Esed rejiminin düşmesinden sonraki ilk gecede sükunet hakim olurken Suriye, tarihinde bir sayfa açtı

TT

Esed rejiminin düşmesinden sonraki ilk gecede sükunet hakim olurken Suriye, tarihinde bir sayfa açtı

Esed rejiminin düşmesinden sonraki ilk gecede sükunet hakim olurken Suriye, tarihinde bir sayfa açtı

Ülkenin farklı bölgelerinde ve yurtdışında binlerce Suriyeli dün Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düşmesini kutladı. Devlet Başkanı Beşar Esad'ın düşüşü, silahlı muhalif grupların Şam'da sona eren ve Esed ailesinin Suriye'deki yarım asrı aşan hâkimiyetini sona erdiren yıldırım saldırısının ardından dün ülkenin çeşitli yerlerinde ve yurtdışında binlerce Suriyeli tarafından kutlandı.

Muhalif gruplar tarafından ‘özgür’ ilan edilen Şam'ın merkezinde onlarca kişi, 1971 yılından 2000 yılındaki ölümüne kadar ülkeyi demir yumrukla yöneten eski başkan Hafız Esed'in heykelini devirdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre Beşşar Esed Cumartesi gecesi bir uçakla Suriye'den ayrıldı.

Rusya basını, Kremlin'den bir kaynağın Esed ve ailesinin Moskova'da olduğunu söylediğini aktardı.

Cadde ve sokaklar boş

Esed rejiminin düşmesinden sonra Şam'da ilk gün güneş batarken motosikletleri ve araçlarıyla birkaç silahlı muhalif dışında başkente giden yolların çoğunda yaya yoktu.

Şam'a giden yol üzerindeki kontrol noktalarında güvenlik personeli bulunmuyordu. Şehre giden yol üzerinde Esed'in yırtılmış resimleri ve Suriye ordusuna ait yanmış bir kamyon görülüyordu.

Muhalefet tarafından uygulanan sokağa çıkma yasağı çerçevesinde dükkanlar ve restoranlar erkenden kapatıldı. Karar yürürlüğe girmeden önce insanların çok sayıda ekmekle hızla evlerine yürüdüğü görüldü.

Tampon bölgenin devralınması

Fransız Haber Ajansı AFP’ye ve SOHR'a göre dün akşam Şam'daki güvenlik merkezlerinde çıkan yangınlara İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısı neden oldu.

İsrail ordusu, Suriye'nin güneyinde, 1967 yılından bu yana İsrail tarafından işgal edilen Golan Tepeleri'nin bir kısmına komşu olan tampon bölgede yer alan beş beldenin sakinlerine sokağa çıkma yasağı getirdi.

Karar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun dün Suriye ile Golan Tepeleri konusunda 1974 yılında yapılan ‘ayrılma’ anlaşmasının Esed rejiminin düşmesinin ardından çöktüğünü ve orduya Birleşmiş Milletler (BM) gücünün konuşlandığı tampon bölgeyi ‘ele geçirme’ emri verdiğini açıklamasından kısa bir süre duyuruldu.

Devlet Başkanlığı Sarayı’na saldırılması ve heykellerin devrilmesi

Dün onlarca Suriyeli Esed'in Şam'ın lüks bir mahallesinde bulunan ve yağmalandıktan sonra boş kalan konutunu gezdi. Yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki Devlet Başkanlığı Sarayı’nın ana kabul salonunun yakıldığı görüldü.

Suriyeliler, Suriye’nin orta kesimlerindeki Hama, kuzeyindeki Halep ve güneyindeki Dera gibi ülkenin çeşitli bölgelerinde Beşşar Esed ve babasının heykellerini devirdi, portrelerini yaktı.

Şam'ın Emevi Meydanı'nda kutlama ateşi yakıldı, sevinç zılgıtları tebriklere karıştı.

Bir videoda, aralarında muhalif grupların üyelerinin de bulunduğu bir grup insanın meydanın yanındaki bir tankın üzerine çıktığı, yumruklarını havaya kaldırıp zafer işareti yaparken görüldüler. Arka planda silah sesleri duyuluyordu.

Silahlı muhalif gruplar, Suriye devlet televizyonundan Şam’ın kurtarıldığını, zalim Beşşar Esed'in devrildiğini ve rejimin hapishanelerindeki tüm mazlum tutukluların serbest bırakıldığını’ duyurdu.

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) Lideri Ebu Muhammed el-Cevlani dün Şam'daki Emevi Camii'ni ziyaret ederek ‘tarihi zaferi’ selamladı.

Gruplar tarafından Telegram'da yayınlanan bir videoda, gerçek adı Ahmed eş-Şara’yı kullanmaya başlayan Cevlani, Emevi Camii'nde bir konuşma yaparken ve etrafındaki kalabalık sloganlar atarken görüldü.

Cevlani'nin bir ana yolun yanındaki yeşil alanda secde ettiği ve yeri öptüğü bir video Telegram kanalında yayınlandı. Video “Komutan Ahmed eş-Şara Şam'a vardığında secdeye kapandı” başlığını taşıyor.

Suriye devlet televizyonunda Cevlani adına bir yayıncı tarafından okunan açıklamada, “Onur, haysiyet ve özgürlük için başlayan devrimimizin hedeflerine ulaşmak için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Geri adım atmayacağız. 2011 yılında başladığımız yolu tamamlamaya kararlıyız” ifadeleri kullanıldı.

Suriye rejiminin çok hızlı bir şekilde çökmesi, 2011 yılından bu yana yaklaşık yarım milyon insanın ölümüne neden olan ve farklı ülkeler tarafından desteklenen grupların yer aldığı bir iç savaşla parçalanmış halde olan ülkede bilinmezliğe kapıyı aralıyor.

