İsrail, 1948 Filistinlilerini "yerinden etmek" için Gazze savaşını bahane ediyor

Tel Aviv, "teröre teşvik" gerekçesiyle 1948 Filistinlilerinin vatandaşlığının iptal edilmesini öngören bir yasa hazırlıyor

 Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)
Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)
TT

İsrail, 1948 Filistinlilerini "yerinden etmek" için Gazze savaşını bahane ediyor

 Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)
Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)

Emel Şehade 

İsrail, Gazze savaşının ilk günü olan 7 Ekim'den bu yana 8 sayılı karar uyarınca sıkıyönetim ve olağanüstü hal maddelerini uyguluyor.

Söz konusu karara göre Gazze'yle dayanışmayı engellemek amacıyla ifade ve gösteri özgürlüğü ile dayanışma özgürlüğü gibi temel haklar, başta 1948 Filistinlileri için olmak üzere tümüyle iptal edildi.

İsrail hükümeti 8 sayılı karar uyarınca Gazze'deki Filistinlilerle herhangi bir protesto eylemi ya da dayanışma yapılmasını engellemek için bu kesimin (1948 Filistinlileri) hareketlerini kısıtladı.

400'den fazla genç erkek ve kadın sosyal medyada Gazze ile dayanışmalarını ve Gazze sakinlerine karşı işlenen cinayetleri protesto ettiklerini ifade ettikleri ve Filistin bayrağı paylaştıkları suçlamasıyla tutuklandı.

İsrail İçişleri Bakanı Moshe Arbel, "savaş zamanlarında teröre teşvik veya destek içerikli paylaşım yapan" vatandaşların ikamet ve vatandaşlıklarının iptal edilmesini öngören bir yasa tasarısı sundu.

İsrailli bakan, hakkında iddianame olan ve "terör örgütüne yardım etmek" suçundan ev hapsi istenen sanatçı Maysa Abdulhadi'nin vatandaşlıktan çıkarılmasını talep eden bir mektup kaleme almıştı.

Abdulhadi bir Facebook paylaşımında Hamas mensuplarının sınırda duvarı yıkarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaşıp bu görüntüyü Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla ilişkilendirmişti.

Bakan Arbel’in talebi üzerine herkesi kapsayacak şekilde hazırlanan taslağa göre, İçişleri ve Adalet Bakanları, gösterilerde, bir grup önünde yapılan konuşmada veya özel sayfada Gazze, Filistin halkı veya Hamas’la ilgili destek içerikli paylaşım yapan kişilerin terörü desteklediğine karar verebilecek. Daha sonra iki bakan vatandaşlıktan çıkarma emrini de verebilir. 

1948 Filistinlilerinden 30 genç erkek ve kadın, ikametin iptali ve vatandaşlıktan çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya.

Nüfus ve Göç İdaresi Adli Müşavirinin hazırladığı yasa tasarısında, "terörü destekleyen, terörü teşvik eden veya terör örgütüne destek açıklaması yapan kişilerin vatandaşlıktan çıkarılma işlemlerinin kolaylaştırılması" öngörülüyor.

Tasarı, oylanmak üzere Knesset'e sunulmadan önce görüş alışverişi için kamuya ve hükümet bakanlıklarına dağıtılmak üzere hazırlanıyor.

Şin Bet son kararı verecek

Adalet ve içişleri bakanlarının, sanatçı Maysa Abdulhadi'nin yanı sıra iki ismi daha listeye ekledikleri ve konuyla ilgili detayların açıklanmasını yasaklaadıkları ortaya çıktı.

Ayrıca İçişleri Bakanı ve Nüfus İdaresi yetkililerinin bu hafta içerisinde Şin Bet (İsrail iç güvenlik servisi) yetkilileriyle görüştüğü ifade edildi.

Bu görüşme sonucunda söz konusu yasanın çıkarılması ile ilgili ilerleme kaydetme ve İsrail'deki Filistinli Araplar arasında "yıkıcı" olarak görülen üç vatandaşın (Maysa Abdulhadi dahil) vatandaşlığını iptal etmek için pratik adımlar atma kararı alındı.

Bir siyasi yetkili, hedef tahtasındaki üç kişinin vatandaşlığının iptal edilmesi fikrinin, yakın zamanda Knesset tarafından onaylanan yasaya dayalı hukuki destek de dahil olmak üzere geniş bir destek aldığını belirtti.

