İsrail'in kara saldırısını püskürtmek için güvenli bir sığınak: Hizbullah tünelleri

İsrail’in hava üstünlüğüne karşı koyma ve yeraltında manevra özgürlüğü sağlama girişimi olarak tüneller

Lübnan sınırında 2019 yılında keşfedilen bir tünelin girişindeki bir İsrail askeri (AFP)
Lübnan sınırında 2019 yılında keşfedilen bir tünelin girişindeki bir İsrail askeri (AFP)
TT

İsrail'in kara saldırısını püskürtmek için güvenli bir sığınak: Hizbullah tünelleri

Lübnan sınırında 2019 yılında keşfedilen bir tünelin girişindeki bir İsrail askeri (AFP)
Lübnan sınırında 2019 yılında keşfedilen bir tünelin girişindeki bir İsrail askeri (AFP)

İsrail, Lübnan-İsrail cephesinde geniş çaplı bir savaş tehdidinin zirveye ulaştığı bir dönemde, Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyindeki tünel ağına ilişkin endişelerini yineledi ve bu tünelleri Hizbullah’ın en önemli kozlarından biri olduğunu söyledi.

Son olarak 21 Şubat'ta Fransız gazetesi Libération tarafından yayınlanan ve Lübnan’daki Hizbullah Hareketi’nin Gazze Şeridi'ndeki Hamas Hareketi’ninkinden daha sofistike bir gizli tünel ağına sahip olduğunu ortaya koyan güvenlik raporları sonrası İsrail’in bu endişeleri daha da arttı.

Askeri ve strateji uzmanı Tuğgeneral Dr. Hasan Cuni’ye göre Hizbullah ve Hamas'ın tünel ağları, korunaklı ve güvenli bir ulaşım imkanı sağladıkları için İsrail saldırılarına karşı özel bir stratejinin parçası. Şarku’l Avsat'a konuşan Dr. Cuni, tünel ağlarının İsrail'in hava üstünlüğüne karşı yer ve gök arasında bir denge kurulmasına katkıda bulunduğunu ve çatışmaları yataydan çok dikey hale getirdiğini vurguladı.

Lübnan Ordusu Komuta ve Kurmay Koleji'nin komutanlığını yapmış olan Dr. Cuni, tünel stratejisinin Hizbullah'ın en önemli kozlarından biri olduğunu ve bu tünellerin Hizbullah’a yeraltında manevra özgürlüğü sağladığını söyledi. Dr. Cuni'ye göre ahtapot kollarına benzeyen tünel ağları, özellikle silahlı unsurların, silahların ve füzelerin sahada şok edici sürprizler oluşturacak şekilde başka noktalara taşınması açısından, yer üstündeki askeri operasyonlarla entegre olacak şekilde kazıldı.

Bölgesel tünelcilik ağı

Kuzeydeki tehditlere odaklanan İsrail merkezli Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi, 2006 yılındaki İkinci Lübnan Savaşı'nın ardından Hizbullah'ın Kuzey Korelilerin ve İranlıların yardımıyla Lübnan'da ‘Hamas Metrosu’ndan (Hamas’ın açtığı tünellere İsrail tarafından verilen ad) daha büyük bir bölgesel tünel ağı oluşturduğunu kaydetti. Merkeze göre Lübnan’ın güneyi, kayalık tepeler ve vadiler de dahil olmak üzere farklı bir araziye sahip olduğundan Gazze Şeridi’ne benzemiyor. Dolayısıyla İsrail'in değerlendirmeleri Hizbullah'ın İsrail'in 10 kilometre derinliğine kadar tünel kazmayı başardığı fikrini kabul etmiyor. Sert kayalık arazi ve dağlardan bahsettiğimizden böyle bir şey insanüstü çaba gerektirir ve Hizbullah’ın bu şekilde tünel kazma başarısı İsrail için sıradan bir başarısızlıktan ziyade ‘askeri bir skandal’ anlamına gelir.

xscdvf
İsrail tarafından Lübnan'ın güneyine düzenlenen bir bombardıman (Reuters)

