Elektronik ve geleneksel oyunlar arasında çocukların gelişimi

Montessori psikolojik, ruhsal ve fiziksel yönleri ele alan başlı başına bütünleşmiş bir eğitim süreci

Oyunlar bilişsel, duyusal ve motor becerilerin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için etkili bir yönteme sahip (Unsplash)
Oyunlar bilişsel, duyusal ve motor becerilerin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için etkili bir yönteme sahip (Unsplash)
TT

Elektronik ve geleneksel oyunlar arasında çocukların gelişimi

Oyunlar bilişsel, duyusal ve motor becerilerin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için etkili bir yönteme sahip (Unsplash)
Oyunlar bilişsel, duyusal ve motor becerilerin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için etkili bir yönteme sahip (Unsplash)

Her türlü oyun, özellikle belirli bir yaş grubunu hedef alıyorsa ve bilgi edinmedeki psikolojik yönleri ve ilerlemeyi dikkate alan bir çalışmaya tabi tutuluyorsa, bilişsel, duyusal ve motor becerilerin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için etkili bir yöntem.

Ancak basit oyuncaklar bile bir çocuğa farklı renkler, şekiller ve dokular konusunda eğitim verebilir ve duyuların nesneleri algılama yeteneğini geliştirebilir.

Eğitici oyunlar

40'lı yılların başına dönersek top, silah, kağıt oyunları gibi basit oyunların ardından ip atlama gibi hareketli oyunları buluruz.

Daha sonra kızlar için "Barbie" ve lego oyunları ortaya çıktı ve video oyunları ortaya çıkmadan önce büyük bir popülerlik kazanarak çocuklardan ziyade yetişkinlerin dikkatini çekti.

Ardından atari, rubik küpleri ve çeşitli elektronik oyunlar yaygınlaşmaya başladı. Bununla birlikte, şekilleri ve malzemeleri yıllar içinde değişen oyuncak bebeklerin yanı sıra, sentetik şekiller, heykeller, köpük oyuncaklar ve başka birçok gerçekçi oyuncağın üretimi durmadı.

Ancak günümüzde hakim olan ve teknolojiye karşı güçlü bir önyargıya sahip olan genel eğilim göz önüne alındığında çocukların çoğunluğunun akıllı mobil cihazlara düşkün olduğunu gördükçe, bu tür oyunların artık onlara yeterince hitap etmediğini görüyoruz.

Hatta bazıları akıllı cihazlara bağımlı hale geldi, o yüzden çocukların gerçek oyunları bırakıp elektronik oyunlar aracılığıyla öğrenmeye ve eğlenceye yöneldiği bir güne gelebiliriz.

Her şeyin geleneksel görünümünden çıkıp modern teknolojik görünüme bürünme yarışında olduğu, manuel kullanım çağlarının yerini aldığı, hızlı, kolay ve her zaman ve her yerde kullanılabilen otomatik yöntemlere geçiş yaptığı bir çağdayız.

Özellikle 2000'li yılların başında ilk dijital telefonların ve ardından akıllı telefonların ortaya çıkması, oyun sektörünün nispeten kısa bir süre içinde inanılmaz bir şekilde büyümesine yardımcı oldu.

​​​​​​Elektronik oyunlar

Elektronik oyunların halk arasında dolaşan hikayesi 1970'li yıllara dayanıyor.

90'lı yıllarda cep telefonlarının popülerleşmesiyle birlikte mobil oyunlar ortaya çıkarken ilk olarak video oyunları şeklinde yayıldı ve ilk nesil mobil oyunlar basit görünüyordu.

Oyunlar önceden yüklenmiş, klasik ve karmaşıklıktan yoksundu. Ardından daha karmaşık oyunlar oluşturmaya ve bunları uygulama mağazalarından indirmeye yönelik platformlar çağına girildi. Bugün ise sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerini entegre etmeye geçiyoruz.

Birçok kişi, Nokia telefonları için ünlü yılan oyununun cep telefonunda yayımlanan ilk oyun olduğuna inansa da gerçek şu ki ondan önce birçok oyun geldi ve resmi olarak Tetris, 1994 yılında piyasaya sürülen ilk mobil oyun.

