Suudi Arabistan’dan ABD’ye Hürmüz baskısı: Müzakere masasına dönün

Devrim Muhafızları'nın, saldırılara Hürmüz'deki gemi trafiğini durma noktasına getirerek misilleme yapması petrol fiyatlarının fırlamasına yol açmıştı (Reuters)
Devrim Muhafızları'nın, saldırılara Hürmüz'deki gemi trafiğini durma noktasına getirerek misilleme yapması petrol fiyatlarının fırlamasına yol açmıştı (Reuters)
TT

Suudi Arabistan’dan ABD’ye Hürmüz baskısı: Müzakere masasına dönün

Devrim Muhafızları'nın, saldırılara Hürmüz'deki gemi trafiğini durma noktasına getirerek misilleme yapması petrol fiyatlarının fırlamasına yol açmıştı (Reuters)
Devrim Muhafızları'nın, saldırılara Hürmüz'deki gemi trafiğini durma noktasına getirerek misilleme yapması petrol fiyatlarının fırlamasına yol açmıştı (Reuters)

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasını sonlandırması için ABD'ye baskı yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan Arap yetkililer, Suudi Arabistan'ın, ABD'nin Hürmüz'ü ablukaya alması nedeniyle İran'ın Körfez ülkelerine misilleme yapmasından ve önemli ticaret faaliyetlerinin daha da aksamasından endişelendiğini söylüyor.

Riyad yönetiminin, Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı kaldırıp müzakere masasına dönmesi için Donald Trump yönetimine baskı uyguladığını belirtiyorlar.

İran'ın, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı için hayati önem taşıyan Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'nı kapatarak ablukaya misilleme yapma ihtimali de Riyad'ı korkutuyor.

Suudi Arabistan, Devrim Muhafızları'nın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesinin ardından, ham petrolünü Kızıldeniz üzerinden göndererek ihracatını sürdürdü.

Ancak Yemen'deki Tahran destekli Husilerin, Kızıldeniz'i kapatması halinde bu hat da tehlikeye girebilir.

Husiler, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa neredeyse bir ay sonra 28 Mart'ta katılmıştı.  

Arap yetkililere göre Tahran, Gazze savaşında bölgedeki gemilerin geçişlerini engelleyen Husilere benzer bir hamle yapmaları için baskı uyguluyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne göre, Gazze savaşı öncesinde Babülmendep'ten 9,3 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçiyordu. Husi milislerinin boğaz çevresindeki gemilere saldırılar düzenlemeye başlamasının ardından bu sayı yarı yarıya azaldı.

Analize göre Körfez ülkeleri, savaşın İran'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirmesiyle sonuçlanmasını istemiyor. Ancak Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki ülkeler, ABD'den anlaşmazlıkları müzakere masasında çözmesini istiyor. Tahran ve Washington arasında müzakerelerin sürmesi için yoğun diplomasi trafiği yürütüldüğü aktarılıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün telefon görüşmesi yapmıştı. İran haber ajansı Tesnim'in aktardığına göre Riyad yönetimi, bölgede diplomatik müzakerelere desteğini bir kez daha yineledi.

ABD ve İran heyetleri, 11 Nisan'da Pakistan'ın başkenti İslamabad'da birebir görüşme düzenlemiş ancak Hürmüz Boğazı'yla ilgili meselelerde anlaşma sağlanamamıştı. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı'na abluka uygulama kararı almıştı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, (CENTCOM) pazartesi itibarıyla İran limanlarına giren veya çıkan tüm gemilere abluka uygulanacağını duyurdu. İran limanlarına gitmeyen gemilerinse uygulama dışında tutulacağı belirtilmişti.

Trump, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek vereceğini öne sürmüştü.

Ancak başta Birleşik Krallık (BK) ve Fransa olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya destek vererek çatışmalara dahil olmayacaklarını bildirdi.

BK Başbakanı Keir Starmer, "Ablukayı desteklemiyoruz" derken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da BK'yle görüşerek Hürmüz'deki durumun normale dönmesini sağlamak amacıyla "çok uluslu bir misyon" kurulacağını duyurdu.

Reuters'a konuşan bir Fransız diplomat, misyonda Körfez ülkeleri, Hindistan, Yunanistan, İspanya, İtalya, Hollanda ve İsveç dahil yaklaşık 30 ülkenin yer alabileceğini söylüyor. Planların hazırlanmasına yönelik bir toplantının perşembe günü Londra veya Paris'te düzenlenebileceğini ifade ediyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da pazartesi günkü açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın diplomasi yoluyla tekrar açılması gerektiğini söylemişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Tesnim



Afrika haritalarda neden küçük? Togo BM'ye başvurdu yeni dünya haritası yolda mı?

Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası
Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası
TT

Afrika haritalarda neden küçük? Togo BM'ye başvurdu yeni dünya haritası yolda mı?

Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası
Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası

Togo Dışişleri Bakanı, ülkesinin BM üye devletlerinden Afrika'nın gerçek boyutunu daha doğru yansıtan ve 16. yüzyıldan kalma Mercator projeksiyonunu terk eden bir dünya haritası benimsemelerini isteyeceğini söyledi.

Eleştirmenler, Grönland'ı Afrika büyüklüğünde gösteren ancak kıtanın gerçekte yaklaşık 14 kat daha büyük olduğu Mercator projeksiyonunun, Afrika'nın muazzam büyüklüğüne ve büyük nüfusuna rağmen, onun marjinalliğine dair algıları güçlendirdiğini ve medya, eğitim ve siyasetteki anlatıları etkilediğini savunuyor.

