The Marvels'ın yıldızından gişe fiyaskosu yorumu

Marvel'ın son filmi, Marvel Sinematik Evreni (MSE) tarihindeki en kötü hafta sonu açılışını yapmıştı

Brie Larson, Iman Vellani ve Teyonah Parris'le birlikte The Marvels'ın başrolünde (Laura Radford/Marvel Studios)​​​​​​​
Brie Larson, Iman Vellani ve Teyonah Parris'le birlikte The Marvels'ın başrolünde (Laura Radford/Marvel Studios)​​​​​​​
TT

The Marvels'ın yıldızından gişe fiyaskosu yorumu

Brie Larson, Iman Vellani ve Teyonah Parris'le birlikte The Marvels'ın başrolünde (Laura Radford/Marvel Studios)​​​​​​​
Brie Larson, Iman Vellani ve Teyonah Parris'le birlikte The Marvels'ın başrolünde (Laura Radford/Marvel Studios)​​​​​​​

The Marvels'ın yıldızı Iman Vellani yakın zamanda verdiği bir röportajda filmin gişedeki başarısızlığıyla ilgili soruyu geri çevirdi.

Ms. Marvel'in 21 yaşındaki yıldızı Vellani, Marvel Sinematik Evreni'nin (MSE) son filminde Brie Larson ve WandaVision'dan Teyonah Paris'le birlikte rol alıyor.

Önceki haftalarda sinemalarda gösterime girmesinden bu yana film, MSE'nin 32 filmlik tarihindeki en kötü hafta sonu açılışını yaparak talihsiz bir unvan almıştı.

Vellani, filmin performansıyla ilgili Yahoo!'ya "Benim kontrolümde bile olmayan bir şeye odaklanmak istemiyorum çünkü ne anlamı var ki?" dedi.

Bu [Disney'in CEO'su] Bob Iger'ı ilgilendirir.

En az 220 milyon dolarlık bir bütçe ayrıldığı bildirilen The Marvels, ABD'deki açılış hafta sonunda (10 Kasım) 47 milyon dolar hasılat elde etti. Filmin dünya çapında 161 milyon dolar hasılat yapması üzerine bazı yayın organları yapımı, gişe fiyaskosu diye tanımladı.

Vellani, "[Gişenin] benimle hiçbir ilgisi yok" diye ekledi.

Nihai eserden memnunum ve değer verdiğim kişiler de filmden keyif aldı. Bu filmi izlerken gerçekten iyi vakit geçirdim ve bu tür filmlerden isteyebileceğimiz tek şey de bu. Süper kahramanlar var, uzayda geçiyor, pek derin bir film değil ve takım çalışması ve kız kardeşlik hakkında. Eğlenceli bir film ve bunu başkalarıyla paylaşabildiğim için çok mutluyum.

Hayranların şikayet ettiği "Marvel yorgunluğu" nedeniyle The Marvels'ın gişede kötü performans göstereceği, gösterime girmesinden önce tahmin ediliyordu.

Gişede hezimete uğradığının bildirilmesinin ardından internet trolleri, filmin başarısızlığını kutlamıştı. Üretken korku yazarı Stephen King, "The Marvels'ın reddedilmesinin bir kısmının ergen erkek hayranların nefretinden kaynaklanabileceğini" öne sürerek filmi savunmuştu.

King, "Bilirsiniz işte; 'Iyy! KIZLAR!'" demişti.

Neden başarısızlığa sevinelim ki?

Filmin yönetmeni DaCosta, Marvel'ın en genç ve ilk siyahi kadın yönetmeni olarak tarihe geçti. Larson'ın başrolünü üstlendiği filmde canlandırdığı karakter olan süper kahraman Captain Marvel, Vallani'nin hayat verdiği Ms. Marvel ve Paris'in Monica Rambeau'suyla güçlerinin birbirine karışması sonucu ekip oluyor.

Bazı eleştirmenler filmi yerden yere vurarak son perdesi "aceleye getirilmiş" "kopuk kopuk bir karmaşa" diye tanımlasa da The Independent'tan Clarisse Loughrey buna katılmayarak DaCosta'nın "günah keçisi ilan edildiğini" öne sürmüştü.

4 yıldız verdiği eleştirisinde Loughrey "Tanıtımı kötü yapılan bu devam filmi muhteşem" diye yazmıştı.

The Marvels halen sinemalarda.

Independent Türkçe



Vietnam’daki mahsul kıtlığı nedeniyle küresel kahve tedariği tehdit altında

Kenya’nın Nyeri ilçesindeki bir kahve üreticisi kahve çekirdeklerini boşaltıyor (Reuters)
Kenya’nın Nyeri ilçesindeki bir kahve üreticisi kahve çekirdeklerini boşaltıyor (Reuters)
TT

Vietnam’daki mahsul kıtlığı nedeniyle küresel kahve tedariği tehdit altında

Kenya’nın Nyeri ilçesindeki bir kahve üreticisi kahve çekirdeklerini boşaltıyor (Reuters)
Kenya’nın Nyeri ilçesindeki bir kahve üreticisi kahve çekirdeklerini boşaltıyor (Reuters)

Mahsulün azalmasının yanı sıra artan yerel ve küresel talebin arz üzerinde baskı yaratması nedeniyle, dünyanın hazır içecekler ve espressoda kullanılan Robusta çeşidinin en büyük üreticisi olan Vietnam’dan daha da az kahve alması bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre, Vietnam Kahve Kakao Birliği Başkan Yardımcısı Do Ha Nam, Ho Chi Minh şehrinde düzenlenen bir konferansta konuya değindi.

Do Ha Nam, ülkenin mevcut mahsulden, bir önceki yılki 1,78 milyon tona kıyasla, 1,6 milyon ila 1,7 milyon ton kahve çekirdeği üretmesinin beklendiğini söyledi. 

Bir önceki mahsulden elde edilen stoğun neredeyse tükendiğini de vurguladı.

Bu tahminler, halihazırda günlük içecek fiyatlarının artmasıyla karşı karşıya olan kahve tüketicileri için kötü haber.

Bu yılın başlarında, Londra’daki Robusta vadeli işlemleri, arz eksikliği nedeniyle en az 2008’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. 

Yalnızca geçen ay yüzde 10’dan fazla artış göstererek, ocak ayından bu yana en büyük artışı kaydetti.

