Rusya’da Suriye seçimleri ‘özgür ve standartlara uygun’ olarak bulundu

27 Mayıs’ta Şam’da bir merkezde seçmenlerin oyları sayılıyor (Reuters)
27 Mayıs’ta Şam’da bir merkezde seçmenlerin oyları sayılıyor (Reuters)
TT

Rusya’da Suriye seçimleri ‘özgür ve standartlara uygun’ olarak bulundu

27 Mayıs’ta Şam’da bir merkezde seçmenlerin oyları sayılıyor (Reuters)
27 Mayıs’ta Şam’da bir merkezde seçmenlerin oyları sayılıyor (Reuters)

Rusya'nın Suriye'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik ilk tepkileri, Parlamento'daki Rus gözlemci ve yetkililerin yaptığı yorumlara göre "örgütlenme düzeyine, seçimlerin dürüstlüğü ve özgürlüğünü övmek" arasında değişiyor.
Kaynaklar, ilk sonuçlar beklenirken, Rus resmi makamlarından herhangi bir açıklama yapılmamasına rağmen medya, toplum ve Rus parlamentosunun uluslararası pozisyonlarının tamamen farklı bir resmini aktardı. Rusya’da seçimlerin tamamen normal koşullarda gerçekleştiğini gösteren bir sahne mevcut. Öyle ki Rus haber ajansı RIA Novosti, 27 Mayıs’ta sabah saatlerinde yaptığı haberlerde, ‘Beşşar Esed’in kazanma şansına’ değindi. ‘Russia 24’ kanalı muhabirleri de Suriye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını nüfusun yaklaşık yüzde 80’inin katılımıyla özetledi. Kanal, son derece yüksek katılım nedeniyle oy kullanma sürecinin beş saat uzatıldığını ve ek sandıklar gönderildiğini bildirdi. Haberlerde, seçimlerin olaysız ve Rusya da dahil olmak üzere uluslararası gözlemcilerin katılımıyla gerçekleştiği aktarıldı.
Bu çerçevede medya organları, oy kullanma sürecini denetleyen Rus gözlemcilerin yanı sıra Belarus, Ermenistan, Abhazya ve Güney Osetya (Rus desteğiyle Gürcistan’dan ayrıldı) bölgelerinden katılan gözlemcilerden aktardığı haberlerinde, oy kullanma sürecinin özgürce ve uluslararası standartlara uygun olarak yürütüldüğünü bildirdi. Devlet Duması üyelerinden ve Rus heyetin başkanı Dmitry Sablin, gözlem sürecinde herhangi bir ihlal kaydedilmediğini ve seçimlerin ‘özgür ve adil bir şekilde, uluslararası standartlara uygun olarak’ gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı şekilde Federasyon Konseyi (Senato) gözlemci heyeti başkanı Sergey Muratov, “Seçimlerin yasadışı sayılabileceğini söylemek Suriye ulusunun iradesine bir tür meydan okumadır” değerlendirmesinde bulundu.
Bunların yanı sıra iş adamlarının desteklediği ‘RBK’ ajansı tarafından yayınlanan bir habere göre Rus medya organlarında, rejim kontrolündeki bölgelerde uzun kuyruklar, İdlib de dahil çeşitli bölgelerde ve Suriyeli mültecilerin ülke dışında toplandığı bölgelerde yaygın protestolar’ gerçekleştiğini belirten nadir sesler de yükseldi.
Avrupa’nın seçim sürecine ilişkin açıklamalarına yönelik sert Rus eleştirileri de vardı. Öyle ki Devlet Duması Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Leonid Slutsky, “Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Suriye’deki seçimlerle ilgili açıklaması ve seçimlerin demokratik olmadığına ilişkin iddialar, ülkedeki çözüm sürecini ve siyasi istikrarı bozma yönündedir” değerlendirmesinde bulundu.
Borrell, 27 Mayıs’ta yaptığı açıklamada “AB, Suriye’deki 26 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülkedeki çatışmaya kalıcı bir çözüm bulma çabalarını baltaladığına inanıyor. Gerçek demokratik bir seçim için gerekli kriterlerin hiçbirini karşılamadı ve anlaşmazlığın çözümüne katkıda bulunmadı” demişti. Bu bağlamda Slutsky, demokratik olmayan seçim iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Rus gözlemciler de seçim sonuçlarının meşruiyetini etkileyebilecek ciddi ihlallerin olmadığını ifade etti.
Milletvekiline göre Rus gözlemciler, her Suriyelinin oy kullanma fırsatına sahip olduğunu ve seçim organizasyonunun tüm uluslararası normlarla tam olarak uyumlu olduğunu ifade etti. Slutsky, “AB’nin bu tür değerlendirmeleri, Suriyelilerin kendi iradelerine aykırı olarak iç işlerine müdahale ve rejim değişikliği politikasının devamı niteliğindedir. Kimin başkan olacağına sadece Suriye halkı karar verebilir” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da Suriye’deki ‘terörizme karşı kazanılan zaferlere ilişkin ABD yalanları’ nitelendirmesinde bulunarak, sert eleştiriler yöneltti. Gazetecilere konuşan Zaharova, “ABD ordusu, Suriye’de teröre karşı kazanılan zaferdeki belirleyici rolü hakkında konuşurken yalan söylüyor” dedi. Zaharova, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie’nin Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamalara atıfta bulundu. McKenzie, “ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığının azaltılması, Rusya ve Çin’in, güç boşluğunu doldurmasına ve Ortadoğu ve Körfez bölgesindeki nüfuzlarını genişletmesine neden olabilir” demişti.
Bu bağlamda Zaharova, “Bazı nedenlerden dolayı Sayın McKenzie, ABD silahlı kuvvetlerinin Suriye topraklarındaki varlığının Şam hükümetinden onay almadığını kamuoyundan gizledi. Bu durum, kuvvetlerin varlığını yasadışı hale getiriyor. Ayrıca DEAŞ’a karşı mücadele ve Suriye içindeki faaliyetlerinin yeniden başlamasını engelleme çerçevesinde tek başına ABD ordusuna dikkati çekerken, ifadeleri yalanlar ve aldatmacalarla damgalanıyor” dedi.



