Suriye ile Türkiye arasında imzalanan Adana Mutabakatı’nın “kapsamının genişletilmesi” ne anlama geliyor?

Ankara, Suriye'nin kuzeyinde operasyon menzilinin 5 kilometreden 30 kilometreye çıkarılmasını talep etti

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla
TT

Suriye ile Türkiye arasında imzalanan Adana Mutabakatı’nın “kapsamının genişletilmesi” ne anlama geliyor?

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla

İbrahim Hamidi

Ankara ve Şam, 1998 yılının ekim ayında Türk ve Suriye hükümetleri arasında imzalanan, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Suriye'den ayrılmasıyla sonuçlanan ve iki ülke arasında neredeyse askeri çatışmaya yol açacak bir krizin sona ermesini sağlayan Adana Mutabakatı'nın ‘kapsamının genişletilmesini’ görüşüyor.

Özel bilgilere ve Bloomberg'in haberine göre PKK üyelerinin peşine düşmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye'nin kuzeyine girme hakkına sahip olduğu bölgenin derinliğini 5 kilometreden 30 kilometreye yani, 2019 yılı sonlarında ABD ile Türkiye arasında varılan anlaşmayla Resulayn ve Tel Abyad ilçeleri arasında kurulan güvenli bölgenin derinliğiyle aynı mesafeye çıkarılması karşılığında, Suriye tarafına zırhlı araçlar, insansız hava araçları (İHA) ve hava savunma sistemleri dahil olmak üzere askeri teçhizat sağlanması için görüşmeler sürüyor.

Ankara, Suriye'nin merkezinde üs kurma girişimlerinin İsrail tarafından bombalanmasının ardından, Suriye'nin iç kesimlerine ekipman yerleştirmekten kaçındı. Adana Mutabakatı ve ‘kapsamının genişletilmesi’ konusundaki yeniden başlayan tartışmalar, Şam ile Kürtlerin ağırlıklı olduğu Halk Koruma Birlikleri’ni (YPG) de içeren ve Ankara tarafından PKK'nın bir uzantısı olarak görülen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Suriye ordusuna entegrasyon için müzakerelerin sürdüğü ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin, 1999 yılı başlarından bu yana hapiste olan PKK lideri Abdullah Öcalan ile PKK’nın silah bırakması ve siyasi bir çözüm yolu izlenmesini öngören bir anlaşmaya vardığı önemli gelişmelerin ortasında büyük önem kazanıyor.

Peki Adana Mutabakatı nedir? Açık ve gizli hükümleri neler? Yeniden aktifleştirilmesi ve kapsamının genişletilmesi ne anlama geliyor? Abdullah Öcalan'ın hikayesi ne? Suriye ile ne gibi bir ilişkisi var?

Ankara ve baskı kartları

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İki komşu ülke olan Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler son yıllarda çok sayıda iniş ve çıkışa sahne oldu. İki ülke son olarak 1990'lı yılların ortalarında savaşın eşiğine geldi. Ankara, Fırat ve Dicle nehirlerine dair su sorununu Şam'a baskı yapmak için kullandı. Buna karşılık Suriye, 1980'li yılların başlarında PKK lideri Abdullah Öcalan'ı ve örgütün diğer üst düzey isimlerini ağırladı.

Türkiye, 1998 yılında Suriye sınırına askeri seferberlik ilan ederek Öcalan'ın Suriye’den çıkarılmasını açıkça talep eden bir ültimatom yayınladı.

Öcalan’ın Suriye istihbaratıyla bağlantıları vardı ve PKK üyeleri Suriye'nin Lübnan'daki askeri varlığı sırasında Filistinli gruplarla birlikte savaştı. Suriyeli hiçbir siyasi yetkili Öcalan ile görüşmeyi kabul etmedi, ta ki 1992 yılında eski Suriye Devlet Başkan Yardımcısı Abdulhalim Haddam tarafından kabul edilene kadar. Ardından Haddam, dönemin Necmettin Erbakan liderliğindeki Türk hükümeti ile Şam'ın arabuluculuğunda Türkiye ile siyasi çözümler bulması için Öcalan’ı ikna etmek üzere birkaç kez daha görüştü. Öcalan ile Ankara arasındaki arabuluculuk çabaları başarısız oldu ve Şam, Ankara'nın Öcalan’ın iade edilmesi veya sınır dışı edilmesi taleplerini reddederek onu ağırlamaya devam etti. Türkiye, 1998 yılında Suriye sınırında ordusunu seferber etti ve açıkça Öcalan'ın sınır dışı edilmesini talep eden bir muhtıra yayınladı.

