Özel güvenlik şirketleri, nasıl küresel güç mücadelesinin aracı haline geldi?

Özel güvenlik şirketlerine bağımlı hale gelen ABD artık onlar olmadan savaşa giremez

26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP
26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP
TT

Özel güvenlik şirketleri, nasıl küresel güç mücadelesinin aracı haline geldi?

26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP
26 Aralık 1996 tarihinde kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD güvenlik şirketi / Fotoğraf: AFP

Rus paralı asker grubu Wagner güçlerinin geçen haziran ayındaki isyanından ve grubun kurucusu ve lideri Yevgeni Prigojin'in birkaç gün önce benzeri görülmemiş bir senaryoyla öldürülmesinden bu yana özel askerî güvenlik şirketlerinin oynadığı ciddi rol, tüm dünyanın ana gündemini oluşturuyor.

Rusya, ABD ve diğer bazı küresel güçlerin savaşlarında ve askeri çatışmalarında özel güvenlik şirketlerine önemli bir araç olarak başvurmalarının nedenleri mercek altına alındı.

Peki paralı askerleri ve özel güvenlik şirketlerini 'servet avcılarına' dönüştüren şey neydi?

Ve bunlar ülkeler için bazen nasıl stratejik bir zayıflık haline geliyor?

Paralı askerler kimlerdir?

Britannica Ansiklopedisi'ne göre paralı asker, siyasi çıkarlar veya meseleler ne olursa olsun herhangi bir ülke veya ulus için savaşan ücretli profesyonel askerdir.

Uluslararası insancıl hukuka göre, bir bireyin paralı asker olarak sınıflandırılabilmesi için altı kriteri karşılaması gerekiyor.

Cenevre Konferansı Birinci Ek Protokolü'nün 47'nci maddesinde paralı askerin, doğrudan çatışmalara katılması koşuluyla, silahlı bir çatışmada savaşmak üzere yurt içinde veya yurt dışında özel olarak görevlendirilen herhangi bir kişi olduğu belirtiliyor.

Paralı askerlerin temel amacı özel kazanç elde etme arzusu ve çatışmanın taraflarından biri tarafından kendisine veya temsilcisine belirli bir ücret vaat edilmesidir.

Paralı askerler, çatışmanın taraflarından birinin vatandaşı olmamalı, çatışmanın taraflarından birinin kontrolü altındaki bir bölgede ikamet etmemeli ve çatışmanın taraflarından birinin silahlı kuvvetlerinin mensubu olmamalı.

Wagner Grubu, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara dahil etmeden Rusya'nın küresel emellerinin fiili temsilcisi olarak hareket ediyor / Fotoğraf: AFP
Wagner Grubu, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara dahil etmeden Rusya'nın küresel emellerinin fiili temsilcisi olarak hareket ediyor / Fotoğraf: AFP

Ayrıca çatışmaya taraf olmayan bir ülke tarafından silahlı kuvvetlerin bir üyesi olarak resmi bir görevle gönderilmemiş olmalı.

Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmesine göre paralı asker, özel kazanç veya maddi tazminat amacıyla bir hükümeti devirmeye veya o ülkenin anayasal düzenini baltalamaya çalışan, o ülkenin vatandaşı olmayan kişi olarak tanımlanıyor.

Ancak uzmanlar bu tanımlamanın, savaşçıların bir kısmının, 2003 yılındaki işgalden sonra Irak'taki ABD'liler ve şu anda Ukrayna ve Suriye'deki Ruslar gibi, çatışmanın taraflarından birinin vatandaşları olduğu göz önüne alındığında, Rus Wagner, İngiliz Aegis veya Amerikan Blackwater, Vinnell, MPRI ve Halliburton gibi özel güvenlik ve askeri şirketlere tamamen uygulanıp uygulanmadığı konusunda hemfikir değiller

Paralı askerlerin tarihi

Tarih boyunca birçok paralı asker grubu ve ordusu, büyük savaşlarda belirleyici bir rol oynamış, bazen savaş alanındaki normal güçlerden daha iyi performans gösterdi.

Uluslararası çatışmaların bu çekişmeli tarihi, en az üç bin yıl öncesine, II. Ramesses'in hükümdarlığı sırasındaki Mısır İmparatorluğu'na kadar uzanıyor.