Suriye’de resmi eğitim müfredatındaki kitaplarda yapılan değişiklikler tepki çekti

Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
TT

Suriye’de resmi eğitim müfredatındaki kitaplarda yapılan değişiklikler tepki çekti

Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)

Suriye’de resmi eğitim müfredatındaki ders kitaplarında yapılan değişiklikler, kadın görsellerinin kaldırılması, kıyafetlerin değiştirilmesi ve sanat eserlerinin kitaplardan çıkarılmasını da kapsaması nedeniyle geniş çaplı eleştirilere yol açtı. Değişiklikler, yeni yönetim döneminde kişisel özgürlükler ve kadın haklarının geleceğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre tartışmalar kamuoyunda geniş yankı buldu.

Hükümet dışındaki bazı yerel medya kuruluşları, sosyal bilgiler, din eğitimi ve tarih ders kitaplarının eski ve yeni baskılarını karşılaştıran incelemeler yayımladı. 2025-2026 eğitim yılına ait 130 ders kitabının önceki baskılarla karşılaştırılması sonucunda; eşitlik ve vatandaşlık konularını ele alan içeriklerin çıkarıldığı, kadın görsellerinin kaldırıldığı veya başörtüsü eklenerek değiştirildiği tespit edildi.

Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)
Şam’da okul çıkışı evlerine dönen çocuklar. (AFP)

AFP, sosyal medyada paylaşılan haberlerde yer alan değişiklikleri resmi internet sitelerinde yayımlanan dijital kitap nüshaları üzerinden doğruladı. Bunlar arasında, yedinci sınıf tarih kitabındaki dünyaca ünlü Mona Lisa tablosunun görselinin kaldırılması ve üçüncü sınıf sosyal bilgiler kitabından heykel fotoğraflarının çıkarılması da bulunuyor.

