Japonya Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze'deki insani durum felaket boyutunda

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi Arabistan ile iki ülke liderlerinin başkanlık edeceği Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulduğunu açıkladı

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)
Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)
TT

Japonya Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze'deki insani durum felaket boyutunda

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)
Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Gazze Şeridi'ndeki insani durumun felaket boyutlara ulaşması ve ABD Başkanı'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi’nin baskısı altında esirlerle ilgili müzakerelerin sonucuna ilişkin temkinli uluslararası beklentiler karşısında, bölgede uzun vadeli istikrarın sağlanması için anlaşmanın tüm hükümleriyle uygulanmasının sağlanması ve ikinci aşamaya geçilmesi gerektiğini belirtti. Iwaya, iki devletli çözümün uluslararası barış ve güvenlik için önemini vurguladı.

Iwaya, ülkesinin karşı karşıya olduğu güvenlik tehditlerini kabul ederek, Başkan Donald Trump başkanlığındaki ABD yönetimiyle ‘özgür ve açık Hint-Pasifik bölgesine’ ulaşmak için yakın bir şekilde çalışmak üzere bir anlaşma imzalamaya ve iki ülke arasındaki ikili ittifakı yeni zirvelere taşımaya çalışacaklarını söyledi. Iwaya ayrıca, Çin'in askeri gücüne ve Kuzey Kore'nin füzelerine karşı koyacak bir Asya ittifakı fikrine atıfta bulundu.

Iwaya Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi: “Japonya, nükleer ve füze yeteneklerinin güçlendirilmesi de dahil olmak üzere askeri silahlanmadaki hızlı gelişmeler ve statükoda tek taraflı ve güç kullanarak değişiklik yapılması için artan baskı ile İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en karmaşık güvenlik ortamı ile çevrili.”

(foto altı) Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)

Japonya-Suudi Arabistan ilişkileri

Diğer taraftan Iwaya, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın ziyareti sırasında Tokyo'nun Riyad'la, iş birliğini her alanda daha geniş ufuklara taşımak amacıyla kısa bir süre önce başlatılan ikili stratejik diyaloğu güçlendirmek için iki ülke liderlerinin başkanlık edeceği Stratejik Ortaklık Konseyi'nin (SPC) kurulmasına yönelik bir mutabakat imzaladığını açıkladı.

Japon-Suudi ilişkileri ve iki ülkenin dışişleri bakanları düzeyindeki stratejik diyaloğun sonuçları hakkında Iwaya şunları söyledi:

“Japonya, Suudi Arabistan Krallığı'nın Arap ve İslam ülkeleri arasındaki lider rolü göz önüne alındığında, bu ülkeyle stratejik ortaklığına büyük önem atfetmektedir. Son yıllarda Japonya ve Suudi Arabistan arasındaki iş birliği, Japonya-Suudi Arabistan 2030 Vizyonu doğrultusunda çeşitli alanlarda hızlı bir büyümeye tanık oldu ve artık ham petrole odaklanan geleneksel enerji sektörüyle sınırlı kalmayıp temiz enerji, turizm, kültür, spor, eğlence ve diğer çeşitli alanları da kapsayacak şekilde genişledi.”

Iwaya sözlerine şöyle devam etti: “Suudi Arabistan siyasetten ekonomiye, ileri teknolojiden kültür ve spora kadar her alanda ilerleme kaydettikçe, iki ülke arasında umut vaat eden iş birliği alanları da genişliyor. Örneğin, ileri Japon teknolojileri, zengin Japon kültürel içeriği ve konaklama sektöründeki Japon uzmanlığı, Krallığın şu anda üzerinde çalıştığı akıllı şehirler, turizm ve eğlence gibi çeşitli mega projelerin başarısına katkıda bulunabilir.”