Bu, 14'üncü yüzyılda İtalya'nın elit paralı asker ordularından biri olarak bilinen 'Beyaz Bölük' gibi Orta Çağ'a kadar devam etti.

Kuvvetleri İngiliz, Alman ve Macarların bir karışımıydı. Daha sonra 15'inci ve 19'uncu yüzyıllar arasında Avrupa ordularının saflarına bir milyondan fazla İsviçreli katıldı.

Kremlin yıllardır Wagner Grubu'yla herhangi bir ilişkisi olduğunu inkar ederken, Batı medyası bu grubun Rus istihbaratının emri altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP
Kremlin yıllardır Wagner Grubu'yla herhangi bir ilişkisi olduğunu inkar ederken, Batı medyası bu grubun Rus istihbaratının emri altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP

14'üncü yüzyılın başlarında Bizans İmparatorluğu'nun Türklerle savaşmak için İspanyollardan paralı askerler kiraladığı durumda olduğu gibi, bazen paralı asker kiralamak siyasi açıdan tehlikeli ve maliyetli olabilir.

Zira paralı askerler, Bizans ordusunun düşmanı yenmesine yardım ettikten sonra komutanlarına saldırdılar ve bir Bizans şehrini yağmaladılar.

Yüzyıl Savaşları'nın (1337-1453) ardından binlerce erkek yalnızca işgal edilen Avrupa'ya karşı savaşmak için eğitildi.

İsviçreli, İtalyan ve Alman askerlerden oluşan sözde 'özgür şirketler', hizmetlerini çeşitli komutanlara ve prenslere sattılar.

Açgözlü, acımasız ve disiplinsiz olan bu kiralık askerlerin çoğu, işverenlerinin hizmetlerinin karşılığını ödeme konusundaki isteksizliği veya yetersizliği nedeniyle patronlarına ihanet ederek ve sivilleri yağmalayarak isyan etti.

Ancak 18'inci yüzyılın sonlarından bu yana paralı askerler çoğunlukla zenginlik arayan bireysel askerlerdi.

Bu nedenle onlara 'servet avcıları' deniyordu ve onlar İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bazı üçüncü dünya ülkelerinde bir miktar ün kazandılar.

Afrika, Ortadoğu, Amerika ve Güneydoğu Asya'daki çatışmalarda yabancı paralı askerler kullanıldı.

Paralı askerler, gelişmekte olan ülkelerdeki istikrarsız hükümetleri devirmek ve birçok küçük darbe için gerekli insan gücünü sağlamak amacıyla sıklıkla sahaya sürüldü.

Son yıllarda, muharebe de dahil olmak üzere hizmet sunan özel güvenlik ve askeri şirketler, güvenlikle ilgili belirli hizmetler için hükümetler tarafından sözleşme yapılan, yasal olarak oluşturulmuş kuruluşlar olarak kullanılmaya başlandı. Tabii ki bunun arkasında çeşitli nedenler var.

Özel güvenlik şirketleri

Bunun en önemli nedenlerinden biri, II. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra birçok Batılı ülkenin silah üretimini özelleştirmeye başvurmasıdır.

Almanya'daki Freiburg Üniversitesi Kamu Hukuku Enstitüsü'nde silahlı çatışmalarda özel milislerin rolü konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı olan Katharina Stein, bunu askeri hizmetlerin özelleştirilmesinin takip ettiğini söylüyor.

Soğuk Savaş 1990 yılında sona erdiğinde ve ABD, Birleşik Krallık ve eski Sovyetler Birliği ordularını küçültmeye başladığında, pek çok iyi eğitimli asker işsiz kaldı.

Bu kişiler özel askeri şirketlerde yeni pozisyonlar buldular ve genellikle aynı ülkelerle, aynı ülkelerin askeri müdahaleye izin verdiğinden daha az yoğun çatışmalara müdahale etmek üzere sözleşme imzaladılar.

Blackwater

26 Aralık 1996 tarihinde eski Donanma Subayı Erik Prince tarafından kurulan Blackwater, kolluk kuvvetlerine, Adalet Bakanlığı'na ve askeri kuruluşlara eğitim desteği sağlamaya başlayan özel bir ABD askeri güvenlik şirketiydi.

İlk sözleşmesini 2000 yılında ABD destroyeri USS Cole'un bombalanmasından sonra ABD hükümetinden aldı.