İsrail, Hizbullah'la girdiği her çatışmada, hedef aldığı noktaları askeri tesisler, füze platformları ya da silah depoları olarak tanımlıyor, ancak tünellerin bir haritasına ya da tüneller hakkında yeterli bilgi elde edemiyor. Dr. Cuni, Hizbullah'ın ‘tünellerini savunma sisteminin önemli bir parçası olacak şekilde oldukça sofistike bir yapıda inşa ettiğine, özellikle de her zaman kuşatma altında olan ve sürekli izlenen Gazze Şeridi'nin aksine rahat koşullarda ve elverişli bir coğrafi ortamda inşa ettiğine’ inandığını ifade ediyor. Dr. Cuni, Hizbullah'ın tünelcilik alanındaki kapsamlı bir uzmanlıktan faydalandığını, Kuzey Kore'nin gelişmiş kazı yöntemlerinden yararlanmış olabileceğinin söylendiğini ve tünellerin gerilla savaşı faaliyetleri için geliştirilmesine katkıda bulunması nedeniyle İsrail'le savaşma kabiliyetini kaçınılmaz olarak artıracağına inanıyor. Dr. Cuni, ‘bu tünellerin sadece savunma amaçlı değil, saldırı amaçlı operasyonlarda da kullanılma ihtimalini, yani işgal altındaki Filistin topraklarına uzanma olasılığını’ da göz ardı etmiyor.

Güvenli bir ulaşım ağı

Tünellerin önemine ilişkin bir video propaganda kampanyası başlatan Hamas'ın askeri medyasının aksine Hizbullah'ın, İsrail'in tehditlerinin sıklığına ve İsrail’in Lübnan'ın güneyine yönelik bir kara harekâtı başlatma tehdidine rağmen bu yöntemi izlememesi, uzmanların ve gözlemcilerin İsrail'in tüneller hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı ve sürprizlerden korktuğu yönündeki kanaatlerini güçlendirdi. Yakın Doğu ve Körfez Askeri Analiz Enstitüsü (INEGMA) Direktörü Dr. Riyad Kahveci, ‘tüm bilgilerin ve verilerin Hizbullah'ın yeraltında güvenli bir şekilde hareket etmesini sağlayan geniş bir tünel ağına sahip olduğunu gösterdiğini, İsrail'in büyük hava üstünlüğü sayesinde yer üstündeki her hareketi izleyebildiğini’ belirtti.

xzscdf
İsrail ordusu tarafından Lübnan sınırında keşfedilen sınır tünellerinden birini gezen farklı ülkelerin büyükelçileri (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Kahveci, şunları söyledi:

“Tüneller ne kadar büyük olursa, içinden o kadar çok araç ve vasıta geçebilir. Gazze'de gördüğümüz gibi tüneller bir bölgeyi diğerine bağlıyor. Bazı tüneller silah depolamak, bazıları silah üretmek için kullanılıyor, bazıları ise roket fırlatma merkezlerine dönüştürülmüş durumda. Hizbullah'ın ise daha büyük, daha sofistike ve daha karmaşık bir tünel ağı var.”

Savaş tünelleri

İsrail'in kara harekâtı başlatması halinde tünellerin oynayacağı rolü de göz ardı etmeyen Dr. Kahveci, Hizbullah’ın çatışmanın ön saflarında savaş tünelleri olduğunu ve bunların çoğunun taktik operasyonlar ve pusular için kullanıldığını, bunun da İsrail ordusundaki zayiatı arttıracağını söyledi. İsrail'in bir kara saldırısı başlatmak için muazzam bir askeri kapasiteye sahip olduğu doğru olsa da ödeyeceği büyük bedeli kesinlikle hesaplaması gerektiğini söyleyen Dr. Kahveci, “Tüneller kesinlikle (İsrail’in) en büyük bataklığı olacak. Çünkü Hizbullah bunları büyük bir savaş becerisiyle kullanacak” yorumunda bulundu.



Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)

ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları yeniden başlatmaya hazırlandığı görülüyor. Ancak uzmanlara göre taraflardan herhangi birinin yıkıcı savaşı askerî yollarla kesin bir sonuca ulaştırması pek olası değil.

ABD ve İran güçleri, ticari gemilere yönelik saldırıların öne çıktığı bir çatışma düzenine yerleşmiş durumda. ABD, İran limanlarına abluka uygulamaya çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmeyi hedefliyor.

İki ülke de eylül ayının başından bu yana kara hedeflerine yönelik büyük çaplı saldırılar düzenlemedi. Ancak bu durum yakında değişebilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü Dış Politika Programı Direktörü Susan Maloney ajansa yaptığı açıklamada, “Şu anda ara seçimlerin hemen ardından saldırıların düzenlenebileceğini düşünüyorum” dedi. Maloney, 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)

Maloney, Ortadoğu’ya ek ABD askerî birlikleri ve teçhizatının sevk edilmesi, bölgedeki Amerikalılara yönelik uyarılar ve İsrail ordusunda alarm seviyesinin yükseltilmesi gibi olası saldırılara işaret eden gelişmelere dikkat çekti.