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya (Şarku’l Avsat)Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya (Şarku’l Avsat)        

Iwaya, “Diğer yandan bu yıl Japonya'da Osaka-Kansai Expo 2025 yılı. Meşaleyi Riyad Expo 2030'a devredeceğiz. Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'ya barış ve istikrar getirmede oynadığı artan rolle birlikte, bu çerçevede ikili iş birliğini güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Suudi-Japon stratejik diyaloğu

Iwaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Şubat ayında Suudi mevkidaşım Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'da kabul etmekten onur duydum. Burada ikili ilişkilerimizi çok çeşitli alanlarda güçlendirmenin, bölgesel ve uluslararası meseleleri ele almak üzere iş birliğini arttırmanın yollarına ilişkin verimli görüşmeler içeren ikinci stratejik diyaloğu gerçekleştirdik. Bu vesileyle, iki ülke liderlerinin başkanlık edeceği Stratejik Ortaklık Konseyi'nin (SPC) kurulmasına yönelik bir memorandum imzaladık. Bu konsey bir liderlik kulesi olarak hizmet verecek ve ikili ilişkileri güçlendirmek ve yeni zirvelere taşımak için çalışacaktır.”

Japonya Dışişleri Bakanı ayrıca, “Bu yıl Japonya ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 70. yıldönümü. Bu özel yıl boyunca Suudi-Japon ilişkilerini geliştirmek için her türlü çabayı göstereceğim” dedi.

Bölgeyi istikrara kavuşturmanın yolu ‘iki devletli çözüm’

Iwaya, Japonya'nın Filistin meselesi, ateşkes ve esir takası konularındaki tutumuna ilişkin olarak ise şunları söyledi: “Japonya Gazze Şeridi'ndeki durumu yakından takip ediyor; ilgili ülkeler ve uluslararası örgütlerle yakın temas halinde.”

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)

Ülkesinin Gazze Şeridi'ndeki insani durumun iyileştirilmesi ve yeniden inşasına yönelik uluslararası çabalara katıldığını belirten Iwaya, Tokyo’nun iki devletli çözüme ulaşılması ve uzun vadeli bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik çabaları yoğunlaştırmaya devam ettiğini vurguladı.

Iwaya'ya göre Japonya, Gazze Şeridi'ne insani yardım sağlanması için sarf edilen çabaları takdir ediyor ve ocak ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından esirlerin serbest bırakılması konusunda kaydedilen somut ilerlemeye büyük değer veriyor. Iwaya bunun, Japonya'nın sürekli olarak çağrıda bulunduğu insani koşulların iyileştirilmesi ve durumun gerginliğinin azaltılması için çok önemli bir adım olduğunu söyledi.

Japonya Dışişleri Bakanı, “Bölgenin uzun vadede istikrara kavuşması için anlaşmanın bütünüyle uygulanmasının ve ikinci aşamaya geçilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz” dedi.

Japonya'nın Suriye'deki duruma ilişkin tutumu

Iwaya, Japonya'nın yeni Suriye'nin karşı karşıya olduğu zorlukları ele alma vizyonu konusunda ise şunları söyledi: “Suriye'deki gelişmeleri büyük bir endişeyle yakından izliyoruz. Japonya Hükümeti, Suriye’deki yeni yönetimle temas halinde ve Suriye'deki duruma nasıl karşılık verileceğini değerlendiriyor.”

Iwaya şöyle devam etti: “Japonya, tüm Suriyelilerin desteklenmesi gerektiği inancına dayanarak Suriye'deki duruma bütüncül bir yaklaşımla bakıyor. Tokyo, orta ve uzun vadede destek olmak amacıyla birçok alanda ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağladı.”

Ülkesinin Suriye'nin geleceğinde kilit rol oynayacak insan kaynaklarının gelişimine katkıda bulunduğuna dikkat çeken Iwaya, Tokyo'nun yeni Suriye devletinin inşasına katkıda bulunacak olanları desteklemeye devam edeceğini vurguladı.

Tüm tarafların Suriye halkı arasında diyalog yoluyla kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılmasında yapıcı bir rol oynamasını ümit eden Iwaya, “Bu perspektiften bakıldığında Japonya bunu başarmak için uluslararası toplumla yakın bir şekilde çalışacak” dedi.

Çin ve Kuzey Kore'ye karşı Asya ittifakı

Japonya daha önce Çin'in askeri gücüne ve Kuzey Kore'nin füzelerine karşı koymak için bir Asya ittifakı oluşturma fikrini ortaya atmıştı. Iwaya bu konu hakkında şu ifadeleri kullandı: “Zorlu güvenlik durumuyla karşı karşıya olan Japonya, ulusal güvenlik stratejileri temelinde savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için her türlü çabayı gösterirken aynı zamanda müttefikleri ile iş birliğini geliştiriyor.”