Dördüncü sınıf din eğitimi kitabında ise bol pantolon üzerine uzun gömlek giyen iki erkek ile peçeli iki kadının çizimleri, sıradan kıyafetler giyen karakterlerin çizimleriyle değiştirildi.

Suriyeliler, sosyal medya hesaplarında ve hükümet dışındaki bazı medya kuruluşlarında, bilgisayar başındaki iki kız çocuğunun fotoğrafına başörtüsü eklendiğini, bir firavun heykelinin üst gövdesinin kapatıldığını ve sosyal bilgiler kitabından dans görsellerinin çıkarıldığını gösteren fotoğraflar paylaştı. Ayrıca Suriye topraklarında tarih boyunca varlık göstermiş medeniyetlere ait heykel görsellerinin de kitaplardan kaldırıldığı belirtildi.

Eleştiriler üzerine Eğitim Bakanlığı pazartesi günü yayımladığı açıklamada, müfredatta yapılan değişikliklerin “devrik rejimin sembollerinin ve ideolojik içeriklerinin kaldırılmasını, bunlarla bağlantılı görsel ve içeriklerin düzeltilmesini” kapsadığını bildirdi. Bakanlık, özellikle sosyal bilgiler ve din eğitimi müfredatlarında yapılan düzenlemelerin bu derslerin birleştirilmesinin ardından gerçekleştirildiğini ifade etti.

Bakanlık ayrıca, “özgün değerlerle dışa açıklık arasında denge kuran, haklarının ve sorumluluklarının bilincinde, kimliğiyle gurur duyan, gelişmelere ayak uydurabilen ve yeni Suriye’nin inşasına katılabilen bir nesil yetiştirmek” amacıyla müfredatın, öğretim yöntemlerinin ve değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesine devam edildiğini vurguladı.

Müfredatta dönüşüm

Bakanlık, 2025 yılından itibaren ders kitaplarında çeşitli değişiklikler yapmıştı. Başlıca düzenlemeler sosyal bilgiler, din eğitimi, tarih ve coğrafya derslerini kapsarken, onlarca yıl boyunca ülkeyi tek başına yöneten ve devletin bütün kurumları üzerinde hâkimiyet kuran Baas Partisi’yle bağlantılı semboller de müfredattan çıkarılmıştı.

Şam sokaklarında okul üniformalarıyla yürüyen kız öğrenciler. (AFP)
Şam sokaklarında okul üniformalarıyla yürüyen kız öğrenciler. (AFP)

Son tartışmalar, Suriye’de kamuoyunda tepki ve görüş ayrılıklarına yol açan bir dizi adımın sonrasında geldi. Bunların sonuncusu, eylül ayının sonunda açıklanan üniversiteye giriş koşullarındaki değişiklikler oldu. AFP’nin haberine göre yeni düzenlemeler, askeri ve güvenlik kurumlarının yanı sıra bazı sivil kurumların da aralarında bulunduğu alanlardaki belirli programlara kabulü erkeklerle sınırlandırdı.

Eylül ayında Şam’ın köklü eğitim kurumlarından Hürriyet Enstitüsü (Mahed el-Hurriye) de ortaokul ve lise kademelerinde kız ve erkek öğrencilerin eğitimini ayırma kararı aldı. Okul yönetimi, taciz ve zorbalık gibi sorunları gerekçe gösterirken, kararın arkasında resmi bir talimat bulunduğu iddiasını reddetti.

AFP’nin haberine göre karar kamuoyunda görüş ayrılığına neden oldu. Uygulamayı destekleyenler bunu eğitime yönelik bir önlem olarak değerlendirirken, karşı çıkanlar ise ülkede muhafazakâr ve katı anlayışların giderek güçlendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.


Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
TT

Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).

