Hükümet, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların verileri, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik savaşının başlamasından 3 yıl sonra bölge halkının yaşadığı sıkıntının boyutlarını ortaya koyuyor. Durmaksızın artan can kayıplarının yanı sıra insani ve ekonomik krizler de Filistin-İsrail çatışmasının tarihindeki en ağır seviyelere ulaştı.
Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından dün, 7 Ekim’in üçüncü yıl dönümü dolayısıyla yayımlanan güncel verilere göre, toplam can kaybı 74 bin 250’ye, yaralı sayısı ise 175 bin 278’e ulaştı. Toplam can kaybı içinde, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmesi öngörülen ateşkes anlaşmasının ilan edilmesinin ardından İsrail’in sistematik ihlalleri sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı bin 467 olarak kaydedildi.

Sağlık Bakanlığı ve Sivil Savunma Müdürlüğü ekiplerinin belgelenmiş verilerine göre yaklaşık 13 bin kişi hâlâ kayıp. Bunlardan 8 bininin İsrail güçlerinin bombalayarak yıktığı ev ve binaların enkazı altında bulunduğu tahmin ediliyor. Diğer 5 bin kişinin akıbeti ise bilinmiyor. Bu kişilerin yollarda hayatını kaybedenler arasında bulunup cesetlerinin ortadan kaybolmuş olabileceği ya da gözaltına alınarak İsrail hapishanelerinde zorla kaybedilmiş olabileceği belirtiliyor.
Uzuv kaybı, engellilik ve yetimlik
Yayımlanan istatistiklere göre savaş, 5 bin ampütasyon vakasına ve 300 sinir sistemi ile omurilik yaralanmasına yol açarken, 10 bin kişinin zorlu koşullar altında yoğun ve uzun süreli rehabilitasyona ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Hastaneler ise tekrarlanan saldırıların yanı sıra çeşitli tıbbi ekipman ve kaynak eksikliği nedeniyle ağır koşullarla karşı karşıya bulunuyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) raporunda, savaşın başlamasından bu yana Gazze’de yaralanan her dört Filistinliden birinin ampütasyon, omurilik yaralanması ve travmatik beyin hasarı da dahil olmak üzere hayatını değiştirebilecek bir yaralanmayla yaşamını sürdürdüğü tahmin ediliyor. Raporda çocukların ampütasyon vakalarının yüzde 18’ini, omurilik ve travmatik beyin yaralanmalarının ise yüzde 31’ini oluşturduğu kaydediliyor.
Gazze Şeridi’ndeki Sosyal Kalkınma Bakanlığı verilerine göre savaş koşulları nedeniyle özel gereksinimli kişi sayısı 16 bin 963’e ulaştı. Bu kişilerin, özel ihtiyaçlarına yönelik gereksinimlerin karşılanmasındaki eksiklikler nedeniyle savaş, yerinden edilme ve tesislerin yıkılmasından en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldığı belirtiliyor.

Savaş, babalarını veya annelerini kaybeden 71 bin 846 çocuğu yetim bıraktı. Sosyal Kalkınma Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, bu çocukların uzun vadeli koruma ve bakıma en fazla ihtiyaç duyan gruplar arasında yer aldığı belirtildi.
Eşlerini kaybeden dul kadınların sayısı ise 64 bin 413’e ulaştı. Bu kadınlar, istihdam ve gelirlerin gerilediği, yaşam maliyetlerinin arttığı koşullarda ağırlaşan ekonomik ve ailevi sorumluluklarla karşı karşıya kaldı.
Bakanlık verileri, savaş sırasında Gazze Şeridi’nde kadınların geçimini sağladığı hane sayısında büyük artış yaşandığını gösteriyor. Bu hanelerin sayısının yaklaşık 86 bine ulaştığı ve bunun bölgedeki hanelerin yaklaşık dörtte birine denk geldiği tahmin ediliyor. Bakanlık, bu ailelerin yalnızca acil yardımlarla sınırlı kalmayan kapsamlı programlara ihtiyaç duyduğuna dikkat çekerek düzenli nakdi yardım, gıda, barınma, sağlık hizmetleri, psikolojik destek, kadınların ekonomik açıdan güçlendirilmesi ve çocukların ihtiyaçlarının karşılanması gibi desteklerin sağlanması gerektiğini belirtti. Bu ailelerin korunmasının, toplumu uzun vadeli sosyal ve ekonomik bozulmadan korumanın en önemli yollarından biri olduğu ifade edildi.
19 binden fazla öğrenci hayatını kaybetti
Savaş, eğitim süreçlerini de farklı boyutlarıyla ağır şekilde etkiledi. Ramallah’taki Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre, savaşın 3 yılı boyunca 19 bin 189’dan fazla okul öğrencisi ile bin 386 üniversite öğrencisi hayatını kaybetti. Yaralananların sayısı ise okul öğrencilerinde 28 bin 586, üniversite öğrencilerinde 3 bin 82 olarak kaydedildi.
Okullardaki eğitim ve idari personelden 805 kişi hayatını kaybederken, 3 bin 298 kişi yaralandı. Üniversitelerde ise öğretim görevlileri ve çalışanlardan 246 kişi yaşamını yitirdi, bin 493 kişi yaralandı.
İsrail güçleri Gazze Şeridi’nde 179’dan fazla devlet okulunu tamamen yıkarken, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) bağlı 105’ten fazla okul bombalanarak yıkıldı. Ayrıca 63’ten fazla üniversite binası tamamen tahrip edildi.