Al Majalla, Haddam'ın 2005 yılında sığınma talebinde bulunmadan önce Paris'e götürdüğü Suriye devletine ait resmi belgeleri daha önce yayınlamıştı. Adana Mutabakatı ile ilgili tartışmaların yeniden alevlenmesi üzerine şimdi başka resmi belgeleri de yayınlıyoruz.

th
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Brüksel'deki NATO Karargahında düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda, 5 Haziran 2025 (Reuters)

Türkiye 1998 yılı ortalarında, Öcalan'ı sınır dışı etmezse Suriye'ye karşı güç kullanmakla tehdit ettikten sonra, dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed 1 Ekim 1998'de Lazkiye'de Haddam ile bir araya geldi. Haddam görüşmeyle ilgili anılarını "Lübnan hakkında konuşurken, görevli içeri girip ona bir zarf uzattı. İçindekileri okuduk. Zarfın içinde, Suriye'nin Öcalan'ı teslim etmemesi halinde askeri harekatla tehdit eden Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in açıklaması vardı. Demirel, Türkiye'nin on binlerce Türk vatandaşının ölümüne yol açan PKK terörüne Suriye'nin verdiği destekten bıktığını söylüyordu” diye aktarmıştı.

Esed ve Haddam konuyu tartıştıktan sonra, tehditlerin ‘İsrail ve ABD ile anlaşarak yapıldığı ve Suriye’ye İsrail ile bir anlaşmaya varması için baskı yapmak amacıyla (Esed ile dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında gizli müzakereler yapıldığı göz önüne alındığında) ve bölgedeki yeni ittifak çerçevesinde yapıldığı’ sonucuna vardılar.

Bunun üzerine dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Esed ile temasa geçti ve iki lider, Mübarek'in 4 Ekim 1998'de Şam'ı ziyaret etmesi konusunda anlaştı. Mübarek, Esed ile Şam’da görüştükten sonra Türkiye'ye gitti, Demirel ile görüştü ve 6 Ekim 1998'de Ankara'dan Şam'a döndü. Burada Esed ile kapalı kapılar arından bir toplantı gerçekleştirdi. Dönemin Suriye Dışişleri Bakanı Faruk eş-Şara bundan bir gün önce Haddam ile temasa geçerek Türkiye’nin tehditlerini görüşmek üzere evine gelmesini istedi.

Haddam, bununla ilgili anılarını şöyle anlatıyor:

“Onu (Şara) saat 20.00'de kabul ettim ve Türkiye ile krizin tırmanma olasılığını, Suriye'deki Öcalan meselesini ve onun ülkeyi terk etmesi talebini görüştük.”

“Haddam, 1996 yılı temmuz ayı sonlarında Öcalan'la görüşmüş ve Suriye topraklarını terk etmesi konusunda anlaşmıştı, ancak bu anlaşmayı uygulamaktan kaçındı.

Haddam, 1996 yılı temmuz ayı sonlarında Öcalan'la görüşmüş ve Suriye topraklarını terk etmesi konusunda anlaşmıştı, ancak bu anlaşmayı uygulamaktan kaçındı. Haddam, “Böyle bir karar alınmak zorundaydı, çünkü ülkenin güvenliği asla bir kişi veya bir parti uğruna tehlikeye atılamazdı” diye anlattı.

Haddam ve Şara, o dönem Siyasi Güvenlik Bölümü başkanı olan Tümgeneral Adnan Bedir el-Hasan'ı çağırarak Öcalan’a bu bilginin nasıl verileceğini tartıştılar. Esed, Haddam'ın onu tanıdığı için bu görevi yerine getirmesini tercih ettiğinden, Hasan ile ertesi gün, yani 6 Ekim 1998 saat 18.00'de Tuğgeneral Hasan’ın ofisinde gizli bir toplantı düzenlemek konusunda anlaştı.

Toplantı gerçekleşti ve Öcalan, Haddam'ı orada görünce şaşırdı. Uzun süren tartışmalar ve görüş alışverişinden sonra, Haddam Öcalan’a kararı bildirdi. Bu sırada aşağıdaki şu diyalog gerçekleşti:

Öcalan: Yunanistan'daki dostlarımızla temasa geçip konuyu (Suriye'den çıkış) halledeceğim.

Haddam: Zaman faktörü bizim lehimize değil ve bir yıl önce aynı konuyu konuştuğumuzdan şu anki durum farklı.

Öcalan: Ben hemen hazırlıklarımı yapacağım.

rgt
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, 1992 yılında Suriye sınırına iki buçuk kilometre uzaklıktaki Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ndeki el-Hilve köyünde bir eğitim kampında PKK üyeleriyle birlikte çekilmiş arşiv fotoğrafı (AFP)

PKK lideri Öcalan, 8 Ekim Perşembe günü Suriye'den Yunanistan'a gitti. Yunanistan Öcalan’ı neredeyse tutuklayacaktı, ancak PKK onu Rusya'ya götürmeyi başardı ve orada yaklaşık iki hafta kaldı. Daha sonra, Rusya Devlet Duması'nın ona siyasi sığınma hakkı verme kararına rağmen, ABD'nin Moskova'ya baskı yapması üzerine İtalya'ya sığındı.