Afrika Birliği, hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından Mercator Haritası kullanımına son verilmesi amacıyla "Haritayı Düzelt" kampanyasını yürütmekle Togo'yu görevlendirdi. Africa Unfiltered ve Speak Up for Africa gruplarının öncülüğünü yaptığı kampanya, ülkelerin gerçek boyutlarını göstermeyi amaçlayan 2018 Equal Earth projeksiyonunun benimsenmesini savunuyor.

Haritacı Gerardus Mercator tarafından navigasyon amaçlı tasarlanan Mercator projeksiyonu, kıtaların büyüklüğünü doğru bir şekilde temsil etmiyor; Kuzey Amerika ve Grönland gibi kutuplara yakın bölgeleri abartırken, Afrika ve Güney Amerika'yı küçültüyor.

Togo Dışişleri Bakanı Robert Dussey, pazartesi günü Reuters'e verdiği bir röportajda, "Küresel haritada Afrika kıtasının gördüğümüz büyüklüğü... coğrafi olarak doğru değil" diyerek, "bilimsel gerçeklerin" benimsenmesi çağrısında bulundu. Mercator projeksiyonu, okullar ve teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere dünya çapında yaygın olarak kullanılmaya devam ediyor.

Africa Without Filter'ın genel müdürü Moki Makura, "Doğru temsil sadece haritalarla ilgili değil, aynı zamanda harekete geçebilmek, ilerleyebilmek ve dünyanın Afrika'yı gerçekten olduğu gibi görmesini sağlamakla da ilgili" dedi.

Birleşmiş Milletler için bir karar taslağı hazırlamak

Afrika Birliği, bu yılın başlarında Equal Earth projeksiyonunun benimsenmesini ve 55 üye devletinin Mercator projeksiyonundan vazgeçmesini teşvik eden bir karar taslağı kabul etti.

Dussey, “Kurumsal zorluk, bu haritanın kabul edilmesi için BM Genel Kurulu kararı alınmasını sağlamaktır” dedi. “Afrika ülkelerinin bu girişime zaten çok açık olduğu nettir.” Taslak bir kararın hazırlanmakta olduğunu ve muhtemelen eylül ayındaki BM Genel Kurulu'nun bir sonraki oturumunda oylamaya sunulacağını ifade etti. Ülkelerin nasıl oy kullandığının gerçek niyetlerini ortaya koyacağını belirtti.

Birleşmiş Milletler, geçtiğimiz ay Afrika ülkelerinin öncülüğünde, köleliği "insanlığa karşı işlenmiş en iğrenç suç" olarak nitelendiren ve tazminat ödenmesini talep eden bir karar tasarısını kabul etti.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bütün AB üye devletleri ve İngiltere çekimser kalırken, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Arjantin karar tasarısına karşı oy kullandı.

 


İranlı öğrenci Fransa'da serbest bırakıldıktan sonra Tahran'a geldi

İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)
İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)
TT

İranlı öğrenci Fransa'da serbest bırakıldıktan sonra Tahran'a geldi

İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)
İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)

İran televizyonunun haberine göre, İranlı öğrenci Mehdiye İsfendiyari, İran'da güvenlik gerekçesiyle üç buçuk yıl gözaltında tutulan iki Fransız vatandaşının serbest bırakılmasının ardından İran'a geldi.

İsfendiyari, şubat ayı sonunda sosyal medyada terörizmi yücelttiği paylaşımları nedeniyle mahkum edilmiş ve yaklaşık bir yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakılmıştı.


İsrail merkezli bir STK, UCM’de İspanya Başbakanı aleyhine dava açtı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
TT

İsrail merkezli bir STK, UCM’de İspanya Başbakanı aleyhine dava açtı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)

Dünya genelinde ‘İsrail’in düşmanları’ olarak nitelendirdiği kişilere karşı yasal işlemler yürüten Tel Aviv merkezli bir sivil toplum kuruluşu (STK) olan Şurat HaDin dün, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hakkında İran'a yapılan ihracat nedeniyle ‘savaş suçlarının işlenmesine yardım’ suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yasal işlem başlatılması talebinde bulunduğunu açıkladı. Davada İspanya, ‘Tahran rejimi ve temsilcilerinin askeri amaçlarla ihtiyaç duyduğu bileşenleri’ sağladığı gerekçesiyle suçlanıyor.

Roma Statüsü'nün 15. maddesi uyarınca açılan davada Şurat HaDin, İspanya'nın fünyeler ve patlayıcılarda kullanılabilecek yaklaşık 1,3 milyon euro değerinde çift kullanımlı ürünlerin ihracatına izin verdiğini öne sürüyor.

Şurat HaDin tarafından yapılan açıklamada, “Bu maddeler zararsız endüstriyel ürünler değil, patlayıcıların çalışmasını sağlayan hayati bileşenler ve sivillere yönelik saldırılarda kullanılmasının beklendiği ve makul görüldüğü koşullarda nakledilmiştir” denildi.

Dava, 2023 yılının ekim ayında Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından bir yıl sonra Madrid'in Filistin devletini tanımasıyla daha da şiddetlenen iki ülke arasındaki diplomatik gerginliğin devvam ettiği bir dönemde açıldı.

Sosyalist bir isim olan Başbakan Sanchez, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattıkları savaşa da karşı çıkmış ve bu durum İsrail'in tepkisini çekmişti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçtiğimiz hafta, Madrid'in savaş sonrası Gazze'de istikrarı sağlamak için ABD liderliğindeki bir girişime katılmasını engelledi ve İspanya'yı ‘İsrail'e karşı diplomatik bir kampanya yürütmekle’ suçladı.