Sudan’da ekmeğin fiyatının 500 Sudan lirasına (0,05 dolar) yükselmesi, hane halklarının geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi. Fiyatın yüzde 35 artması, satın alma gücünün gerilediği ülkede vatandaşların temel gıdaya erişimini zorlaştırıyor. Un, maya ve yakıt fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra elektrik kesintileri ve Sudan lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi, fırın işletmecilerinin üretim maliyetlerini artırıyor. Vatandaşlar temel gıda maddesine erişimi kolaylaştıracak önlemler alınmasını isterken sektör temsilcileri, savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle fiyat artışlarını kontrol altına almanın zorlaştığı uyarısında bulunuyor.

Omdurman’da fırın işleten Tayyib el-Caali, ekmek fiyatındaki son artışın üretim maliyetlerindeki yükselişten kaynaklandığını belirtti. Bir çuval unun fiyatının 190 bin Sudan lirasına (19 dolar), bir koli mayanın fiyatının ise 290 bin Sudan lirasına (29 dolar) ulaştığını aktaran Caali, işçilerin günlük ücretlerinin de yüzde 25 arttığını söyledi.

cvfghy
Omdurman’daki bir fırın, fiyat artışları nedeniyle müşterilerin yoğunluğundan şikâyetçi (Şarku’l Avsat)

Caali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bin litre gazın maliyetinin 4 milyon 700 bin Sudan lirasına (470 dolar) çıktığını belirtti. Elektrik kesintilerinin günde 12 saati aştığını kaydeden Caali, bu nedenle fırın işletmecilerinin üretimi sürdürebilmek için motorin kullanmak zorunda kaldığını ve bunun günlük maliyetinin 400 bin Sudan lirasına (40 dolar) ulaştığını ifade etti.

Caali, ekmek fiyatlarındaki yükselişin sınırlandırılması ve fırın işletmecileriyle tüketicilerin üzerindeki yükün hafifletilmesi için yetkililerin döviz kurundaki dalgalanmaları azaltacak ve enflasyonu kontrol altına alacak adımlar atması gerektiğini vurguladı. Sudan lirasının değer kaybetmeye devam etmesinin sorunu ağırlaştırdığına dikkati çekti.

Satın alma gücü geriliyor

Ekmek fiyatlarındaki artış, hem haneleri hem de yemeklerinde ekmek kullanan işletmeleri olumsuz etkiliyor. Temel tüketim ürünlerinin fiyatları yükselirken vatandaşların satın alma gücü de giderek azalıyor.

Restoran işletmecisi Süleyman Abdullah, ekmekteki fiyat artışının restoranlara yeni yükler getirdiğini ve müşterilere uygun fiyatlı yemek sunmayı zorlaştırdığını söyledi. Abdullah, fasulye, mercimek veya ciğer yemeklerinin yanında iki ekmek sunulmasının artık bazı müşterileri memnun etmediğini belirtti. Ekmeğin boyutunun küçülmesi nedeniyle müşterilerin ilave ekmek almak zorunda kaldığını ve bunun da yemek maliyetini artırdığını kaydetti.

ghyj
Fırın işletmecisi Süleyman Abdullah, Şarku’l Avsat’a konuşuyor.

Taksicilik yapan İsam et-Tac ise savaşın devam ettiği bir ortamda temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının ailesinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını daha da zorlaştırdığını söyledi. Ailesinin günlük yaklaşık 20 bin Sudan liralık (2 dolar) ekmek tükettiğini belirten et-Tac, aracına yakıt alabilmek için üç güne kadar uzayabilen kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını ifade etti. Et-Tac, gelirinin ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini dile getirdi.

Başkent Hartum’a yerinden edilmenin ardından geri dönen aileler de ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya. Hüseyin Abdullah, ailesiyle birlikte kente dönerken elektrik, su, ekmek ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara yeniden erişebilmeyi umduklarını, ancak karşılaştıkları geçim yükünün altından kalkamadıklarını söyledi.