Bir süre İtalya'da kaldı, ancak ABD ve Türkiye'nin baskısı sonucu Yunanistan ile koordineli olarak Kenya'ya gitti. Orada, başkentte, Şubat 1999'da Türk istihbaratı tarafından kaçırıldı, yargılandı, birkaç ay sonra ölüm cezasına çarptırıldı. Öcalan halen hapiste kalıyor.

Müzakerelerde aşağılayıcı tutum

Cumhurbaşkanı Mübarek, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile temasa geçerek Suriye'nin tutumunu bildirdi. İki cumhurbaşkanı, dönemin Mısır Dışişleri Bakanı Amr Musa'nın 11 Ekim Pazartesi günü Türkiye’yi ziyaret etmesi konusunda anlaştı. Mısır-Suriye-Türkiye arasında bazı temaslar gerçekleşti. Amr Musa 12 Ekim'de Ankara'ya giderek burada Cumhurbaşkanı Demirel ve dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile görüştü. Suriye'nin yanıtını iletti ve görüşme olumlu bir atmosferde geçti. Birkaç gün içinde Suriye-Türkiye sınırında bir güvenlik toplantısı düzenlenmesi kararlaştırıldı. 13 Ekim'de Mısır Dışişleri Bakanlığı Avrupa Dairesi Müdürü Saba Nasır'a, Şam ile Ankara hükümetlerinin 16 Ekim 1998 Cuma günü Ankara, Adana veya Diyarbakır'da ikili ve gizli bir toplantı düzenlenmesinin kararlaştırıldığı bildirildi.

Toplantının Halep ya da Lazkiye'de yapılması önerildi, ancak bu öneri Suriye heyetinin gazetecilerle dolu oteller ve mekanlar yerine resmi mekanlarda ağırlanacağı ve Büyükelçi Sıtkı Uğur Ziyal (Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı) başkanlığındaki Türk heyetinde ordu ve istihbarat subaylarının yer alacağı belirtilerek reddedildi.

Türkiye, her heyete bir Türk tercümanın eşlik etmesini talep etti ve Türk heyetine Mübarek'in girişimine uyması talimatını verdi. Türk Büyükelçi Ziyal, hiç tereddüt etmeden “Görüşmelerin tek konusu güvenlik olacak ve tartışmayı genişletmeye yönelik hiçbir girişim dikkate alınmayacak” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Saba Nasır ise “Zaman çok kısıtlı ve bu ivmeyi ve fırsatı boşa harcamamalıyız” uyarısında bulundu. Nasır bu yüzden Ankara'ya gitmek için İstanbul'da aktarma yapmak ve en az yedi saat yol kat etmek gerekirken, Adana'ya arabayla kolayca ulaşılabildiğinden toplantı yeri olarak Adana'yı tercih ettiğini belirtti.

Adana’daki müzakerelerin ilk oturumu, asgari nezaket kurallarından dahi yoksundu. Suriye heyeti toplantı salonuna girdiğinde, Dışişleri Bakanlığı temsilcisi dışında, Türk heyeti koltuklarında oturmaya devam etti. Türk tarafı, Suriye heyeti üyelerinin Şam ile iletişim kurmasını engelledi, ancak Saba Nasır bu kısıtlamadan kaçmayı başardı ve Şara ile temasa geçti.

Saba Nasır, ona “Anlaşma metninde PKK’nın kınanmasını istiyorlar, ne yapacağız?” diye sordu.

Faruk eş-Şara, Nasır’a verdiği yanıtta, “PKK’nın adını anmadan her iki ülkeye yönelik terörist eylemleri kınayın. İsrail işgaline karşı direnişten ayırmadan terörist eylemleri mutlak olarak kınayamayız. Türkiye için önemli olan, kendisine yönelik terör eylemlerini kınamak, ne daha fazlası ne de daha azı” dedi.

dfrgt
Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Şam, Suriye, 19 Ocak 2025 (Reuters)

İkinci gün, protokol açısından atmosfer daha iyiydi ve her iki taraf da geçmişe dönmek istemediklerini, aksine geleceğe bakmak istediklerini vurguladılar. Türk tarafı, önceki güvenlik komitesi mekanizmasından farklı bir eylem mekanizması bulunmasını istediğini ifade etti.

Adana Mutabakatı, metinler ve mesajlar

İki gün süren müzakerelerin ardından, nihai belge üzerinde anlaşmaya varıldı ve Suriye tarafında Tümgeneral Adnan Bedir el-Hasan, Türkiye tarafında ise Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Sıtkı Uğur Zeyal tarafından imzalandı. Belgenin metni şu şekildedir:

Suriye ve Türkiye heyetlerinin Adana'da yaptığı müzakerelerin tutanakları ve 20 Ekim 1998 tarihinde imzalanan anlaşmanın metni.

Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in Suriye adına ilettiği mesajlar ve İran Cumhurbaşkanı Sayın Muhammed Hatemi'yi temsilen İran Dışişleri Bakanı Sayın Kemal Harrazi tarafından iletilen mesajlar çerçevesinde, ekli listede (Ek No. 1) adı geçen Türk ve Suriye temsilcileri, terörle mücadelede iş birliğini görüşmek üzere 19 ve 20 Ekim 1998 tarihlerinde Adana'da bir araya gelmişlerdir.

Müzakereler sırasında Türk tarafı, iki ülke arasındaki mevcut gerginliği sona erdirmek için Mısır Cumhurbaşkanlığı’na iletilen (Ek No. 2) taleplerini yineledi. Türk tarafı ayrıca Suriye tarafına, Mısır Arap Cumhuriyeti aracılığıyla Suriye'den alınan yanıtı iletti. Bu yanıtta aşağıdaki taahhütler yer alıyordu:

1- Suriye, bundan böyle Abdullah Öcalan’ın ülkede bulunmasına ve ülkeye girişine kesinlikle izin vermeyecek.

2- Suriye, PKK üyelerinin ülkeye girişine izin vermeyecek.

3- Suriye, bundan böyle PKK kamplarının topraklarında faaliyet göstermesine ve aktif olarak faaliyetlerde bulunmasına kesinlikle izin vermeyecek.

dfrgty

4- Çok sayıda PKK üyesi tutuklanıp mahkemeye sevk edilirken isimlerini içeren listeler Suriye tarafından hazırlanarak Türk tarafına verildi.

Suriye tarafı yukarıdaki hususları teyit etmiştir. Ayrıca, taraflar aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:

Suriye, mütekabiliyet ilkesi uyarınca, kendi topraklarından doğan ve Türkiye’nin güvenliği ile istikrarını tehlikeye atan hiçbir faaliyete izin vermeyecek. Suriye, PKK’nın topraklarında silah arzı, lojistik malzeme, finansal destek ve propaganda aktivitelerine müsaade etmeyecek.

Suriye, PKK’yı terör örgütü olarak tanıdı. Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK’nın ve uzantılarının tüm faaliyetlerini yasakladı.

Suriye, PKK’nın topraklarında kamplar ve eğitim ya da himaye amaçlı tesisler kurmasına, ticari faaliyetler yapmasına izin vermeyecek.

Suriye, PKK üyelerinin, ülkesini üçüncü ülkelere geçiş için kullanmasına izin vermeyecek.

Suriye, PKK elebaşısının Suriye topraklarına girmesine engel olmak için her türlü tedbiri alacak ve sınır noktalarındaki tüm yetkililere bu yönde direktif verecek.

Taraflar, yukarıdaki tedbirlerin etkili ve şeffaf bir şekilde uygulanması için özel mekanizmalar oluşturulması konusunda mutabık kalmışlardır. Bu bağlamda:

a) İki ülkenin üst düzey güvenlik yetkilileri arasında doğrudan bir telefon hattı kurulacak ve derhal aktifleşecek.

b) Taraflar, Ankara ve Şam'daki diplomatik misyonlarına özel güvenlik temsilcileri atayacak ve bu temsilciler, misyon başkanları tarafından ev sahibi ülkenin yetkililerine tanıtılacak.

c) Terörle mücadele çerçevesinde, Türk tarafı Suriye tarafına, güvenlik izleme prosedürlerini ve etkinliğini iyileştirecek bir sistem kurulmasını önerdi. Suriye tarafı, öneriyi yetkililerine onay için sunacağını ve mümkün olan en kısa sürede yanıt vereceğini belirtti.

d) Taraflar, Lübnan'ın onayıyla, PKK terör örgütüyle mücadele konusunu üçlü bir çerçeve içinde ele almayı kararlaştırdı. (PKK, 1980'li yılların başlarından itibaren Suriye'deki varlığı sırasında Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde kamplar kurmuştu. Suriye'deki varlığı, 2005 yılının şubat ayında dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin uğradığı suikastın ardından aynı yılın nisan ayında sona erdi)

e) Suriye tarafı, bu toplantı tutanağında belirtilen hususları uygulamak ve somut sonuçlar elde etmek için gerekli önlemleri almayı taahhüt ediyor.

Adana - 20 Ekim 1998

Türk heyeti adına Büyükelçi Uğur Ziyal - Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı

Suriye heyeti adına Tümgeneral Adnan Bedir el-Hasan - Siyasi Güvenlik Dairesi Başkanı

Adana Mutabakatı’nın gizli ekleri

Anlaşma metnine ek olarak, iki taraf gizli idari ekler üzerinde de mutabakata vardılar. İlk ekte iki heyetin isimleri yer alırken, geri kalanında önemli ayrıntılara yer verildi.

