Suriye Geçici Hükümeti kendini feshetmek üzere

Bir bakanlık kaynağı: Türkiye ile sınır kapılarının yönetimi geçiş hükümetine devredildi ve buradan elde edilen mali kaynaklar artık devlet hazinesine aktarılıyor

Suriye Geçici Hükümeti Mart 2013'te kuruldu ve şu ana kadar dört başbakan tarafından yönetildi (AFP)
Suriye Geçici Hükümeti Mart 2013'te kuruldu ve şu ana kadar dört başbakan tarafından yönetildi (AFP)
TT

Suriye Geçici Hükümeti kendini feshetmek üzere

Suriye Geçici Hükümeti Mart 2013'te kuruldu ve şu ana kadar dört başbakan tarafından yönetildi (AFP)
Suriye Geçici Hükümeti Mart 2013'te kuruldu ve şu ana kadar dört başbakan tarafından yönetildi (AFP)

İsmail Derviş

Suriyeli muhaliflerin kurduğu Suriye Geçici Hükümeti’nden bir bakanlık kaynağı, Geçici Hükümetin, Şam'daki Geçiş Hükümetinin görev süresinin 1 Mart'ta sona ermesiyle birlikte görev ve çalışmalarının sona ereceğini ve kendini feshedeceğini bildirdi.

Kaynak, The Independent Arabia’ya yaptığı özel açıklamada, “Geçici Hükümet henüz Şam'daki Geçiş Hükümeti ile iletişim kurmadı, iletişim Koalisyon aracılığıyla sağlanıyor, zira Geçici Hükümet Koalisyon’un kurumlarından biri” ifadelerini kullandı.

Kaynak, “Bununla birlikte, bizimle Geçiş Hükümeti arasında hiçbir anlaşmazlık yok ve yeni Suriye hükümetinin bir parçası olmaya ve düzenlenmesi beklenen Ulusal Konferansa katılmaya hazırız” dedi.

Suriye Geçici Hükümeti’nin Maliye Bakanı Abdulhakim el-Masri ise özel bir açıklamada, “Geçici hükümetin hâlâ üzerinde çalıştığı bazı projeleri var. Kesinlikle Suriye’de birden fazla hükümet olmasından yana değiliz. Bununla birlikte henüz tamamlanmamış bazı projelerimiz var, bunların da Geçici Hükümet çalışmalarını bitirmeden önce tamamlanması gerekiyor ve biz tüm dosyaları yeni Suriye hükümetine teslim etmeye hazırız” dedi.

ASXDEFRGT
Suriye Geçici Hükümeti 11 yıldır eski rejimin kontrolü dışındaki birçok bölgeyi yönetiyor (AFP)

Masri, “Şam'da düzenlenecek Ulusal Konferansa katılım konusunda henüz bir davet almadık. Genel olarak Geçici Hükümetin ister entegrasyon ister başka bir yolla bir sonraki Suriye hükümetinin parçası olması gerekiyor, ancak Suriye'de sadece tek bir hükümetin olması gerektiği hususu da vurgulanmalı” ifadelerini kullandı.

Sınır kapılarının ve üniversitelerin devredilmesi

Bakan, konuşmasını, “Geçici Hükümet, Suriye ayaklanması sırasında rejimin kontrolü dışında kalan bölgeleri yönetmek için özel olarak kurulan bir geçiş aşamasıdır. Birleşik Suriye'ye ve geleceğinin birleşik bir hükümet çerçevesi içinde yönetilmesine olan tam bağlılığımızı yineliyoruz. Suriye halkının tüm kesimlerini temsil eden kapsamlı bir ulusal hükümet kurulması yönündeki çabalara destek veren Geçici Hükümet Bakanlar Kurulu, bu konuda görevlendirilecek taraflara tüm dosya ve sorumlulukları devretmeye hazırdır” diyerek tamamladı.

Geçici Hükümetin bir diğer bakanı da özel açıklamasında, “Türkiye ile sınır kapılarının yönetimi Geçiş Hükümeti’ne devredildi ve bu kapılardan elde edilen mali kaynaklar artık devlet hazinesine aktarılıyor. Sınır kapılarındaki tüm çalışanlar Şam hükümetine bağlı. Halep Üniversitesi, tüm akademik ve idari personeli, öğrencileri ve mezunlarıyla birlikte Şam Yükseköğretim Bakanlığı'nın denetimine devredildi ve buna tüm lisanslı özel üniversiteler de dahil” dedi.

