Filistinlilerin Cenin'deki "kültürel kışlası" İsrail'i endişelendiriyor

The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)
The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)
TT

Filistinlilerin Cenin'deki "kültürel kışlası" İsrail'i endişelendiriyor

The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)
The Freedom Theatre (Özgürlük Tiyatrosu), kar amacı gütmüyor ve herhangi bir ticari faaliyeti desteklemiyor (Independent Arabia)

Rağde Atme 

Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin kampında Filistinli gençler ile İsrail ordusu arasındaki silahlı çatışmaların yaşandığı uzun ve zorlu bir gecenin ardından, Süha el-Cabir ara sokaklardan The Freedom Theatre'a (Özgürlük Tiyatrosu) giden çocuklara eşlik ediyor.

35 yaşındaki Cabir burada oyunculuk, drama ve müzik, tiyatro ve eğlence eğitimleri, kadınlara ve çocuklara yönelik eğitim atölyeleri veriyor. Tüm bunlar kamp sakinlerinin yaşadığı gerginlik ve panik halini azaltılıyor.

Burası, iki taraf arasında neredeyse her gün çatışmalara sahne olan Filistin bölgelerinden biri.

Temmuz ayı başlarında Cenin şehrini hedef alan İsrail saldırısı, tiyatronun girişini ve duvarlarını tahrip etti.

Altyapı, sokaklar, su ve elektrik ağlarında hasara yol açtı. Ancak insanların burada kendilerini özgürce ifade ettikleri etkinlikler son bulmadı. 

Filistin Merkez İstatistik Bürosu'na göre Filistin'de 14'ü Batı Şeria'da olmak üzere 17 tiyatro bulunuyor. 2022'de toplamda 346 oyun sahnelendi.

Gazze Şeridi'ndeki geri kalan üç tiyatroda ise aynı yıl içerisinde herhangi bir oyun gösterilmedi. 

Kültürel hedefleme

Özgürlük Tiyatrosu, 1990 yılında İsrailli barış aktivisti Arna Mer-Hamis tarafından kurulması ardından Filistinlilerin yerel çabalarıyla, ABD ve Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere birçok ülkede gösterilen 44'ten fazla tiyatro eseri sundu.

Bunlar arasında politik eserler de yer aldı. Bu çalışmalardan sorumlu olanlar, tiyatronun Filistin anlatısını küresel düzeylere ihraç eden ve Filistinlilerin mücadele hakkına odaklanan etkili bir yerel kültürel eylem olduğuna inanıyor.

2002 yılında Savunma Kalkanı Operasyonu ardından tiyatro İsrail uçakları tarafından hedef alınarak tamamen yıkılmıştı.

2006'da yeniden inşa edilmiş, ikinci kez ise geçtiğimiz Temmuz ayında yeniden inşa edilmişti.

Tiyatro yönetmeni Mustafa Şati, Independent Arabia'ya verdiği demeçte, "Cenin'in merkezindeki Özgürlük Tiyatrosu, yalnızca geleneksel bir sahne değil, aynı zamanda işgale karşı kültürel direniş sloganını yükselten ulusal bir kimlik inşa etmeyi amaçlayan kültürel, toplumsal ve politik bir hareket. Genç neslin tiyatro ve drama konusundaki farkındalığını arttırmayı, onlara günlük yaşamın zorluklarıyla baş etmelerinde önemli araçlar sağlamayı amaçlıyor. Tiyatronun konumundan kaynaklanan zorluklara ve zorluklara rağmen, kampın sakinlere ve çocuklara güvenli alanlar sağlamada oynadığı önemli rol nedeniyle kampın içinde kalacağız. İsrail'in saldırıları sırasında, insan hikayelerini belgelemek için kendimizi görgü tanığı olarak kullanıyoruz. Burası bir kültür merkezinden, İsrail'in kampa karşı işlediği tüm suçları tüm dünyaya yayınlayan İngilizce bir veri platformuna dönüşebiliyor" vurgusunda bulunuyor. 

İsrail Ordusu Sözcüsü Avichai Adraei ise İsrail güçlerinin temmuz ayında Cenin'deki kampta başlattığı askeri operasyon sırasında Özgürlük Tiyatrosu'nun hedef alındığı iddialarını yalanladı.

X platformu üzerinden açıklamada bulunan Adraei, "Filistin medyasında yer alan bazı yanlış haberlerin aksine Cenin'deki Özgürlük Tiyatrosu hedef alınmadı. Tiyatroya saldırı yapıldığı yönündeki haberlerin tamamı asılsızdır, bunlar terör örgütleri tarafından yayılmaktadır" ifadelerini kullandı. 