Tetris, benzer bir yatay sırayı tamamlamak için şekilleri üst üste doğru bir şekilde istifleme ve boşluk bırakmamaya çalışma oyunu.

Teknik alandaki uzmanlar, 1993 yılında piyasaya sürülen Scramble bulmaca oyununun şimdiye kadarki ilk mobil oyun olduğuna ve bunu 1997 yılında en büyük başarıyı elde eden Snake oyununun takip ettiğini düşünüyor.

Elektronik oyunlara karşı birçok suçlama yöneltiyor ve bunların beyin üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uyarıda bulunuluyor (Unsplash)
Elektronik oyunlara karşı birçok suçlama yöneltiyor ve bunların beyin üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uyarıda bulunuluyor (Unsplash)

Milyarlarca dolarlık bir endüstri

Günümüzde elektronik oyunların kendine ait küresel bir pazarı bulunmakta ve oyun türlerine göre konsol, tablet, akıllı telefon, kişisel bilgisayar vb. gibi bölümlere ayrılıyor.

Oyun pazarı, 2023 yılında 245,10 milyar dolar olarak tahmin edildiği ve tahmin dönemi boyunca yıllık yüzde 8,94'lük bileşik büyüme oranıyla 2028 yılına kadar 376,08 milyar dolara ulaşması beklendiği için artan bir büyümeye tanık oluyor.

Koronavirüs salgınının neden olduğu kapanmalar bu bileşik büyümeye katkıda bulundu.

Eğitsel oyunlar çocuğun kişiliğinin oluşumuna, büyümesine ve eğitimine katkıda bulunurken, onun aktivitesini geliştirir ve eğitim ve öğretim hedeflerine ulaşmak için katılım ve işbirliği duygusunu güçlendirir.

Elektronik oyunlar, beyin üzerindeki olumsuz etkileri konusunda çok sayıda suçlamaya ve büyük uyarılara maruz kalıyor.

Dopamin hormonunun salgılanması nedeniyle zamanla bağımlılık riskini tehdit eden bu durum, konsantre olma ve duyguları kontrol etme yeteneğini azaltır, uyku ve yeme bozukluklarına neden olur.

Bu olumsuz etkiler, empati, esneklik, dengeli davranış ve yaratıcılık gibi bir grup doğal beceri üzerinde olduğu gibi uzun saatler oturmanın omurga sağlığı, fiziksel aktivite, görme ve duyular üzerinde de görülür.

Eğitici oyunlar çocuğun kişiliğinin oluşmasına, büyümesine ve eğitimine katkıda bulunur (Unsplash)
Eğitici oyunlar çocuğun kişiliğinin oluşmasına, büyümesine ve eğitimine katkıda bulunur (Unsplash)

Oynayarak öğrenme

Ancak yeni biçimlerde sahneye geri dönen ve esas olarak öğrenme sürecini oyunla bütünleştirmek amacıyla ortaya çıkan bazı eğitim müfredatlarını takip edersek, bu tünelin sonunda başka parlak noktalar var gibi görünüyor.

Yöntemi 90'lı yılların başında Amerika Birleşik Devletleri'nde geniş çapta yayılan ve daha sonra yavaş yavaş tüm dünyaya yayılan Montessori gibi.

Montessori, psikolojik, ruhsal ve fiziksel yönleri ele alan ve bir eğitim müfredatı tasarlamak amacıyla bireylerin gelişiminin biyolojik sistemini izlemek için bilimsel yöntemi izleyen, başlı başına entegre bir eğitim süreci.

Her bireyin bireysel yeteneklerini ve özelliklerini dikkate alır ve 4 yaş aşamasını içerir.

Hem okulda hem de evde uygulanabilen bu tür müfredat, çocuğun duyuları aracılığıyla edindiği bilgilerle etkileşime geçmesini sağlayan birtakım araçlara sahip.

Bu ona tam bir hareket özgürlüğü verir ve doğrudan taklitten uzak bir deneme sunar ve bir yandan uygulamada pratiklik, diğer yandan rasyonellik kazandırır.

