Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Bölgedeki can kaybı derin endişe yaratıyor

Brende: Bu yılki yıllık toplantıya ‘Filistinli, Arap, İsrailli, ABD’li ve Avrupalılar da dahil olmak üzere kilit paydaşlar’ katılacak

WEF Başkanı Borge Brende (EPA)
WEF Başkanı Borge Brende (EPA)
TT

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Bölgedeki can kaybı derin endişe yaratıyor

WEF Başkanı Borge Brende (EPA)
WEF Başkanı Borge Brende (EPA)

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende, forumun 54. oturumunun, son yıllarda yaşanan en karmaşık jeopolitik ve ekonomik süreç ışığında düzenlendiğini bildirdi.

Bu süreç, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen foruma ‘Güvenin Yeniden İnşası’ sloganı verilmesine engel olmasa da Gazze ve Ukrayna’daki savaşlar, dünya çapında 2 bin 500 yetkilinin katıldığı görüşmelere ağır gölge düşürdü.

Şarku’l Avsat’a özel röportaj veren WEF Başkanı Brende, bazılarının aşırı iyimser bulduğu bir sloganı savunarak, ‘güvenin yeniden inşasını’ uluslararası işbirliğini güçlendirmenin vazgeçilmez bir koşulu olarak değerlendirdi.

İsrail’in Gazze’deki savaşında kurbanların sayısı 3 ayda 23 bini aşarken ve bölge son yılların en kötü askeri gerilimlerine tanık olurken, forum yıllık toplantısını gerçekleştiriyor.

2013-2017 yılları arasında Norveç Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Brende, “Bölgedeki can kaybı derin endişe verici” dedi.

Rusya işgalinin üçüncü yılına yaklaştığı bir dönemde, forum oturumlarının büyük bir kısmı Ukrayna’daki savaşı sonlandırmanın yollarını tartışmaya ayrılacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, son iki yıldır Davos toplantılarına video konferans aracılığıyla katılırken, bu yıl ilk kez şahsen forumun faaliyetlerinde yer alacak.

Brende, forumun Rusya’nın katılımını reddetme yönündeki tutumunu yineledi.

Ancak, Rusya uluslararası hukuka, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun hale geldiğinde, Moskova delegasyonunun geri dönüşünü memnuniyetle karşılayacaklarını söyledi.

Brende’nin Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda öne çıkan kısımlar şunlar:

Aşırı iyimserlik mi?

Bugün dünyadaki jeopolitik durumun zorluğunu kabul etmesine rağmen Brende, bu yılki foruma ‘Güveni Yeniden İnşa Etme’ sloganı verilmesini şu ifadelerle değerlendirdi:

“Zayıf bir ekonomi, kötüleşen küresel güvenlik, siber saldırılar ve gelecekteki salgınlar da dahil olmak üzere günümüzün en acil sorunları. Bu sorunlar ancak küresel işbirliğiyle çözülebilir. Güvenin yeniden inşası, bu işbirliğini güçlendirmek için hayati bir unsur.”

Temkinli bir iyimserlikle devam eden Brende, “Neyse ki, bugün yaşadığımız karmaşık ve çoğu zaman çekişmeli jeopolitik bağlamda bile işbirliğinin mümkün olduğunu biliyoruz” dedi.

WEF Başkanı, forumun yakın zamanda başlattığı ve küresel işbirliğini değerlendiren küresel işbirliği ölçeğine dikkat çekti.

İşbirliğinin, olumsuz rüzgarlara rağmen öncelikle iklim ve doğa sorunlarının yanı sıra ticaret ve sermaye akışı üzerinde gerçekleştiğinin tespit edildiğini söyledi.

Brende, “Bunun anlamı, başka yerlerde uyum olmamasına rağmen liderlerin belirli alanlarda ortak çıkarları ilerletmek için işbirliği ve rekabeti dengeleyebilmeleridir” diye ekledi.