Koalisyonun rahminden doğan bir hükümet

Kasım 2012'de Ahmed Muaz el-Hatip başkanlığında çeşitli muhalif akımlardan 63 üyenin katılımıyla, Suriye Devrimci ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu kuruldu. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri tarfından, kuruluşundan hemen sonra, Suriye muhalefetinin meşru temsilcisi olarak tanındı. KİK ülkelerinin kendisini tanımasından birkaç saat sonra da Cezayir, Irak ve Lübnan hariç Arap Birliği tarafından da tanındı. Söz konusu ülkeler, Suriye'deki sivillere yönelik şiddet uygulamalarına karşı tüm Arap ülkelerinin aksine, eski Suriye rejimiyle ilişkilerini kesmediler.

Koalisyon, ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye tarafından da tanındı. Suriye ayaklanması yıllarındaki performansı nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalsa da muhalefetin meşru temsilcisi haline geldi.

Mart 2013'te Koalisyon başkanı Muaz Hatip istifa etti ve yerine Suriyeli muhalif George Sabra Koalisyon başkanlığına atandı; bu gelişme uluslararası alanda büyük bir memnuniyetle karşılandı. Çünkü Koalisyon başkanlığı, farklı mezhepsel geçmişlere sahip iki Suriyeli isim arasında yumuşak bir geçişe tanık olmuştu; Hatip muhafazakâr Suriyeli İslamcı hareketten, Sabra ise Suriye Hristiyanlarındandı.

Koalisyon, 19 Mart 2013 tarihinde İstanbul'da bir konferans düzenleyerek, “Suriye Geçiş Hükümeti” olarak adlandırılan hükümetin kuruluşunu duyurdu, ancak daha sonra hükümetin ismi “Suriye Geçici Hükümeti” olarak değiştirildi. Gassan Hitto, Şam dışındaki Suriye hükümetinin ilk başkanı seçildi ve görevi rejimin kontrolü dışındaki bölgeleri yönetmekti. Bu arada Hitto, hükümette 10 ila 12 teknokrat bakanın yer alacağını, savunma bakanının seçiminin ise Özgür Suriye Ordusu'na bırakılacağını duyurdu.

İlk başarısızlık

Hitto, üç aydan fazla bir süre başbakan olarak görevde kaldı, ancak hükümeti kurmayı başaramadı ve 14 Eylül 2013'te istifasını açıkladı. Aynı gün Dr. Ahmed Toma başbakan seçildi. Kendisi 2005 yılında Şam Deklarasyonu'nun kurucularından biriydi ve o zaman Ahmed el-Saeh takma adını kullanıyordu.

Toma, Suriye ayaklanmasının en zor dönemlerinden birinde hükümeti kurmayı ve başkanlığını yürütmeyi başardı. Onun döneminde Suriye’de çok sayıda katliam yaşandı ve Geçici Hükümet başkanlığı görevi süresi dolmadan Halep şehri rejimin eline geçti. 15 Aralık 2015'te görevinden istifa etti ve Dr. Cevad Ebu Hatab'ın yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmesine kadar beş ay daha hükümeti yönetmeye devam etti.

Ebu Hatab'ın hükümeti sekiz bakanlıktan, bir başbakan yardımcısı ve bir ekonomi işlerinden sorumlu yardımcıdan oluşuyordu. Ebu Hatab başbakanlık görevinin yanı sıra savunma ve içişleri bakanlıklarını da üstlendi. Hükümeti, kuruluşu sırasında bazı değişiklikler yaşadı; hükümetin kurulmasından aylar sonra Dera'da bir polis karakolunu hedef alan intihar saldırısında hayatını kaybeden Yakub el-Ammar'ın yerine Muhammed Surur el-Muzib yerel yönetimler bakanı olarak atandı. Maliye Bakanı Abdulmunim Halabi hükümetin kurulmasından bir buçuk ay sonra istifa edince, bu bakanlığı da üstlenen Ebu Hatab başbakanlığın yanı sıra üç bakanlığı üstlenmiş oldu.