Ancak kesin olan şu ki, çocukları doğru eğitim ve eğlence yoluna döndürmedeki önemi göz önüne alındığında, bugün Montessori’yi eğitim sürecine etkili bir şekilde entegre etmek ve hak ettiği alanı vermek için daha fazla resmi desteğe ihtiyacı var.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Somondan sardalyaya: Beyin sağlığını destekleyen 6 balık

Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)
Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)
TT

Somondan sardalyaya: Beyin sağlığını destekleyen 6 balık

Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)
Somon, beyin sağlığı için en faydalı balık seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (Pexels)

Beslenme, hafızadan konsantrasyona, öğrenme ve karar verme yeteneğine kadar beyin sağlığının korunmasında ve işlevlerinin desteklenmesinde temel bir rol oynuyor. Bu alanda geniş ilgi gören besinlerin başında ise, özellikle omega-3 yağ asitleri olmak üzere beyin için gerekli birçok vitamin ve minerali içeren balıklar geliyor.

Bu besin öğelerinin faydaları yalnızca zihinsel performansı desteklemekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda iltihaplanmayı azaltıyor, sinir hücrelerini koruyor ve yaş ilerledikçe bilişsel gerilemenin önlenmesine katkı sağlıyor. Özellikle omega-3 yağ asitleri ile B12 ve D vitaminleri bakımından zengin balıklar, beyin sağlığını desteklemek için en iyi seçenekler arasında gösteriliyor.

İşte beslenme düzenine eklenmesi tavsiye edilen başlıca balık türleri:

1. Somon

Somon, beyin sağlığı için en faydalı balıklardan biri olarak kabul ediliyor. Bunun başlıca nedeni, DHA (dokosahekzaenoik asit) ve EPA (eikosapentaenoik asit) başta olmak üzere yüksek miktarda omega-3 yağ asidi içermesi.

Bu yağlar iltihaplanmayı azaltmada ve beyin hücrelerinin yapısını desteklemede önemli rol oynuyor. Ayrıca omega-3 yağ asitleri, sinir hücreleri arasındaki iletişimi güçlendirerek hafıza ve öğrenme süreçlerine katkı sağlıyor. DHA ise beynin temel yapı taşlarından biri olarak yaşamın tüm evrelerinde beyin gelişimi ve işlevlerinde kritik öneme sahip.

sdvf
Ringa balığı, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin yağlı balıklar arasında yer alıyor. (Pexels)

Somon ayrıca protein, D vitamini ve antioksidan özellik gösteren selenyum açısından da zengin. Bazı araştırmalar, düzenli balık tüketen yaşlı bireylerde hafıza kaybının daha yavaş ilerlediğini ortaya koyuyor.

2. Konserve ton balığı

Konserve ton balığı, beyin için yararlı besinleri diyete eklemenin pratik ve ekonomik yollarından biri olarak öne çıkıyor. İçerdiği omega-3 yağ asitleri, beyne giden kan akışını artırarak hafıza ve öğrenme işlevlerini destekleyebilir.

Ayrıca sinir hücrelerinin sağlığını korumak için gerekli olan B12 vitamini bakımından oldukça zengin. Yaklaşık 100 gramlık bir porsiyon, günlük B12 vitamini ihtiyacının yüzde 100’ünden fazlasını karşılıyor. Bu vitaminin eksikliği ise hafıza sorunları ve bilişsel gerilemeyle ilişkilendiriliyor.

3. Alabalık

Hafif lezzetiyle bilinen alabalık da besin değeri yüksek balıklar arasında yer alıyor. DHA ve EPA dâhil olmak üzere omega-3 yağ asitleri açısından iyi bir kaynak olmasının yanı sıra, D vitamini bakımından da en zengin besinlerden biri.

Yaklaşık 85 gramlık bir porsiyon, günlük D vitamini ihtiyacının yüzde 81’ine denk gelen yaklaşık 645 IU D vitamini içeriyor. D vitamini yalnızca kemik sağlığı için değil, beyin fonksiyonlarının desteklenmesi açısından da önemli görülüyor.

Araştırmalar, düşük D vitamini seviyelerinin bilişsel gerileme ve özellikle yaşlı bireylerde demans riskinin artışıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.