Fatma Ahmed de çocuklarının okula gitmeden önceki kahvaltısı için artık ekmek temin etmekte zorlandığını belirtti. Ailenin sınırlı imkânlarla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ifade eden Ahmed, yetkililere fırınlara destek verilmesi ve fiyat artışlarının vatandaşlar üzerindeki etkisinin hafifletilmesi çağrısında bulundu.

Un tedarikini güvence altına alma girişimleri

Krizin çözümüne yönelik çalışmalar kapsamında Hartum Eyaleti Valisi Ahmed Osman Hamza, geçen pazartesi günü Bahri’nin kuzeyindeki Ceyli Sanayi Bölgesi’nde bulunan Rotana fabrikasının değirmenlerini ziyaret etti. Hamza, üretim kapasitesini yerinde inceleyerek un tedarikinin güvence altına alınması ve fırınlara yönelik sevkiyatların kesintisiz sürdürülmesi için atılabilecek adımları değerlendirdi.

Dağıtım süreçlerinin düzenli işlemesini engelleyen yetki karmaşasına dikkati çeken Hamza, denetimlerin sıkılaştırılması ve sistemdeki aksaklıkların giderilmesi talimatını verdi. Bu adımların fırınların faaliyetlerini sürdürmesini ve vatandaşlara ekmek sağlanmasını güvence altına almayı amaçladığı belirtildi.

Üretim maliyetleri yükseliyor

Fırınlar Birliği Başkanı İsam Ukaşe ise ekmek fiyatlarındaki son artışı, dünya piyasalarında buğday fiyatlarının yükselmesine, Sudan lirasının değer kaybetmesine ve yakıt, gaz ile maya maliyetlerindeki artışa bağladı.

Paralel piyasada doların yaklaşık 10 bin Sudan lirasından (1 dolar) işlem gördüğünü belirten Ukaşe, bunun üretim girdilerinin ithalat maliyetini artırarak fırıncılık sektöründeki baskıyı ağırlaştırdığını söyledi.

Ukaşe, krizin aşılması için yurt dışından buğday unu ithal edilmesi ve fırınlara destek sağlanması gerektiğini ifade etti. Ancak savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle kalıcı çözümler üretmenin zor olduğunu kabul etti.

Ülkenin ihracatının büyük ölçüde altınla sınırlı kaldığını belirten Ukaşe, kendi ifadesiyle altın gelirlerinin savaş harcamalarının finansmanında kullanıldığını söyledi. Ukaşe, vatandaşların ağır geçim koşullarını göz önünde bulundurarak ekmek fiyatlarının mevcut seviyelerin üzerine çıkmamasını ve iki ekmeğin bin Sudan lirasından (0,10 dolar) satılmaya devam etmesini umduğunu dile getirdi.

Stratejik stok oluşturulması çağrısı

Ekonomi uzmanı Heysem Muhammed Fethi de ekmek krizinin geçici bir enflasyon dalgasından ibaret olmadığını, üretim sistemindeki yapısal sorunları yansıttığını söyledi.

Unun toplam üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu belirten Fethi, un fiyatındaki her artışın, özellikle istikrarlı bir destek mekanizmasının bulunmadığı koşullarda, doğrudan nihai ekmek fiyatına yansıdığını kaydetti.

Bazı dönemlerde yakıt fiyatlarının yüzde 100’ün üzerinde artmasının nakliye ve dağıtım maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Fethi, elektrik tarifelerindeki artışın da işletme giderlerini ağırlaştırdığını söyledi. Fethi, bütün bu gelişmelerin ülkede açık ve kapsamlı bir gıda güvenliği politikasının bulunmadığı bir ortamda yaşandığına dikkati çekti.