İhtiyatla karşılandı

Netanyahu Esed rejiminin düşüşünü ‘Ortadoğu'da tarihi bir gün’ olarak nitelendirdi. İran'ın başını çektiği ‘şer ekseninin başlıca halkasının’ parçalanmasını memnuniyetle karşıladı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye'de Esed'in ‘diktatörlük rejiminin’ düşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, muhalif grupların Şam'ın kontrolünü ele geçirmesinin ardından ‘temkinli bir umutla’ açıklamalarda bulundu. Bunu bir ‘dönüm noktası’ olarak nitelendiren Pedersen, ‘tüm Suriyeliler için barış, uzlaşı, onurlu bir yaşam ve kapsayıcılık sayfasının’ açılması çağrısında bulundu.

Öte yandan BM Savaş Suçları Komisyonu müfettişleri, Esed rejiminin düşmesini Suriyeliler için ‘tarihi yeni bir başlangıç’ olarak nitelendirdiler. BM müfettişleri, Suriye’nin yeni liderlerini, Esed dönemindeki ‘zulümlerin’ tekrarlanmamasını sağlamaya çağırdılar.

Diğer taraftan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin tüm azınlıkları koruyan bir Suriye devletinin yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı.

Suudi Arabistan, Suriye'nin ‘kaosa ve bölünmeye’ sürüklenmesini önlemek için ortak çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.

Muhalif grupları desteklediği Suriye'de önemli bir nüfuza sahip olan Türkiye ise bölge ülkelerine ‘iyi ve yumuşak bir geçiş süreci olması ve sivillerin daha fazla zarar görmemesi’ için çağrıda bulundu.

Esed rejiminin başlıca destekçisi olan Rusya, Esed'in ‘istifa ettiğini’ doğruladı. Beşşar Esed ile Suriye topraklarındaki silahlı çatışmalara müdahil olan bazı taraflar arasında yapılan görüşmelerin ardından, Esed'in Devlet Başkanlığı görevinden istifa etmeye ve ülkeyi terk etmeye karar verdiğini ve iktidarın barışçıl olarak devredilmesi için çalışmaların başlatılması talimatını verdiğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Esed'in ‘Tahran'dan hiçbir zaman yardım istemediğini’ vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Suriye'deki ‘barbar’ olarak nitelendirdiği rejimin çöküşünden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Paris'in bölgedeki ‘herkesin güvenliği’ konusundaki kararlılığının altını çizdi.

Ürdün Kralı 2. Abdullah ülkesinin Suriyelilere desteğini ve onların ‘iradelerine’ saygısını ifade ederken ülkeyi ‘kaosa’ sürüklenmekten kaçınılması çağrısında bulundu.

Biden, Esed'in hesap vermesi gerektiğini vurguladı

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Washington'da yaptığı açıklamada, Esed'in hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak rejiminin düşmesini Suriyeliler için ‘tarihi bir fırsat’ olarak nitelendirdi.

Biden’ın halefi Donald Trump ise Esed'in Rusya'nın desteğini kaybettikten sonra kaçtığını söyledi.

Rusya’nın bir yandan Ukrayna'daki savaş yürütürken 27 Kasım'da başlayan son saldırı karşısında Esed güçlerine yeterli desteği sağlayamadığı açıktı. İsrail'in yıkıcı saldırılarının ardından İran ve Lübnan Hizbullahı’nın desteği de Suriye rejimini kurtaramaya yetmedi.

Sednaya Askeri Cezaevi'ndeki tüm kapılar açıldı

HTŞ ve müttefiki olan gruplar, ülkenin kuzeyinde başlayıp orta kesimlerine ve Şam'a kadar uzanan bir operasyon çerçevesinde hızla ilerledi.

Yerel muhalif gruplar, hükümetin askeri ve güvenlik güçlerinin çekilmesinin ardından güneydeki Dera ve Kuneytra ile doğudaki Deyrizor gibi diğer bölgelerin kontrolünü ele geçirdi.

Muhalif gruplar ve SOHR, dün sabah, sivil toplum kuruluşlarının mahkûmların işkenceye maruz kaldığını söylediği Suriye'nin en büyük hapishanelerinden biri olan Şam yakınlarındaki Sednaya Askeri Cezaevi’nin kapılarının açıldığını bildirdi.

Diğer taraftan Suriye Başbakanı Muhammed Gazi el-Celali, iktidarı Suriye halkı tarafından seçilecek herhangi bir ‘yönetime’ devretmeye hazır olduğunu açıkladı.

Çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) komutanı Mazlum Abdi, ‘zalim’ rejimin düşmesiyle birlikte Suriyelilerin ‘tarihi anlara’ tanık olduğunu söyledi.

BMGK toplantısı

Fransız Haber Ajansı AFP'nin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre BM Güvenlik Konseyi (BMGK) bugün öğleden sonra, Esed rejiminin düşmesinin ardından Suriye konusunda kapalı kapılar ardında acil bir toplantı gerçekleştirecek.

Bu arada ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Amerikan savaş uçaklarının dün Suriye'deki 75'ten fazla DEAŞ hedefini ‘terör örgütünün dış operasyonlar düzenlemesini engellemek ve mevcut durumdan yararlanarak Suriye'nin merkezinde yeniden yapılanmaya çalışmasını önlemek amacıyla’ vurduğunu açıkladı.

Bir başka gelişmede ise SOHR, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) gruplarının dün, Suriye'nin kuzeyindeki Münbiç’te SDG’nin kontrolündeki mahallelere düzenlediği saldırıda en az 26 silahlı unsurun öldüğünü bildirdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.