Iwaya, ülkesinin özellikle Japonya-ABD ittifakının caydırıcılık ve karşılık verme kabiliyetlerini güçlendireceğini, dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini artıracağını, ayrıca Japonya'nın ‘özgür ve açık Hint-Pasifik bölgesine’ ulaşmak için iş birliğini genişletmeye devam edeceğini vurguladı.

Iwaya, “Japonya, ABD, Avustralya ve Hindistan arasındaki Dörtlü İttifak; Japonya, ABD ve Güney Kore arasındaki ittifak, Japonya-ABD-Avustralya arasındaki ittifak ve Japonya-ABD-Filipinler İttifakı gibi benzer düşünen müttefiklerle iş birliğini geliştirerek bu konuda çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

Japonya-ABD ilişkilerinin geleceği

Iwaya, Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD ile Japonya arasındaki ilişkilerin geleceğine ilişkin şunları söyledi: “Trump'ın göreve başlamasının ardından Japonya-ABD zirve toplantısı düzenlendi. Ben de ABD’li mevkidaşım ile şahsen görüşmelerde bulunarak, ülkemizin diplomatik ve güvenlik politikasının temel taşı olan ikili ittifakın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladım. Şubat ayında benim de katıldığım Japonya-ABD zirve toplantısında Başbakan Ishiba ve ABD Başkanı Trump, güvenlik ve ekonomik konular ile mevcut uluslararası durum hakkında şeffaf bir şekilde görüş alışverişinde bulundular.”

“Bu bağlamda iki lider zorlu ve karmaşık güvenlik koşullarını ele aldılar; özgür ve açık Hint-Pasifik'e ulaşmak için yakın bir şekilde çalışma konusunda mutabık kaldılar” diyen Iwaya, iki lider arasındaki zirvenin karşılıklı güvenin inşasında önemli bir adım ve gelecek için büyük bir kazanım olduğunu kaydetti.

Iwaya sözlerini şöyle noktaladı: “Mevcut uluslararası durumda Japonya ve ABD'nin birlikte ele alması gereken pek çok zorluk var. ABD'li mevkidaşım Marco Rubio ile iş birliği içinde çeşitli düzeylerde karşılıklı güven ve iş birliği tesis ederek ikili ittifakı yeni zirvelere taşımaya kararlıyım.”



Beytullah’ın Misafirleri Terviye Günü’nde Mina’ya akın ediyor

Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)
Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)
TT

Beytullah’ın Misafirleri Terviye Günü’nde Mina’ya akın ediyor

Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)
Beytullah’ın misafiri hacılar, Terviye Günü’nü geçirmek üzere Zilhicce ayının 8’inci gününe denk gelen pazartesi günü Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. (SPA)

Hacılar, Peygamber Efendimizin sünnetine uyarak Terviye Günü’nü geçirmek üzere pazartesi günü (Zilhicce ayının 8. günü) Mina’ya ulaşmayı sürdürüyor. Suudi Arabistan hükümeti, hacıların ibadetlerini huzur ve kolaylık içinde yerine getirebilmeleri için kapsamlı hizmetler sunarken, kutsal bölgede manevi atmosfer hâkim oldu.

Suudi hac organizasyonu, otobüsler ve Meşair Treni üzerinden entegre ulaşım planlarını devreye aldı. Pazar akşamı hacı konaklama alanlarında yoğun hareketlilik yaşanırken, otobüsler dünyanın dört bir yanından gelen hacıları Mina’ya taşımak üzere hazırlandı. Sahadaki planlar, bekleme sürelerini azaltmayı ve hacıların intikalini akıcı şekilde gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Fahd el-Celacil , hac sezonunda herhangi bir salgın veya virüs yayılımı görülmediğini açıkladı. Son dönemde küresel ölçekte gündeme gelen “Hanta virüsü” konusundaki endişelere de değinen Bakan, kaygı verici bir durum olmadığını ve tüm hacıların sağlık durumunun güven verici olduğunu söyledi.

sdvbhnyj
Suudi hac organizasyonu, sevk ve ulaşım planlarını otobüsler ve Meşair Treni’nden oluşan entegre bir ağ üzerinden uyguladı. (SPA)

Hacı kafilelerinin Mina’ya hareketine, farklı güvenlik birimlerinden binlerce görevli eşlik etti. Güvenlik güçleri, hacıların geniş yollar, tüneller ve köprüler üzerinden Mina’ya yönlendirilmesini takip etti. Mekke ile kutsal bölgeler arasında gelişmiş kara yolu ağı, tüneller ve yaya yolları bulunuyor.