Ebu Hatab hükümeti, zorlu siyasi, askeri ve güvenlik koşulları altında faaliyet gösterdi. Buna ayrıca, dost ülkelerden muhalif kurumlara sağlanan desteğin genel olarak azalması ve sahada koşullarının kötüleşmesi de eşlik etti. Buna rağmen hükümet, rejimin kontrolü ele geçirmesinden önce Şam kırsalı, Dera şehri ve temel olarak var olduğu Kuzey Suriye'deki faaliyetlerini başlattı.

Cevad Ebu Hatab, 10 Mart 2019'a kadar hükümetin başında kaldı, ardından istifasını açıkladı. Dört ay sonra Abdurrahman Mustafa başbakan olarak atandı ve bugüne kadar görevde kalarak bu hükümetin son başbakanı oldu.

Son hükümet

Abdurrahman Mustafa, Türk kökenli bir Suriyeli politikacı ve muhalif figürdür. Arapça ve İngilizcenin yanı sıra akıcı bir şekilde Türkçe bilmektedir. Suriye ayaklanmasından önceki faaliyetleri Suudi Arabistan, Türkiye ve Libya arasında dağılmaktadır.

Abdurrahman Mustafa dönemi, Suriye ayaklanmasının en büyük yenilgisine tanık oldu, muhaliflerin varlığı, Suriye'nin toplam yüzölçümünün yüzde 11'ini geçmeyen bir coğrafi alanla, Türkiye sınırına yakın kuzeydeki bir bölgeyle sınırlı kaldı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Abdurrahman Mustafa döneminde gerek Arap dünyasında gerekse uluslararası alanda ister askeri ister siyasi olsun, muhalif kurumlara verilen destekte bir azalma yaşandı. Yine onun döneminde, İdlib'deki Heyet Tahrir el-Şam'a (HTŞ) bağlı Kurtuluş Hükümeti ile kendi hükümeti arasında büyük bir rekabet yaşandı. Ancak yine onun döneminde Suriye ayaklanması zafere ulaştı, zira bilindiği gibi eski rejimi deviren “Saldırganlığın Caydırılması” operasyonu, HTŞ öncülüğünde diğer Suriyeli muhalif grupların da katılımıyla yürütüldü.

Rejimin devrilmesinden iki gün sonra Suriye'deki yeni yönetim, devletin çöküşünü önlemek amacıyla, ülkeyi yalnızca üç ay yönetecek bir Geçiş Hükümeti kurulduğunu duyurdu. Ancak bu hükümette Suriye Geçici Hükümeti’nden hiçbir bakan yer almadı. Geçici Hükümet de Suriye'nin tek bir hükümete sahip olmasının gerekliliğini vurgulamasına rağmen, henüz kendisini feshettiğini açıklamadı.



ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
TT

ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)

ABD'nin kuzeybatı sahillerinde bu yıl yaklaşık iki düzine gri balina karaya vurarak öldü.

King 5 News'un pazartesi günü bildirdiği üzere bu yıl Washington kıyılarında ve eyaletin Puget Boğazı boyunca çarpıcı bir şekilde 22 gri balina ölü bulundu.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'na göre gri balinalar Washington'da "hassas" statüsünde; yani bu yerli memeliler "savunmasız veya sayıları azalan" konumunda yer alırken, eyalette nesli tükenmekte veya tehdit altındaki türler haline gelme olasılıkları yüksek.

King 5 News, balık ve yaban hayatı yetkililerine dayandırdığı haberinde daha geçen çarşamba günü Bremerton yakınlarında bir erkek gri balinanın bulunduğunu bildirmişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi kurucusu ve araştırma biyoloğu John Calambokitis daha önce yayın kuruluşuna, "Bizim karaya vurma diye adlandırdığımız durumda, yani kıyıda ölü bulunan gri balina sayısında rekor seviyeler görüyoruz" demişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Balıkçılık Departmanı'ndan uzmanlara atıfta bulunan yayın kuruluşu, bu yıl incelenen balinalardaki en yaygın bulgunun yetersiz beslenme olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika'daki avların iklim değişikliği nedeniyle azaldığına inanıyor.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın internet sitesinde şu ifadelere yer veriliyor: 

Okyanusların asit oranının artması, okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve diğer değişen oşinografik modellerin birleşimi, gri balinaların beslendiği küçük bentik omurgasızların sayısında azalmaya yol açabilir... Ayrıca avların zamanlaması ve dağılımını da bozabilir.