İçişleri bakanlığından yapılan açıklamada, Bakan Arbel'in, "Bu savaş İsrail'in savaşı değil, tüm özgür dünyanın savaşıdır. Barış içinde, iyi bir yaşam içinde yaşamak isteyenlerin savaşıdır" dediği ifade edildi. 

44 iddianame

"Araplara ölüm"; bir programa, gösteriye ya da herhangi bir etkinliğe katılan her Yahudi grup arasında sıkça kullanılan bir slogan.

Bir kişinin bazı ciddi saldırılara maruz kalması için Arapça konuşması yeterli.

Bu durum, sekiz aylık hamile olan kız kardeşiyle birlikte Hadera kasabasına giden bir Arap kadının başına da geldi.

Bir grup Yahudi kız kardeşinin başörtüsü takması ve Arapça konuşmasından hareketle onları darp etti. Hamile kadın ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Polis ise olayla ilgili soruşturma açmadı.

Aksa Tufanı savaşının ilk gününden itibaren bulundukları çeşitli yerlerde yüzlerce Arap işçi ve vatandaş bu gibi saldırılara maruz kaldı. 

İsrailli yetkililer, 500'den fazla kişinin tutuklandığı veya sorguya çekildiği, 44 genç erkek ve kadın hakkında iddianame hazırlandığı büyük bir zulüm kampanyası yürütüyor.

İsrail polisi konuya ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Savaşın başlangıcından bu yana şiddeti, kışkırtmayı, terör örgütlerini desteklemeyi ve özdeşleştirmeyi teşvik eden 374 paylaşım incelendi ve 171 soruşturma dosyası açıldı. Gazze ile dayanışma ifade eden herkes takip edilecek ve bu kişiler tutuklanacak ve soruşturmaya tabi tutulacak. Önümüzdeki günlerde ‘terör destekçileri ve azmettiricileri’ hakkında daha fazla iddianame hazırlanacak.

İsrail'in bu politikasından Batı Şeria'daki Filistinliler de yakasını kurtaramadı. Polise göre İsrail'de çalışan ve savaş çıktığında evlerine dönmeyen Batı Şeria ve Gazzeli Filistinliler hakkında kapsamlı araştırmalar yapıldı.

Aynı iddialar öne sürülerek Batı Şeria'dan 86 kişi tutuklandı. Ayrıca Batı Şeria'dan bin 484 Filistinli de "terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuklandı.

"İkinci bir Nekbe"

İsrail toplumunda yerinden etme politikasını reddettiklerini ifade eden zayıf sesler var. Haaretz gazetesi konuyla ilgili "Araplara yönelik zulme hayır" başlığıyla bir yazı yazdı.

Bu yazıda şu ifadeler yer aldı:

Savaşın başlangıcından bu yana, Gılaf Gazze’de yaşanan katliamın ardından İsrail'in Arap vatandaşları fırtınanın tam ortasında duruyor. Karmaşık kimlikleri, onları birçok Yahudinin gözünde doğrudan şüpheli haline getiriyor ve onları ırkçılık ve intikam tezahürlerine maruz bırakıyor. İsrailli Araplara beşinci kol muamelesi sadece öfkeli kalabalığa özgü değil, aynı zamanda hükümete ve Knesset'e de yayılıyor. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in ikinci bir Nekbe'yi sabırsızlıkla bekleyen ortakları var. Birçok iyi insan, Yahudilerle Araplar arasındaki gerilimi gizlemek ve duyguları yatıştırmak için ellerinden geleni yaparken, anlaşmazlığı körükleyen birçok kişi var. Bunların arasında, katliama karşı açıkça kategorik bir tutum sergilemeyen Arap asıllı İsrailli aktörlerin boykot edilmesi ve dışlanması çağrısında bulunan Israel Bidor gibi içerik üreticileri de var. Başlangıç noktaları sessizliği teröre destek vermekle denk tutmalarıdır. Sağlık sektöründe çalışan Arap doktorların ve personelin sosyal paylaşım sayfaları da teröre destek içerikli paylaşım yapıp yapmadıklarını tespit için taranıyor. Bu gerekçeyle işçileri görevden uzaklaştıran yahut ihraç eden sağlık kurumları var.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.