İsrail okulları hedef almakla kalmadı; hastaneler, klinikler ve çeşitli sağlık merkezlerini de bombalayarak ve yıkarak sağlık altyapısını hedef aldı. Gazze Şeridi’nin en önemli sağlık merkezlerinden Şifa Tıp Kompleksi de neredeyse tamamen yıkıldı.
Sağlık Bakanlığı’na göre savaş sırasında bin 800’den fazla sağlık tesisi tamamen veya kısmen yıkılarak hasar gördü.
OCHA’nın verilerine göre, Gazze Şeridi’ndeki sağlık tesislerinin yaklaşık yüzde 42’si şu anda faaliyet gösteriyor ve bunların çoğu yalnızca kısmi hizmet sunabiliyor. Sağlık sisteminin yeniden rehabilite edilmesi için gerekli ekipman ve malzemelerin bölgeye girişine yönelik kısıtlamalar da süreci engelliyor.
Sağlık Bakanlığı’na göre ilaç ve tıbbi ekipman konusunda son derece ciddi bir eksiklik yaşanıyor. Bölgedeki ilaçların yüzde 50’sinin stokları tamamen tükendi. Kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan 300’den fazla ilaç çeşidi bulunamazken, tıbbi sarf malzemelerinde yüzde 70, laboratuvar malzemelerinde ise yüzde 80 oranında açık bulunuyor.
Hasar gören camiler ve kiliseler
Camiler ve kiliseler de saldırılardan kurtulamadı. Savaş öncesinde Gazze Şeridi’nde bulunan bin 275 camiden bin 77’si tamamen yıkılırken, 191 camide kısmi hasar meydana geldi. Ayrıca 3 kilise hedef alınarak ağır hasar gördü.
Barınma merkezlerinde yerinden edilmiş 258 bin 927 aile bulunuyor. Bu aileler, Gazze Şeridi’ndeki tüm vilayetlere yayılan 2 bin 90 barınma merkezinde yaşıyor. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bu kamplar ve merkezler büyük risklerle karşı karşıya bulunuyor.
Sosyal Kalkınma Bakanlığı, yerinden edilmiş kişilerin acil müdahaleye ve barınma için gerekli tüm ihtiyaçların karşılanmasına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bakanlık, bu kişilerin çoğunun yoksul ve düşük gelirli ailelerden oluştuğuna dikkat çekerek, gelir kaynaklarının kaybedilmesi, yaşam maliyetlerinin artması ve konutların zarar görmesi nedeniyle biriken sorunlarla karşı karşıya olduklarını ifade ediyor.

Gazze’deki hükümet medya ofisinin verilerine göre, 1,5 milyon yerinden edilmiş kişi yıpranmış çadırlarda yaşıyor. Gazze Şeridi’nde yaklaşık 270 bin çadır bulunurken, bunların 162 bini yıpranmış ve kullanılamaz durumda. Bu oran yüzde 60’ı aşarken, kış mevsiminin yaklaşmasıyla insani bir krizin daha yaşanabileceği belirtiliyor.
Ofis ayrıca, aralarında bazı kişilerin mecburen yaşamaya devam ettiği 255’ten fazla çatlak ve yıkılma riski bulunan binanın bulunduğunu belirtti. Bu binaların bazılarının çökerek can kayıplarına yol açmasından endişe ediliyor.
Hastalıklar ve salgınlar
Savaş sırasında özellikle yerinden edilmiş kişiler arasında çeşitli hastalık ve salgınlar yayılırken, bunların bazıları yerinden edilme kamplarındaki aşırı kalabalık ve diğer olumsuz koşullar nedeniyle onlarca yıldır görülmüyordu.
OCHA’nın aktardığı verilere göre, bulaşıcı hastalıklar son aylarda sağlık tesislerine yapılan toplam tıbbi başvuruların yüzde 18’inden fazlasını oluşturdu. Bildirimi zorunlu hastalık vakalarının yüzde 52’sini akut solunum yolu enfeksiyonları oluştururken, bunu yüzde 28 ile cilt enfeksiyonları ve yüzde 20 ile akut sulu ishal izledi. Son dönemde bir yeni akut flask paralizi vakası tespit edilmesiyle, 2026’nın başından bu yana toplam vaka sayısı 22’ye yükseldi.