Geçen çarşamba günü Facebook'ta bir topluluk uyarısı yayımlayan NOAA Batı Kıyısı Balıkçılık Müdürlüğü, Puget Boğazı'nın orta kesimlerinde yetersiz beslenmiş bir veya iki gri balina görüldüğünü açıklamıştı.

King 5 News'un haberine göre o gün Bremerton yakınlarında bulunan erkek gri balina, yetersiz beslenme ve darbe sonucu oluşan yaralanma belirtileri sergiliyordu.

Kuzey Pasifik'teki gri balinalar, Doğu Kuzey Pasifik ve Batı Kuzey Pasifik popülasyonları olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, Doğu Kuzey Pasifik popülasyonunda 2016'da yaklaşık 26 bin 960 balina yaşadığını söylüyor.

aXSDWEF
Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika bölgesindeki iklim değişikliği sonucu avların sayısının azaldığını düşünüyor (AFP)

Federal düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında sınıflandırılan Batı Kuzey Pasifik popülasyonunda ise 2016'da yaklaşık 271 ila 311 balina vardı.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, gri balinaların iklim değişikliğinin yanı sıra "balık ağlarına ve deniz çöplerine takılma", gemilerle çarpışma ve "insan kaynaklı deniz sesleri" gibi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

King 5 News'a göre bu yıl Washington'da karaya vuran en az 4 balinada gemi çarpması sonucu oluştuğu düşünülen yaralar görülürken, birinde de yakın zamanda ağlara takıldığına dair izler vardı.

Yayın kuruluşunun aktardığı üzere 2019'da Washington'da karaya vuran 35 gri balina kaydedilirken araştırmacılar, bu yılki toplam sayının rekor kırılan o senenin aynı dönemindeki sayıyı şimdiden aştığını belirtiyor.

Independent Türkçe


Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
TT

Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Katar’da, olası mutabakatın ilk aşamasında 12 milyar doların serbest bırakılması mekanizmasını görüştüğünü aktardı. Haberde, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptının, müzakereler sürecinde dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını öngördüğü, söz konusu meblağın yaklaşık 24 milyar dolar olduğu belirtildi.

Kaynak, Tahran’ın mutabakat zaptının açıklanmasıyla birlikte bu miktarın yarısının erişime açılmasında ısrarcı olduğunu, kalan kısmın ise 60 gün içinde aktarılmasının planlandığını söyledi. Kaynak ayrıca, Kalibaf’ın Katar ziyaretinin, bu talebin uygulanma mekanizmasını, ilk aşamada 12 milyar dolara erişim yollarını ve buna ilişkin engellerin kaldırılmasını görüşmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kaynak, Güney Kore ve Katar’daki İran fonlarının daha önce serbest bırakılması sürecinde yaşanan deneyimin, Tahran’ı uygulama adımlarını yakından takip etme konusunda daha hassas davranmaya yönelttiğini belirtti. Böylece geçmişte yaşanan karmaşık süreçlerin tekrarının önlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ziyaret sırasında önceki deneyimlerden yararlanılarak fonlara erişimde herhangi bir aksaklık yaşanmamasının amaçlandığını ve bu konuda ‘iyi sonuçlar’ elde edildiğini söyledi. Kaynak, “Katar’daki müzakereler genel olarak olumlu geçti ve genel müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına katkıda bulundu” ifadesini kullanırken, Tahran’ın dosyaya büyük bir temkinle yaklaştığını, çünkü ABD’nin ‘taahhütlerine bağlı kalmayan bir taraf olarak bilindiğini’ öne sürdü.