Zorlu koşullar

Terörle küresel mücadele politikasına yanıt olarak tiyatronun eserleri depolitize etmeyi reddetmesi nedeniyle Avrupa Birliği (AB) tiyatroya ayrılan fonu en az yüzde 50'de oranında azalttı.

Aynı zamanda finansmanın devam etmesi için İsrail'e karşı silahlı eylemin reddedilmesini talep etti.

Tiyatro yöneticileri bunu açıkça reddediyor. Bu durum birçok aktörün, oyun yazarının ve yönetmenin İsrail yetkilileri tarafından defalarca tutuklanmasına ve kovuşturulmasına neden oldu.

Mali krizin yoğunlaşması, bağışçılar ve gereksinimleri üzerindeki kısıtlamalar, Filistin Kültür Bakanlığı ve diğerlerinin desteğinin tamamen yok olması dolayısıyla tiyatro, çalışanlarının üçte ikisinin hizmetlerine son vermek zorunda kaldı.

12 çalışandan yalnızca üçünü çalıştıran, birçok tesisi elden çıkaran tiyatro, krizin yoğunlaşmasına rağmen 'devrim vaadi' projesi aracılığıyla yerel ve küresel düzeyde direniş sanatının rolünü öne çıkarmaya çalışıyor.

Böylece İsrail tacizine maruz kalan Filistinli sanatçıların acılarına odaklanıyor.

Tiyatronun sanat yönetmeni ve baş oyuncularından Ahmed et-Tubasi, "Tiyatronun üzerine düşen sosyal sorumluluk, sanatı İsrail işgaline karşı kültürel direniş aracı olarak kullanmayı gerektiriyor. Finansman koşullarını reddetmemiz ve direniş tiyatrosu fikrine bağlılığımız, bizi dünya çapında çağrılarda bulunmaya, gösterileri kurtarmak için bir bağış kampanyası başlatmaya yöneltti" ifadelerini kullanıyor. 

Filistinli karikatürist Muhammad Sabaine, İsrail'in savaş makinesi karşısında tiyatronun desteklenmesi, varlığının ve kararlılığının savunulması gerektiğini düşünüyor.

Zira buranın kampta yaşananların bir başka güzel yüzü olduğunu söyleyen Sabaine, "Tiyatro, tüm engellere rağmen Cenin'de ezilen ve kuşatılanlar için bir platform, yaşadıkları trajedinin sesini dünyaya açabilecekleri bir pencere, yetenekli herkes için bir kurtarma gemisi haline geldi. İşgal altındaki insanların acılarını aktarıyor. Bu nedenle direniş sanatları profesyonelce uygulanıyor, Filistin siyasi bağlamı haricinde çeşitli küresel düzeylerde üretiliyor. Dünya çapında şeytani bir Filistinli imajı oluşturmaya çalışan ve kendisini demokratik bir devlet olarak tanıtmaya çalışan İsrail propagandası reddediliyor" ifadelerini kullandı. 

Aynı durum

Pek çok Filistinli kültür kurumu aynı durumla karşı karşıya. 1984'de kurulan Kudüs'teki Filistin Ulusal Tiyatrosu (Al-Hakawati), Özgürlük Tiyatrosu'na benzer şekilde boğucu bir mali krizden mustarip.

Bu nedenle çocuk festivali ve diğer gösteriler iptal edildi, çalışanlarının maaşları ise ödenmedi.

Al-Hakawati'nin yönetmeni tiyatro oyuncusu Amir Halil Independent Arabia'ya verdiği demeçte, "Kudüs'teki tek tiyatro, sadece kendi geçimini sağlamak, işletme masraflarını karşılamak ve bazı eserler üretmek için tiyatro gösterilerine yalnızca ev sahipliği yapmaya yöneldi. Çalışmalarımız için her türlü İsrail fonunu reddediyoruz. Filistinli resmi organlar, tiyatroyu ve tiyatronun vizyonunu kısıtlayan şartlı finansmana ilişkin politikalarını değiştirmeleri için uluslararası taraflara baskı uygulamalı. Kudüs'te bir Filistin tiyatrosunun varlığı acil bir kültürel ve toplumsal ihtiyaçtır. İsrail hükümeti, seyirci, mekan, sanatsal çalışma ve sanatçı lisanslarıyla ilgili lisanslara katı kısıtlamalar getirmenin yanı sıra, ağır vergiler ve sıkı kontrol uygulayarak tiyatro faaliyetlerini engelliyor. Tiyatrodaki sanatsal ve teatral gösterileri sınırlıyor" ifadelerini kullandı. 

Devlet sembolleri

Finansman ve ruhsat verme, birçok Filistin tiyatrosunun çalışmaları için ana cankurtaran halatı olarak görülüyor.