Ancak Yeni Amerika Merkezi'nde (New America Center) stratejist olan Peter Singer'a göre şirketin adı, onlarca Iraklının ölümüne yol açan bir katliamın ardından Irak'ta çamura bulandı.

Bu durum, ABD'nin Irak'taki özel askeri gücünün hukuki statüsü, yönetimi, gözetimi ve hesap verebilirliğine ilişkin birçok soruya ışık tuttu.

Singer, o zamanlar bu skandalın en kötü yanının, ABD hükümetinin artık birincil görevlerinden birini yani ülkede sükuneti sağlamayı yerine getirememesi olduğunu düşünüyordu.

Bu nedenle ABD, Blackwater gibi özel şirketlere ve askeri yüklenicilere güvenerek devasa askeri operasyonları dış kaynaklara yaptırdı.

Bu da askeri yüklenicilere olan bağımlılığın ve azalmanın tüm işaretlerini gösteriyor.

Irak'ta siyasi bağlantıları ve yolsuzluğu olan şirketlere odaklanan ABD Kongresi'ndeki Waxman Komisyonu da Blackwater'ın karanlık modellerinden bazılarını gün yüzüne çıkaran bir dizi belgeyi ortaya çıkardı.

Çok sayıda şirket

2007 yılında ABD Savunma Bakanlığı'nda (Pentagon) yapılan bir iç nüfus sayımı, Irak'ta yaklaşık 160 bin kişinin özel askeri yüklenicilerle çalıştığını ortaya çıkardı.

Bu da kabaca o zamanki ABD kuvvetlerinin toplam sayısına eşitti. Bununla birlikte, bir dizi büyük şirketin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı veya diğer ABD federal kurumları veya sivil toplum kuruluşları tarafından istihdam edilen şirketler bu sayıya dahil edilmediğinden, bu sayı ihtiyatlı bir tahmin olarak kabul edildi.

2006 yılında yayınlanan bir başka tahminde, Irak Özel Güvenlik Şirketleri Birliği'nin yöneticisi, Irak'ta 181 özel güvenlik şirketinin faaliyet gösterdiğini bildirdi.

Sorunun kökeni

Atlantik Konseyi strateji uzmanı Sean McFate'e göre sorunun kökeni, ABD Savunma Bakanlığı'nın Afganistan ve Irak'ta tamamı gönüllülerden oluşan düzenli askeri gücün iki uzun savaşı sürdürmeye yetecek kadar gönüllü toplayamadığını tespit etmesidir.

Bu durum politikacılara üç korkunç seçenek bıraktı. Bunlardan ilki, hayal bile edilemeyecek şekilde geri çekilmek ve savaştan vazgeçmekti.

İkincisi, siyasi intihar olarak değerlendirilen açığı kapatmak için Vietnam Savaşı'na benzer bir şekilde zorunlu askerlik hizmetinin başlatılmasıydı.

Üçüncüsü ise gerekli görevleri yerine getirecek şirketlerin getirilmesiydi. Bu nedenle hem George Bush hem de Barack Obama yönetimlerinin özel güvenlik şirketlerini seçmesi şaşırtıcı değildi.

Ancak söz konusu şirketlere bağımlılık aslında ABD Silahlı Kuvvetleri'nin yaklaşık yüzde 10'unun sözleşmeye bağlandığı İkinci Dünya Savaşı'na kadar uzanıyor.

Bu oran Irak ve Afganistan'daki savaşlar sırasında yüzde 50'ye fırladı.

Gelecek için endişelenmek

Bu büyük yüzde endişe verici bir eğilimi gösteriyor. Zira ABD, savaşlarını yürütmek için özel güvenlik şirketlerine bağımlı hale geldi.

Doğal olarak bu stratejik bir zayıflık teşkil ediyor. Çünkü söz konusu durum, ABD'nin artık özel askerî güvenlik şirketleri olmadan savaş yürütemeyeceği anlamına geliyor.

En önemli nokta ise şu ki ABD, savaşlarını büyük ölçüde özel güvenlik şirketleri aracılığıyla yürütüyor ve onlar olmadan Amerikan muharebe kuvvetleri güçsüz kalacak.

Şayet bu eğilim devam ederse gelecek savaşlarda gücün yüzde 80-90 oranında azaldığını görebiliriz.

Atlantic gazetesine göre özel askerî güvenlik şirketleriyle sözleşme yapmak büyük bir iş.

