İsrail'in ve Hamas'ın ‘kazanımlarını’ güvence altına almaya yönelik son dakika gerilimleri

Aşdod şehri sakinleri ve İsrailli kurtarma ekipleri, Gazze'den atılan Hamas’a ait bir füzenin yol açtığı hasarı incelerken (AFP)
Aşdod şehri sakinleri ve İsrailli kurtarma ekipleri, Gazze'den atılan Hamas’a ait bir füzenin yol açtığı hasarı incelerken (AFP)
TT

İsrail'in ve Hamas'ın ‘kazanımlarını’ güvence altına almaya yönelik son dakika gerilimleri

Aşdod şehri sakinleri ve İsrailli kurtarma ekipleri, Gazze'den atılan Hamas’a ait bir füzenin yol açtığı hasarı incelerken (AFP)
Aşdod şehri sakinleri ve İsrailli kurtarma ekipleri, Gazze'den atılan Hamas’a ait bir füzenin yol açtığı hasarı incelerken (AFP)

İsrailliler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ‘operasyon hedeflerine ulaşana kadar savaşmaya devam edeceğini’ açıklamasına rağmen ABD yönetiminin kendilerine, ateşkes istediklerine dair bilgi verdiklerini iddia ettiler. Her iki tarafın da (bir yandan İsrail hükümetinin, diğer yandan Hamas ve diğer Filistinli grupların) ‘bombalama hedeflerini tükettiği’ için ateşkes istediğine, ancak ‘son dakika kazançları’ elde etmek istediklerine dair genel bir kanı söz konusu. Bunun yanı sıra İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, savaşın iki gün içinde duracağını ima etti.
Kochavi, Gazze Şeridi’ni çevreleyen beldelerdeki belediye başkanları ve bölge sakinlerinin önde gelen isimleri ile yaptığı görüşmede, İsrail güçlerinin, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara, onları yıllarca geriye iten ağır darbeler vurduğunu söyledi. Kochavi, “Filistinli gruplar, (bu ağır darbe yüzünden) yeni bir savaş başlatmadan önce bin kez düşünecektir” dedi. Ancak İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanının en az iki gün daha devam etmesini gerektiren başka sebepler olduğunu söyleyen Kochavi, bu durumun iki gün sonra savaşın durması ihtimalini düşünmeyi mümkün kıldığını sözlerine ekledi.
İsrail merkezli Haaretz Gazetesi'nin askeri konular editörü Amos Harel’e konuşan Tel Aviv’deki askeri uzmanlara göre “Bu savaş, dokuzuncu gününde çamura saplandı.”  İsrail'in pazarlamaya çalıştığı imajını reddeden Harel, “İsrail ordusu, saldırıya devam etmeye hazır ve halen Gazze Şeridi'nde bombalamak istediği uzun bir hedef listesi var. Hamas ise ateşkes için can atıyor. İsrail, Gazze'de yapılabilecekleri olduğundan bunu tartışmayı reddediyor” yorumunda bulundu.
Gerçekte görüntünün tamamen farklı olduğunu söyleyen Harel, “Her zaman saldırılacak başka hedefler vardır. Fakat orduda bir erozyon aşamasına ulaştığımızı ve artık savaşın sonucunda bir değişikliğin olmayacağını anladılar. İsrail, savaşı sona erdirmekten mutlu olacaktır. Çünkü askeri operasyonlarla başarmak istediğinin çoğunu gerçekleştirdi. Gazze Şeridi topraklarına girmek gibi bir düşüncesi yok” dedi.
Meselenin Hamas’ın tutumuyla ilgili olduğunu öne süren Harel, “Çünkü İsrail’in suikast girişimlerinden kaçan Hamas liderlerinin ateşkes konusunda ortak bir tutum oluşturup oluşturmadıkları henüz net olarak belli değil” ifadelerini kullandı.
İsrail’in Hamas’ın Mescid-i Aksa’daki düzenlemeleri değiştirme talebini kabul edemeyeceğini ve bu talebin Mısır ve Birleşmiş Milletler'in (BM) arabuluculuğunda devam eden müzakereleri karmaşıklaştıracağını vurgulayan Harel, İsrail'in dün İslami Cihad’ın askeri liderine suikast düzenlemesinin, İslami Cihadı ateşkes konusunda bağımsız bir gündem kabul etmeye itebileceğini belirtti. Harel, ‘İsrail'in iş bitirici değil, caydırıcılığı amaçlayan bir savaşa girdiğini ya da içine çekildiğini’ iddia etti. Diğer sürpriz saldırıların ve başka suikastların caydırıcılık dengesini temelden iyileştireceği umduklarını belirten Harel, Gazze'nin kendisi için talep edeceği süreyi bir sonraki savaşa kadar uzatmasının, devam eden çatışmanın risklerini ortadan kaldırmayacağını vurguladı.