Ortadoğu’da çatışma

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş, Gazze nüfusunun yüzde 85’inin yerinden edilmesine, en az 23 binden fazla insanın ölümüne ve büyük yıkıma neden oldu.

Birleşmiş Milletler (BM) ve Arap ülkelerinin Gazze’de derhal ateşkes sağlanması yönündeki çağrıları artarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti ise ‘Hamas hareketini ortadan kaldırmayı’ amaçladığı savaşı sürdürmeye kararlı.

Brende, bölgenin onlarca yıldır tanık olduğu en kötü gerilime ilişkin şu yorumu yaptı:

“Bölgedeki can kaybı son derece endişe verici. Forumun uzun süredir her iki taraftaki paydaşların barışa ve iki devletli çözüme giden yollar üzerinde müzakere yapması için bir platform görevi gördüğünü söyleyerek başlayacağım. Güvenilir ve yapıcı bir rol oynamayı arzuladığımız için bu, ciddiye aldığımız bir tarihtir.”

Brende, bu yılki yıllık toplantıya ‘Filistinli, Arap, İsrailli, ABD’li ve Avrupalılar da dahil olmak üzere kilit paydaşların’ katılacağını belirtti.

WEF Başkanı, “Acil ve uzun vadede güvenlik, siyasi ve insani çözümlere ulaşmak için neler yapılması gerektiği konusunda kapsamlı tartışmaların yapılmasını bekliyoruz” dedi.

Ukrayna’da savaş

Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak Forum, Rusya’yı Davos davetlileri listesinden çıkardı.

Brende, ‘Forum, savaşı sona erdirmenin yollarını arama çabalarına rağmen Rusya konusundaki kararına bağlı kalıyor mu?’ sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“İki hafta önce, yılın başında, savaşın başlangıcından bu yana Kiev ve Harkov’a yönelik en ağır füze saldırıları da dahil, yeni bir Rus hava bombardımanına tanık olduk. Savaş, başlangıcından bu yana 6 milyondan fazla mülteciye neden olurken, Ukrayna’daki birçok topluluk da derin fiziksel ve psikolojik hasarla karşı karşıya kaldı. Forum, Rusya bir kez daha uluslararası hukuka, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun hale geldiğinde, Moskova delegasyonunun geri dönüşünü memnuniyetle karşılayacaktır.”

İsviçre hükümeti, 70’ten fazla üst düzey ulusal güvenlik danışmanının barış formülünü tartışmak üzere katıldığı WEF’in başlamasının arifesinde, Davos’ta görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Brende, söz konusu görüşmelere ilişkin şunları söyledi:

“Bu toplantı, Devlet Başkanı Zelenskiy’nin ilk kez 2022’de Bali’deki G20 zirvesinde ana hatlarını çizdiği, Ukrayna’nın 10 maddelik barış formülünü ilerletmeye yönelik bir dizi tartışmanın dördüncüsüydü. Forumun yıllık toplantısı aynı zamanda, ülkenin uzun vadeli yeniden inşasında küresel kamu ve özel sektör liderlerinin etkili bir rolünü belirlemek amacıyla, Ukrayna Devlet Başkanı ile 70’den fazla yönetici ve çok taraflı kalkınma topluluğu arasında bir diyaloğa da ev sahipliği yapacak.”

Kutuplaşma ve yapay zekanın zorlukları

Bu yıl dünya nüfusunun neredeyse yarısı yerel ve yasama seçimlerine katılacak.

Toplumların içi ve arasında siyasi kutuplaşma yoğunlaşırken, dezenformasyonun hızlı ve benzeri görülmemiş bir şekilde yayılması da körükleniyor.

Brende, “Milyarlarca insan sandık başına giderken, kurumlara olan güven tüm zamanların en düşük seviyesinde. Aynı şekilde dezenformasyon ve yanlış bilgilendirme riski de tüm zamanların en yüksek seviyesinde” dedi.

