Kızıldeniz geriliminin Süveyş Kanalı üzerindeki etkileri

BM’nin yeni raporunda Husi saldırıları nedeniyle küresel ticaret hatlarının bozulduğu konusunda uyarıda bulunuldu.

Süveyş Kanalı’nı geçen bir sıvılaştırılmış gaz tankeri. (Reuters)
Süveyş Kanalı’nı geçen bir sıvılaştırılmış gaz tankeri. (Reuters)
TT

Kızıldeniz geriliminin Süveyş Kanalı üzerindeki etkileri

Süveyş Kanalı’nı geçen bir sıvılaştırılmış gaz tankeri. (Reuters)
Süveyş Kanalı’nı geçen bir sıvılaştırılmış gaz tankeri. (Reuters)

Kızıldeniz’deki güvenlik gerilimlerinin genel olarak küresel ticaret ve özel olarak Mısır Süveyş Kanalı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler, uluslararası ve yerel raporların ardından arttı. Raporlar, küresel deniz taşımacılığı trafiğinde ve buna bağlı olarak kanalın döviz gelirlerinde yüzde 40’ı aşan oranlarda düşüş olduğuna işaret ediyor.

Geçen kasım ayının sonundan bu yana Yemen’deki Husiler, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb bölgesindeki ‘İsrail şirketlerinin sahibi olduğu veya işlettiği’ gemileri hedef alıyor. Saldırılar, Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana devam eden savaşa yanıt olarak gerçekleştiriliyor. Bu saldırılar, uluslararası denizcilik şirketlerinin, nakliyenin finansal ve zaman maliyetlerindeki artışa rağmen Kızıldeniz’i kullanmaktan kaçınmasına ve gemilerinin rotasını Ümit Burnu rotasına değiştirmesine neden oldu.

Mısır Süveyş Kanalı İdaresi Başkanı Usame Rabi perşembe akşamı bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kriz devam ederse kanalın bu yılki geliri 6 milyar dolara ulaşacak. Bu, geçen yıl elde edilen 10,25 milyar dolara kıyasla yüzde 40’lık bir düşüş anlamına geliyor. Durum böyle devam ederse kanalın gelirleri ciddi şekilde etkilenecek. Kanalın gelirleri, bu ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44 azaldı. Kanaldan geçen gemi sayısı da yüzde 34, net tonaj ise yüzde 48 azaldı.”

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Rabi’nin açıklamalarına paralel olarak Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), geçen perşembe günü Husi saldırıları sonucunda Süveyş Kanalı üzerinden ticaret hacminin son iki ayda yüzde 42 azaldığını açıkladı.

Süveyş Kanalı’ndan haftalık konteyner gemisi geçiş sayısı geçen yıla göre yüzde 67 azalırken, en büyük etki 16 Ocak’tan bu yana durdurulan sıvılaştırılmış gazın taşınmasında yaşandı. Birleşmiş Milletler’in (BM) internet sitesine göre, krizden önce kanaldan her gün iki ila üç gaz tankeri geçiyordu.

Fotoğraf Altı: Süveyş Kanalı’ndan nakledilen konteynerler. (Reuters arşiv)
Süveyş Kanalı’ndan nakledilen konteynerler. (Reuters arşiv)

UNCTAD’da bir yetkili olan Jan Hoffmann, geçen perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, “Jeopolitik ve iklim değişikliğine bağlı ticaret aksaklıklarını artıran Kızıldeniz’de gemi taşımacılığına yönelik saldırılardan büyük endişe duyuyoruz” dedi. “Küresel mal ticaretinin yüzde 80’inden fazlası deniz yoluyla gerçekleşiyor ve diğer önemli rotalar da baskı altında” diyen Hoffmann, “Karadeniz’den geçiş, Rusya-Ukrayna savaşı ve kuraklık nedeniyle Panama Kanalı’nda seyrüseferin azalması nedeniyle büyük ölçüde kesintiye uğradı” şeklinde konuştu.

BM yetkilisi, “Önemli ticaret yollarında uzun süreli kesintiler küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir, malların teslimatında gecikmelere, artan maliyetlere ve enflasyon riskine yol açabilir” derken, küresel gıda fiyatlarına ilişkin endişesini dile getirdi.

Kanaldan geçen konteyner sevkiyatları 19 Ocak’ta sona eren haftada, aralık ayı başına göre yüzde 82 azaldı. Doğalgaz sevkiyatları da daha da düştü. Kuru dökme yük sevkiyatlarında daha küçük bir düşüş yaşanırken, BM raporuna göre ham petrol tankerlerinin hareketi ise bir miktar arttı.

BM’ye göre Süveyş Kanalı küresel ticaret için hayati bir merkez olarak görülüyor. Çünkü küresel ticaretin yüzde 12 ila 15’i ve konteyner trafiğinin yaklaşık yüzde 20’si buradan geçiyor.