İsrail hükümeti, Nakba olaylarını anlatan Ürdün filmi Farha'nın gösterimi için Yafa'daki Saraya Tiyatrosu'ndan sağlanan fonu geri çekmekle tehdit etmişti.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, filmin İsrail'e karşı kışkırtma olduğunu vurgulamıştı.

İsrailli milletvekili Hili Tropper, eserin yalan ve iftirayı tasvir ettiğini, bunu İsrail sahnesinde sergilemenin rezalet olduğunu söyledi. Knesset üyesi Avigdor Liberman ise "Netflix'in amacı yanlış bir anlatı yaratmak ve İsrail askerlerini kışkırtmak olan bir filmi yayınlamaya karar vermesi çılgınlık" vurgusunda bulundu.

Tiyatroyla dayanışma içinde olanlar ise devlet sembollerine zarar verme bahanesiyle şu ya da bu tiyatronun finansörlüğünü kesme tehdidinin ilk kez olmadığına dikkat çekti.

Bunun Hayfa'daki Khashabi Tiyatrosu ve Almidan Tiyatrosu'nda da gerçekleştiğini ifade etti.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
TT

Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ve İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’nın genişletilmesi, konteyner terminallerinin işletilmesi, geliştirilmesi ve yeni yatırımlar yapılmasına yönelik bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Dün akşam başkent Trablus’un 200 kilometre doğusunda bulunan Misrata’da gerçekleştirilen imza töreni öncesinde Dibeybe, Tajani’nin başkanlık ettiği İtalyan heyetiyle bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle ekonomi ve hizmet alanlarında geliştirilmesi ele alındı. Ayrıca Akdeniz bölgesinde ortak bir meydan okuma olarak öne çıkan düzensiz göç dosyası da gündeme geldi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)

Dibeybe, imza törenine katılmak üzere Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’na gelen Katar Başbakanı’nı karşılayanlar arasında yer aldı. Dibeybe, Libya ile Katar arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti.

Dibeybe, Katar Başbakanı ile yaptığı resmi görüşmede iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesi, yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve ortak çıkarlara hizmet edecek adımların ele alındığını, ayrıca karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyaların görüşüldüğünü belirtti.

Dibeybe’nin ofisi, Katar’ın Libya halkına verdiği destekten duyulan memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki kardeşçe ilişkilerin altyapı, enerji ve hizmet sektörü alanlarında somut program ve projelere dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)

Dibeybe ile Katar Başbakanı arasında yapılan görüşmede, petrol sektöründeki iş birliği olanaklarının yanı sıra ulaştırma projeleri de ele alındı. Bu alanlardaki iş birliğinin, hizmetlerin verimliliğinin artırılmasına, altyapının hazırlık seviyesinin iyileştirilmesine ve ulusal ekonominin desteklenmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Görüşmenin sonunda taraflar, önümüzdeki dönemde koordinasyonun sürdürülmesi ve ortak iş birliği kanallarının güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Açıklamada, bu sürecin istikrar ve kalkınmayı destekleyeceği ve iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edeceği ifade edildi.

Öte yandan Dibeybe, hastaneden taburcu olmasının ardından dün sabah gerçekleştirdiği ilk toplantıda Roma ve Avrupa Birliği’nden (AB), düzensiz göçle mücadelede UBH’ye doğrudan ve açık destek verilmesini talep etti. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Dibeybe, Libya’nın bu konuda hem güvenlik hem de insani açıdan ağır yükler taşıdığını belirtti.

Dibeybe’nin ofisinden yapılan açıklamada, Libya’nın düzensiz göç için bir yerleşim ülkesi ya da göçmenler için kalıcı bir durak olmayı reddettiği vurgulandı. Açıklamada, krizin çözümü için temel bir yol olarak sınır dışı ve geri dönüş planının desteklenmesi gerektiği, bunun sorumlulukların adil şekilde paylaşılmasını sağlayacağı ve Libya kentleri üzerindeki baskıyı azaltacağı kaydedildi.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)

Ekonomik iş birliği kapsamında Dibeybe, devam eden stratejik ortaklıklara ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. Dibeybe, Misrata kentinde serbest ticaret bölgesi liman terminalinin geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik, toplam 2,7 milyar dolara ulaşan yatırımla bir anlaşmanın imzalandığını belirtti. Anlaşmaya Katarlı, İtalyan ve İsviçreli şirketlerin katıldığını kaydeden Dibeybe, İtalyan MSC şirketinin de projede yer aldığını ifade etti. Proje kapsamında limanın yıllık kapasitesinin 4 milyon konteynıra çıkarılmasının hedeflendiği, yıllık yaklaşık 500 milyon dolar işletme geliri öngörüldüğü ve 8 bin 400’ü doğrudan olmak üzere toplam 62 bin kişilik istihdam sağlanmasının beklendiği aktarıldı.