Tesnim Haber Ajansı’nın bilgi sahibi bir başka kaynağa dayandırdığı haberde, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Doha yönetiminin İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasına garanti sağlamak amacıyla herhangi bir ödeme yapmadığı yönündeki açıklamalarına yanıt verildi. Kaynak, “Katarlı yetkililerin açıklamaları genel hatlarıyla yanlış değil” ifadesini kullanarak, Doha’da görüşülen paranın İran’a ait olduğunu ve mutabakata garanti sağlanmasıyla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Kaynak ayrıca, Tahran’ın geçmiş deneyimleri nedeniyle söz konusu fonları geri almak için ‘tam bir hassasiyet ve kararlılıkla’ hareket ettiğini belirtti.

Tesnim, Kalibaf’ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ile birlikte gerçekleştirdiği Katar ziyaretinin, olası mutabakat muhtırasının ilk aşamasında dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması amacı taşıdığını yazdı.

Ajans, İran’ın ABD tarafına güvenmemesi nedeniyle bu fonların bir bölümünün süreç içinde serbest bırakılmasında ısrar ettiğini, böylece somut sonuç ve doğrudan fayda elde etmeyi hedeflediğini aktardı.

Haberde, dosyanın öneminin Kalibaf’ı, müzakere heyeti başkanı sıfatıyla, Katar Emiri ile yapılacak görüşmeleri bizzat takip etmek üzere Doha’ya gitmeye yönelttiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim’den aktardığına göre, ziyaret sırasında ‘ilerleme’ sağlandı ve görüşmelerde ‘ileri yönlü adımlar’ atıldı.


Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
TT

Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla

Amr İmam

ABD, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde Gazze'nin yeniden inşasına ve yönetilmesine ilişkin planlarını hayata geçirme yolunda ilerliyor. Bu durum, savaşın harap ettiği bölge sakinleri için nadiren açılan bir umut penceresi aralasa da planların önünde ciddi engeller bulunuyor.

Öte yandan bu planlar, Mısır'ı da ince hesaplar yapmaya zorluyor. Çünkü Mısır, Gazze’de ateşkese ulaşılmasındaki kilit rolü ve savaş sonrası toparlanma ile yönetim sürecinde üstlenmek istediği işlev nedeniyle kritik bir konumda.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın sağlanmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor. Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği Gazze Barış Konseyi'nin Hamas'ın silah bırakma taahhüdünü yerine getireceği umudunu yitirdiğinin görülmesinin ardından netlik kazandı.

Gazze Barış Konseyi, haftalarca süren müzakerelerin ve Kahire'de Hamas temsilcileri ve diğer muhataplarla gerçekleştirilen toplantıların ardından Hamas’ın silahlarından vazgeçmeyeceği ve tünel ağını dağıtmayacağı sonucuna vardı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Hamas'ın silah bırakmayı reddetmesi, bir bakıma sürecin tamamına duyduğu güvensizliği yansıtıyor. İsrail'in geçtiğimiz ekim ayında Şarm eş-Şeyh'te açıklanan Trump'ın on maddelik ateşkes planı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme isteğine ya da kapasitesine ilişkin kuşkular da bu güvensizliğin bir parçası.

Gazze'deki ateşkes resmi olarak yürürlükte kalmaya devam etse de büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalıyor gibi görünüyor.

İsrail ordusu Gazze'nin çeşitli bölgelerini vurmayı sürdürüyor; bu saldırılar iki yıldır devam eden savaşta 70 bini aşan can kaybına yenilerini ekliyor ve Gazze'nin ayakta kalan binalar ile sivil altyapısını tahrip ediyor.

İsrail ayrıca Gazze'deki işgal alanını genişletmeye devam ederek İsrail askeri bölgesini belirleyen ‘sarı hattı’ Gazze’nin derinliklerine doğru ilerletiyor. Başbakan Netanyahu daha önce İsrail ordusunun, Gazze'nin yüzde 60'ından fazlasını, yani 365 kilometrekaresini kontrol ettiğini açıkladı. Bu oran daha önce yüzde 53'tü.

İsrail'in askeri varlığının bu denli genişlemesi, Hamas'ın bazı kaygılarını haklı çıkarır nitelikte. Filistinlilerin yeniden iskânına yönelik İsrail çağrıları ve sahil bölgesini parlak bir uluslararası tatil köyüne dönüştürmeyi amaçlayan kalkınma önerileri ise bu kaygıları daha da derinleştiriyor.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın akmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor.