Aynı zamanda ülkenin en büyük ihracatçılarından Intimex Group’un Başkanı olan Nam’a göre, Vietnam’daki tarım alanları, özellikle Dak Lac ve Dak Nong gibi kilit eyaletlerde daralıyor ve bazı bölgelerde verim de düşüyor.

Kahve ağaçları

Nam, çiftçilerin durian ve avokado gibi daha karlı mahsuller için kahve ağaçlarını kesmesi nedeniyle, Tarım Bakanlığı’nın önceki 700 bin hektarlık tahminiyle karşılaştırıldığında, ülkedeki toplam kahve alanının muhtemelen yaklaşık 600 bin hektar olduğunu söyledi.

Vietnam Kahve Kakao Birliği Başkanı Nguyen Nam Hai ise aynı konferansta, Vietnam’ın ihracatının 2023-2024 sezonunda, bir önceki yıl kaydedilen 1,66 milyon tondan yüzde 15 oranında düşebileceğini dile getirdi.

Söz konusu yetkili, kasım sonu itibarıyle hasadın yüzde 50 oranında tamamlandığını, yerel fiyatların da geçen yıla göre yüzde 40’ın üzerinde arttığını ifade etti.

Nam Hai’ye göre, herhangi bir zaman çerçevesi belirtmeden, hazır kahve tesisleri tam kapasiteye ulaştığında, yerel çekirdek tüketimi mevcut 260 bin tondan, yılda 350 bin ila 400 bin tona yükselebilir.


99 yaşında ölen milyarder Munger'a göre uzun ve mutlu hayatın sırrı

Munger, 1 Ocak 1924'te Nebreska'da dünyaya gelmişti (Reuters)
Munger, 1 Ocak 1924'te Nebreska'da dünyaya gelmişti (Reuters)
TT

99 yaşında ölen milyarder Munger'a göre uzun ve mutlu hayatın sırrı

Munger, 1 Ocak 1924'te Nebreska'da dünyaya gelmişti (Reuters)
Munger, 1 Ocak 1924'te Nebreska'da dünyaya gelmişti (Reuters)

99 yaşında ölen milyarder Munger, 100. doğum gününde yayımlanması planan röportajında uzun ve başarılı hayata dair tek tavsiyesinin "Çılgınlıktan uzak durmak" olduğunu söylemişti.

Dünyaca ünlü ABD'li yatırımcı ve Berkshire Hathaway'in başkan yardımcısı Charlie Munger, 28 Kasım'da hayatını kaybetti.

Munger, ömrünün yaklaşık 45 yılını milyarder Warren Buffett’in sağ kolu olarak geçirmişti.

Forbes'a göre 93 yaşındaki Buffet'in en güvendiği kişi olarak bilinen Munger, öldüğünde 2,2 milyar dolarlık serveti de geride bıraktı.

14 Kasım'da CNBC'den Becky Quick'e konuşan Munger, röportajdan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.

Kendisine, uzun ve başarılı yaşamının sırrı sorulduğunda "Bilmiyorum" diyen Munger, tek bir tavsiye vermeyi tercih etti.

Munger her zaman dikkatli adımlar attığını, kişisel hayatı ve kariyerinde bariz belli risklerden kaçındığını söyledi:

Ne pahasına olursa olsun çılgınlıktan uzak durun. Deliliğe kaymak kolaydır. Sadece kaçın, kaçın, kaçın.

Munger'ın bahsettiği delilik tam olarak neydi?

2018'de katıldığı bir programda Buffet, aynı zamanda yakın arkadaşı olan Munger'ın çılgınlıkla ilgili düşüncelerini şöyle aktarmıştı:

Ortağım Charlie, akıllı bir insanın iflas etmesinin yalnızca üç yolu olduğunu söylüyor: İçki, kadınlar ve kaldıraç.

Buffet kaldıraçla, hisse senetlerine yatırım yapmak ya da başka bir işi satın almak için borç alma stratejisine atıfta bulunmuştu.

Öte yandan Munger, bazı "kötü alışkanlıkların" çok iyi insanların başını belaya sokabildiğini belirtmişti.

Hayatında birkaç kez içki ve sigara içtiğini belirten Munger, çevresindeki alkolizm problemine de dikkat çekerek kendisinin bu duruma düşmekten hoşlanmayacağını söylemişti.

Başarısızlığın her türünden hayatı boyunca kaçtığını ifade eden Munger, her zaman çok ihtiyatlı olduğunu söyledi. 

Peki merhum milyarderin kötü alışkanlığı hiç mi yoktu?

Elbette vardı.

Munger asla vazgeçemediği iki alışkanlığının krokan ve diyet kola olduğunu ifade etmişti:

Eminim diyet kola hayatımı biraz kısaltıyor ama umrumda değil.

Independent Türkçe


ABD'de "daha fazla izlenmek" için kasıtlı uçak kazası yapan Youtuber'a 6 ay hapis cezası

(Trevor Jacob YouTube kanalı)
(Trevor Jacob YouTube kanalı)
TT

ABD'de "daha fazla izlenmek" için kasıtlı uçak kazası yapan Youtuber'a 6 ay hapis cezası

(Trevor Jacob YouTube kanalı)
(Trevor Jacob YouTube kanalı)

California Eyalet Savcılığı, kasıtlı yaptığı kazayı Youtube'da yayınlayan Jacob'a ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, "daha fazla izlenme sayısı için" kasıtlı kaza yapan Jacob'ın "federal bir soruşturmayı engellemek amacıyla delil yok etmek ve gizlemekle" suçlandığı belirtildi.

Jacob'ın, bölge yargıcı tarafından 6 ay hapis cezasına çarptırıldığı kaydedildi.

Olay

Jacob, Kasım 2021'de üzerine kamera yerleştirilmiş bir uçakla yanına paraşüt ve özçekim çubuğu alarak Santa Barbara bölgesindeki Lompoc City Havaalanı'ndan tek başına kalkış gerçekleştirmişti.

Kalkıştan 35 dakika sonra Los Padres Ulusal Ormanı üzerinde paraşütüyle uçaktan atlayan Jacob, özçekim çubuğuyla iniş anını, uçağa yerleştirdiği kameralarla da uçağın düşüş anını kayıt altına almıştı.

Jacob, olayı Ulusal Ulaşım Güvenliği Kuruluna bildirmiş, kurul kendisine enkazı kaldırması gerektiğini belirtmişti.

