İsrail'de iki yeni anlaşmazlık: Philadelphia Koridoru’ndan çekilme ve Gazzelilerin kuzeye dönüşü

Deyf’e yönelik suikast girişiminin neden olduğu zarara rağmen görüşmelerin devam etmesi bekleniyor

Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)
Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)
TT

İsrail'de iki yeni anlaşmazlık: Philadelphia Koridoru’ndan çekilme ve Gazzelilerin kuzeye dönüşü

Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)
Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)

Dini Siyonizm Partisi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerindeki baskıyı arttırarak, Gazze Şeridi'ndeki Philadelphia ve Netzarim koridorlarından çekilmeyi kabul etmesi halinde hükümeti feshetme tehdidinde bulundu.

İsrail İskân Bakanı Orit Struck dün, Gazze Şeridi sınırındaki Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda yaptığı açıklamada “Eğer ordu (Gazze Şeridi'ni ikiye bölen) Netzarim Koridoru ve (Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridi) Philadelphia (Salahaddin) Koridoru'ndan çekilirse, hükümeti lağvedeceğimizi açıkça söyledik. Başbakan (Netanyahu) bunu çok iyi biliyor” ifadelerini kullandı.

Bu arada Netanyahu ile Gazze Şeridi’nde ateşkes için yapılan müzakerelere katılan İsrail’in müzakere heyeti arasında ordunun Philadelphia Koridoru’nda kalması ve Gazze Şeridi'nin güneyine yerlerinden edilen kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi konularında anlaşmazlık olduğu haberleri İsrail basınında yer aldı.

dsfvrbth
İskan Bakanı Orit Struck ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich (İsrail parlamentosu) Knesset'te konuşurken (Arşiv – Getty Images)

Netanyahu, İsrail televizyonu Kanal 14’e yaptığı açıklamada, Philadelphia Koridoru’nda kalmayı planladığını bir kez daha yineleyerek Savunma Bakanı Yoav Gallant ve müzakere heyeti ile ters düştü. Netanyahu, “İsrail Philadelphia Koridoru’nda kalacak. Bunun hem siyasi ve güvenlik açısından avantajları var” dedi.

Netanyahu, Gallant ve müzakere heyetinin görüşlerine cevaben şunları söyledi:

Herkes kendi görüşünü ifade edebilir. Başbakan da kendi görüşünü ifade edebilir ve nihayetinde Knesset'teki çoğunluğun görüşüne göre ordunun Philadelphia Koridoru’nda kalıp kalmayacağına karar vereceğiz. Çoğunluğun benim tutumumu destekleyeceğinden eminim, çünkü doğru olan bu.

Bu tutumun esir takası anlaşmasını tehlikeye atıp atmadığını söylemekten kaçınan Netanyahu, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Deyf'e yönelik suikast girişimiyle ilgili olarak ise şöyle konuştu:

Anlaşma tehlikede değil, suikast girişimi anlaşma için baskı yapıyor. İlginç göstergeler var, ama hiçbir şey söylemek istemiyorum. Baskıyı ne kadar arttırırsak, ilk aşamada mümkün olan en fazla sayıda rehinenin serbest bırakılabileceği bir anlaşma elde ederiz.

zxscdfvgrt
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Gallant (Reuters)

Netanyahu, İsrail'in yaklaşık bir ay önce ABD Başkanı Joe Biden tarafından açıklanan anlaşma önerisinin ilk aşamada ateşkesin 22’nci gününde Netzarim Koridoru’ndan çekilmeyi, ikinci aşamada ise Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmeyi öngörmesine rağmen Philadelphia Koridoru’nda kalmakta ısrar ediyor.

Bakan Struck'un özellikle müzakere heyetinin Philadelphia Koridoru’ndan çekilme konusunda baskı yaptığını öğrendikten sonra Netanyahu'yu tehdit etmesinin nedeni de bu gibi görünüyor.

Kan 11'e göre Netanyahu'nun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmeme, İsrail ordusunun orada kalmaya devam etmesi ve Gazzelilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine özgürce dönmelerine izin vermeme konusundaki ısrarı nedeniyle Netanyahu ile müzakere heyeti arasında Philadelphia Koridoru konusunda geniş görüş ayrılıkları söz konusu.

Müzakere heyeti, pazar günü yapılan bir toplantıda Netanyahu'ya arabulucularla önemli ilerlemeler kaydedildiğini, ancak Philadelphia Koridoru ve Gazzelilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyine geri dönüşü meseleleri çözülmeden Hamas Hareketi’nin esir takası anlaşmasını asla kabul etmeyeceğini söyledi.