Türkiye'nin Suriye'den özel taleplerinin yer aldığı Ek No. 2’nin metni:

İlişkilerimizi normalleştirmek için Suriye'nin uluslararası ilişkilerin temel kurallarına ve ilkelerine uymasını bekliyoruz. Bu bağlamda, aşağıdaki somut taleplerin yerine getirilmesi gerekiyor:

1- Suriye'nin terörizme verdiği destek nedeniyle Türk-Suriye ilişkileri ciddi şekilde zarar gördüğünden, Suriye'nin yükümlülüklerini resmen kabul etmesini ve bu konudaki önceki tutumunu terk etmesini istiyoruz. Bu taahhütler, teröristlere destek, sığınak veya mali yardım sağlamayacağına dair resmi bir taahhüdü içermelidir. Suriye ayrıca PKK elebaşısı Abdullah Öcalan ve onun ortakları da dahil olmak üzere PKK’lı suçluları yargılamalı ve Türkiye'ye iade etmeli.

dfgt
PKK lideri Abdullah Öcalan, Lübnan-Suriye sınırındaki Mesna'da düzenlediği basın toplantısında konuşurken, 28 Eylül 1993 (AFP)

2- Bu bağlamda Suriye'nin;

a) Kontrolü altındaki topraklarda terörist eğitim kamplarının faaliyet göstermesine izin vermemesi,

b) PKK'ya silah ve lojistik destek sağlamaması,

c) PKK üyelerine sahte kimlik belgeleri temin etmemesi,

d) Teröristlerin Türkiye'ye yasal olarak giriş yapmasına ve sızmasına yardım etmemesi,

e) Terör örgütü PKK’nın propagandasına izin vermemesi,

d) PKK üyelerinin Suriye topraklarında karargah kurmasına ve faaliyet göstermesine izin vermemesi,

e) Teröristlerin üçüncü ülkelerden Kuzey Irak’a ve Türkiye'ye geçişini kolaylaştırmaması gerekiyor.

3- Terörle mücadelede her türlü faaliyette iş birliği yapılmalı.

4- Diğer Arap Birliği üyesi ülkelerin Türkiye aleyhine kışkırtmaktan kaçınılmalı.

5- Yukarıdakiler çerçevesinde, Suriye bu eylemlerini derhal durdurmadığı takdirde, Türkiye tüm sonuçlarına katlanarak, doğal savunma hakkını kullanma ve her koşulda can ve mal kaybı için adil tazminat talep etme hakkını saklı tutar.

Esasen tüm bunlar, 23 Ocak 1996 tarihinde diplomatik kanallar aracılığıyla Suriye'ye iletildi, ancak, uyarılarımız kulak ardı edildi.

Ek No. 3

An itibarıyla her iki taraf da aralarındaki sınır anlaşmazlıklarının çözüldüğünü ve tarafların birbirlerinin toprakları üzerinde herhangi bir hak veya taleplerinin bulunmadığını düşünüyor.

Ek No. 4

Suriye tarafı, bu anlaşmada öngörülen güvenlik tedbirlerini ve görevlerini yerine getirmemesinin Türkiye'ye, Suriye toprakları içinde 5 kilometre derinliğe kadar gerekli tüm güvenlik tedbirlerini alma hakkı verdiğini anlamaktadır.

Ankara, 2005 yılında Hariri suikastı sonrası Hafız Esed'in uluslararası arenadan tecridinin ardından, 2008 yılında dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert arasında arabulucu rolünü üstlendi.

Öte yandan 20 Ekim 1998'de imzalanan anlaşma, iki taraf arasındaki ilişkilerin iyileşmesine katkıda bulundu. Ankara, 2005 yılında Hariri suikastı sonrası Hafız Esed'in uluslararası arenadan tecridinin ardından, 2008 yılında dönemin Suriye Devrlet Başkanı Beşşar Esed ile dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert arasında arabulucu rolünü üstlendi. Aynı sıralarda Suriye’de çok sayıda PKK üyesi tutuklandı ve bazıları Türkiye’ye teslim edildi.

Adana Mutabakatı, Suriye devriminin patlak vermesi ve 2012 yılında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesine kadar periyodik olarak yenilendi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2017 yılından itibaren, Türk ordusunun PKK’nın  peşine düşmek için Suriye topraklarına 30-35 kilometre derinlemesine girmesine izin verilmesi gibi değişikliklerle anlaşmayı birkaç kez yeniden canlandırmaya çalıştı, ancak Beşşar Esed bunu kabul etmedi. Esed, rejimi 2024 yılı sonlarında düşene kadar bu konudaki kararlılığını sürdürdü. Rejimin düşmesinden sonra, Suriye ve Türkiye arasında Adana Anlaşması'nın yeni bir versiyonu da dahil olmak üzere bazı askeri anlaşmalar imzalamak için müzakereler devam etti.