Bundan birkaç gün önce OCHA, 2 Ağustos ile 12 Eylül tarihleri arasında 45 bin 190 impetigo vakası kaydedildiğini belgeledi. Özellikle çocuklarda görülen, son derece bulaşıcı bakteriyel bir cilt enfeksiyonu olan impetigo, söz konusu dönemdeki toplam tıbbi başvuruların yüzde 2,5’ini oluşturdu.
Bu vakalar, Gazze’deki su ve kanalizasyon koşullarıyla da bağlantılı. Ağustos ayında sağlık kuruluşları, bölgenin farklı noktalarından 938 su numunesi topladı. Sonuçlar, numunelerin yüzde 73’ünden fazlasının Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerdiği bakiye klor seviyelerini karşılamadığını, yüzde 18’inde ise mikrobiyal kirlilik bulunduğunu ortaya koydu.
Bu kapsamda Gazze Belediyesi, kentteki 6 atık su arıtma tesisinin tamamının hizmet dışı olduğunu, pompa istasyonlarının yüzde 70’inin ise çalışmadığını açıkladı. Her gün 150 bin metreküpten fazla arıtılmamış atık suyun çevreye bırakıldığını belirten belediye, yağış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bu durumun özellikle yerinden edilme bölgelerinde kirlilik ve hastalıkların yayılma riskini artırdığı uyarısında bulundu.
Gıda güvenliği
Gıda güvenliğine ilişkin veriler, Gazze Şeridi’nde 1,2 milyondan fazla kişinin kriz düzeyinde veya daha kötü seviyede gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Sosyal Kalkınma Bakanlığı verilerine göre, ulusal yardım sistemi kapsamında 530 bin hane yardım ihtiyacıyla kayıtlı bulunuyor.
Gazze Şeridi nüfusunun yaklaşık yüzde 59’una denk gelen 1,2 milyon kişi, Nisan-Haziran 2026 döneminde kriz düzeyinde veya daha kötü seviyede gıda güvensizliği yaşadı. Bu sayının yıl sonuna kadar 1,4 milyonun üzerine, yani nüfusun yüzde 67’sine ulaşması bekleniyor. Bakanlık, bu rakamların Gazze’deki yoksulluğun artık yalnızca gelir kaybıyla sınırlı olmadığını; gıda, barınma, sağlık, eğitim, korunma ve temel hizmetlere erişimle de doğrudan bağlantılı hale geldiğini belirtti.

Hükümet medya ofisinin verilerine göre, kırılgan ateşkesin ilan edilmesinin ardından İsrail, anlaşma kapsamında bölgeye girmesi öngörülen 210 bin 600 insani yardım, yardım malzemesi ve yeniden imar ekipmanı taşıyan tırdan yalnızca 72 bin 826’sının girişine izin verdi. Bu rakam, anlaşmaya uyum oranının yüzde 35’in altında kaldığı anlamına geliyor.
Ekonomik çöküş
Savaş, sivil hizmetlerin yanı sıra ekonomiyi de ağır şekilde etkilerken, ekonomik işletmelerin yüzde 92’sinden fazlası yıkıldı veya hasar gördü.
Filistin Merkezi İstatistik Bürosu ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) verilerine göre savaş öncesinde ticaret, ekonomik işletmelerin yaklaşık yüzde 56’sını oluşturuyor ve çalışanların yaklaşık yüzde 45,5’ini istihdam ediyordu. 2023’ün üçüncü çeyreğinde işsizlik yüzde 45 seviyesindeyken, yoksulluk oranı yüzde 63’ü aşmıştı.

Büyük çaplı yıkımın yaşandığı 3 yılın ardından reel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) 2024’te yaklaşık yüzde 83 küçüldü. Kişi başına düşen GSYİH 2025’te 212 dolara gerilerken, işsizlik oranı savaş öncesindeki yüzde 45 seviyesinden 2026’da yaklaşık yüzde 80’e yükseldi.
Üretim sektörlerinde tarım ve sanayi üretimi ayrı ayrı yaklaşık yüzde 94 azalırken, inşaat sektöründeki faaliyet 2022’ye kıyasla yüzde 99 geriledi. Eylül 2026’da fiyatlar, Ekim 2023 öncesindeki seviyelerin yaklaşık yüzde 207 üzerine çıkarken, Gazze’de toplam tüketim 2025’te 2023’e kıyasla yüzde 81 azaldı.