İsrail basını, müzakere heyetinin Netanyahu'yu sert bir şekilde eleştirdiğini bildirdi. Bu durum, Netanyahu’nun anlaşmayı sabote etmeye çalıştığı yönündeki suçlamaları artırdı.

Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz, salı günü Netanyahu'ya bir kez daha sert eleştirilerde bulunarak eylemlerinin anlaşmaya hizmet etmediğini söyledi. Gantz, “Netanyahu'nun eylemleri, benim tahminime göre anlaşmayı ilerletmemeyi amaçlıyor. Pek çok meseleye kendi kişisel düşünceleri açısından bakıyor” diye konuştu.

Gantz’ın bu açıklaması önce Gallant, Gazze’deki rehinelerin ailelerinden Netanyahu ile görüşmelerini ve ABD'ye gitmeden önce Netanyahu’ya baskı uygulamalarını istedi.

Netanyahu 7 Ekim'de öldürülen kadın askerlerin aileleriyle görüştü. Ancak Gazze'ye kaçırılan kadın askerlerin aileleriyle görüşmeyen Netanyahu, yaşananlarla ilgili bir soruşturma başlatma taahhüdünde bulunmadığı ve gözaltına alınanların aileleriyle görüşmediği için her iki tarafı da kızdırdı.

Bunun üzerine Gazze’de tutulan rehineler arasındaki kadın askerlerin aileleri, ordu ve İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin Bet tarafından kendilerine gösterilen kadın askerlerin kaçırılmasıyla ilgili bir videoyu yayınlamaya karar vererek Netanyahu'ya önümüzdeki hafta Washington’a gitmeden önce bir anlaşmaya varılması için derhal harekete geçmesi çağrısında bulundu.

sxdcfrgt
Gazze-Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’ndan geçen BM araçları (Arşiv - AFP)

Cumartesi günü düzenlenen büyük gösterilerde binlerce İsrailli Netanyahu'nun ofisinin önünde toplanarak Netanyahu’dan anlaşmayı sabote etmeyi bırakmasını istedi. Başka bir gösteride ise protestocular erken seçim talebiyle Tel Aviv'deki Likud Partisi genel merkezine yürüdü.

Şarku’l Avsat’ın İsrail gazetesi Haaretz'den aktardığı habere göre ne İsrail ne de Hamas, görüşmelerin sonlandırıldığını açıklamamış olsa da görüşmeler zarar gördü.

Siyasi kaynaklar, Hamas'ın görüşmeleri dondurmayacağını açıklamasına rağmen ilerlemenin geciktiğini ve beklendiği gibi olmadığını söylediler.

Deyf’e yönelik suikast girişiminin müzakereler üzerindeki etkisine ilişkin endişeler çerçevesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ve İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzahi Hanegbi'ye cumartesi günü Gazze'de düzenlenen saldırıların neden olduğu çok sayıda can kaybından ülkesinin ‘derin endişe’ duyduğunu bildirdi.

Mossad Başkanı David Barnea, pazar günü anlaşmayla ilgili müzakereleri tamamlamak üzere gitmesi beklenen Katar'a gitmedi, ancak İsrailli çevreler, Barnea’nın Katar ziyaretinin önünde sonunda gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

zsxdcfrgt
Gazze Şeridi’nde tutulan rehinelerin ailelerinin Knesset'e düzenlediği protesto yürüyüşünden bir kare (EPA)

İsrailliler, Hamas'ın anlaşmadan geri adım atmayacağını, Deyf'e yönelik suikast girişimine verdiği zayıf tepkinin bunu kanıtladığını düşünüyorlar. Askeri baskının sonuç verdiğine dair inanç, ABD'nin Hamas'ın Gazze Şeridi’ndeki lideri Yahya Sinvar'ın ateşkes önerisini kabul etmesi ve savaşı sona erdirmesi için Hamas’ın sahadaki askeri komutanlarından giderek artan bir baskı gördüğüne dair inancıyla pekişiyor.

ABD Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Başkanı William Burns, geçtiğimiz cumartesi günü kapalı kapılar ardında yapılan bir toplantıya katıldı. Toplantıda hazır bulunan bir kaynağa göre Burns, Sinvar'ın ölümden korkmadığını, ancak Gazzelilerin çektiği büyük acılardan sorumlu olduğu yönündeki suçlamalar nedeniyle baskı altında olduğunu söyledi. Kaynağın aktardığına göre Burns, “Sinvar'ın savaşı sona erdirmek için karşı karşıya olduğu baskı, son iki haftada kaydedilen ilerlemeyi sağladı” dedi.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News