Adana Mutabakatı ve mutabakatın genişletilmesi konusunda yeniden başlayan tartışmaların, Şam ile Kürt ağırlıklı YPG'nin omurgasını oluşturduğu ve Ankara tarafından PKK'nın bir uzantısı olarak görülen SDG arasında, ABD'nin arabuluculuğunda Suriye ordusuna entegre olma müzakereleriyle birlikte önem kazandığına şüphe yok. Bunun yanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, 1999 yılı başlarından bu yana hapiste olan Öcalan ile silahların bırakılması ve siyasi bir çözümün izlenmesi garantisini içeren bir anlaşmaya vardı.

Tüm bunlara Şam'ın ülkenin batısındaki Tartus ve Lazkiye'deki iki askeri üssün geleceğini Moskova ile müzakere ettiği bir dönemde, ülkenin kuzeyinde askeri varlığını güçlendiren Türkiye ile güneyinde saldırılarını yoğunlaştıran İsrail arasında Suriye'de artan gerilim eşlik ediyor.



Saklanmak ve su aramak... Savaş uçağı düşürüldüğünde bir pilotun elinde hangi seçenekler kalır?

İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir F-15 savaş uçağı, İsrail'in orta kesimi üzerinde uçuyor (EPA)
İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir F-15 savaş uçağı, İsrail'in orta kesimi üzerinde uçuyor (EPA)
TT

Saklanmak ve su aramak... Savaş uçağı düşürüldüğünde bir pilotun elinde hangi seçenekler kalır?

İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir F-15 savaş uçağı, İsrail'in orta kesimi üzerinde uçuyor (EPA)
İsrail Hava Kuvvetlerine ait bir F-15 savaş uçağı, İsrail'in orta kesimi üzerinde uçuyor (EPA)

ABD, dün İran üzerinde düşürüldüğü bildirilen uçağı kullanana Amerikalı pilotu İran güçleri ona ulaşmadan önce bulmak için zamana karşı yarışırken, emekli bir Amerikalı pilot AFP'ye, düşman topraklarına paraşütle atladıktan sonra hayatta kalmak için bir pilotun atması gereken adımları açıkladı.

İran silahlı kuvvetleri, bir F-15E savaş uçağını düşürdüklerini açıkladı. Bu arada, ABD medyası, pilotlardan birinin fırlatma koltuğunu kullanarak uçaktan ayrıldığını ve ülkenin güneybatısında özel kuvvetler tarafından düzenlenen operasyonla İran'dan çıkarıldığını, diğer pilotun, yani uçağın silah sistemlerinden sorumlu navigatörün ise aranmaya devam ettiğini bildirdi.

Emekli pilot Houston Cantwell, şu anda Mitchell Havacılık ve Uzay Çalışmaları Enstitüsü'nde çalışıyor ve bir pilotun ilk tepkisinin genellikle "Aman Tanrım, iki dakika önce saatte 800 kilometre hızla uçan bir savaş uçağındaydım ve bir füze kafamın sadece 4,5 metre uzağında patladı" olduğunu söyledi.

Bir savaş uçağının, onu imha etmeyen hasar alması veya kaçınılmaz olarak düşmesine yol açacak teknik bir arıza yaşaması durumunda, pilot, koltuğunu yüksek hızda kokpitten dışarı fırlatan sistemi devreye sokarak kaçmasını ve paraşütle iniş yapmasını sağlayabilir.

Pilot daha sonra, yakalanmaktan kaçınmak için pratik yaptığı, hayatta kalma, düşmandan gizlenme, direnme ve kaçmaya odaklanan SERE (Survival Retention and Rescape - Hayatta Kalma, Düşmandan Gizlenme, Direnme ve Kaçış) eğitimini hızla uygulamaya başlar.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Cantwell telefon görüşmesinde bu prosedürün pilot iniş yapmadan önce başladığını belirtti.

Şöyle açıkladı: “En iyi bilgiyi paraşütle inerken elde edersiniz… Nereye gitmek isteyebileceğiniz veya nereden kaçınmak isteyebileceğiniz konusunda en iyi görüş açısına paraşütle inerken sahip olursunuz, çünkü yukarıdan bakıldığında görüş alanı geniştir.”

Cantwell'in askeri sicili, Irak ve Afganistan üzerindeki görevler de dahil olmak üzere yaklaşık 400 saatlik muharebe uçuşunu içeriyor ve zorlu paraşüt inişlerinde kapsamlı eğitim aldı.

Eski pilot, paraşütle bile olsa yere çarpmanın pilotu ayak, ayak bileği veya bacak yaralanması riskiyle karşı karşıya bıraktığı konusunda uyardı.