Mekke’den Mina’ya yapılan yolculuk, ulaşım ve sevk planlarının koordineli uygulanması sayesinde sorunsuz geçti.

Suudi Sağlık Bakanlığı ayrıca hacıları, güneş şemsiyesinin doğru kullanımına ilişkin rehberi incelemeye çağırdı. Bakanlık, özellikle kutsal bölgeler arasındaki geçişlerde doğrudan güneş ışığına maruz kalmanın oluşturduğu sağlık risklerine karşı koruyucu önlemlere uyulmasının önemine dikkat çekti.

Açıklamada, şemsiye kullanımının sıcak çarpması, güneş çarpması ve susuzluk riskini azalttığı, ayrıca ultraviyole ışınlarına karşı koruma sağladığı belirtildi. Şemsiyelerin hacının çevresindeki sıcaklığı yaklaşık 10 derece düşürdüğü ifade edildi.

Kutsal Meşair Treni’nin bu yılki hac sezonundaki ilk seferi de pazar sabahı başladı. Tren, hacıların Arafat, Müzdelife ve Mina arasındaki ulaşımını sağlıyor. Sistem, güzergâh boyunca dağıtılmış 9 istasyondan oluşuyor.

Meşair Treni yüksek taşıma kapasitesiyle öne çıkıyor. Her tren yaklaşık 3 bin yolcu taşıyabiliyor, sistemin saatlik kapasitesi ise 72 bin yolcuya ulaşıyor. Bu özelliğiyle dünyanın en yoğun toplu taşıma sistemlerinden biri kabul ediliyor. Bu sezon iki binden fazla seferle 2 milyondan fazla yolcunun taşınması hedefleniyor.

zxcvfg
Suudi Sağlık Bakanlığı, hacıları doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmanın yol açabileceği sağlık risklerini azaltmak için güneş şemsiyesi kullanmaya çağırdı. (AFP)

Tren sistemi, güvenlik ve hizmet kurumlarıyla koordinasyon içinde kutsal bölgelerdeki hareket akışını düzenlemede önemli rol oynuyor. Ayrıca hac döneminde 50 binden fazla otobüs seferine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak trafik yoğunluğunu azaltıyor. Sistem, 17 trenden oluşan bir filo ile hizmet veriyor.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA, ilgili kurumların hac sezonu için kapsamlı operasyon planlarını uyguladığını bildirdi. Buna göre kalabalık yönetimi, yönlendirme, sağlık ve acil yardım hizmetleri, temizlik, sterilizasyon ve mekânsal rehberlik çalışmaları yoğunlaştırıldı. Amaç, hacıların Mescid-i Haram ve çevresindeki güvenliğini ve konforunu artırmak.

Ajansa göre modern teknolojik sistemler ve dijital hizmetler de hacıların hareketlerini kolaylaştırıyor ve onları farklı hizmet noktalarına yönlendiriyor. Çok dilli rehber ekipler ve danışma noktaları da ziyaretçilere destek veriyor.

Mina’nın Dini ve Tarihi Önemi

Mina, Mekke ile Müzdelife arasında, Mescid-i Haram’ın yaklaşık 7 kilometre kuzeydoğusunda yer alıyor. Kuzey ve güneyden dağlarla çevrili olan bölge, yalnızca hac döneminde kullanılıyor. Mekke yönünde Akabe Cemresi, Müzdelife yönünde ise Muhassir Vadisi bulunuyor.

Mina, tarihi ve dini açıdan büyük önem taşıyor. Rivayete göre Hz. İbrahim burada şeytan taşladı ve Hz. İsmail’in fidyesini kurban etti. Hz. Muhammed de Veda Haccı sırasında aynı uygulamaları yerine getirerek Müslümanlara örnek oldu.

vfg
Tren, güvenlik ve hizmet birimleriyle koordinasyon içinde kutsal bölgelerde ulaşım akışının düzenli şekilde sağlanmasında kilit rol oynuyor. (SPA)

Bölgede şeytan taşlama alanları ile birlikte Mescid-i Hayf bulunuyor. İsmini dağın eteğindeki konumundan alan cami, Mina Dağı’nın güney yamacında ve küçük cemrenin yakınında yer alıyor. İslam inancına göre Hz. Muhammed ve önceki peygamberler burada namaz kıldı.