Ekmeğin temel bir gıda maddesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Fethi, buğday için stratejik stok oluşturulmasını, ithalat ve dağıtım süreçlerinde devletin rolünün güçlendirilmesini önerdi. Fethi, bu süreçlerin bütünüyle piyasa mekanizmalarına bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Fethi ayrıca un ve buğday ithalatında kullanılacak dövizin fiyatlandırılması konusunda anlaşmazlıklar yaşandığını ifade etti. İthalatta esas alınan döviz kurları ile özel sektörün döviz ihtiyacını karşılamak için paralel piyasada kullandığı dolar kuru arasındaki farkın da sorunları derinleştirdiğini kaydetti.

Savaşın yıprattığı Sudanlılar, yerinden edilme, açlık ve satın alma gücündeki erime nedeniyle giderek ağırlaşan bir yaşam mücadelesi veriyor. Ekmek fiyatlarındaki artış bu yükü daha da artırırken üretim maliyetlerinin yükselmesi ve hane gelirlerinin gerilemesi, günlük yaşamın en temel ihtiyaçlarından birine erişimi bile büyük bir sorun haline getiriyor. Yetkililerin un tedarikini güvence altına alma ve üretim maliyetlerini kontrol etme kapasitesi, krizin daha da derinleşmesini önlemede belirleyici olacak.


Gazze’de yoğun İsrail topçu ateşi ve silahlı saldırı… Filistinli bir kız çocuğu yaralandı

Gazze şehrindeki Şifa Hastanesi’nde, Gazze İslam Üniversitesi binasını hedef alan bir İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden üç Filistinlinin cenaze törenine katılanlar, 25 Ekim 2026 (AFP)
Gazze şehrindeki Şifa Hastanesi’nde, Gazze İslam Üniversitesi binasını hedef alan bir İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden üç Filistinlinin cenaze törenine katılanlar, 25 Ekim 2026 (AFP)
TT

Gazze’de yoğun İsrail topçu ateşi ve silahlı saldırı… Filistinli bir kız çocuğu yaralandı

Gazze şehrindeki Şifa Hastanesi’nde, Gazze İslam Üniversitesi binasını hedef alan bir İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden üç Filistinlinin cenaze törenine katılanlar, 25 Ekim 2026 (AFP)
Gazze şehrindeki Şifa Hastanesi’nde, Gazze İslam Üniversitesi binasını hedef alan bir İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden üç Filistinlinin cenaze törenine katılanlar, 25 Ekim 2026 (AFP)

Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde topçu bombardımanı ve yoğun silah sesleri sürerken, İsrail’e ait bir insansız hava aracından (İHA) açılan ateş sonucu Filistinli bir çocuk yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Şihab Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, Gazze kentinin kuzeydoğusunda İsrail’e ait bir Quadcopter tipi İHA’dan açılan ateş sonucu 5 yaşındaki kız çocuğu yaralandı.

Ajans, Quadcopter tipi İHA’ların Gazze kentinin doğusundaki et-Tuffah mahallesinde bulunan Sahabe ve Yafa caddelerinde gelişigüzel ateş açtığını, bu sırada İsrail askeri araçlarından da yoğun ateş açıldığını bildirdi.

Haberde, İsrail ordusunun et-Tuffah mahallesinin doğusundaki Sennafur kavşağı çevresine patlayıcı yüklü robotlar yerleştirdiği belirtildi. Bu gelişmenin, bölgede askeri hareketlilik ve silahlı saldırılar sürerken sahadaki durumu daha da karmaşık hale getirdiği ifade edildi. Gazze Şeridi’nin güneyinde ise İsrail topçularının Han Yunus kentinin doğu kesimlerini yoğun şekilde bombaladığı aktarıldı.

Haberde ayrıca, İsrail tanklarından Han Yunus’un kuzeydoğusundaki bölgelere yoğun ateş açıldığı ve Gazze Şeridi’nin güneyinde İHA’ların yoğun şekilde uçtuğu belirtildi. İsrail’e ait savaş gemilerinin de Gazze kenti açıklarında yoğun biçimde ateş açtığı kaydedildi.