Şöyle devam etti: "Vietnam Savaşı'ndan kurtulan ve uçaktan atlayarak ağır yaralanan birçok insanın hikayesi var..." Bir pilotun yere indiğinde, "hareket edebilecek durumda olup olmadığını belirlemek için" durumunu değerlendirmesi gerektiğini belirterek, "Hareket edebiliyor muyum?" diye sordu.

Pilot daha sonra durumu değerlendirmeye ve konumunu belirlemeye başlar: düşman hatlarının gerisinde olup olmadığını, nerede saklanabileceğini ve komutasıyla nasıl iletişim kurabileceğini belirler.

Cantwell, pilotun mümkün olduğunca uzun süre düşman tarafından yakalanmaktan kaçınmaya çalışması gerektiğini vurguladı. "Eğer çöl ortamındaysam, su bulmaya çalışırım" dedi.

Mensubu olduğu kuvvetler, derhal muharebe arama ve kurtarma (CSAR) ekiplerini, yüksek eğitimli askerleri ve havacıları yüksek alarma geçirecektir.

Cantwell, bunun, "sizi kurtarmak için ellerinden gelen haer şeyi yapacaklarını bilmek büyük bir iç huzuru sağlıyor" dedi, ancak "intihar görevine çıkmayacaklarını" da kabul etti.

Kurtarma görevi

Bu durumda, kayıp mürettebatın güvenli bir kurtarma operasyonunun imkanlarını artırma konusunda ek bir sorumluluğu vardır.

Cantwell bunu, "En büyük önceliğim yakalanmamak" ve "beni kurtarabilecekleri bir yere ulaşmak" diye açıkladı.

Şehirlerde bu yer bir çatı olabilir; kırsal alanlarda ise helikopterlerin inebildiği bir alan olabilir. İdeal olarak, kurtarma operasyonu ilave koruma sağlamak için gece yapılmalıdır.

Amerikalı pilotlar, Cantwell'e göre fırlatma koltuklarında veya uçuş kıyafetlerinde "bazı temel gıda malzemeleri, su, bazı hayatta kalma ekipmanları ve iletişim cihazları" içeren küçük bir çanta taşırlar; "bunlar, mümkün olan en kısa sürede kurtarılmanızı sağlayacak şeylerdir."

Eski pilot, F-16'yı kullanırken yanında bir tabanca da taşıdığını belirtti.

Bu arada, arama kurtarma personeli yüksek alarmda ve sürekli teyakkuz halinde bulunuyor; örneğin, 1993'te Somali'nin başkenti Mogadişu'da bir Amerikan helikopterinin düşürüldüğü "Kara Şahin Düşürme Operasyonu"na katılan emekli Başçavuş Scott Waltz gibi.

Waltz, “Herhangi bir operasyon gerçekleştirilmeden önce… her zaman bir muharebe arama ve kurtarma planı vardır,” diye vurguladı.

Buna paralel olarak, kayıp pilotun yeri ve durumuyla ilgili olarak, “insan istihbaratından görüntülere… ve arama ve sinyal istihbaratında kullandığımız tüm farklı insansız hava araçlarına kadar her şeyden” elde edilen çok miktarda istihbarat toplanıyor ve analiz ediliyor… tüm bunlar bu kişiyi bulmaya çalışmak için kullanılıyor.

Konum belirlendikten sonra, ekip üyeleri onları olay yerine taşıyan helikopterlerde acil bir kurtarma planı hazırlarlar.

Waltz, "Nişancılar tehditleri tespit edip arar, pilotlar iniş yeri arar ve biz de düşen pilotla temas kurarız" dedi. Ona ulaştıklarında, aradıkları kişi olup olmadığını teyit ederler ve tıbbi ihtiyaçlarını değerlendirirler.

Ekip, öncelikle "karşı karşıya olduğumuz acil tehlikenin niteliğini, onu kurtarmak için ne kadar zamanımız olduğunu ne tür yaralanmaları olduğunu" hızlı bir şekilde değerlendiriyor ve ardından olay yerinde gerekli tedavi türüne ve miktarına karar veriyor veya tehdidin büyüklüğüne bağlı olarak hemen ayrılmamız gerekip gerekmediğine karar veriyor.


Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
TT

Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, "Suriye'de akredite edilmiş büyükelçiliklere ve diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı veya yaklaşma girişimini kesin ve kararlı bir şekilde reddettiğini" teyit ederek, bu misyonların "uluslararası hukuk ve diplomatik anlaşmalar kapsamında korunduğunu ve devletler ile halklar arasındaki ilişkilerin sembolü olduğunu" vurguladı.