Mina’daki Tarihi Olaylar

Mina’da gerçekleşen önemli tarihi olaylar arasında Birinci ve İkinci Akabe Biatları bulunuyor. Nübüvvetin 12. yılında Evs ve Hazrec kabilelerinden 12 kişi Hz. Muhammed’e biat etti. Bir yıl sonra gerçekleşen ikinci biatta ise Medine’den 73 erkek ve iki kadın Peygamber’e bağlılık sözü verdi.

Bu olayların yaşandığı yerde, Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur tarafından Hicri 144 yılında Bey‘at Mescidi inşa edildi. Cami, Akabe Biatı’nın gerçekleştiği Şi‘b bölgesinin yakınında, Sebir Dağı’nın eteğinde yer alıyor. Bu biat, Ensar’ın Hz. Muhammed’e destek ve koruma sözü verdiği tarihi dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

vvfv
Farklı birimlerden güvenlik güçleri, hacıların geniş yollar, tüneller ve köprüler üzerinden Mina’ya yönelişini takip etti. (AFP)

 


Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
TT

Yasal düzenlemeler, 1,75 milyar dolarlık satış rakamlarıyla Suudi gayrimenkul sektörünü olgunluğa taşıyor

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören gayrimenkul şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin mali sonuçları, kârlılık döngüsünde belirgin bir yeniden konumlanma yaşanmasına rağmen sektörün operasyonel temellerinin güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. Şirketler, ilk çeyrekte 1,75 milyar doları aşan satış gelirine ve 378,42 milyon dolar (1,42 milyar riyal) net kâra ulaştı. Ancak toplam kârlar, spekülatif işlemlerdeki yavaşlama ve gelirlerin muhasebeleştirilme döngüsündeki değişim nedeniyle yüzde 30,56 geriledi.

Uzmanlar, bu düzeltme hareketinin temelinde piyasa verimliliğini artırmayı ve denge sağlamayı hedefleyen düzenleyici adımların bulunduğunu belirtiyor. Kira piyasasının düzenlenmesi, boş arazilere yönelik vergilerin uygulanması ve arzın artırılması gibi önlemlerin yanı sıra tüketici davranışlarında yaşanan bilinçli değişimin de etkili olduğu ifade ediliyor. Buna göre tüketiciler artık daha temkinli ve seçici hareket ederken, ürün kalitesi ile gerçek değere daha fazla önem veriyor.

Kârlardaki düşüşe rağmen şirket performansları arasındaki belirgin farklılıklar, sektörün operasyonel modeller açısından bir ‘ayıklanma’ sürecine girdiğine işaret etti. Nitelikli projelerin piyasaya liderlik etme kapasitesini koruduğu görülürken, özellikle önde gelen şirketlerin güçlü büyüme performansı dikkat çekti. Bu kapsamda Al Akaria şirketinin kârı yüzde 251,8 artarken, Dar Al Arkan’ın büyümesi yüzde 24,3’e ulaştı. Uzmanlar, bu verilerin sektörün fiyat odaklı hızlı büyüme döneminden çıkarak, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri ve altyapı yatırımlarına yönelik kamu harcamalarının desteğiyle daha sürdürülebilir ve olgun bir operasyonel yapıya geçtiğini gösterdiğini belirtiyor.

dyu6ku67
Riyad’ın caddelerinden birinde seyreden araçlar (Reuters)

Tadawul’de yayımlanan mali sonuçlara göre, gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren 17 şirketten 15’i ilk çeyrekte net kâr açıkladı. Buna karşılık Madinat Al Maarefa ve Emaar şirketleri çeyreklik bazda zarar etmeye devam etti.

Sektörün en kârlı şirketi, ilk çeyrekte 475,7 milyon riyal (126,7 milyon dolar) kâr açıklayan Al Akaria oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 251,8’lik bir büyüme kaydetti.

İkinci sırada Dar Al Arkan yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte yaklaşık 260,2 milyon riyal (69,3 milyon dolar) kâr elde ederken, yıllık bazda yüzde 24,3’lük bir artış gösterdi. Üçüncü sırada Cenomi Centers bulunurken, şirketin kârı yüzde 8’lik düşüşe rağmen 202,5 milyon riyal (53,9 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti.