4. Ringa balığı

Ringa balığı, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin yağlı balıklar arasında yer alıyor. Ayrıca B12 vitamini ve selenyum gibi beyin sağlığını destekleyen önemli besin öğeleri içeriyor.

Ringa balığının avantajlarından biri de büyük yırtıcı balıklara kıyasla daha düşük cıva seviyelerine sahip olması. Küçük yapısı sayesinde düzenli tüketim için daha güvenli seçeneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

5. Sardalya

Küçük boyutuna rağmen sardalya, beyin için en yoğun besin içeriğine sahip balıklardan biri kabul ediliyor. Omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra B12 vitamini ve D vitamini bakımından da oldukça zengin.

Ayrıca kalsiyum, selenyum, çinko ve antioksidan görevi gören E vitamini içeriyor. E vitamini, beyin hücrelerini hasardan korumaya yardımcı oluyor. Bazı araştırmalar, düşük E vitamini tüketiminin yaşlı bireylerde demans riskini artırabileceğini gösteriyor.

Ringa balığında olduğu gibi sardalyada da cıva seviyesi düşük bulunuyor. Bunun nedeni, besin zincirinin alt basamaklarında yer alması.

6. Hamsi

Hamsi, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin küçük balıklardan biri. Aynı zamanda protein, kalsiyum ve B12 vitamini sağlayarak hem beyin hem de genel vücut sağlığını destekliyor.

Yaklaşık 100 gramlık bir porsiyon, günlük demir ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılıyor. Bu da enerji üretimi ve çeşitli vücut işlevleri açısından ek fayda sağlıyor.


Hantavirüs görülen gemiden 94 yolcu tahliye edildi... Bir Amerikalı ve bir Fransız’ın enfekte olduğu doğrulandı

MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)
MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)
TT

Hantavirüs görülen gemiden 94 yolcu tahliye edildi... Bir Amerikalı ve bir Fransız’ın enfekte olduğu doğrulandı

MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)
MV Hondius yolcu gemisinden ülkelerine getirilen İngiliz vatandaşlarını taşıyan bir otobüs, İngiltere’deki Arrowe Park Hastanesi’ne ulaştı, 10 Mayıs 2026. (Reuters)

MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edilmesi üzerine, dün yaklaşık 100 yolcu ve mürettebat üyesi sıkı sağlık önlemleri altında tahliye edildi. Tahliye işlemlerinin bugün de sürmesi ve ardından geminin Hollanda’ya doğru yola çıkması bekleniyor. Diğer yandan ABD’li bir yolcu ile Fransız bir kadının, ülkelerine döndükten sonra enfekte olduklarının doğrulandığı bildirildi.

İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia dün gazetecilere yaptığı açıklamada, 19 farklı milletten toplam 94 yolcu ve mürettebatın tahliye edildiğini duyurdu.

Tahliye edilen ilk grup İspanyol vatandaşları oldu. Yolcuların tek kullanımlık koruyucu kıyafetler giydiği ve maske taktığı görüldü. İspanyolların ardından Fransızlar ve diğer ülke vatandaşları gemiden ayrıldı.

Tahliye edilen kişiler, hava yoluyla İspanya takımadalarından ülkelerine gönderildi.

MV Hondius gemisindeki sağlık krizi dünya genelinde endişe yaratırken, Kovid-19 salgınına ilişkin anıları da yeniden gündeme taşıdı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şu ana kadar sekiz şüpheli vakadan altısının hantavirüs olarak doğrulandığını açıkladı. Vakalar arasında üç ölüm bulunurken, nadir görülen bu virüse karşı bilinen bir aşı veya kesin tedavi yöntemi bulunmuyor.

Avustralya’ya yapılacak son uçuş

Tahliye operasyonlarının bugün öğleden sonra yeniden başlaması ve Avustralya’ya yapılacak son uçuşla tamamlanması planlanıyor.

İspanyol yetkililere göre, tahliyelerin ardından gemi saat 19.00’da Granada Limanı’ndan ayrılarak Atlantik Okyanusu’na açılacak.

