Filistinlilerin Cenin'deki "kültürel kışlası" İsrail'i endişelendiriyor

The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)
The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)
TT

Filistinlilerin Cenin'deki "kültürel kışlası" İsrail'i endişelendiriyor

The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)
The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)

Rağde Atme 

Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin kampında Filistinli gençler ile İsrail ordusu arasındaki silahlı çatışmaların yaşandığı uzun ve zorlu bir gecenin ardından, Süha el-Cabir ara sokaklardan The Freedom Theatre'a (Özgürlük Tiyatrosu) giden çocuklara eşlik ediyor.

35 yaşındaki Cabir burada oyunculuk, drama ve müzik, tiyatro ve eğlence eğitimleri, kadınlara ve çocuklara yönelik eğitim atölyeleri veriyor. Tüm bunlar kamp sakinlerinin yaşadığı gerginlik ve panik halini azaltılıyor.

Burası, iki taraf arasında neredeyse her gün çatışmalara sahne olan Filistin bölgelerinden biri.

Temmuz ayı başlarında Cenin şehrini hedef alan İsrail saldırısı, tiyatronun girişini ve duvarlarını tahrip etti.

Altyapı, sokaklar, su ve elektrik ağlarında hasara yol açtı. Ancak insanların burada kendilerini özgürce ifade ettikleri etkinlikler son bulmadı. 

Filistin Merkez İstatistik Bürosu'na göre Filistin'de 14'ü Batı Şeria'da olmak üzere 17 tiyatro bulunuyor. 2022'de toplamda 346 oyun sahnelendi.

Gazze Şeridi'ndeki geri kalan üç tiyatroda ise aynı yıl içerisinde herhangi bir oyun gösterilmedi. 

Kültürel hedefleme

Özgürlük Tiyatrosu, 1990 yılında İsrailli barış aktivisti Arna Mer-Hamis tarafından kurulması ardından Filistinlilerin yerel çabalarıyla, ABD ve Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere birçok ülkede gösterilen 44'ten fazla tiyatro eseri sundu.

Bunlar arasında politik eserler de yer aldı. Bu çalışmalardan sorumlu olanlar, tiyatronun Filistin anlatısını küresel düzeylere ihraç eden ve Filistinlilerin mücadele hakkına odaklanan etkili bir yerel kültürel eylem olduğuna inanıyor.

2002 yılında Savunma Kalkanı Operasyonu ardından tiyatro İsrail uçakları tarafından hedef alınarak tamamen yıkılmıştı.

2006'da yeniden inşa edilmiş, ikinci kez ise geçtiğimiz Temmuz ayında yeniden inşa edilmişti.

Tiyatro yönetmeni Mustafa Şati, Independent Arabia'ya verdiği demeçte, "Cenin'in merkezindeki Özgürlük Tiyatrosu, yalnızca geleneksel bir sahne değil, aynı zamanda işgale karşı kültürel direniş sloganını yükselten ulusal bir kimlik inşa etmeyi amaçlayan kültürel, toplumsal ve politik bir hareket. Genç neslin tiyatro ve drama konusundaki farkındalığını arttırmayı, onlara günlük yaşamın zorluklarıyla baş etmelerinde önemli araçlar sağlamayı amaçlıyor. Tiyatronun konumundan kaynaklanan zorluklara ve zorluklara rağmen, kampın sakinlere ve çocuklara güvenli alanlar sağlamada oynadığı önemli rol nedeniyle kampın içinde kalacağız. İsrail'in saldırıları sırasında, insan hikayelerini belgelemek için kendimizi görgü tanığı olarak kullanıyoruz. Burası bir kültür merkezinden, İsrail'in kampa karşı işlediği tüm suçları tüm dünyaya yayınlayan İngilizce bir veri platformuna dönüşebiliyor" vurgusunda bulunuyor. 

İsrail Ordusu Sözcüsü Avichai Adraei ise İsrail güçlerinin temmuz ayında Cenin'deki kampta başlattığı askeri operasyon sırasında Özgürlük Tiyatrosu'nun hedef alındığı iddialarını yalanladı.

X platformu üzerinden açıklamada bulunan Adraei, "Filistin medyasında yer alan bazı yanlış haberlerin aksine Cenin'deki Özgürlük Tiyatrosu hedef alınmadı. Tiyatroya saldırı yapıldığı yönündeki haberlerin tamamı asılsızdır, bunlar terör örgütleri tarafından yayılmaktadır" ifadelerini kullandı. 

Zorlu koşullar

Terörle küresel mücadele politikasına yanıt olarak tiyatronun eserleri depolitize etmeyi reddetmesi nedeniyle Avrupa Birliği (AB) tiyatroya ayrılan fonu en az yüzde 50'de oranında azalttı.

Aynı zamanda finansmanın devam etmesi için İsrail'e karşı silahlı eylemin reddedilmesini talep etti.

Tiyatro yöneticileri bunu açıkça reddediyor. Bu durum birçok aktörün, oyun yazarının ve yönetmenin İsrail yetkilileri tarafından defalarca tutuklanmasına ve kovuşturulmasına neden oldu.