Öte yandan Suudi Arabistan’da borsada işlem gören gayrimenkul geliştirme ve yönetim sektörü şirketlerinin satışları, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 4,45 oranında geriledi. Sektörün toplam satış hacmi 1,57 milyar dolara (5,89 milyar riyal) düşerken, bu rakam geçen yılın aynı döneminde 1,64 milyar dolar (6,16 milyar riyal) seviyesindeydi.

sdgth
Dar Al Arkan projelerinden biri (Şirketin internet sitesi)

Dar Al Arkan şirketi, 1,16 milyar riyal (309 milyon dolar) gelirle sektörde en yüksek satışa ulaşan şirket oldu. Şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,8’lik bir büyüme kaydetti. İkinci sırada Jabal Omar yer aldı. Şirket, ilk çeyrekte 739,17 milyon riyal (197 milyon dolar) satış geliri elde etti. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,1’lik sınırlı bir düşüşe işaret etti. Üçüncü sırada ise Red Sea International şirketi bulundu. Şirket, 631 milyon riyali aşan (168 milyon dolar) gelir elde ederken, geçen yılın aynı dönemine göre satışlarında yüzde 9,9’luk bir gerileme kaydedildi.

Muhasebe kayıtlarındaki değişim

Gayrimenkul sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulunan gayrimenkul uzmanı Abdullah el-Musa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan borsasında işlem gören gayrimenkul şirketlerinin kârlarındaki düşüşün olumsuz bir gelişme olarak görülmemesi gerektiğini, bunun daha çok sektör içinde kârlılık döngüsünde bir yeniden konumlanmaya işaret ettiğini söyledi. El-Musa, bu gerilemenin arkasında beş temel neden bulunduğunu belirtti. İlk olarak gelir döngüsündeki ve muhasebe kayıtlarındaki değişime dikkat çekerek, gayrimenkul geliştirme sektöründe finansal sonuçların sabit operasyonel sektörler gibi okunamayacağını ifade etti. Projelerin teslim zamanlaması ve gelirlerin muhasebeleştirilmesinin çeyrekler arasında ciddi farklılıklar yaratabildiğini, bu nedenle bazı düşüşlerin operasyonel zayıflıktan ziyade teknik nedenlerden kaynaklanabileceğini söyledi.

İkinci neden olarak gayrimenkul piyasasında spekülatif hareketlerin yavaşlamasını ve bunun daha gerçekçi bir yapıya evrilmesini gösterdi. Özellikle Riyad’da piyasanın, spekülasyonla belirlenen fiyatlamadan gerçek değer ve talebe dayalı fiyatlamaya geçiş sürecinde olduğunu, bunun da daha önce spekülatif ortamdan faydalanan şirketlerin kâr marjlarını baskıladığını belirtti.

Üçüncü nedenin artan finansman ve işletme maliyetleri olduğunu ifade eden el-Musa, önceki yüksek finansman maliyetlerinin hâlâ projeler üzerinde etkili olduğunu, buna ek olarak inşaat ve operasyon giderlerindeki artışın da kârlılığı doğrudan baskıladığını söyledi.

Dördüncü olarak sektör içinde farklı iş modellerinin bulunduğuna dikkat çekerek, geliştirme şirketleri, alışveriş merkezi işletmecileri ve gayrimenkul ağırlıklı turizm şirketlerinin farklı dinamiklerle çalıştığını, bu nedenle bazı şirketlerin güçlü büyüme gösterirken bazılarının daha zayıf performans sergileyebildiğini ifade etti.

Beşinci neden olarak ise 2025’teki yüksek karşılaştırma bazını gösterdi. Bazı şirketlerin önceki dönemlerde varlık satışları veya olağanüstü işlemler sayesinde çok güçlü sonuçlar elde ettiğini, bu nedenle yıllık karşılaştırmaların daha sert göründüğünü belirtti.