Maloney, Trump’ın “ara seçimlerden önce saldırı düzenlemeyeceğini açıkça ilan ettiğini” belirterek, böyle bir adımın seçim sandığında kendisine avantaj sağlamayacağını ifade etti.

ABD’nin İran’a karşı İsrail’le birlikte yürüttüğü savaş, özellikle akaryakıt fiyatlarını ciddi ölçüde artırması nedeniyle ABD kamuoyunda büyük ölçüde destek görmüyor. Savaşın, kritik öneme sahip ara seçimlerde Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’ye yük getirmesi bekleniyor.

Maloney, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, ABD ablukasının “İranlılara daha fazla zarar verdiğini”, ancak Washington’ıun da çok sayıda deniz unsurunu ablukayı sürdürmekle meşgul ettiğini belirtti.

Trump cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran’la bir anlaşmaya varılamaması hâlinde, şubat ayının sonlarında başlatılan İran’a yönelik ABD operasyonuna atıfla, “Destansı Öfke kapsamında küçük çaplı bir operasyon daha düzenleyebiliriz” dedi. Trump, bunun ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin bir tarih vermedi.

Öngörmek imkânsız

Ortadoğu Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Jason Campbell, yeni saldırıların yakın olabileceğine ya da ABD’nin, İran veya Yemen’deki müttefiki Husiler tarafından düzenlenebilecek saldırıları beklediğine ilişkin “kesinlikle güncel işaretler bulunduğunu” söyledi.

Campbell, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin Ortadoğu’ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Bu adımın, bölgedeki uçak gemisi taarruz gruplarının sayısını geçici olarak üçe çıkarabileceğini kaydetti. Ayrıca yeni bir ABD Deniz Piyadeleri seferî birliğinin bölgeye gönderilmesi kararına dikkat çekti.

Campbell, İsrail savaş uçaklarının yakın zamanda İran’a yönelik önceki saldırıları andıran bir “güç gösterisi” gerçekleştirdiğini de belirtti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlattı.

Ancak Campbell, “Burada zamanlamayı öngörmek imkânsız” dedi. Söz konusu adımların, yalnızca İran’ı müzakere masasına geri dönmeye zorlamak amacıyla atılıyor olması hâlinde, bunların kapsamının oldukça geniş olduğuna dikkat çekti.

Campbell’a göre Trump’ın seçenekleri, çatışmanın başlangıcına kıyasla daralmış durumda. Bölgedeki ABD üslerinin uğradığı hasar, olası bir kara harekâtını daha da zorlaştırıyor.

Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)

Campbell, “Bu aşamada, böyle bir operasyonun gerektireceği binlerce, hatta bazı senaryolarda on binlerce askerin güvenli biçimde toplanabileceği bir yer yok” değerlendirmesinde bulundu.

Maloney ise İran’daki geleneksel askerî hedeflerin büyük bölümünün önceki saldırılarda ciddi ölçüde zayıflatıldığını söyledi. Bu nedenle yeni bir saldırı dalgasının, sivil altyapıya ve İran halkını doğrudan etkileyen hedeflere yönelik daha fazla saldırıyı içerebileceğini belirtti.

Ancak Maloney’ye göre bu tür saldırıların veya başka herhangi bir askerî müdahalenin savaşı kesin bir sonuca ulaştırması beklenmiyor.

Maloney, “En başından beri bu, taraflardan herhangi birinin gerilimi daha da artırmasıyla sona erdirilemeyecek bir savaştı” dedi.

Campbell da bu görüşe katılarak, “Savaşın ilk 50 günündekilere benzer yeni İran saldırılarının, İran yönetimi açısından stratejik dengeyi nasıl değiştirebileceğini göremiyorum” ifadelerini kullandı.

Campbell, İran’ın büyük çaplı fiziksel hasara katlanmaya istekli olduğunu gösterdiğini belirterek, “Hedeflerin önemli bir bölümünü karma kullanımlı temel altyapıyı, hatta doğrudan sivil altyapıyı kapsayacak şekilde değiştirmek bile bu durumu kayda değer ölçüde değiştirmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.


Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
TT

Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)

ABD’li milyarder Elon Musk dün yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunu Starlink uydu internet hizmetini saldırı amaçlı insansız hava aracı (İHA) operasyonlarında kullanarak sivilleri öldürmekle suçladı. Musk, bu kullanımın hizmet şartlarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Musk, sahibi olduğu X platformunda yaptığı paylaşımda, “Ukrayna ordusu Starlink hizmetinin kullanım şartlarını ihlal ederek insanları öldürmek amacıyla saldırı amaçlı İHA operasyonları düzenledi. Bu açık geçen hafta kapatıldı” ifadelerini kullandı.

Musk, iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt veya somut örnek sunmadı.

Musk’ın sahibi olduğu SpaceX tarafından işletilen Starlink, kendi açıklamasına göre askerî saldırı operasyonları için değil, sivil ve savunma amaçlı kullanım için tasarlanmış ticari bir hizmet. Musk, şirketin askerî amaçlara yönelik diğer hizmeti Starshield’ın ise ABD hükümetinin kontrolünde olduğunu belirtti.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın işgaline karşı hava savunmasında Starlink’ten yararlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre  uydu internet hizmeti, İHA operasyonlarının yanı sıra lojistik faaliyetler ve askerî iletişim açısından da önemli bir rol oynuyor.

Ukrayna, son günlerde ABD merkezli uydu internet hizmetine erişimin yavaşlatıldığından şikâyet etmişti. Ancak yaşanan aksaklıktan kimin sorumlu olduğu netlik kazanmamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Starlink ve Starshield iletişim hizmetlerinin yeniden çalışır duruma getirildiğini söyledi.

Zelenskiy, “Starlink ve Starshield hizmetleri, tüm kısıtlamalar uygulanmadan önceki hızlarına yeniden kavuştu. Şu anda hızlar olması gereken seviyede” dedi.


Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
TT

Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın gelecek hafta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini açıkladı. Ziyaretin, iki ülke arasında ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin istişarelerin sürdürülmesi kapsamında gerçekleştirileceği belirtildi.

Arakçi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yakın zamanda Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin mesajında, görüşmelerde siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, ortak anlaşmaların uygulanması ve İran ile Rusya arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın güçlendirilmesinin ele alındığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi, “Bu ziyarette ortak çıkarlarımızı korumak, bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmek amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladık. Diyalog ve istişareler, gelecek hafta iki ülkenin cumhurbaşkanlarının Moskova’da bir araya gelmesiyle devam edecek” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)

Lavrov’un Tahran ziyareti

Lavrov, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk ziyaretini geçen pazartesi günü gerçekleştirdi. Tahran’da Pezeşkiyan ve Arakçi ile bir araya gelen Lavrov, Arakçi ile düzenlediği ortak basın toplantısında Pezeşkiyan’ın “önümüzdeki günlerde” Moskova’yı ziyaret edebileceğini söylemiş, ancak kesin tarih vermemişti.

Lavrov, Tahran’dan yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesindeki duruma dönülmesi çağrısında bulundu. Bu kapsamda “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesi” gerektiğini belirten Rus Bakan, krize çözüm bulmak için çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

Rusya’nın “zor koşullara” rağmen İran ile ekonomik ve yatırım anlaşmalarını uygulamaktan vazgeçme niyetinde olmadığını söyleyen Lavrov, Rus uzmanların Buşehr Nükleer Santrali’ne kademeli olarak geri döndüğünü belirtti. Lavrov ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yüzde 21 arttığını kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)

Arakçi ise söz konusu görüşmeler sırasında bölgedeki “güvensizlikten” ABD’yi sorumlu tuttu. “Ekonomik abluka, bölgemizdeki güvensizliğin başlıca nedenidir” diyen Arakçi, Rusya ile ilişkilerini “stratejik” olarak nitelendirdi. Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından bu ilişkilerin “yeni boyutlar kazandığını” belirtti.

Pezeşkiyan ile Putin son olarak Türkmenistan’da bir araya gelmişti. Putin, ekim ayının başında yaptığı görüşmede Moskova’nın arabuluculuk çabalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu Pezeşkiyan’a bildirmişti.

Lavrov, Tahran ziyaretinden bir gün önce yaptığı açıklamada ise Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Rusya’nın çabalarının “geniş çaplı bir savaşın yeniden başlamasını önlemeyi” amaçladığını söyledi.