2014 mali yılında, Irak ve Afganistan savaşları devam ederken Pentagon, federal sözleşmelere 285 milyar dolar ayırdı.

Bu rakam, diğer tüm hükümet kurumlarının toplamından daha fazlaydı. Bu, federal harcamaların yüzde 8'ine, yani tüm İngiliz savunma bütçesinin üç buçuk katına denk geliyordu.

Wagner Grubu

Ancak Rusya'da durum biraz farklı. Çünkü 2014 yılında Yevgeniy Prigojin tarafından kurulan özel askeri şirket Wagner Rusya'da yasal değildi.

Barnard College'da profesör olan Kimberly Martin, 2020 yılında ABD Kongresi önünde yaptığı açıklamada, Wagner'i yasadışı ve Rusya'da bir belirsizlik ortamında tutmanın, Kremlin'in bu grup tarafından gerçekleştirilen tehlikeli eylemlerden kendisini uzaklaştırmasına izin verdiğini söyledi.

Bu, Wagner savaşçılarının 2018 yılında Suriye'de ABD kuvvetlerine karşı şiddetli bir savaş sırasında öldüğü ve bunun yaklaşık 300 Wagner paralı askerinin öldürülmesiyle sonuçlandığı zaman açıkça görülüyordu.

Kremlin yıllardır Wagner Grubu'yla savaş suçlarıyla bağlantılı herhangi bir ilişkisi olduğunu inkâr ederken, Batı medyası bu grubun Rus istihbaratının emriyle faaliyet gösterdiğini vurguluyor.

Amerikan gazetesi The Daily Beast, Wagner gibi özel askeri şirketlerin Rusya yasalarına göre yasal olarak faaliyet göstermediğini ancak tercih edilen bazı şirketlerin Rus devletiyle bir tür ortaklık içinde çalışmasına izin verildiğini söylüyor.

Grubu yakından inceleyen New America Center'ın Geleceğin Cepheleri Programı Direktörü Candace Rondo, Wagner'in savaş hizmetlerinin Rusya'nın dış politika oyununa yaptığı katkının yalnızca bir parçası olduğunu söylüyor.

Rondo, Wagner savaşçılarının düzensiz savaş operasyonları ve psikolojik savaş için çok amaçlı roller oynadığına ve bir dizi Afrika ülkesindeki çatışmalarda ortak güçlerin eğitimi de dahil olmak üzere diğer çatışma alanlarında önemli bir taktik rol oynadığına inanıyor.

Bu, Rusya'nın dünyanın her yerine askerî açıdan kendisini yansıtabileceği izlenimini yaratacak bir varlıktır.

Wagner Grubu, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara ve çatışmalara dahil etmeden, Rusya'nın küresel emelleri için fiili bir ajan olarak hareket ediyor ve bu da Wagner'in faydasını artırıyor.

Ayrıca Rusya'nın, birçok Afrika ve Ortadoğu ülkesine nüfuz etmesine ve çok fazla maliyet olmadan ilerlemesine olanak tanıyor.

Şirketlerle sözleşme yapmanın avantajları

Ülkeleri bütün bir orduya kıyasla ucuz bir alternatif gibi görünen özel güvenlik şirketlerine çeken şey genellikle uygun maliyetli dış kaynak kullanımıdır.

Özel askeri ve güvenlik şirketleri çok daha ucuz gibi görünüyor ve devletlerin onları eğitmesi gerekmiyor.

Ayrıca emeklilik masraflarını karşılamaları ya da yaralandıklarında veya hastalandıklarında personelinin tedavisini karşılamaları da gerekmiyor.

Katharina Stein'a göre ABD, 1994'ten 2007'ye kadar 12 özel milis gücüne yaklaşık 300 milyar dolar yatırım yaptı ki bu çok büyük bir rakam.

Ancak çoğu ülkenin gözünde iyi bir yatırım. Çünkü ABD hükümetiyle sözleşme yapan bu şirketler son derece uzman ve iyi eğitimli kadrolara sahip. Aynı zamanda kendi ekipmanlarını da getiriyorlar.

Ancak hepsinden önemlisi de 'kirli işleri' özel askeri güvenlik şirketleri yapıyor. Böylece savaş suçlarının sorumluluğu daha kolay gözden kaçıyor.