Bu bağlamda S&P Global kredi derecelendirme kuruluşu tarafından dün yayınlanan bir raporda, Kızıldeniz’deki gemilere yapılan saldırıların Süveyş Kanalı’ndaki trafik üzerindeki etkisinin Mısır’daki döviz sıkıntısını daha da artırdığı belirtildi. Arap Dünyası Haber Ajansı’na (AWP) göre raporda, “Kanal aracılığıyla geçiş ücretleri, Mısır hükümetinin gelirlerinin yaklaşık yüzde 8’ini oluşturuyor ve ülkenin döviz kazancının büyük bir kısmını sağlıyor” ifadelerine yer verildi.

S&P Global raporu, Mısır ekonomisindeki yabancı para kıtlığının, Mısır bankalarının finansman yetenekleri üzerinde ek baskı oluşturduğuna, çünkü Süveyş Kanalı’nın ülkedeki ana döviz kaynaklarından biri olduğuna dikkat çekti.

Ancak Mısırlı ekonomi uzmanı İzzeddin Hasaneyn, Süveyş Kanalı gelirlerindeki düşüşün Mısır’ın dolar kaynakları üzerindeki etkisini önemsiz gördü. Hasaneyn, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kanal, Mısır’daki dövizin bir koludur, ancak ana kolu değildir. Ortalama olarak Süveyş Kanalı'nın gelirleri, son yıllarda yaşanan patlamalardan önce 7 milyar doları geçmiyordu ve bir yanda artan geçiş ücretleri, diğer yanda ise uluslararası olaylar sonucunda yaklaşık 10 milyar dolara yükseldi. Rusya- Ukrayna savaşı petrol tankerlerini Süveyş Kanalı’ndan geçmeye zorladı ve bu da gelirlerini olağanüstü artırdı. Mısır’daki ana döviz kaynağı, döviz kurundaki değişiklik nedeniyle azalan yurtdışındaki Mısırlılardan gelen paralardır. Kanalın gelirlerinin son yükselişlerden önceki normal seviyelere gerilemesi ekonomiyi etkileyebilir. Ancak etkisi, diğer döviz kaynaklarına göre sınırlı kalacak ve Mısır’daki ekonomik krizi derinleştirmeyecek.”

ABD dolarının Mısır’da iki fiyatı var; bunlardan biri resmi olarak 30,9 lira, diğeri ise gayri resmi olarak çok daha yüksek.

Geçtiğimiz yıl Süveyş Kanalı gelirleri, geçtiğimiz temmuz ayı başında sona eren 2022- 2023 mali yılında yüzde 25 artış kaydetti. Mısır Merkez Bankası’nın verilerine göre, bir önceki mali yılda yaklaşık 7 milyar dolara kıyasla 8,8 milyar dolara ulaştı.

Bu bağlamda Mısır ekonomi uzmanı şu değerlendirmede bulundu:

“Jeopolitik olaylar ve güvenlik gerilimleri, büyük denizcilik şirketlerinin daha pahalı olsa da daha güvenli rotalara yönelmesiyle kanalın gelirlerini ve küresel denizcilik trafiğini kesinlikle etkileyecek. ABD ve İngiltere’nin müdahalesi, Kızıldeniz’deki gerilimi artırarak küresel ekonominin seyrini etkiliyor.”

Kızıldeniz’deki güvenlik tehditleriyle yüzleşmek için bu ay ABD ve İngiltere, Yemen’deki Husi bölgelerine defalarca saldırı düzenledi. ABD ve İngiltere, yaptıkları açıklamada Husilerin navigasyonu tehdit etme ve küresel ticareti baltalama yeteneğini bozmayı ve zayıflatmayı amaçladıklarını belirtti.



Suriye’de Şeyh Hicri’ye bağlı silahlı grup tarafından alıkonulan 3 Hristiyan’ın yakınları hayatta olduklarını doğruladı

Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)
Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)
TT

Suriye’de Şeyh Hicri’ye bağlı silahlı grup tarafından alıkonulan 3 Hristiyan’ın yakınları hayatta olduklarını doğruladı

Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)
Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)

Geçtiğimizi hafta yaşanan tutuklu kaçırma olayının ardından Suveyda'da Şeyh Hikmet el-Hicri'ye bağlı olan ve ‘Ulusal Muhafızlar’ olarak bilinen yapı tarafından alıkonulan 3 Hristiyan'ın yakınları, bu kişilerin idam edildiğine dair çıkan haberleri yalanladı.

Suveyda'daki olayları yakından takip eden bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Mesber ailesiyle iletişime geçtim. Alıkonulan oğullarının hayatta olduğunu ve sorgulama sürecinde bulunduklarını söylediler” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu Enstitüsü Terörle Mücadele ve Aşırılık Programı Direktörü Charles Lister'ın salı günü X platformunda Suveyda'daki silahlı grupların geçtiğimiz cuma gecesi ‘ihanet’ suçlamasıyla Hristiyan cemaatinden iki kişi hakkında alınan idam kararını gerçekleştirdiğini duyurmuştu.