Daha sonra helikopterle olay yerine dönen Jacob, enkazı kaldırmış ve delilleri yok etmişti.

Youtube'da Aralık 2021'de görüntüleri yayınlayan Jacob'ın pilotluk lisansı geçen yıl iptal edilmişti.

Trevor Jacob, videoyu bir ürün sponsorluğu anlaşmasının parçası olarak çektiğini ve fazla görüntülenme almak için kazayı kasıtlı gerçekleştirdiğini söylemiş, "federal bir soruşturmayı engellemek amacıyla delil yok etme ve gizleme" suçunu kabul etmişti.

Bölge Savcılığı, Jacob'un "varış noktasına ulaşma niyetinde olmadığını, uçuş sırasında uçaktan paraşütle atlamayı ve uçağı düşerken kayda almayı planladığını" ifade etmişti.


Yemekte "tokatlanmak" isteyenler, bu arzularına para ödeyip kavuşuyor

Restoranda atılan tokadın şiddetine göre ücret de değişiyor (Pixabay)
Restoranda atılan tokadın şiddetine göre ücret de değişiyor (Pixabay)
TT

Yemekte "tokatlanmak" isteyenler, bu arzularına para ödeyip kavuşuyor

Restoranda atılan tokadın şiddetine göre ücret de değişiyor (Pixabay)
Restoranda atılan tokadın şiddetine göre ücret de değişiyor (Pixabay)

Japonya'da bir restoran, yemeğiyle birlikte tokatlanmak isteyen müşterilerinin 300 yen (60 TL) karşılığında bu arzusunu yerine getiriyor. 

Nagoya'daki bir restoranda kimonolu kadın garsonlar, her gün kendilerini ziyarete gelen müşterilere sert bir deneyim yaşatıyor. 

Geleneksel Japon meyhanesi İzakaya'da sunulan bu hizmet, yer yer müşterileri sandalyelerinden düşürüyor, mekandan tuhaf seslerin yükselmesine neden oluyor. 

2012'de açılan Shachihoko-ya adlı mekan, geleneksel alışkanlıkların yavaş yavaş popülerliğini kaybetmesi nedeniyle kapanmanın eşiğine gelmişti. 

Daha sonra restoran sahipleri, yemek ve içki dışında tokat servisi de sunarak işleri tersine döndürdü. 

Hatta tersine döndürmekle kalmadı, popülerliğini katladı.

Restoran sahipleri, aperatif olarak tokat yemek isteyen müşterilerini memnun etmek için yeni personel de istihdam etti. 

Kızarmak isteyenler daha fazla ödüyor

Restoranda sadece kadın garsonların tokat atmasına izin veirliyor. 

Yanaklarının kızarmasını isteyen müşterilerin 500 yen (100 TL) tutarında ek ücret ödemesi gerekiyor. 

Bölge sakinleri ve turistler, tokat deneyimden keyif aldıklarını söylüyor. 

Nagoya'daki gece hayatının kalbinin attığı Nishiki Sanchome'da yer alan restoran, aynı zamanda personelinin giydiği kostümlerle de nam salmış vaziyette.

Erkek garsonlar, meyhanenin logosundan ilham alan altın rengi tulumlar ve balık şeklinde şapkalar takarken, kadın personel de parlak kimonolar giyiyor.

Independent Türkçe


Evcil hayvan olarak beslenen kurt-köpek kırması bir bebeği öldürdü

Arşiv fotoğrafı: Uzmanlar, kurt-köpek kırmalarının karışık genetik yapısının köpeklerin davranışlarını tahmin etmeyi zorlaştırdığını söylüyor (Mario Massone/Wikimedia)
Arşiv fotoğrafı: Uzmanlar, kurt-köpek kırmalarının karışık genetik yapısının köpeklerin davranışlarını tahmin etmeyi zorlaştırdığını söylüyor (Mario Massone/Wikimedia)
TT

Evcil hayvan olarak beslenen kurt-köpek kırması bir bebeği öldürdü

Arşiv fotoğrafı: Uzmanlar, kurt-köpek kırmalarının karışık genetik yapısının köpeklerin davranışlarını tahmin etmeyi zorlaştırdığını söylüyor (Mario Massone/Wikimedia)
Arşiv fotoğrafı: Uzmanlar, kurt-köpek kırmalarının karışık genetik yapısının köpeklerin davranışlarını tahmin etmeyi zorlaştırdığını söylüyor (Mario Massone/Wikimedia)

Polis, evcil hayvan olarak beslenen bir kurt-köpek kırmasının ABD'nin Alabama eyaletinde üç aylık bir bebeği öldürdüğünü söyledi.

Şerif bürosundan yapılan basın açıklamasında, geçen hafta perşembe günü 13.00 sularında Shelby County'deki Chelsea'de meydana geldiği ve şerif yardımcılarının bir hayvan saldırısıyla ilgili 911 çağrısı aldığı belirtildi.

Hastaneye kaldırılan bebeğin, hayvan saldırısından kaynaklandığından şüphelenilen yaralanmalar nedeniyle öldüğü açıklandı.

Shelby County Şerif Bürosu, bebeğin ailesinin evcil hayvanı olan köpeğe, kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine "ötenazi uygulandığını" ve "daha detaylı inceleme için Auburn'daki Alabama Eyaleti Teşhis Laboratuvarı'na nakledildiğini" söyledi.

Chelsea Belediye Başkanı Tony Picklesimer bebeğin ölümü için aileye başsağlığı diledi. Picklesimer, "Bu talihsiz ve trajik olaydan derin üzüntü duyuyor, aileyi ve olaydan etkilenen herkesin acısını hafifletmek için en derin dua ve temennilerimizi sunuyoruz" dedi.

Alabama'da kurt-köpek kırmasına sahip olmak yasal olsa da, olayın ardından Chelsea Belediye Başkanı bölge sakinlerine bir uyarıda bulundu.

Picklesimer, CNN'e bağlı WBRC'ye yaptığı açıklamada, "Bu bebeğin başına böyle bir şeyin gelmesi düşünülemez. Eğer egzotik bir evcil hayvan sahibi olmayı seçerseniz, bu sadece ailenizin değil komşularınızın da güvende olduğundan emin olmanız için ek bir sorumluluk getirir" dedi 

Alabama, Amerika Birleşik Devletleri'nde egzotik hayvanlara karşı bir yasası olmayan 4 eyaletten biri. Bir kez tadını aldılar mı, doğa her şeyi ele geçiriyor ve bu çok üzücü.