Forum tarafından geçen hafta yayınlanan Küresel Riskler Raporu, yanlış bilgi ve dezenformasyonu kısa vadede dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük risk olarak sıraladı.

Brende konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Teknolojideki ve özellikle yapay zekadaki hızlı ilerleme, demokratik sürece olan güveni baltalamak ve yeni seçilmiş hükümetleri istikrarsızlaştırmak için kullanılabileceğinden bu endişeleri daha da artırıyor. Bu nedenle yıllık toplantı, paydaşların dezenformasyonu ele almak ve yeni teknolojilerin risklerini azaltmak için nasıl işbirliği yapabileceğine dair tartışmalar içeriyor.”

Aşırı sağın yükselişi

Avrupa ülkeleri, aşırı sağın yükselişinde bir hızlanmaya tanık oluyor ve bu, bazı ülkelerdeki yerel ve yasama seçimleriyle daha da güçlendirilebilir.

Bu bağlamda Brende, kutuplaşma ve aşırılığın endişe kaynağı oluşturduğunu vurgulayarak, şu ifadelerle devam etti:

“Dünya çapındaki liderlerin, ortak küresel zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışması gerekiyor. Küresel ekonomi kırılgan. Büyümenin de bu yıl yüzde 2,9’a kadar yavaşlaması bekleniyor. Daha da endişe verici olan ise şiddetli çatışmaların İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyelere ulaşması. Bu sorunları çözebilmemizin tek yolu, her konuda fikir birliğine varmasalar bile liderlerin bir araya gelmesidir.”

Yoksulluğun artması

Birleşmiş Milletler (BM), 110 ülkede yaşayan 1,1 milyar insanın aşırı yoksullukla karşı karşıya olduğu konusunda uyardı.

Dünyadaki her altı yoksul insandan yaklaşık beşi, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’da yaşıyor.

Ancak Brende, son otuz yılda küresel yoksulluk oranının dikkate değer düzeylerde azaldığını söyleyerek, şöyle devam etti:

“1990’da yaklaşık yüzde 37 iken bugün yüzde 10’un altına indi. Hindistan önemli bir düşüş yaşadı. Ülkede sadece 15 yıl içinde 400 milyondan fazla insan yoksulluktan kurtulmayı başardı. Çin ve Endonezya da muazzam bir gelişme kaydetti.”

Mevcut jeopolitik gerilimlerin kazanımları tehdit ettiğine vurgu yapan Brende, açıklamasına şöyle devam etti:

“Açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısı 2022’de hızla artarak 735 milyonun üzerine çıktı. Neyse ki gıda fiyatları 2022’deki yükselişinden bu yana düşmeye başladı, ancak hala tarihi standartlara göre yüksek.”

Brende, liderlerin istihdam yaratmak, sağlık sorunlarını ele almak ve jeopolitik şokların yürütülen çabaları sekteye uğratmasını önlemek gibi, çok boyutlu yoksulluğu azaltma adımlarına öncelik vermeye devam etmesi gerektiğini belirtti.

WEF Başkanı, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin ilk hedefine, yani 2030 yılına kadar her yerde aşırı yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ulaşabilmemizin tek yolu bu” diye ekledi.

İklim değişikliğiyle mücadele

Forum, oturumların önemli bir bölümünü iklim değişikliğiyle mücadele çabalarına ayırıyor.

Yıllık toplantının, COP28 konferansının ivmesine ve sonuçlarına bağlı olacağını söyleyen Brende, şöyle devam etti:

“Örneğin, İklim Eylemi İçin Yüksek Hedefli Çok Düzeyli Ortaklıklar Koalisyonu, net sıfır karbona ulaşmaya kendini adamıştır. İlk Hareket Edenler Koalisyonu ise hafifletilmesi zor olan sekiz sektördeki emisyonların azaltılmasına odaklanıyor. Endüstriyel Grupları Dönüştürme girişimimiz, karbon nötrlüğü elde etmek için sektöre özel yolları hedefliyor.”