Lister'ın aktardığına göre alıkonulan iki kişi, Ulusal Muhafızlar’ın kontrolündeki cezaevlerinden üç tutukluyu kaçırıp Suriye hükümeti kontrolündeki bölgelere geçmelerine yardım etmekle suçlanıyor.

Ulusal Muhafızlar’dan yetkililer ve ona yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat'ın söz konusu haberler hakkında yorum taleplerine yanıt vermediler.

Suriye resmi haber ajansı SANA geçtiğimiz cuma günü, nüfusunun çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu Suveyda ilindeki iç güvenlik güçlerinin şehir içinde yasadışı gruplarca alıkonulan 3 kişiyi kurtarmayı başardığını duyurmuştu. SANA bunu, güvenlik ve istikrarı güçlendirme ile vatandaşları korumaya yönelik süregelen çabalar çerçevesinde gerçekleştirilen bir operasyon olarak nitelendirdi.

ergfrg
Suriye İç Güvenlik Teşkilatı, cuma günü Suveyda'daki Ulusal Muhafızları’nın kontrolündeki hapishanelerden serbest bırakılan tutukluları kabul etti (SANA)

Olayın ardından Ulusal Muhafızlar’a bağlı gruplar geniş çaplı baskın ve gözaltı operasyonları başlattı. Yerel kaynaklar, bu operasyonların halk desteğini yitirme kaygısı ve toplumsal hoşnutsuzluğun ardından geldiğini belirtti.

Kaynaklar, gözaltındakiler arasında bölgenin Hristiyan topluluğundan Dani el-Mesber ve iki kardeşinin de bulunduğunu doğruladı.

Suveyda'daki olayları yakından takip eden kaynak, gözaltılar nedeniyle Hristiyan ve Dürzi toplulukları arasında şu an herhangi bir gerilim yaşanmadığını söyledi. Hristiyanlara yönelik herhangi bir saldırı olduğunu duymadığını söyleyen kaynak, bölgede belirgin bir sükûnet hüküm sürdüğünü teyit ederek Ulusal Muhafızlar’ın yaşanan büyük skandalların ardından tırmanmayı istemediklerini vurguladı.

Kaynak aynı zamanda Suveyda'daki Rum Ortodoks Aziz Georgios Kilisesi'nden bir din adamının ‘her şeyin yolunda olduğunu ve olağandışı bir şeyin yaşanmadığını’ teyit ettiğini aktardı.

Aziz Georgios Kilisesi geçtiğimiz 18 Mayıs'ta bazı sosyal medya sayfaları ve sitelerinde dolaşan kiliseye saldırı yapıldığına ilişkin haberleri yalanladı. Kilise, söz konusu haberlerin doğru olmadığını ve tümüyle asılsız olduğunu açıkladı.

Öte yandan Şam-Suveyda yolu, üç gün boyunca Suveydalıların başkent Şam'a yönelik yoğun geçişine sahne oldu. Hükümetin iç güvenlik güçleri, el-Metune Kontrol Noktası çevresinde ve yolun çeşitli kesimlerinde konuşlanarak yolcuların düzenli geçişini sağlamak, hareket etmelerini kolaylaştırmak ve sivillerin güvenliğini güvence altına almak amacıyla görev yaptı.

Suriye El-İhbariyye kanalı dün, yolun sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun bir geçiş trafiğine sahne olduğunu, yasadışı grupların günler boyunca sivillere uyguladığı çıkış yasağının ardından yaklaşık bin 500 ilin sakininin el-Metune Kontrol Noktası’ndan geçerek Şam'a yöneldiğini aktardı.

drgth
Şam-Suveyda yolu üzerinde mal taşımacılığı yeniden başladı (SANA)

Suveyda'daki sosyal medya platformlarında Suriye'nin eski para biriminin yerine yeni para birimiyle değiştirilmesine yönelik çağrılar yayıldı. Şam yönetimi, eski paranın geçersiz hale geleceği tarihi Temmuz sonuyla sınırlandırmıştı. Bu çağrılar, daha önce bazı kesimlerin para değişimine karşı çıkmasının ardından yapıldı. Suveyda'dan Şam'a yönelik yoğun göç hareketinin bir kısmı da lise bitirme sınavları ve para değişimi işlemleriyle ilişkilendirildi.

Suveyda İl Basın İlişkileri Müdürü Kuteybe Azzam, pazartesi günü yaklaşık 30 ailenin el-Metune Kontrol Noktası’ndan geçerek Suveyda'dan Şam ve çevresine göç ettiğini açıkladı. Bunu, bozulan geçim kaynakları ve güvenlik koşullarının yol açtığı en büyük toplu çıkış dalgalarından biri olarak nitelendirdi.