Benzer bir olay 2018'de Virginia'da yaşanmıştı; ailenin evcil hayvan olarak beslediği kurt-köpek kırması bebeklerine saldırmış ve bebeği parçalayarak öldürmüştü. Evcil hayvana daha sonra ötenazi uygulanmıştı.

Uluslararası Kurt Merkezi'ne göre kurt-köpek kırması terimi, bir kurtla evcil bir köpeğin çiftleşmesinden doğan yavruları tanımlamak için kullanılıyor.

Merkez, "Bazıları kurt-köpek kırması ve kurt köpeği terimlerini birbirinin yerine kullanabilir ancak ikisi arasında önemli bir fark var. Kurt köpekleri her zaman kırma değildir ve nispeten yakın bir zamanda kurt atasından üremiş evcil bir köpeği tanımlamak için sıkça kullanılır" diye belirtti.

Kuruluş, ortak atalarına ve melezleşme yeteneklerine rağmen iki türün çok farklı olduğunu açıkladı.

Kurtlar vahşi hayvanlardır ve yiyecek bulmalarını, kendilerini güvende tutmalarını ve yavru üretmelerini sağlayan evrimsel baskılarla şekillenmiştir. Öte yandan köpeklerse kurtlarla ortak bir atadan yüzyıllar süren bir evcilleştirme süreciyle evrimleşmiştir.

Bu süreç boyunca, bir köpeğin davranışı, yaşam döngüsü ve fizyolojisi, bir kurdunkinden kalıcı olarak farklılaşmış ve onları hayatta kalmak için insanlara daha bağımlı hale getirmiştir.

Uluslararası Kurt Merkezi, kırma köpek sahiplerinin evcil hayvanlarının davranışlarını genellikle zorlayıcı bulduklarını belirtti.

Kırma yavruların genetik yapısındaki çeşitlilik, tüm kırmalar arasında geniş bir görünüm ve davranış kalıpları yelpazesine yol açar, dolayısıyla davranışları tutarsız ve daha zor tahmin edilir bir hale gelir.

Independent Türkçe 


52 yıl boyunca firari olan banka soyguncusunun kızı: "Sıkıcı biriydi"

Conrad'ın soygununa ait belgeler, fotoğraflar ve hakkında çıkan arama kararları (AP)
Conrad'ın soygununa ait belgeler, fotoğraflar ve hakkında çıkan arama kararları (AP)
TT

52 yıl boyunca firari olan banka soyguncusunun kızı: "Sıkıcı biriydi"

Conrad'ın soygununa ait belgeler, fotoğraflar ve hakkında çıkan arama kararları (AP)
Conrad'ın soygununa ait belgeler, fotoğraflar ve hakkında çıkan arama kararları (AP)

ABD'de 54 yıl önce banka soyduktan sonra kayıplara karışan ve gerçek kimliği iki yıl önce öldüğünde ortaya çıkan Theodore John Conrad'ın kızı Ashley Randele, babası hakkında bilinmeyenleri anlattı.

Theodore John Conrad, Temmuz 1969'da Oregon'da veznedar olarak çalıştığı bankanın kasasını boşaltmıştı.

Kese kağıdına sakladığı 215 bin dolarla sırra kadem basan Conrad, o saatten sonra Thomas Randele adını kullanmaya başlamıştı. Bu paranın değeri, bugün 1,7 milyon doları buluyor.

Arkadaşları Conrad'ın, Steve McQueen'in zengin bir iş insanının eğlence için Boston'da bir banka soygununu örgütlediği 1968 tarihli The Thomas Crown Affair (Kibar Soyguncu) isimli filminden çok etkilendiğini söylemişti.

Soygundan sonraki 52 yıl boyunca Boston'da yaşayan Conrad'ın eşi ve çocukları hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Ta ki akciğer kanserine yakalanan Conrad, ölüm döşeğinde tüm gerçeği paylaşana kadar.

Conrad'ın ölümüne 6 hafta kala anlattıkları karşısında şoke olduğunu dile getiren Randele, Smoke Screen: My Fugitive Dad adlı podcast yayınında babasıyla son günlerini anlattı.

"Tüm hayatımı sorguladım"

Messenger'a verdiği röportajda, soygunu öğrendikten sonra "Hayatım boyunca tanıdığım bu kişi kim?" diye kendine soru sorduğunu belirten Ashley, şunları söyledi:

Şoke ediciydi ve bunu anlamam birkaç dakikamı aldı. En açık anlamıyla o tipik, şehrin dışında yaşayan, sıkıcı bir babaydı.

71 yaşında ölen babasının kendisine, "Buraya taşındığımda adımı değiştirmek zorunda kaldım ve polis muhtemelen hâlâ beni arıyordur" dediğini aktaran Randele, babasının kendisiyle dalga geçtiğini düşündü.

Randele, bir süre sonra babasının gerçek adını itiraf ettiğini belirterek onu Google'da arattığını ve gerçekle yüzleştiğini söyledi.

Olayı annesi Kathy'e anlattığında kadının şok olduğunu söyleyen Ashley, "10 dakika boyunca aralıksız 'Aman tanrım' deyip durdu" dedi.

Tom'un kimliği hakkında herhangi bir şey bilmeyen yakın arkadaşları da onun ağzından kerpetenle laf alındığını söyledi.

Arkadaşı Brad Anthony, "Kötü bir çocukluk geçirmiş olabileceğini ve bununla ilgili konuşmak istemediğini düşündüm" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe


Büyük reklamverenlerin çekilmesi X’i ne ölçüde etkileyecek?

Milyarder Elon Musk'ı "X" platformu logosunun yanında gösteren kompozit bir görsel (AFP)
Milyarder Elon Musk'ı "X" platformu logosunun yanında gösteren kompozit bir görsel (AFP)
TT

Büyük reklamverenlerin çekilmesi X’i ne ölçüde etkileyecek?