Madrid yönetiminin ‘karmaşık’ ve ‘benzeri görülmemiş’ olarak nitelendirdiği operasyon kapsamında, 23 farklı milletten 100’den fazla kişi 48 saatten kısa sürede tahliye edilmiş olacak.

yj6
MV Hondius kruvaziyer gemisindeki yolcuların Tenerife Adası’ndaki Granadilla Limanı’nda karaya çıkışı, 10 Mayıs 2026 (AP)

WHO, 1 Nisan’da Arjantin’in Ushuaia kentinden hareket eden gemide bulunan tüm yolcuların ‘yüksek riskli temaslı’ kabul edildiğini ve 42 gün boyunca sağlık gözetimi altında tutulacağını açıkladı.

Gemiden tahliye edilen 14 İspanyol vatandaşını taşıyan uçak dün Madrid yakınlarındaki Torrejon Askeri Üssü’ne indi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, 13 yolcu ve bir mürettebattan oluşan grup, doğrudan Madrid’in güneybatısındaki Gomez Ulla Askeri Hastanesi’ne sevk edildi. Burada karantinaya alınacak kişilerin gerekli tıbbi bakımı alacağı belirtildi.

Gemiden tahliye edilen beş Fransız vatandaşını taşıyan uçak ise Paris yakınlarındaki Le Bourget Havalimanı’na ulaştı.

Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, tahliye edilen yolculardan bir Fransız kadının hantavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. Rist, Fransa’da şu ana kadar 22 temaslı vakanın kayıt altına alındığını bildirdi.

Paris’e getirilen ve karantinaya alınan beş Fransızdan biri olan kadının durumunun gece saatlerinde kötüleştiğini belirten Rist, France Inter radyosuna yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki sağlık durumu bu gece kötüleşti ve yapılan testlerde virüs tespit edildi” dedi.

Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu’nun konuya ilişkin öğleden sonra yeni bir kriz toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Tahliye edilen yolculardan Roland Siter, uçağın kalkışı öncesinde AFP’ye yaptığı açıklamada, “Her şey yolunda” ifadesini kullandı. Fransız hükümetine göre Siter ve diğer dört Fransız vatandaşının 72 saatlik karantinanın ardından sağlık durumlarının stabil olması halinde 45 gün süreyle ev izolasyonuna alınmaları planlanıyor.

Öte yandan Hollanda’ya ait tahliye uçağı da Eindhoven kentine ulaştı. Uçakta Hollandalı, Alman, Belçikalı ve Yunan yolcu ile mürettebat üyelerinden oluşan toplam 26 kişi bulunuyordu.

Eindhoven Havalimanı’nda tahliye edilen kişilere, Kızılhaç ekiplerinin de yer aldığı sağlık görevlileri tarafından test yapıldı. Hollandalı yolcuların altı haftalık karantina şartıyla evlerine gönderileceği bildirildi.

Bir ABD’li enfekte oldu

ABD’li sağlık yetkilileri dün akşam yaptıkları açıklamada, tahliye edilen 17 ABD vatandaşından birinin hantavirüs testinin pozitif çıktığını, ancak kişide herhangi bir belirti görülmediğini duyurdu.

ABD vatandaşlarının ilk olarak, federal hükümet tarafından finanse edilen bir karantina merkezine sahip Nebraska Üniversitesi’ne götürüleceği belirtildi. Burada yolcuların semptom gösteren kişilerle yakın temas kurup kurmadığı değerlendirilecek ve virüsü yayma risk düzeyleri belirlenecek.

Nebraska Tıp Merkezi Sözcüsü Kayla Thomas yaptığı açıklamada, “Bir yolcu varışının ardından Nebraska’daki biyolojik izolasyon ünitesine nakledilecek. Diğer yolcular ise değerlendirme ve gözlem amacıyla ulusal karantina birimine yönlendirilecek. Biyolojik izolasyon ünitesine alınacak yolcunun virüs testi pozitif çıktı ancak herhangi bir semptom göstermiyor” ifadelerini kullandı.

Nadir bir tür

Uzmanlar, gemide tespit edilen virüs türünün Andes varyantı olduğunu ve bunun insandan insana bulaşabilen nadir bir hantavirüs türü olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Yetkililer, virüsün kuluçka süresinin altı haftaya kadar uzayabileceğine dikkat çekiyor.