Bu nedenle parlamento orduyu konuşlandırmaya ikna edilemezse özel askeri şirketlerle her zaman sözleşme yapılabilir.

Cezai sorumluluğun bulunmaması

Genel bir kural olarak, devletlerin özel güvenlik şirketlerini kontrol etmesi zor. Çünkü genellikle yasal sularda faaliyet gösterirler ve kendilerini kurallara uyma veya uluslararası savaş hukukuna uygun hareket etme konusunda daha az yükümlü hissederler.

Bu davranışın en güzel örneklerinden biri, 2007 yılında Bağdat'ta Amerikan özel güvenlik şirketi Blackwater savaşçıları tarafından 17 Iraklı sivilin katledilmesidir. 2020 yılında eski ABD Başkanı Donald Trump, cinayetlerin sorumlusu olan dört kişi için af çıkardı.

Gözlemciler, özel güvenlik ve askeri şirketlerin konuşlandırıldıkları ülkelerde cezai kovuşturulmanın hiçbir zaman gerçekleşmediğine dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz 20, 30z yılda, bilinen tek cezai hükümler 2004 yılındaki başarısız darbeden kaynaklananlar oldu. Sandline International'ın kurucu ortağı ve CEO'su Simon Mann'ın 34 yıl hapis cezasına çarptırıldığı Ekvator Ginesi'nde, yine 2009 yılında Ekvator Ginesi Devlet Başkanı tarafından affedildi.

Birleşmiş Milletler'in rolü nedir?

Söz konusu şirketlerin çoğalmasını teşvik eden şey, ABD, Rusya ve Çin gibi büyük ülkelerin, 2001 yılında yürürlüğe giren Paralı Askerlerin İşe Alınması, Kullanılması, Finansmanı ve Eğitimine Karşı Uluslararası Sözleşme'yi onaylamamasıydı.

BM Paralı Askerler Sözleşmesi, paralı askerlerin silahlı çatışmalarda kullanılmasının ve finanse edilmesinin suç olduğunu belirtiyor.

Ancak anlaşmayı yalnızca 35 üye ülke onayladı ve ABD, Rusya ve Çin anlaşmayı onaylamadı.

ABD'nin Paralı Askerlerin İşe Alınması, Kullanılması, Finansmanı ve Eğitimine Karşı Uluslararası Sözleşme'yi onaylamamasının nedeni kısmen, bu konuda önceki BM protokollerinin ve kararlarının çelişkili olmasa da farklı tanımlar içerdiği algısından kaynaklanıyordu.

Bazı ülkeler paralı asker tanımına, özel askeri şirketlerin de dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle ABD hükümeti, en azından diğer ülkelerin ve büyük güçlerin çoğunluğu paralı askerlik yasağına uymaya istekli olana kadar eylemsizliğin en iyi eylem planı olduğuna karar vermiş gibi görünüyor.

Durum değişir mi?

Bazı uzmanlar Wagner Grubu ile ilgili son gelişmelerin özel askeri şirketlere ilişkin düşüncede temel bir değişime yol açacağını ve bunların çoğalmasını düzenleyen uluslararası düzenlemeler için baskı yaratacağını umuyor.

Ancak bunu yapmaya yönelik daha önceki girişimler, paralı askerleri en çok kullanan dört ülke olan ABD, İngiltere, Güney Afrika ve İsrail tarafından engellendiği için başarısız oldu.

Birçok ülke, 17 Eylül 2008 tarihinde onaylanan sözde Montrö Belgesi'ni, Almanya, Ukrayna ve ABD'nin katılımıyla yayınlandıktan sonra ülkelerin özel askerî güvenlik şirketleriyle nasıl anlaşma yapacaklarını düzenlemek için uluslararası alanda geliştirilebilecek bir belge olarak adlandırdı.

Ancak belge bağlayıcı değil. Çünkü belgeden hak veya yükümlülük çıkarımına izin verilmiyor.

Independent Türkçe - Independent Arabia



Starmer: NATO çerçevesi dışında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

Starmer: NATO çerçevesi dışında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefikleriyle "uygulanabilir" bir plan geliştirmek üzere çalıştığını ve bunun Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) çatısı altında olmayacağını vurguladı.

Starmer'ın bu tutumu, ABD Başkanı Donald Trump'ın, ittifakın üye devletlerinin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasından bu yana fiilen kapalı olan, küresel enerji arzı için hayati önem taşıyan boğazı yeniden açmasına yardım etmeyi reddetmeleri halinde ittifakın "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalacağı uyarısından kısa bir süre sonra geldi.

