan bazı kişilerin cesetlerini bularak İsrail’e götürdü.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.