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre bakanlık ayrıca "ülkelere hakaret eden veya sembollerini zedeleyen her türlü slogan veya eylemi kategorik olarak reddettiğini ve kınadığını" ifade ederek, bu davranışın karşılıklı saygı ve uluslararası iş birliği ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Vatandaşların görüşlerini ifade etme haklarına saygı çerçevesinde, Bakanlık, kamu güvenliğinin korunmasına tam bağlılıkla, yürürlükteki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde bu hakkın kullanılmasının önemini teyit eder ve istikrarı bozabilecek veya elçilikleri ve akredite diplomatik merkezleri etkileyebilecek veya bunlara yaklaşabilecek her türlü uygulamadan uzak durulmasını şart koşar.”

Bu açıklama, İslamcı bir fraksiyonun destekçilerinin, eski rejime karşı ayaklanma sırasında silahlı bir gruba komuta eden Suriyeli bir liderin tutuklanmasını protesto etmek için Şam'daki BAE büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemesinden bir gün sonra yapıldı. Protesto sırasında büyükelçilik binasına taş atıldı.


Aquarabia Qiddiya 23 Nisan’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak

Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
TT

Aquarabia Qiddiya 23 Nisan’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak

Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın güneybatısında bulunan Qiddiya şehri, bölgenin en büyük su parkı olan ikinci eğlence tesisi Aquarabia’nın resmi açılış tarihini 23 Nisan Perşembe olarak açıkladı. Bu adım, şehrin eğlence, spor ve kültür alanında uluslararası bir destinasyon olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Şehir, her yaştan ziyaretçiyi su maceralarıyla dolu ayrıcalıklı bir deneyim yaşamaya davet ediyor. Parkta 22 yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. Bunlardan dördü dünya rekoru kıracak nitelikte, ziyaretçilere heyecan ve yaratıcılığı bir arada sunuyor.

Aquarabia Qiddiya, 250 bin metrekareden fazla alan üzerine kurulmuş ve Suudi Arabistan’ın doğal ve ekolojik çeşitliliğinden ilham alan sekiz farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bu tasarım, mekânın kimliğini yansıtarak ziyaretçilere kapsamlı ve sürükleyici bir deneyim sunuyor.

Park, heyecan ve macera arayanlardan, rahat bir ortamda aileleriyle vakit geçirmek isteyenlere kadar, tüm ziyaretçi profillerine hitap eden seçenekler sunuyor. Ayrıca parkta yedi ‘kuru’ eğlence oyunu ve deneyimi de bulunuyor; bu da ziyaretçilere eğlence çeşitliliği ve alternatif aktiviteler sunuyor.

Daha özel ve lüks bir deneyim arayan ziyaretçiler için Aquarabia Qiddiya, 91 adet lüks kabin sunuyor. Park ayrıca misafirlere bekleme kuyruklarını atlayarak daha akıcı bir deneyim sağlayan ‘AquaFast Pass’ hizmeti de sağlıyor.

Aquarabia Qiddiya, heyecan ve yeniliğin eşsiz bir karışımını sunuyor. (SPA) Aquarabia Qiddiya, heyecan ve yeniliğin eşsiz bir karışımını sunuyor. (SPA)

Parkta ayrıca yiyecek ve içecek sunan 24 farklı nokta bulunuyor; buralarda yerel ve uluslararası lezzetlerden oluşan geniş bir yelpaze sunuluyor. Ziyaretçiler, yüzme ekipmanları, güneşten koruyucu ürünler ve hediyelik eşya temin edebilecekleri yedi perakende mağazasından da faydalanabiliyor; bu da gün boyu süren deneyimi tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Aquarabia Qiddiya her gün 12.00 – 20.00 saatleri arasında hizmet verecek, her cuma ise kadınlara özel bir gün olarak ayrılacak. Giriş bileti, park içindeki tüm oyun ve tesisleri kapsıyor; yalnızca ‘sörf’ deneyimi ekstra olarak satın alınabiliyor.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a 40 dakikalık mesafede, Tuveyk Dağı eteklerinde konumlanan Qiddiya, en kapsamlı eğlence projelerinden biri olarak öne çıkıyor. Projenin, ülke ekonomisine katkı sağlaması ve Vizyon 2030 hedeflerine destek olması bekleniyor.

Qiddiya, tamamen ‘Oyunun Gücü’ (Power of Play) konsepti üzerine inşa edilen ilk küresel destinasyon olma özelliğini taşıyor. 334 kilometrekarelik alanda yer alan şehir, eğlence, spor ve kültürü bir araya getirerek dünyada eşi benzeri olmayan bir deneyim sunuyor.

Şehir, 29 Aralık 2025’te ilk büyük eğlence tesisi olan ‘Six Flags’ parkını resmi olarak açtı. Bu park, Kuzey Amerika dışında dünyada bu ünlü markayı taşıyan ilk tesis olma özelliğine sahip ve altı farklı alan içinde toplam 28 oyun ile ziyaretçilerine her biri kendine özgü bir deneyim sunuyor.