Azzam, yerel basına yaptığı açıklamada ailelerin çıkış hareketinin aylardır sürdüğünü belirterek vatandaşların yasadışı milis gruplarının baskısından bıktığını ve güvenlik ile iş imkânı arayışıyla devlet kontrolündeki bölgelere sığınmayı tercih ettiğini vurguladı.

Suveyda'daki yerel kaynaklar ise Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada göç hareketini, yolun kapatılmasının ardından biriken zorunlu gecikmeler göz önüne alındığında doğal bir süreç olarak değerlendirdi. Aynı kaynaklar, “Şam kırsalında akrabaları ya da evi olan insanlar sorunlardan uzaklaşmak için oraya gitti. Ancak bazı çevrelerin propagandasını yaptığı gibi toplu bir göç söz konusu değil" dediler.

Öte yandan Suveyda, pazar sabahı valilik binası önünde kalabalık gösterilere sahne oldu. Göstericiler ‘Güvenlik Ofisi’ olarak bilinen yapının kapatılmasını talep etti. ‘Suwayda24’ adlı haber sitesine göre bu protestolar, Suveyda’da tırmanan halk öfkesinin bir yansıması niteliğinde. Güvenlik Ofisi, yerel yetkililerle paralel yapılanarak geniş nüfuz kullanan ve çok sayıda ihlalle suçlanan bir kurum olarak algılanıyor.

Suveyda’da geçtiğimiz yıl temmuz ayında patlak veren krizdeki çıkmaz devam ediyor. Suriye hükümeti ile Dürzileri ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasındaki kopuk ilişkilerin düzeldiğine işaret edecek herhangi bir gelişme henüz söz konusu değil. Şeyh el-Hicri ve Ulusal Muhafızlar, Suveyda’nın geniş bir bölümünü kontrol ediyor.


Irak’ta silahların kontrolü eylül ayında tamamlanacak

İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)
İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)
TT

Irak’ta silahların kontrolü eylül ayında tamamlanacak

İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)
İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)

Irak hükümeti, dün yaptığı açıklamada, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasına yönelik planın uygulanmasının gelecek eylül ayında tamamlanacağını duyurdu.

Hükümet Sözcüsü Basim el-Avvadi, hükümetin "silahların tamamen devletin elinde toplanması" hedefine bağlı olduğunu belirterek, bu sürecin bakanlar kurulu programında belirlenen takvime uygun şekilde yürütüldüğünü ve uluslararası koalisyonun görev süresinin sona ereceği gelecek eylül ayında tamamlanmasının öngörüldüğünü söyledi.

Başbakan Ali el-Zeydi ise devlet dışında silahlı güç bulundurulmaması yönündeki projenin sürdürüleceğini vurgulayarak, istikrar ve reform sürecine destek veren siyasi güçlere teşekkür etti.

Öte yandan, "ayrışma ve entegrasyon" dosyasından sorumlu hükümet komisyonu, Ketaib el-Imam Ali mensuplarına ilişkin verileri teslim aldı. Böylece söz konusu grup, daha önce savaşçılarının devlet güvenlik kurumlarına entegrasyon sürecini başlatan Seraya es-Selam'ın ardından bu adımı atan ikinci silahlı oluşum oldu.

Komisyon Başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'nin gözetiminde gerçekleştirilen teslim töreninde, gruba bağlı personel, silah, teçhizat ve araçlara ilişkin bilgiler komisyona sunuldu. Törene komisyon üyeleri ile grubun üst düzey temsilcileri de katıldı.


Netanyahu'dan Lübnanlılara çağrı: Hizbullah'la mücadelede İsrail'e katılın

srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)
srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)
TT

Netanyahu'dan Lübnanlılara çağrı: Hizbullah'la mücadelede İsrail'e katılın

srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)
srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Lübnan halkına seslenerek, ülkesinin Hizbullah'a karşı yürüttüğü mücadelede İsrail'in yanında yer almaları çağrısında bulundu. Netanyahu, Lübnan'ın İran destekli silahlı örgüt Hizbullah tarafından "rehin alındığını" savundu.

Netanyahu, Lübnan halkına yönelik yayımladığı video mesajda, "İsrail sizinle savaş halinde değil. Biz, ülkenizi rehin almış olan Hizbullah ile savaşıyoruz. İsrail, Lübnan'la ve Lübnan halkıyla barış istiyor" ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Netanyahu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geleceğinizi sahiplenin. İsrail'e katılın. Tüm çocuklarımız için güvenlik ve refah inşa edin. Hizbullah'ın etkisiz hale getirilmesinin ardından önümüzdeki fırsatlar sınırsız olacak ve son derece büyük imkanlar doğacaktır."