Dibeybe dün sabah X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu projenin hayata geçirildiğini duyurdu. Açıklamasında projenin, Libya’nın bölgedeki en büyük limanlar arasında kapasite ve ölçek açısından konumunu güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda entegre bir uluslararası ortaklık çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanına dayandığını vurguladı.

Dibeybe, söz konusu projenin açık geliştirme ve işletme düzenlemeleri çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanlarıyla hayata geçirildiğini, böylece devlet bütçesine ilave yük getirmeden uygulanmasının güvence altına alındığını söyledi.

Dibeybe, İtalyan heyetiyle yaptığı görüşmelerde enerji sektöründeki mevcut iş birliğini de ele aldı. Bu kapsamda, İtalyan enerji şirketi ENI’nın, Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC), BP ve Libya Yatırım Ajansı ortaklığıyla, Sirte Körfezi’nin derin sularında ilk keşif kuyusunun sondaj çalışmalarına iki gün önce başladığını açıklamasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Görüşmenin sonunda taraflar, istikrar ve kalkınmaya hizmet edecek şekilde Libya-İtalya ortaklığının güçlendirilmesi ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Açıklamada, düzensiz göç başta olmak üzere ortak zorlukların ele alınmasına katkı sağlanacağı kaydedildi.

Bu arada Dibeybe, dün Misrata kentinde Birleşik Krallık’ın Libya Büyükelçisi Martin Reynolds’u kabul etti. Reynolds, ülkesinin selamlarını ileterek UBH Başbakanı’na sağlık ve esenlik dileklerini sundu.

Görüşmede, Libya ile Birleşik Krallık arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyalarda eş güdümün artırılması ele alındı.


Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
TT

Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)

Yemen'de yeni bir siyasi gelişme olarak, Suudi Arabistan'ın himayesinde, güneyli liderlerin ve önde gelen isimlerin geniş katılımıyla dün Riyad'da ‘Güney Danışma Toplantısı’ düzenlendi. Bu toplantı, diyalogu temel seçenek olarak benimseyen ortak bir vizyonun oluşturulmasının teyit edilmesi üzerine, ‘Güney Diyalog Konferansı’na hazırlık amacıyla gerçekleştirildi. Bu vizyon, şiddetten ve iç kutuplaşmadan uzak olup, güneydeki tüm bileşenlerin haklarını garanti altına alıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mehrami tarafından okunan nihai bildiride, yaklaşan Güney Diyalog Konferansı'nın, güney halkının dış müdahale ya da tek taraflı temsil olmaksızın siyasi geleceğini belirleme hakkına saygı göstererek, güney meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm getirmeyi amaçladığını vurguladı. Mehrami, Suudi Arabistan'ın kapsamlı siyasi, ekonomik ve güvenlik desteğine dikkati çekti.

Bildiride ayrıca güney güçlerine yaklaşan diyaloga sorumlu bir şekilde katılmaları çağrısı yapılırken, halk protestolarını kişisel çıkarlar için kullanmamaları konusunda uyarıda bulunuldu. Suudi Arabistan'ın desteğinin, siyasi süreci yeniden düzenlemek ve güneyde, Yemen'de ve bölgede güvenlik ve istikrarı korumak için tarihi bir fırsat sunduğu vurgulandı. Şarku’l Avsatın aldığı bilgiye göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bölünmeleri ve kaosu daha da şiddetlendiren müdahaleleri eleştirildi.


Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
TT

Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında entegrasyon ve ateşkes konusunda bir anlaşma imzalandığını duyurdu. Şara, SDG ile ilgili tüm sorunların çözüleceğini vurguladı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi'nin imzalarını taşıyordu. Suriye’nin resmi haber ajansları, Şara'nın “SDG ile ilgili çözülmemiş tüm sorunlar çözülecek” dediğini aktardı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, ateşkes anlaşmasının tüm SDG savaşçılarının Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle birlikte uygulanacağını gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın belgeden aktardığına göre ‘Suriye hükümet güçleri ile SDG arasındaki tüm cephelerde ve temas noktalarında kapsamlı ve acil bir ateşkesin sağlanması ve bunun yanında yeniden konuşlandırma için bir ön adım olarak tüm SDG askeri birliklerinin Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesi’ öngörülüyor.

Öte yandan ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşma ve ateşkesin ‘eski düşmanların bölünme yerine ortaklığı tercih etmesiyle birlikte önemli bir dönüm noktası’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Barrack, ‘Birleşik Suriye için yeniden diyalog ve iş birliğinin önünü açtığını’ söylediği bu anlaşmayı imzalamak için her iki tarafın da ‘yapıcı’ çabalarda bulunmasını övdü.