Starmer, “Avrupa ortaklarımız da dahil olmak üzere tüm müttefiklerimizle birlikte, bölgede seyrüsefer özgürlüğünü mümkün olan en kısa sürede yeniden tesis edecek ve ekonomik etkileri azaltacak kolektif ve uygulanabilir bir plan geliştirmek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Konuyu Trump ile görüştüğünü de belirtti.

Starmer, İngiltere'nin kendisini ve müttefiklerini savunmak için gerekli adımları attığını, ancak Ortadoğu'da daha geniş bir savaşa sürüklenmeyeceğini vurguladı.

Boğazın yeniden açılmasına yönelik herhangi bir planın NATO misyonu olmayacağını vurguladı.

Şöyle dedi: “Bu misyonun NATO misyonu olmadığını ve olmayacağını açıkça belirtmek istiyorum. Bu, ortaklardan oluşan bir koalisyon olacak; bu nedenle Avrupa, Körfez ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ortaklarla iş birliği yapıyoruz.”

Diplomasi çözümdür

İtalyan Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise bugün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki krizi çözmenin en iyi yolunun diplomasi olduğunu ve İtalya'nın dahil olduğu, bölgeyi kapsayacak şekilde genişletilebilecek hiçbir deniz misyonu bulunmadığını söyledi.

Tajani, Brüksel'deki bir toplantının kulisinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hürmüz konusunda diplomasinin en iyi çözüm olduğuna inanıyorum" dedi.

İtalya'nın Kızıldeniz'de savunma amaçlı deniz misyonlarına katıldığını belirten Tajani, "Ancak Hürmüz'ü da kapsayacak şekilde genişletilebilecek herhangi bir misyon göremiyorum" diye belirtti.

Alman hükümet sözcüsü bugün yaptığı açıklamada, İran ile savaşın NATO ile hiçbir bağlantısının olmadığını belirterek, Almanya'nın savaşa katılmayacağını ve Hürmüz Boğazı'nın askeri yollarla açık tutulmasına katkıda bulunmayacağını yineledi.

Sözcü şöyle devam etti: "Bu savaş devam ettiği sürece, Hürmüz Boğazı'nın askeri yollarla açık tutulması çabası da dahil olmak üzere hiçbir şekilde katılım olmayacaktır."

Trump, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçişin neredeyse tamamen durması ve bunun sonucunda özellikle petrol olmak üzere enerji fiyatlarının yıllardır görülmemiş seviyelere yükselmesi üzerine, birçok ülkeyi boğazdan geçen tankerleri ve ticari gemileri korumaya yardımcı olmak için savaş gemileri göndermeye çağırdı.

Dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği boğaz, İran'ın saldırıları ve tehditleri nedeniyle neredeyse tamamen kapalı durumda.

Trump, Financial Times'a verdiği röportajda, NATO'nun müttefiklerine boğazı açmada yardımcı olmaması halinde "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile planlanan zirveyi ertelemekle tehdit etti.


İran savaşı Pekin'e sınırlı diplomatik kazanımlar sağladı

7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
TT

İran savaşı Pekin'e sınırlı diplomatik kazanımlar sağladı

7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)

Pekin, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını şiddetle kınarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın sonunda Çin'e yapacağı ziyaret için hazırlıklar dün Paris'te yeni bir ticaret görüşmeleri turuyla hız kazandı.

Çin, İran'la olası bir savaşın diplomatik sonuçlarından yararlanmaya çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki askeri müdahalesi, savunma sistemlerini ve askeri kaynaklarını Asya'dan uzaklaştırarak Pekin üzerindeki stratejik baskıyı hafifletiyor. Bu durum, Washington'un Asya'daki müttefikleri arasında, özellikle Pekin'in ABD füze ve hava savunma stoklarının azalması ve bunun Tayvan ve Güney Çin Denizi çevresindeki caydırıcılık dengesi üzerindeki etkisini yakından takip etmesi nedeniyle, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesine odaklanma yeteneği konusunda endişelere yol açıyor.

Ancak bu kazanımlar sınırlı kalmaktadır çünkü Çin, dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olmaya devam ediyor ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrole büyük ölçüde bağımlı durumda.