Bölgeyle işbirliğinin derinleştirilmesi

Ekonomik Forum, bölgesel toplantılar ve Dördüncü Sanayi Devrimi merkezleri aracılığıyla Ortadoğu bölgesindeki varlığını güçlendirmek için yıllardır çalışıyor.

Brende, Davos’un bölgedeki geleceğine ilişkin bir soruya ise şu yanıtı verdi:

“Forum, girişimler geliştirerek ve aktörleri bir araya getirerek Ortadoğu bölgesiyle derinden ilgileniyor. Üst düzey yöneticileri bir araya getiren MENA Sürdürülebilirlik Liderleri İttifakı, bölgedeki karbondan arındırma ve kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarına odaklanıyor.”

Forum bunlara ek olarak, teknoloji yönetişimi ve ekonomik çeşitlendirme konularında kamu ve özel sektöre yönelik çözümler geliştiren Dördüncü Sanayi Devrimi için merkezler açmak amacıyla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar da dahil olmak üzere bölgedeki hükümetlerle birlikte çalışıyor.



Rekor hisse satışları boğa piyasasının sonuna mı işaret ediyor?

 Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
TT

Rekor hisse satışları boğa piyasasının sonuna mı işaret ediyor?

 Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)
Nasdaq'ta açılış zilinin çalındığı törene videoyla katılan Elon Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimalini yüzde 10'dan az görüyordum" demişti (Reuters)

Dünyanın en büyük şirketlerinin rekor düzeyde hisse ve tahvil ihracına yönelmesi, yaklaşık 4 yıldır süren boğa piyasasının sona yaklaştığı yönündeki endişeleri artırdı.

S&P 500 endeksi son 3 yıl 9 ayda iki kattan fazla yükselirken, şirketler de yatırımcı iştahından yararlanmak için hızla sermaye toplamaya başladı.

Elon Musk'ın SpaceX'inin 75 milyar dolarlık, Güney Koreli yarı iletken devi SK Hynix'in de 26,5 milyar dolarlık halka arzının yanı sıra Alphabet'in 85 milyar dolarlık hisse satışı bunun son örnekleri arasında yer alıyor.

Finansal veri şirketi Dealogic'in verilerine göre şirketler 2026'nın ilk yarısında halka arzlar, ikincil satışlar ve dönüştürülebilir tahviller dahil yatırımcılara toplam 344,7 milyar dolarlık yeni hisse sattı. Bu rakam 2022 ila 2025'teki seviyeleri şimdiden geride bıraktı.

Wall Street Journal'ın analizinde, hisse arzının talebi aşmasının piyasalar üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekiliyor. ABD'li yatırım şirketi Research Affiliates'in yöneticisi Rob Arnott, "Hisse ihracı boğa piyasalarının son aşamalarında artma eğilimi gösterir" diyor.

Benzer bir durumun 1999 sonu ve 2000'in ilk yarısında yaşandığı, yoğun hisse satışlarının dot-com balonunun çöküşüne katkıda bulunduğu görüşü de yatırımcılar arasında sıkça dile getiriliyor.

Öte yandan şirketlerin hisse geri alımlarını azaltması da piyasadaki hisse arzını artırıyor. Danışmanlık şirketi Elm Wealth'e göre ABD'li firmalar gelecek bir yıl içinde net 500 milyar dolarlık hisse ve borç ihracı gerçekleştirecek. Son yıllardaysa piyasada çoğu hisse geri alımı kaynaklı yaklaşık 1 trilyon dolarlık net azalma yaşanmıştı.

Analize göre bu değişimin arkasındaki temel etkenlerden biri yapay zeka yatırımları. Varlık yöneticisi Janus Henderson'a göre büyük yapay zeka şirketlerinin sermaye harcamaları bu yıl 800 milyar doları, gelecek yıl ise 1 trilyon doları aşacak. Geçen yıl bu rakam yaklaşık 450 milyar dolardı.