Milyarder Elon Musk'ı "X" platformu logosunun yanında gösteren kompozit bir görsel (AFP)
Milyarder Elon Musk'ı "X" platformu logosunun yanında gösteren kompozit bir görsel (AFP)

Amerikalı milyarder Elon Musk'ın, sahibi olduğu "X" platformunu (eski adıyla Twitter) boykot ettiklerini açıklayan reklamverenlere yönelik sözlü saldırısı, bir grup uzmanın bu boykot sonucunda sosyal ağın iflas etme olasılığına dikkat çekmesi nedeniyle sosyal ağı giderek daha fazla zayıflama tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.

Yaklaşık iki hafta önce Amerikalı milyarder, X’te Yahudileri beyazlara karşı nefreti körüklemekle suçlayan bir gönderiyi onayladıktan sonra uluslararası alanda şiddetli tepkilerle karşılaşmış ve antisemitizmle suçlanmıştı. Musk söz konusu paylaşımla ilgili olarak "asıl gerçek" yorumunda bulunmuştu.

Bunun sonucunda aralarında Apple, Walt Disney, Warner Bros Discovery ve Comcast'in bir yan kuruluşu olan NBCUniversal'ın da bulunduğu büyük Amerikan şirketleri "X" web sitesindeki reklamlarını geçici olarak durdurdu.

Geçtiğimiz Çarşamba günü Musk, New York'ta düzenlenen "DealBook" zirvesi sırasında sert bir dil kullanarak antisemitizmle suçlanmasının ardından X’e reklam vermeyi durduran şirketlere tepki gösterdi. Amerikalı milyarder para ile şantaj yapılmasını reddettiğini ifade etti.

Ayrıca hayranlarının da aynı şekilde bu reklamverenleri boykot edeceğini ima etti.

Ancak reklamverenlerin çekilmesinin "X" platformunu öldürebileceğini ve iflas etmesine neden olabileceğini de kabul etti. Ayrıca Yahudilerin beyazlara karşı nefreti körüklediğine ilişkin yorumu için özür diledi ve bunu "platformda yaptığım en aptalca şey olmasa bile en aptalca şeylerden biri" olarak nitelendirdi.

New York Times, reklamverenlerin göçünün X'e bu yıl 75 milyon dolara mal olabileceğini bildirirken, İngiliz BBC, X'in geçen yılki gelirlerinin yaklaşık yüzde 90'ının reklamlardan geldiğini belirtti.

Pazarlama danışmanlığı firması Ebiquity'nin müşteri sorumlusu Mark Jay, reklam vermeyi bırakan şirketlerden herhangi birinin tekrar X'e döneceğine dair bir işaret olmadığını söyledi.

"Kimse oraya yeniden yatırım yapmak için bir strateji geliştirmedi" diye ekledi.

Pazarlama danışmanlığı firması AJL Advisory'den Lou Pascalis ise Musk'ın reklamverenlere hakaret etmesinin ve onlara küfürle saldırmasının onları platforma geri dönmekten tamamen uzaklaştıracağını söyledi.

Insider Intelligence'dan Jasmine Enberg ise, "X, faturalarını ödeyen şirketlere saldırmanın işin iyi işlemesi için faydalı olmadığını anlamak için uzman olmaya gerek yok. Reklamverenlerin sosyal ağlarda yürüttüğü boykot kampanyalarının çoğunun kısa ömürlü olduğunu, ancak bu boykotun sürebileceğini fark etmiş olabilirsiniz.” açıklamasını yaptı.

Geçtiğimiz Nisan ayında Musk, BBC'ye verdiği bir röportajda reklamcılıktan bahsederken "X" için ücretli aboneliklerin reklam parasının yerini almayacağını söyledi.

Musk, "Yılda 100 dolara abone olan bir milyon insanınız varsa, bu 100 milyon dolar demektir," dedi. "Bu gelir akışı, reklamların getirdiğine kıyasla oldukça küçük."

BBC, Musk'ın X’i iflastan kurtarmak için birkaç seçeneği olduğunu söylüyor.

Musk ayrıca daha düşük faizli ödemeler için bankalarla yeniden pazarlık yapmayı deneyebilir. Ancak yeniden müzakere başarısız olursa, iflas tek seçenek olabilir ve bu noktada bankalar X'in yönetiminde bir değişiklik için baskı yapmaya çalışabilir.

Uzmanlar çarşamba günü Musk, sert bir tavırla, eski Twitter şirketinin mali sıkıntıya girmesi halinde, bunu yapmak için yeterli kapasiteye sahip olsa bile şirketi kurtarmayacağını ima etti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre uzmanlar "Eğer şirket reklamverenlerin boykotu nedeniyle başarısız olursa, iflas edecektir" dedi.


Kalp atışlarını okuyan yapay zeka lazeri kalp dinleme cihazlarının yerini alabilir

İşitme cihazları on dokuzuncu yüzyılın başlarında Fransız cerrah Rene Laennec tarafından icat edildi. (Reuters)
İşitme cihazları on dokuzuncu yüzyılın başlarında Fransız cerrah Rene Laennec tarafından icat edildi. (Reuters)
TT

Kalp atışlarını okuyan yapay zeka lazeri kalp dinleme cihazlarının yerini alabilir

İşitme cihazları on dokuzuncu yüzyılın başlarında Fransız cerrah Rene Laennec tarafından icat edildi. (Reuters)
İşitme cihazları on dokuzuncu yüzyılın başlarında Fransız cerrah Rene Laennec tarafından icat edildi. (Reuters)

Bilim insanları, bir kişinin kalp atışlarını uzaktan okuyabilen ve kardiyovasküler hastalıktan muzdarip olabileceğine dair işaretleri belirleyebilen lazerli bir kamera geliştirdi.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığı habere göre Glasgow Üniversitesi'nden araştırmacılar, yapay zeka ve kuantum teknolojilerinden yararlanan sistemin sağlığımızı izleme şeklimizi değiştirebileceğini söylüyor.

Glasgow Üniversitesi İleri Araştırmalar Merkezi'nden Prof. Dr. Daniele Faccio şunları söyledi: "Bu teknoloji alışveriş merkezlerine yerleştirilerek insanların kalp atışları hızlı bir şekilde ölçülebilir ve bu ölçümler daha sonra çevrimiçi olarak tıbbi kayıtlarına eklenebilir."

Sözlerine şöyle devam etti: "Lazer kalp monitörleri, ev ortamında çeşitli sağlık standartlarını izlemek için bir sistemin parçası olarak bir kişinin evine kurulabilir." Diğer cihazlar arasında kan basıncı anormalliklerini veya Alzheimer hastalığının erken bir belirtisi olan yürüyüşteki ince değişiklikleri takip eden monitörler yer alıyor.