fgtht
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

El-Musa, sektörün önümüzdeki dönemde üç belirgin şirket grubuna ayrışacağı öngörüsünde bulundu. Buna göre ilk grup, piyasadaki yeniden yapılanma sürecinden fayda sağlayacak; güçlü finansal yapıya sahip, iyi stok yönetimi bulunan, düzenli nakit akışı üreten ve net bir satış modeline sahip esnek şirketlerden oluşacak. İkinci grupta ise ağırlıklı olarak fiyat hareketlerinden beslenen, gerçek operasyonel performanstan ziyade piyasa momentumuna dayalı şirketler yer alacak ve bu şirketler daha fazla baskı altında kalabilecek. Üçüncü grup, tekrarlayan operasyonel gelir elde eden, gelir getirici varlıklar ve alışveriş merkezleri gibi düzenli nakit akışı sağlayan yapılardan oluşacak ve bu şirketler görece daha istikrarlı bir performans sergileyecek. El-Musa, genel olarak sektörün bir eleme ve olgunlaşma sürecinden geçtiğini, hızın ödüllendirildiği bir piyasadan verimlilik ve operasyonel disiplinin ödüllendirildiği bir yapıya geçiş yaşandığını vurguladı. Bu dönüşümün orta ve uzun vadede sektör açısından sağlıklı bir gelişme olduğunu da sözlerine ekledi.

Uzun vadeli sürdürülebilirlik

Gayrimenkul ve pazarlama uzmanı Sakr ez-Zehrani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, gayrimenkul sektörü şirketlerinin ilk çeyrek sonuçlarının, piyasada endişe verici bir gerilemeden ziyade, uzun yıllar süren hızlı büyüme ve fiyat artışlarının ardından doğal bir dengeye yeniden oturma sürecine işaret ettiğini söyledi.

Ez-Zehrani, sektörde kârların yaklaşık yüzde 30 oranında düşmesinin arkasında birden fazla etken bulunduğunu belirtti. Bunlar arasında artan konut arzı, spekülatif hareketlerdeki yavaşlama, yükselen finansman maliyetleri ve piyasa verimliliğini artırmayı hedefleyen düzenleyici adımlar yer alıyor. Ez-Zehrani, bu adımların kira düzenlemeleri, boş arazi vergilerinin uygulanması ve bazı bölgelerde arzın artırılması gibi uygulamaları içerdiğini ifade etti. Ayrıca tüketici davranışlarında da belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayan ez-Zehrani, alıcıların artık daha temkinli ve seçici davrandığını, ürün kalitesi, konum, hizmetler ve gerçek değer gibi unsurlara daha fazla önem verdiğini söyledi. Bunun da özellikle yüksek fiyatlama veya hızlı satışa dayalı iş modellerine sahip şirketler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Ez-Zehrani, Al Akaria ve Dar Al Arkan gibi büyük şirketlerin finansal sonuçlarının, nitelikli projeler, çeşitlendirilmiş gelir yapısı ve güçlü kurumsal yönetim sayesinde mevcut piyasa koşullarında dahi büyüme ve kârlılığın sürdürülebileceğini gösterdiğini ifade etti.

Gelecek döneme ilişkin değerlendirmesinde ise gayrimenkul sektöründeki kârlılığın kısa vadede dengeli ve görece sakin bir seyir izlemeye devam edeceğini, bazı kâr marjları üzerinde baskıların süreceğini söyledi. Buna karşın orta ve uzun vadede görünümün oldukça olumlu olduğunu belirten ez-Zehrani; büyük ölçekli projeler, Vizyon 2030 programı, nüfus artışı, yabancı yatırım girişleri ve kamu altyapı harcamalarının bu tabloyu desteklediğini ifade etti. Ez-Zehrani, Suudi gayrimenkul piyasasının hızlı büyüme döneminden kademeli olarak olgunluk ve sürdürülebilirlik aşamasına geçtiğini, bunun da uzun vadede proje kalitesini artırarak piyasa verimliliğini güçlendireceğini sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Trump ve Arap ve İslam ülkelerinin liderleriyle bir telekonferans görüşmesine katıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Trump ve Arap ve İslam ülkelerinin liderleriyle bir telekonferans görüşmesine katıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, dün ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirilen toplu telekonferans görüşmesine katıldı. Görüşmede ayrıca Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Ürdün Kralı II. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir de yer aldı.

Görüşmede, bölgedeki güncel gelişmeler ele alınırken, Başkan Trump’ın liderliği ile bölge liderleriyle istişare ve koordinasyona verdiği önemden duyulan memnuniyet ifade edildi. Ayrıca, Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk çabaları ile Katar’ın gerilimin sona erdirilmesi ve bölgesel güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yönelik girişimlerine dikkat çekildi.