Hantavirüs genellikle enfekte kemirgenlerden bulaşıyor. Bulaşmanın çoğunlukla kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyası yoluyla gerçekleştiği ifade ediliyor.

Yaşanan sağlık krizi nedeniyle Kanarya Adaları’ndaki bölgesel yönetim, geminin takımadalara yanaşmasına karşı çıktı. Bölge halkı da olası bulaş riskine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Hastalık ağır solunum yetmezliğine yol açabilse de WHO, virüsün dünya genelinde büyük bir salgına neden olan Kovid-19 ile aynı özellikleri taşımadığını vurguladı.


Bilim insanları B12'nin yeni faydasını keşfetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Bilim insanları B12'nin yeni faydasını keşfetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

B12 vitamini, sağlıklı kan hücrelerini ve sinir fonksiyonlarını desteklemekten zihni zinde ve odaklanmış tutmaya kadar sayısız faydaya sahip. Şimdiyse bilim insanları bir başka olumlu etki daha keşfetti.

Cornell Üniversitesi araştırmacılarına göre B12, insan vücudunu hızlandırılmış yaşlanma ve hastalıklardan korumaya yardımcı olabilir.

Farelerde B12 eksikliklerini inceleyen son çalışma, vitaminin metabolizma üzerindeki stresle ve bağışıklık sistemini hedef alan istilacılarla savaşabileceğini buldu.

Bulgular, yeterli B12 alamayan yaklaşık 10 milyon Amerikalı için büyük önem taşıyor. İnsanlar, et, tahıllar ve ekmekler gibi takviye edilmiş gıdaları içeren dengeli bir beslenme düzeniyle daha fazla B12 alabilir.

Cornell çalışması, yeterli B12 almanın spor salonunda da ilerleme kaydedilmesini sağlayabileceğini gösterdi.

Okulun Beslenme Bilimleri Bölümü'nden Doçent Martha Field, bir açıklamada, "Düşük B12 seviyesinin daha düşük kas kütlesi ve belki de kas gücüyle ilişkili olduğu görülüyor" dedi.

Bunun nedeni belirsiz olsa da B12 eksikliğinin kas ağrısıyla bağlantısı daha önce kurulmuştu. Kas geliştirmek sadece iyi görünmekle ilgili değil; kas gücü ve kütlesi bizi yaralanmalardan korumaya yardımcı olur ve kemik kaybını yavaşlatabilir.

Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Howard LeWine, "İyi haber şu ki araştırmalar güç antrenmanının kemik kaybını yavaşlatmada rol oynayabileceğini ve hatta kemik oluşturabileceğini gösteriyor" dedi.

Bu, kemik kütlesindeki yaşa bağlı azalmayı dengelemek için son derece faydalı.

Cornell araştırmacıları, bulgularının doktorların B12 eksikliği olan hastalar için daha kişiselleştirilmiş tedavi programları oluşturmasını sağlamasını umuyor. B12 eksikliği yorgunluk, baş dönmesi ve karıncalanmaya, hatta uzun süreli eksikliklerde hafıza kaybına bile neden olabiliyor.

Uzmanlar, yetişkinlerin günlük beslenmelerinde yaklaşık 2,4 mikrogram B12 vitamini almasını öneriyor. Hamile veya emziren kadınların ise 2,6 mikrograma ihtiyacı var çünkü B12 bebek için de önemli. Yale Halk Sağlığı Okulu'na göre düşük B12 seviyelerinin erken doğum riskini artırdığı bile gösterilmiştir.

Harvard'a göre, bu vitamin açısından en zengin besin midye ve 85 gramında 84 mikrogram B12 bulunuyor. Ancak midye sevmiyorsanız, 85 gram somonda 4,9 mikrogram, 170 gram yağsız sade yoğurtta 1,3 mikrogram ve büyük bir yumurtada 0,6 mikrogram da alabilirsiniz.

Hayvansal ürün tüketmeyenler için, bir kase kahvaltılık gevrekte 6 mikrogram ve bir bardak çikolatalı soya sütünde 1,7 mikrogram bulunuyor.

Takviyeler de bir seçenek ancak hiçbiri ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından denetlenmiyor. B12 hapları bu vitaminden 50-5 bin mikrogram içeriyor.

Independent Türkçe