İranlılar daha ucuz yiyecek ve internet arayışı içinde Kuzey Irak'a geçiyor

İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
TT

İranlılar daha ucuz yiyecek ve internet arayışı içinde Kuzey Irak'a geçiyor

İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)

Savaşın ülkelerini harap etmesinden bu yana, dün sınırın yeniden açılması ile onlarca İranlı daha ucuz yiyecek almak, internete erişmek, akrabalarıyla iletişime geçmek ve iş bulmak umuduyla Kuzey Irak'a geçti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre sınırı geçenler, devam eden hava saldırıları ve yükselen gıda fiyatlarının İran'daki yaşamı giderek zorlaştırdığını söyledi.

Mallarla dolu kamyonlar, Irak Kürdistanı'nda Hacı Ömer sınır kapısından geçip yavaşça ilerleyerek, İran tarafındaki yüksek maliyetlerden bir nebze olsun rahatlama sağlamayı umuyordu.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a savaş açmasından önce bile, İranlı Kürtler düzenli olarak Irak Kürdistan'ına geçiyorlardı. Burada bölge sakinleriyle derin ailevi, kültürel ve ekonomik bağlara sahiplerdi ve geçirgen sınır, istikrarlı ticareti ve düzenli ziyaretleri kolaylaştırıyordu.

Şimdi ise Irak Kürdistan'ı, savaşın harap ettiği bölgedeki İranlılar için hayati bir can simidi haline geldi ve onların dış dünyaya erişimini sağlıyor.

Bölgesel askeri gerilimlerin artması nedeniyle sınır kapatıldı. Irak Kürt yetkilileri, İranlı mevkidaşlarının geçişi yeniden açmasını bekliyor.

AP’nin görüştüğü İranlı Kürtlerin neredeyse tamamı, İran istihbarat servislerinden misilleme korkusuyla adının açıklanmamasını tercih etti; zira bu servislerin medyaya konuşan herkesi izlediğini söylüyorlar.

dsf
İranlı bir Kürt, Hacı Ömer sınır kapısının Irak tarafında görülüyor (AP)

İran'a ait çok sayıda askeri üs, istihbarat merkezi ve diğer güvenlik noktalarının imha edildiğini söylediler. Bombardımanın güvenlik güçlerinin hareketlerini kısıtladığını belirterek şunları kaydettiler: "Güvenlik personeli hükümet binalarından uzak duruyor, okullar ve hastaneler gibi sivil yerlerde koruma arıyor veya ofislerine gitmek yerine araçlarında hareket halinde kalıyor."

İran Piranşahr’den Kürt bir kadın, akrabalarıyla iletişime geçmek ve temel ihtiyaç malzemeleri almak için dün 15 kilometre yol kat ederek sınırı geçti.

"İran'daki durum korkunç. İnsanlar kendilerini güvende hissetmiyor, her şey pahalı ve insanlar evlerinden çıkmak istemiyor" dedi.

Yaklaşık yarım saat sonra, içinde yiyecek dolu iki plastik poşetle sınırın ötesine aceleyle geri döndü. Çocuklarının evde kendisini beklediğini ifade etti.

İranlı yetkililerin kullandığı yerlerin yakınında yaşayan İranlı Kürtler, bombardımandan kaçmak için daha güvenli bölgelere sığınmak zorunda kalmalarından şikayetçiler.

İran'ın Urmiye şehrinde yaşayan ancak Irak'ın kuzeyindeki Erbil'de boyacı olarak çalışan bir kişi, sürekli bombardımanın günlük gerçeklik haline geldiğini söyledi. Patlamalardan korkan annesinin ısrarı üzerine kısa süreliğine eve döndüğünü, ancak ailesinin İran yetkilileriyle hiçbir bağı olmadığını, bu yüzden korkacak bir şey olmadığını söyleyerek annesini rahatlattığını belirtti.

Durum o kadar vahim ki, Irak Kürdistan'ındaki metal fabrikasında çalışan başka bir işçi, Urmiye'deki ailesinden yanına taşınmalarını ve onunla kalmalarını rica etti. Eşi ve üç çocuğu da dahil olmak üzere ailesi dün geldi ve yol kenarındaki bir lokantada dinlendi. Tekrarlanan saldırılardan sonra güvenlik güçlerinin artık üslerinde saklanmadığını ifade etti.