Kırılgan bir umut kıvılcımı

Gazze'deki 2 milyonu aşkın Filistinli için ateşkes, acılarını hafifletmek bakımından son derece sınırlı kaldı.

İsrail'in iki yıl boyunca sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru, ancak günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor. Gazzeliler yaz sıcağını ve kış soğuğunu hâlâ açık havada geçiriyor.

Evlerinin, sokaklarının ve sivil kurumlarının enkazıyla ve İsrail ateşinde hayatını kaybeden sevdiklerinin acı anılarıyla kuşatılmış durumda olan Gazzelilerin gidecekleri bir yer yok. Havadan bakıldığında Trump'ın daha önce, Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ortadoğu'ya gerçekleştirdiği en az iki ziyaretinde söylediği sözlerine dayanarak ‘yıkım sahnesini’ andıran bir toprakta yaşıyorlar.

sacddsc
Gazze şehrinde, yıkılmış evlerin enkazları arasında, kucağında bir kız çocuğu taşıyarak yürüyen Filistinli bir çocuk, 11 Mayıs 2026 (Davud Ebu el-Kas/Reuters)

İnsani yardımlar Gazze'ye hâlâ sınırlı miktarlarda ulaşıyor. Yaygın açlığı ya da önceki düzeylerde kalmaya devam eden yetersiz beslenme oranlarını fiilen hafifletemiyor. Faaliyetlerini sürdüren az sayıdaki tıbbi tesis ise sonu gelmeyen bir temel malzeme ve ekipman listesiyle boğuşuyor.

İsrail'in iki yıldır sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru olsa da günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) mayıs ayı ortalarında yayımladığı raporda belirtildiği gibi Gazze'deki askeri bölgenin genişlemesi insani müdahaleleri sekteye uğratacak, halk üzerindeki baskıyı artıracak ve şiddetten kaynaklanan riskleri yükseltecek. UNRWA ayrıca hastalık taşıyan kemirgen ve böceklerin beslediği halk sağlığı krizinin derinleşmesiyle birlikte Gazze'nin sağlık sisteminin neredeyse çöküşünün eşiğine geldiği ve zaten kötüleşmekte olan yaşam koşullarının daha da kırılgan bir hal aldığı konusunda da uyardı.

Bu bağlamda Gazze'nin ateşkes planı çerçevesinde toparlanma, yeniden yapılanma ve sivil yönetim aşamasına geçmesi, artık yalnızca diğer insanlar gibi güvenlik ve huzur içinde yaşama fırsatı isteyen bölge sakinlerine umut aşılayacak.

Gazzeliler, yeniden yapılanmanın ve normale dönüşün bir gecede gerçekleşemeyeceğinin farkında. Bu geçiş döneminin pratik karmaşıklıklarının da bilincindeler. Bununla birlikte herhangi bir değişim ihtimali, her türlü olumlu değişim, onlara bir ölçüde onur ve güvenlik içinde yaşayabilmek için yeniden can bulmuş bir fırsat sunacak.

Kahire'nin pragmatik hesapları

Mısır, Trump'ın ateşkes planının ilk aşamasının 16 Ekim 2025'te tamamlanmasının ardından planın sonraki aşamalarının uygulamaya konulması için baskı uyguluyor.

Kahire'nin, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden yapılanma ve yönetim aşamasına geçişe itiraz etmesi pek olası değil. Bunun ardında Mısır'ın harekete ilişkin ideolojik tutumu ve kendine özgü güvenlik kaygıları yatıyor.

Mısır uzun süredir Gazze için Hamas'ı dışlayan bir yönetim anlayışını tercih ediyor. Resmi adıyla ‘Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’ olarak bilinen, Gazze'yi yönetmek üzere partili olmayan Filistinli teknokratlardan oluşan bir komite kurulması fikri de geçtiğimiz yıl mart ayında Kahire'de hayata geçirildi. Bu komitenin en belirgin özelliği Hamas'ın dışarıda bırakılmasıydı.

sxcds
Netanyahu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta görev yapan İsrailli askerleri ziyaret ederken, 18 Temmuz 2024 (AFP)

Mısır, bu öneriyi Hamas'a yönelik bir adım olarak sunmadı. Ancak Kahire ile on iki yıldır Gazze'yi yöneten hareket arasındaki ilişkiyi takip eden herkes iki taraf arasındaki derin ideolojik uçurumun farkında. Hamas, Mısır'ın hem iç hem de dış cephede karşı çıktığı ve mücadele ettiği siyasal İslam akımını temsil ediyor.