Firmanın küresel kredi birimi yöneticisi John Lloyd, yapay zeka devlerinin yıllardır sürdürdüğü sermaye politikalarını tersine çevirdiğini belirterek, "Hisse geri alımları yerini yeni hisse ihraçlarına bırakıyor" diyor.

Bununla birlikte birçok piyasa uzmanı, artan hisse satışlarının tek başına boğa piyasasını sona erdirmeye yetmeyeceğini savunuyor. Şirketlerin güçlü kârları ve ABD ekonomisindeki dayanıklılığın piyasayı desteklemeyi sürdüreceğini vurguluyorlar.

Reuters'ın analizinde de teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına yatırım yarışının, Wall Street'teki anlaşmaları ve finansman faaliyetlerini canlandırdığına dikkat çekiliyor. Citigroup, SK Hynix'in halka arzından 70 milyon doların üzerinde gelir elde etmişti. Bank of America da ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'ya 520 milyon dolarlık kredi limiti tahsis etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD-İran geriliminin yeniden alevlenmesi ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yükseltti

Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
TT

ABD-İran geriliminin yeniden alevlenmesi ve enerji tesislerine yönelik saldırılar petrol fiyatlarını yükseltti

Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam kentinden görünen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların yeniden artması ve küresel enerji arz güvenliğine yönelik endişeler nedeniyle petrol fiyatları bugün, üst üste üçüncü işlem gününde de yükselişini sürdürdü. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin kesintiye uğraması ve enerji altyapısına yönelik saldırıların yeniden başlaması, piyasalardaki tedirginliği artırdı.

Fiyatlarda son durum

Brent ham petrolünün vadeli işlemleri, TSİ 03:29 itibarıyla 1,46 dolar (yüzde 1,72) artışla varil başına 86,19 dolara yükseldi. ABD tipi Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise 1,11 dolar (yüzde 1,4) değer kazanarak 80,40 dolara ulaştı. Her iki petrol türü de dün yaklaşık yüzde 2 artışla son bir ayın en yüksek seviyesini görmüştü.

Dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının yaklaşık beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın bütün İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyması ve İran'ın bölgedeki ABD altyapısına karşı gerçekleştirdiği misillemeler gerilimi artırdı.

ABD ordusu bugün erken saatlerde, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemileri hedef alan "İran kapasitelerini zayıflatmak amacıyla" yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını duyurdu. İran ise çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığına göre ABD Başkanı Trump kanala verdiği demeçte, enerji tesislerine yönelik saldırıları son aşamaya sakladığını belirterek, "Nihayetinde enerji sektöründeki hedefleri vuracağız" ifadesini kullandı.

Aynı saatlerde İran ordusu, Ürdün'deki Azrak üssünde bulunan ABD hedeflerine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediğini bildirdi. İran Devrim Muhafızları ayrıca Bahreyn ve Kuveyt'teki askeri tesisleri hedef aldıklarını iddia etti; ancak Reuters, bu haberlerin bağımsız kaynaklarca doğrulanamadığını kaydetti.

Analistlerin beklentisi: 100 dolar riski sürüyor

KCM Trade kıdemli piyasa analisti Tim Waterer, çatışmaların körfez bölgesindeki enerji altyapısına zarar vermesi durumunda petrol fiyatlarının kısa süre içinde 100 dolar seviyesine çıkabileceği uyarısında bulundu.

Waterer, "Diplomatik çabaların Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı başarması durumunda Brent petrolü 75 ile 80 dolar bandında istikrar kazanabilir. Risk primi fiyatlara dahil edilmiş durumda; ancak her iki tarafın da diplomatik bir çözüm arayışı için hâlâ teşvikleri bulunuyor" değerlendirmesinde bulundu.


ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
TT

ABD-İran gerilimi petrol fiyatlarını son bir ayın zirvesine çıkardı

Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)
Umman'ın Musandam kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda gemi ve tankerler (Reuters)

Petrol fiyatları, bugünkü işlemlerde ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri gerilimin küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırmasıyla, yaklaşık son bir ayın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı zamanda boğazdan geçen petrol tankerlerinin sayısı son iki ayın en düşük seviyesine geriledi.

Brent petrolün varil fiyatı 1,50 dolar (%1,8) artışla 84,80 dolara yükselirken, ABD ham petrolü (WTI) 1,70 dolar (%2,2) değer kazanarak 79,84 dolardan işlem gördü. Her iki gösterge de seansın erken saatlerinde varil başına 2 doların üzerinde yükseldi. Brent petrol, bir önceki işlem gününde %9,6 artışla Mayıs 2020'den bu yana en yüksek günlük kazancını kaydetmişti.

Fiyatlardaki yükseliş, ABD güçlerinin üst üste üçüncü gece de İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemesi sonrasında gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden uygulamaya konulduğunu açıklarken, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerin korunması karşılığında geçişlerden %20 oranında ücret alınmasını önerdi.

Jeopolitik risk primi yeniden yükseldi

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, son gelişmelerin petrol piyasasında jeopolitik risk primini yeniden artırdığını belirtti.

Waterer, "ABD'nin deniz ablukasını yeniden devreye sokması ve İran'ın buna verdiği karşılıklar, petrol piyasasında yeni bir risk primi oluşmasına neden oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Hürmüz Boğazı'nın henüz tamamen kapanmadığını vurgulayan Waterer, tarafların farklı hedeflerinin küresel arz görünümünü daha da belirsiz hale getirdiğini ifade etti.

Tanker saldırısı endişeleri artırdı

Endişeler, Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı'nın iki BAE tankerinin Umman karasularında, Hürmüz Boğazı'nın güney rotasında İran'a ait iki seyir füzesiyle vurulduğunu açıklamasıyla daha da arttı. Saldırıda Hindistan vatandaşı bir mürettebat yaşamını yitirirken, 8 kişi de yaralandı.

Denizcilik verileri ise son 24 saat içinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankeri sayısının son iki ayın en düşük seviyesine gerilediğini gösterdi. Bu durum, güvenlik risklerinin deniz taşımacılığını etkilemeye başladığına işaret ediyor.

Philip Nova analisti Priyanka Sachdeva, piyasaların dikkatle izlemesi gereken en önemli unsurun Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol akışı olduğunu söyledi.

Sachdeva, "Tanker trafiğinde somut bir aksama, gemi sayısında kalıcı bir düşüş ya da ihracat akışında ciddi bir kesinti yaşanması halinde petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası görülebilir" yorumunda bulundu.

Buna karşılık, askeri gerilime rağmen petrol akışının sürmesi halinde fiyatları destekleyen jeopolitik risk priminin zamanla azalmasının beklendiğini ifade etti.

Husilerden yeni tehdit

Bölgedeki riskleri artıran bir diğer gelişmede ise Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın kontrol ettikleri bir havalimanını bombaladığını öne sürerek, Suudi Arabistan'a füze saldırıları düzenlediklerini açıkladı.

Gabelli Funds Portföy Yöneticisi Simon Wong, Husilerin saldırılarını Kızıldeniz'deki Suudi petrol tesislerine yöneltmesi halinde bölgedeki petrol arzına ilişkin belirsizliklerin daha da artabileceğini söyledi.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajansın ABD'de gerçekleştirdiği ön ankete göre analistler, geçen hafta ülkenin ham petrol stoklarının gerilemesini, buna karşılık benzin ve distilat yakıt stoklarının artmasını bekliyor. Resmi verilerin bu tahminleri doğrulaması halinde söz konusu gelişmenin petrol fiyatlarına ilave destek sağlayabileceği değerlendiriliyor.