Faccio, bir kişinin kalp atışlarının uzaktan izlenmesinin özellikle değerli olacağını, çünkü üfürümler veya çok hızlı veya yavaş kalp atışları gibi sorunların, felç veya kalp durması riski altında olduklarına dair bir uyarı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Günümüzde doktorlar kalp atışlarını izlemek için stetoskop kullanıyor. Fransız cerrah René Laennec tarafından 19. yüzyılın başlarında icat edilen stetoskop, bir kişinin vücuduna yerleştirildiğinde içeride meydana gelen gürültüyü alan ve dinleyen kişiye tüpler ve kulaklıklar aracılığıyla iletilen ve güçlendirilen disk şeklindeki bir rezonatörden oluşur.

Faccio, "Stetoskopu doğru kullanmak pratik gerektir. Hastanın göğsüne çok fazla baskı uygulanırsa, kalp atışı sinyalleri zayıflar. Aynı zamanda, ana kalp atışının arkasında meydana gelen kusurların önemli işaretlerini sağlayan arka plan üfürümlerini tespit etmek zor olabilir."

Faccio ve ekibi tarafından geliştirilen sistem, saniyede iki bin kare görüntü kaydedebilen yüksek hızlı kameralar içeriyor. Bir kişinin boğazındaki deriye lazer ışını tutulur ve yansımalar, ana atardamar kan geçerken genişleyip daraldıkça derinin tam olarak ne kadar yükselip alçaldığını ölçmek için kullanılır.

Bu küçük dalgalanmaları izlemek bir kalp atışını izlemek için yeterli olmasa da, bu doğruluk şaşırtıcıdır. Bir kişinin göğsünde, örneğin nefes alıp vermesinden kaynaklanan ve kalp atışından gelen sinyalleri bastıracak çok daha büyük başka hareketler meydana gelir.

Faccio, "İşte yapay zeka burada devreye giriyor. Bir kişinin kalp atışının neden olduğu titreşimler dışında her şeyi filtrelemek için gelişmiş bilgisayar sistemleri kullanıyoruz, bu göğsünden gelen diğer seslerden çok daha zayıf bir sinyal olsa bile bir insanın kalp atışının frekansını biliyoruz ve yapay zeka buna odaklanıyor."

Elde edilen sinyallerin analizi, sağlık çalışanlarının kalp atış hızındaki değişiklikleri istatistiksel bir popülasyon ortalamasına göre değil, kişinin kendi kalp davranışına göre tespit etmelerini sağlar. Ekibiyle birlikte LightHearted AI adlı bir startup kuran ve şu anda cihazını geliştirmek için risk sermayesi arayan Faccio, bu sayede cihazın kalpte meydana gelebilecek değişiklikleri tespit etmede ve belirli kusurları belirlemede çok değerli hale geldiğini söyledi.


Gıda ve tarım nasıl iklim değişikliğine neden oluyor?

Beslenme milyarlarca metreküp sera gazı emisyonu üretiyor (Reuters)
Beslenme milyarlarca metreküp sera gazı emisyonu üretiyor (Reuters)
TT

Gıda ve tarım nasıl iklim değişikliğine neden oluyor?

Beslenme milyarlarca metreküp sera gazı emisyonu üretiyor (Reuters)
Beslenme milyarlarca metreküp sera gazı emisyonu üretiyor (Reuters)

Küresel beslenme, her yıl milyarlarca metreküp sera gazı emisyonu üreten ve toplam küresel emisyonların yaklaşık üçte birini temsil eden devasa bir girişimdir.

Gıda üretimi büyük bir iklim sorununa neden olmasına rağmen, bugüne kadar bu sorunu çözmek için çok az çaba sarf edilmiştir.

Dubai'deki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP28, gıda üretiminin iklim üzerindeki etkisinin nasıl azaltılacağının tartışılacağı ilk tam gün olacak ve çevre koruma grupları ülkelere gerçek çözümler üretmeleri için baskı yapıyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre gıda ve tarım sektöründen kaynaklanan emisyonların kaynaklarına ilişkin bazı ayrıntılar aşağıda yer almakta.

Beslenmeden ne kadar emisyon ortaya çıkıyor?

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda sistemlerinin 2019 yılında insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının 17 milyar ton karbondioksit eşdeğerinden veya yüzde 31'inden sorumlu olduğunu açıkladı.

Kuruluş, bunun tarım, arazi kullanımı, mahsul üretimi ve hayvancılıkla ilgili emisyonların yanı sıra aileler tarafından tüketilen gıdaları, geride bıraktıkları atıkları ve çiftliklerde, gıda hazırlamada ve gıda nakliyesinde kullanılan enerjiyi de içerdiğini açıkladı.

Bu sektörlerin toplamda dünyadaki toplam karbondioksit emisyonlarının yüzde 21'ine, dünyadaki toplam metan emisyonlarının yüzde 53'üne ve dünyadaki toplam azot oksit emisyonlarının yüzde 78'ine yol açtığını ifade etti.

Hayvancılık

Hayvancılık en büyük salımcılardan biridir. FAO, küresel hayvancılık faaliyetlerinin insan faaliyetlerinden kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 14,5'ini saldığını açıkladı.

Bu emisyonların yüzde 65'inden, çoğunlukla metan gazı şeklinde olmak üzere, hayvancılık sorumludur. İnek ve koyun gibi geviş getiren hayvanlar yiyecekleri sindirirken geğirme şeklinde metan gazı salgılarlar. Atıkların özellikle büyük havuzlarda depolanması da metan gazı salınımına yol açar.

Emisyonlar ayrıca, toprakta depolanan karbondioksiti serbest bırakan yem bitkileri yetiştirmek için arazinin sürülmesi de dahil olmak üzere hayvan yemi üretimi ve işlenmesinden kaynaklanmakta.

Arazi kullanımı

FAO'ya göre, ormansızlaşma veya turbalıkların sömürülmesi gibi tarımı destekleyen faaliyetler yılda 3,5 milyar ton karbondioksit eşdeğeri salmakta.

Ormanlar, hayvan yetiştirmek veya mahsul yetiştirmek gibi tarımsal amaçlar için temizlendiğinde, depolanan karbon atmosfere salınır.