Trump'ın Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun rivierası’ yapma önerisine karşın geçtiğimiz yıl mart ayında kendi Gazze yeniden yapılanma planını hazırlayan Mısır, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Gazze’nin yeniden inşası Kahire açısından, Gazze ile İsrail'e sınır olan Mısır toprağı Sina'ya Gazze sakinlerinin yerinden edilmesine karşı zorunlu bir set işlevi de görüyor.

Yeniden yapılanma sürecinin başlatılması, Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’nin operasyonlarını Kahire'den Filistin topraklarının bizzat içine taşımasına olanak tanıyacak. Bu da geçiş döneminin daha etkin biçimde yönetilmesine imkân sağlayacak.

Bununla birlikte Mısırlı yetkililer, Hamas'ın dışarıda tutulmasının Gazze'de güvenlik boşluğu yaratıp bölgenin Sina'ya açılan sınırı üzerindeki denetimi zayıflatabileceği kaygısını taşımaya devam ediyor.

Edinilen haberlere göre yüzlerce Filistinli polis memuru, yeniden yapılanma döneminde güvenlik işlerini üstlenmek üzere Gazze'ye konuşlandırılmaya hazırlık kapsamında Mısır'da eğitim görmeye başladı.

Kısım kısım yeniden inşanın riskleri

Ne var ki Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden inşa ve yönetim sürecini başlatmak, tasavvur etmekten çok daha güç.

Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalması, bölgenin farklı kesimleri arasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayacak ve yeniden yapılanma çabalarını sekteye uğratacak. Gazze'nin yeniden imarının toplam maliyeti daha önce yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin edilmişti.

Bu yılın 19 Şubat'ında Barış Konseyi'nin dokuz üyesi yeniden yapılanma planını finanse etmek amacıyla milyarlarca dolar katkı sağlama taahhüdünde bulundu. Ancak bu fonların yalnızca küçük bir bölümü Konsey'e ulaşabildi.

ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş, Gazze'nin yeniden imarını finanse etme umutlarının büyük bölümünü söndürdü. Zira savaş, bu finansmanın büyük kısmını üstlenmesi beklenen Körfez ülkelerinin ekonomilerine ciddi zararlar verdi. Savaşın uluslararası ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de başka ülkelerin Gazze'nin yeniden imarı için bağış yapma ihtimalini zayıflattı.

sdvv
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların enkazının dağıldığı bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Savaşın ötesinde uluslararası bağışçıların büyük çoğunluğu olası katkılarını Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinden dışlanması koşuluna bağlıyor.

Bu koşullar, Hamas için adeta bir idam hükmüne benziyor.

Siyasi liderliğinin hâlâ istikrar kazanmadığı hareket, elinde kalan silahların, Gazze genelinde işlettiği tünel ağının ve kontrolündeki bölgelerin son kozu olduğunun farkında.

Hamas'ın bu kozu sıkıca tutmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bunu yaparken Gazze'ye ve Filistin davasının tamamına verdiği zararın farkında; zira 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırılar, kırk yıllık hareket tarihinin en ağır stratejik ve askeri yanlış hesabı olarak Filistinliler nezdinde hareketin popülaritesine derin izler bıraktı.

Öte yandan Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalmaya devam ettiğini kabul ederek bazı kesimlerinin yeniden inşasına başlamak, bağımsız bir Filistin devleti hayalinin yolunda atılan bir adım olarak Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da birleşik bir Filistin sivil yönetimi kurulmasına ilişkin kalan umutlara ağır bir darbe vuracak.

Kısmi yeniden yapılanmanın beraberinde getirebileceği tüm yararlarına karşın bu süreç, Gazze Barış Konseyi yerle bir olmuş bu topraklar için yeni bir yol çizerken dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler barındırıyor.