Mali krizin yoğunlaşması, bağışçılar ve gereksinimleri üzerindeki kısıtlamalar, Filistin Kültür Bakanlığı ve diğerlerinin desteğinin tamamen yok olması dolayısıyla tiyatro, çalışanlarının üçte ikisinin hizmetlerine son vermek zorunda kaldı.

12 çalışandan yalnızca üçünü çalıştıran, birçok tesisi elden çıkaran tiyatro, krizin yoğunlaşmasına rağmen 'devrim vaadi' projesi aracılığıyla yerel ve küresel düzeyde direniş sanatının rolünü öne çıkarmaya çalışıyor.

Böylece İsrail tacizine maruz kalan Filistinli sanatçıların acılarına odaklanıyor.

Tiyatronun sanat yönetmeni ve baş oyuncularından Ahmed et-Tubasi, "Tiyatronun üzerine düşen sosyal sorumluluk, sanatı İsrail işgaline karşı kültürel direniş aracı olarak kullanmayı gerektiriyor. Finansman koşullarını reddetmemiz ve direniş tiyatrosu fikrine bağlılığımız, bizi dünya çapında çağrılarda bulunmaya, gösterileri kurtarmak için bir bağış kampanyası başlatmaya yöneltti" ifadelerini kullanıyor. 

Filistinli karikatürist Muhammad Sabaine, İsrail'in savaş makinesi karşısında tiyatronun desteklenmesi, varlığının ve kararlılığının savunulması gerektiğini düşünüyor.

Zira buranın kampta yaşananların bir başka güzel yüzü olduğunu söyleyen Sabaine, "Tiyatro, tüm engellere rağmen Cenin'de ezilen ve kuşatılanlar için bir platform, yaşadıkları trajedinin sesini dünyaya açabilecekleri bir pencere, yetenekli herkes için bir kurtarma gemisi haline geldi. İşgal altındaki insanların acılarını aktarıyor. Bu nedenle direniş sanatları profesyonelce uygulanıyor, Filistin siyasi bağlamı haricinde çeşitli küresel düzeylerde üretiliyor. Dünya çapında şeytani bir Filistinli imajı oluşturmaya çalışan ve kendisini demokratik bir devlet olarak tanıtmaya çalışan İsrail propagandası reddediliyor" ifadelerini kullandı. 

Aynı durum

Pek çok Filistinli kültür kurumu aynı durumla karşı karşıya. 1984'de kurulan Kudüs'teki Filistin Ulusal Tiyatrosu (Al-Hakawati), Özgürlük Tiyatrosu'na benzer şekilde boğucu bir mali krizden mustarip.

Bu nedenle çocuk festivali ve diğer gösteriler iptal edildi, çalışanlarının maaşları ise ödenmedi.

Al-Hakawati'nin yönetmeni tiyatro oyuncusu Amir Halil Independent Arabia'ya verdiği demeçte, "Kudüs'teki tek tiyatro, sadece kendi geçimini sağlamak, işletme masraflarını karşılamak ve bazı eserler üretmek için tiyatro gösterilerine yalnızca ev sahipliği yapmaya yöneldi. Çalışmalarımız için her türlü İsrail fonunu reddediyoruz. Filistinli resmi organlar, tiyatroyu ve tiyatronun vizyonunu kısıtlayan şartlı finansmana ilişkin politikalarını değiştirmeleri için uluslararası taraflara baskı uygulamalı. Kudüs'te bir Filistin tiyatrosunun varlığı acil bir kültürel ve toplumsal ihtiyaçtır. İsrail hükümeti, seyirci, mekan, sanatsal çalışma ve sanatçı lisanslarıyla ilgili lisanslara katı kısıtlamalar getirmenin yanı sıra, ağır vergiler ve sıkı kontrol uygulayarak tiyatro faaliyetlerini engelliyor. Tiyatrodaki sanatsal ve teatral gösterileri sınırlıyor" ifadelerini kullandı. 

Devlet sembolleri

Finansman ve ruhsat verme, birçok Filistin tiyatrosunun çalışmaları için ana cankurtaran halatı olarak görülüyor.

İsrail hükümeti, Nakba olaylarını anlatan Ürdün filmi Farha'nın gösterimi için Yafa'daki Saraya Tiyatrosu'ndan sağlanan fonu geri çekmekle tehdit etmişti.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, filmin İsrail'e karşı kışkırtma olduğunu vurgulamıştı.

İsrailli milletvekili Hili Tropper, eserin yalan ve iftirayı tasvir ettiğini, bunu İsrail sahnesinde sergilemenin rezalet olduğunu söyledi. Knesset üyesi Avigdor Liberman ise "Netflix'in amacı yanlış bir anlatı yaratmak ve İsrail askerlerini kışkırtmak olan bir filmi yayınlamaya karar vermesi çılgınlık" vurgusunda bulundu.

Tiyatroyla dayanışma içinde olanlar ise devlet sembollerine zarar verme bahanesiyle şu ya da bu tiyatronun finansörlüğünü kesme tehdidinin ilk kez olmadığına dikkat çekti.

Bunun Hayfa'daki Khashabi Tiyatrosu ve Almidan Tiyatrosu'nda da gerçekleştiğini ifade etti.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.