Örneğin dünyanın en büyük sığır eti ve soya fasulyesi ihracatçısı olan Brezilya'da gıda üretiminden kaynaklanan emisyonların yaklaşık yüzde 80'i ormansızlaşmadan kaynaklanmakta.

Öte yandan asidik torf toprağından oluşan, ölmüş bitkilerden meydana gelmiş sulak turbalık alanların, dünyadaki ormanların iki katı kadar büyük miktarda karbon depolamakta.

Birleşmiş Milletler'in 2021 tarihli bir raporuna göre, turbalık alanların ekin yetiştirmek veya hayvan yetiştirmek gibi amaçlarla kurutulması veya yakılması, insanların neden olduğu tüm emisyonların yaklaşık yüzde 5'inden sorumlu.

Gıda atıkları

Birleşmiş Milletler, dünyada yetiştirilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini, bunun yüzde 13'ünün hasat ve perakende aşamalarında, yüzde 17'sinin ise ev, gıda hizmeti ve perakende sektörlerinde israf edildiğini açıkladı.

Geçtiğimiz Mart ayında yapılan ve Nature Food dergisinde yayınlanan bir araştırma, israf edilen gıdaların, hazırlanırken ve taşınırken tüketilen enerji, nakliye sırasında yok olanlar ve ev buzdolaplarında çürüdükten sonra atılan gıdalar da dahil olmak üzere küresel gıda sisteminin toplam emisyonlarının yarısına neden olduğunu gösterdi.

Bu emisyonların büyük bir kısmı, gıdalar çöp sahalarında çürüdüğünde oluşan metan gazından kaynaklanmaktadır. Çevre Koruma Ajansı'nın yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre, gıda atıkları ABD'deki çöp sahalarındaki katı atıkların yaklaşık yüzde 25'ini oluşturuyor.


Vazosundan anahtarına... Kudüs, Feyruz ve Rahbani kardeşlere kapılarını nasıl açtı?

Feyruz, 1968’de Kudüs’ün anahtarını alıyor ve fotoğrafın sağında Assi Rahbani görünüyor (X Platformu)
Feyruz, 1968’de Kudüs’ün anahtarını alıyor ve fotoğrafın sağında Assi Rahbani görünüyor (X Platformu)
TT

Vazosundan anahtarına... Kudüs, Feyruz ve Rahbani kardeşlere kapılarını nasıl açtı?

Feyruz, 1968’de Kudüs’ün anahtarını alıyor ve fotoğrafın sağında Assi Rahbani görünüyor (X Platformu)
Feyruz, 1968’de Kudüs’ün anahtarını alıyor ve fotoğrafın sağında Assi Rahbani görünüyor (X Platformu)

Feyruz, ‘Tarihi Kudüs sokaklarından geçip’ ‘bekleyen insanlarla’ buluşmadan 9 yıl önce Filistinliler için şarkılar seslendirmişti. ‘Dar al-Saliba’ ve halkına ithaf edilen Rahbani kardeşlerin eserlerinin tarihi 1955 yılına kadar uzanıyor. Assi ve Mansour Rahbani yolun başındayken, Filistin’le ilgili müzik eserini kaydetmek üzere Kahire’ye davet edildiklerinde Feyruz’un sesi zafere doğru ilerliyordu.

Rahbani tarihini inceleyen gazeteci ve araştırmacı Mahmud ez-Zebavi, Rahbani kardeşlerin şarkıları ile Filistin arasında 70 yıla uzanan ilişkinin aşamalarını ayrıntılarıyla anlattı. Zebavi’ye göre başlangıç, yönetmen Ahmed Said’in daveti üzerine Mısır’daki ‘Savt el-Arab’ radyosunda kaydedilen şarkı ‘Rajeoun’ ile oldu. Rahbani kardeşlerin yazdığı, ilk versiyonunda Mısırlı sanatçı Kerem Mahmud’un yer aldığı şarkının ikinci ve en çok satan versiyonu ise Feyruz’un adını taşıyan bir CD ile yayınlandı ve şarkı sözlerinde bazı değişiklikler yapıldı.

‘Yabancılar’

Zebavi, Rahbani kardeşlerinin geçmişinin ayrıntılarına girmeden önce Şarku’l Avsat’a, “Kimse Filistin’i Feyruz gibi söylemedi ve kimse onu Rahbani kardeşlerin yaptığı gibi bir şarkıya dönüştürmedi. Bunun kanıtıda, ne zaman Filistin toprakları yeniden alev alsa, Feyruz’un sesinin ve ‘bir vicdan kasırgasının’ esmesidir” dedi.

dfb
Feyruz, 1950’lerde Assi ve Mansour Rahbani’nin arasında (Rahbani Productions)

1955’te Gazze’de yaşanan kanlı olaylar ve göçle karşı karşıya kalan Filistinlilerle bağlantılı olarak Feyruz, Kahire’de Harun Haşim Raşid’in şiirlerinden oluşan ve Rahbani kardeşler tarafından bestelenen ‘Yabancılar’ı kaydetti. Zebavi, “Diğer sayısız eser gibi bu şarkı da unutuldu” dedi. Ancak bazı sözleri akıllarda kaldı. Feyruz şarkıda babasına, “Dün sana gidip dönmeyen annemi sordum (...) Sana kardeşim Ahmed’i sordum, sen de az kalsın öldüğünü söyleyecektin” dizelerini okuyordu.

“Bir gün geri döneceğiz”

Zebavi’ye göre, Rahbani kardeşlerin Filistin için bestelediği şarkıların bazıları unutulmuş, ‘Bir Gün Geri Döneceğiz’ gibi bazıları ise yayılıp marş haline geldi. Rahbani kardeşler, bu şarkıyı 1956’da beste ve şiir olarak besteledi. Yazarının Harun Reşid olduğunun söylenmesi nedeniyle etrafında ortaya çıkan kafa karışıklığına rağmen, referanslar şiirin mükemmel bir şekilde Rahbani kardeşlerinin eseri olduğunu doğruluyor.