İsrailli yetkililer, ABD'li yetkililerin İsrail hükümetiyle kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmelerde önümüzdeki günlerde Gazze’ye yönelik saldırıya son verilmesini istediklerini açıkça belirttiklerini ve Avrupalıların durumun daha fazla çamura saplanması riskiyle ilgili ciddi endişelerini dile getirmeye başladıklarını doğruladılar. Ancak Başbakan Netanyahu, siyaset arenasında olayların kendi aleyhine döneceğinden korktuğu için saldırıya net bir kazançla son vermeye çalışıyor. Netanyahu, alternatif bir hükümet kurma çabalarını engellemeyi başarıp, bizzat kendi başkanlığında bir hükümet kurabilmek için gayretle çalışmaya başladıktan sonra, böyle bir savaşı yönettiği için kamuoyunda kendisine karşı darbeye yol açabilecek eleştiriler almaktan korkuyor.
Haaretz gazetesinin baş editörü Aluf Benn, bu eleştirilerdeki ilk kıvılcımı, “Bu, İsrail için en başarısız ve gereksiz savaştır. Ordunun hazırlıklarında ve performansında, kafası karışmış ve güçsüz bir hükümetin önderliğindeki başarısızlıkları ortaya çıkaran ciddi bir askeri ve siyasi başarısızlığa tanık oluyoruz” diyerek ateşledi.
Netanyahu’nun, bir zafer pozu elde etmek için anlamsız çabalarla zaman kaybettiğini söyleyen Benn, sadece bunun için Gazze'de ölümlere ve büyük bir yıkıma neden olmasının yanı sıra, İsrail'deki günlük hayatın akışını bozması sebebiyle Netanyahu'nun şimdi durması ve ateşkesi kabul etmesi gerektiğini vurguladı.
İsrailli güvenlik yetkililerinin, son on yılda Suriye'de ve diğer alanlarda İran'la mücadeleye odaklandığına dikkati çeken Benn, “Gazze, ekonomik yollarla, Demir Kubbe savunma sistemine ve Gazze sınırına örülen duvara yoğun yatırımlar yapılarak sınırlandırılması gereken marjinal bir cephe olarak görülüyordu” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yanda İsrail’de tek taraflı ateşkes çağrısı yapan sesler yükseldi. Bu da savaşın, Hamas liderlerinin roket fırlatmaya her teşebbüs etmelerinde hatırlayacakları bir anı olarak kalmasına neden olacak gibi görünüyor. İsrail merkezli Maariv gazetesi askeri muhabiri Tal Lev-Ram yaptığı değerlendirmede, “Bu aşamada, askeri ve siyasi düzeyde askeri operasyondan çıkış mekanizması ve ateşkes koşulları hakkında sesler yükseliyor. İsrail, Perşembe günü ateşkese yönelecektir. Ancak mevcut aşamadaki yoğun güç ve Perşembe gününe kadar ortaya çıkması beklenen senaryolar göz önüne alındığında, savaşın birkaç gün daha devam edeceği tahmin ediliyor” ifadelerini kullandı.
Walla adlı internet sitesinin askeri muhabiri Amir Bohbot, dün İsrailli bir siyasi yetkilinin, hükümetin, Gazze'de ateşkes için olası ‘diyalog kanalları’ açmaya ve Dış İstihbarat Servisi Mossad Başkanı Yossi Cohen ile bu kanallardan sorumlu ekiplerin çalışmalarını koordine etmeye hazırlandığını söylediğini aktardı. Yetkilinin açıklamasına göre bu ekipler, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diyalog kanallarından, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı Meir Ben Shabat ise Mısır ile diyalog kanallarından sorumlu olacak. Yetkili, Hamas'ın ateşkesi kabul etmeye hazır olduğunu, ancak İsrail'in bu konudaki tutumunu anlamadan önce bunu açıklamak istemediğini de sözlerine ekledi.



Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.