“Bir gün mahallemize dönüp umutların sıcaklığında boğulacağız,

Zaman ne kadar geçerse geçsin, aramızdaki mesafe ne kadar artarsa ​​artsın geri döneceğiz”

Şarkının başlangıcı ve geri kalan sözleri Filistin’den bahsetmiyor, bu nedenle anavatanını özleyen herhangi bir gurbetçi için de geçerli olabilir. Bununla birlikte 1967 yenilgisinin ardından Arap ve Lübnan medyası, işgal altındaki bölgeleri desteklemek için kullandı. Zebavi, o dönemde Lübnan radyo stüdyolarının, her biri Filistin’e bir şarkı veya marş ithaf etmek isteyen Lübnanlı sanatçılarla dolup taştığını anlattı. Bu eserler arasında ‘Bir Gün Geri Döneceğiz’ adlı eser yeniden ortaya çıktı. Feyruz, Filistin kıyafetleriyle televizyonda görünerek “Sokakta buluştuğumuzdan sonraki gün bülbül bana geri döneceğimizi söyledi” dizelerini seslendirdi. Arap tarihinde dönüm noktası olan o yıldan bu yana ‘Bir gün döneceğiz’ sözü, Filistinlilerle ve geri dönüş hayalleriyle ilişkili bir hal aldı.

defrg
Filistin kıyafeti giyen Feyruz, 1967’de ‘Bir Gün Geri Döneceğiz’ gösterisine hazırlanırken (X Platformu)

Kudüs vazosu

Feyruz’un Filistin topraklarına ayak basma hayali 1964 yılında gerçek oldu. O zamanki Roma Papası Paul VI’nın ziyareti vesilesiyle Kutsal Kabir Kilisesi’nde şarkı söyledi. Bu tarihi ziyaretten kalma bir fotoğrafı, Kudüs’teki Hospice Oteli’nin önünde çekildi. Feyruz ve Rahbani kardeşlerin fotoğrafı ise ‘Eski Kudüs sokaklarından geçtim’ şarkısının yapıldığı zamanlardan kaldı.

“Olanlar hakkında konuştuk ve bana bir vazo verdiler

Bunun bekleyen insanlardan bir hediye olduğunu söylediler”

Zebavi, ‘vazo’ hikâyesini bu ziyarete eşlik eden anlatılar çerçevesinde ele alarak “Dönemin haberlerine göre, Kutsal Şehir halkı ona bir vazo vermiş” dedi. Diğer kayıtlar, Feyruz ve Rahbani kardeşlerin, kadınlardan birinin kendisine evinden bir vazo hediye ettiği ‘antik Kudüs sokaklarını’ gezdiklerini, Feyruz’un ayrıca, kendisini büyük ölçüde etkileyen ve Assi ile Mansour’a ilham kaynağı olan işgal altındaki zor koşullar hakkında insanlarla da konuştuğunu gösteriyordu.

drv
Feyruz, 1955’te Kudüs’teki Hospice Oteli’nin önünde (Facebook)

Rahbani kardeşlerin 1964’te Filistin’e yaptıkları ziyaret, Filistin meselesiyle ilgili daha fazla çalışma yapmaları konusunda ilham verdi. Arkadaşları Lübnanlı şair Said Akl ile işbirliği içinde, 1966’da ‘Dönüş Çanları’nı yayınladılar. Zebavi’nin anlattığına göre, Feyruz’un o yılın yazında Uluslararası Şam Fuarı sahnesinde bu şarkıyı söylemesi ve ardından stüdyoda kaydetmesiyle kısa sürede marş haline geldi.

“Şehirlerin çiçeği”

Altı Gün Savaşı ve işgalin Doğu Kudüs’ü kontrol altına alması sonucu 1967’deki yenilgi, daha fazla sanatsal çalışmaya ilham verdi. Rahbani kardeşler ve Feyruz, 1955’ten bu yana Filistin’e yönelik saygılarını ‘Şehirlerin Çiçeği’ ile taçlandırdı. Feyruz tarafından okunan, kardeşlerin yazıp bestelediği 8 dakikalık şarkı hem duayı hem de marşı andırıyordu.

Mahmud ez-Zebavi, “17 Ağustos 1967’de Rahbani kardeşler, Kudüs şehrinin eski adının ‘Şehirlerin çiçeği’ olduğunu bilerek, Lübnan’daki Sedir Festivali’ni Kudüs’e ithaf edilen ‘Şehirlerin çiçeği’ başlıklı bir şiirle açtı. Şarkının büyük başarı yakaladığını ve ‘Seferberlik’ filminin gösterimi öncesinde sinema ekranlarında Henry Barakat’ın yönettiği bağımsız bir görüntüyle yayınlandığını belirtti.

Kudüs’ün anahtarı

‘Şehirlerin Çiçeği’ her bahçede yeşerdi ve Feyruz ile Araplar tarafından seslendirildi. Filistin, 1968’de tüm bu şarkılara bir yanıt verdi. Zebavi, ‘Kudüs’ün temsilcileri Emil Ghouri ve Muhiddin el-Husseini’nin Kudüs’ün anahtarını Beyrut’a taşıdıklarını ve Mescid-i Aksa’yı temsil eden deniz kabuklarından yapılmış bir tepsiyle birlikte Feyruz’a teslim ettiklerini anlattı.

Tarihi bir kutlamada Feyruz, şarkıda söylenenlerin gerçekleşmesi için Kudüs’ün anahtarını aldı. “Şehrimizin kapısı kapanmayacak. Dua edeceğim. Kapıları çalacağım ve kapıları açacağım” dedi.

cdfre
Feyruz çalışmaları ve Rahbani kardeşlerin Filistin için yaptığı çalışmalar onuruna kendisine verilen Kudüs’ün anahtarını elinde tutarken (X Platformu)

Feyruz, Filistin ve derin yarası için ayrıca ‘Bissan’, ‘Yafa’, ‘Ben üzüntünün ve beklemenin ustasıyım’, ‘Dönüş Köprüsü” ile diğer tanınmış ve daha az yaygın şarkıları da seslendirdi. Zebavi son olarak, Mansour Rahbani’nin ‘Altı Gün Savaşları’ndan önce yayınlanan coşkulu şarkılar, bizi öldürmeyi ve katletmeyi seven vahşi bir halk olarak resmediyordu, oysa biz büyük bir medeniyete sahip bir milletiz. Şarkı insancıl olmalı, çünkü yalnızca insanlık bizi gerçeğe götürür. Şarkının her dizesi izin istenmeden insanların kulaklarına akıyor, bu yüzden bu fırsatı ve bu esnekliği iyi kullanmalıyız’ ifadelerini aktardı.