Suudi Arabistan, sanatçılarını müzik festivaliyle onurlandırıyor

Müzik mirasıyla dolu festival, müzik üstatlarının katılımıyla gerçekleşiyor

Önde gelen Suudi bestecileri arasında Omar Kudres, Fevzi Mahsun, Salih eş-Şehri, Muhammed Şafik, Tarık Abdulhakim, Talal Bağir ve Abdulrab İdris bulunuyor
Önde gelen Suudi bestecileri arasında Omar Kudres, Fevzi Mahsun, Salih eş-Şehri, Muhammed Şafik, Tarık Abdulhakim, Talal Bağir ve Abdulrab İdris bulunuyor
TT

Suudi Arabistan, sanatçılarını müzik festivaliyle onurlandırıyor

Önde gelen Suudi bestecileri arasında Omar Kudres, Fevzi Mahsun, Salih eş-Şehri, Muhammed Şafik, Tarık Abdulhakim, Talal Bağir ve Abdulrab İdris bulunuyor
Önde gelen Suudi bestecileri arasında Omar Kudres, Fevzi Mahsun, Salih eş-Şehri, Muhammed Şafik, Tarık Abdulhakim, Talal Bağir ve Abdulrab İdris bulunuyor

Muhammed Garsan 

Suudi Arabistan, Krallık Melodileri Festivali'nde ülkesinin bestecilerini andı.

Geçen hafta Cidde şehrinde düzenlenen festival, üç akşam boyunca sanatçılar tarafından şarkılarla kutlandı.

Festival, ilk gecesinde Suudi sanat sahnesini etkileyen yedi besteciyi onurlandırmayı amaçladı.

Onurlandırılan besteciler arasında Omar Kudres, Fevzi Mahsun, Salih eş-Şehri, Muhammed Şafik, Tarık Abdulhakim, Talal Bağir ve Abdulrab İdris bulunuyor.         

Festival, ziyaretçilerini müziğin en önemli öncüleri hakkında eğitici bir yolculuğa çıkarıyor.

Nitekim festival, bestecinin ve şarkıcının şarkıyı yaratmadaki rolü arasındaki güçlü önemi yansıtacak şekilde, farklı sanatçıların resimleriyle gruplandırılmış bir bestecinin resimlerinin sergilendiği, dış avlunun etrafına dağıtılmış duvar resimleriyle süslenmiş bir girişle başlıyor.

Bu etkinlik, Suudi müziğinin özgünlüğünü şekillendirmede önemli bir rol oynayan besteciler ve sanatçıları tanıtmak ve şu anki nesillere özgün müziğin nasıl yaratıldığını göstermek amacıyla Kültür Bakanlığı'nın çabaları kapsamında sanatçılarının önemli katkılarını gözler önüne sermek için düzenlendi.

Suudi Arabistan'daki çok çeşitli kültürlerin bir araya gelmesi, devasa bir sanatsal envanterin oluşmasına ve kültürel zenginliğin müziğin enstrümanlarını oluşturmasına ve halk ritmlerini benzersiz müziğe dönüştürmesine katkıda bulundu.

Kültür Bakanlığı şu anda, dananat, sahba, macrur, habayti, hutva gibi şarkı türlerini içeren birçok sanat eserini belgeleyerek yaymayı amaçlamaktadır.

Melodilerin yolculuğu

Önceden Cidde limanı, tüm dünyayı ve diplomatik, ticari ve diğer misyonları kabul ederdi.

Bu misyonlar aracılığıyla ilahiler, muvaşehat, mevavil ve danat gibi bazı şarkı türlerinin kaydedilmesi sağlandı.

Ayrıca, 1905 yılında Hollanda büyükelçiliğinin yaptığı gibi bazı diplomatik elçilikler ve konsolosluklar bu şarkı türlerini ve halk müziği örneklerini kaydettiler.

Suudi Arabistan'da melodiler, ilk andan itibaren farklı bölgelerdeki kolektif şarkıların tonlarından ilham alarak bireysel örnekler haline gelmeye başladı.

Şehrin kendi kültüründen kaynaklanan müzik türleri olan danat, macrur ve mecs gibi geleneksel müzikler sanatın renklerini içeriyor.

1950'lerin sonlarında, bu müzik mirası şekillenmeye başladı ve ilk örneklerinden biri olan "Senin gülün ey gül dikicisi" adlı şarkı, sanatçı ve besteci olan merhum Talal Maddah tarafından bestelendi ve seslendirildi.

Bu şarkı, geleneksel mirastan farklı bir tarza sahip yeni bir müziğin başlangıcı oldu.

İlk besteciler ve sanatçılar, Suudi Arabistan'da radyo ve televizyon çağının başlangıcından bu yana şarkıları kaydetmeye büyük önem verdi.

Yıllar geçmesine rağmen, Suudi melodisi hala duygusal ve estetik gelişmişlik içeren duygusal bir yaklaşıma dayanıyor ve çağın gereksinimlerine ve değişikliklerine göre şekilleniyor.

Tek melodi olarak bilinen bu tarz, klasik bir şarkı türüdür ve aynı bağlama ve referanslara sahip.

Bu tür, Tarık Abdulhakim'in "Başıma gelenler için ağla" şarkısı ile başladı ve Fevzi Mahsun'un "Onun aşkı" şarkısı, Talal Maddah'ın "En güzel geceler" şarkısı, Muhammed Abdu'nun "Evet" şarkısı ve Fahd bin Said'in "Aşkından Kurtuluş" şarkısı gibi diğer örneklerle devam etti.

Suudi müziğinin başlangıcı

Müzisyen Medeni Abadi, Suudi sanat ve müziğinin başlangıcı hakkında Independent Arabia'ya verdiği röportajda, sanat ve besteciliğin Hasan Cava, Muhammed Bacude ve Said Abdurrahman gibi isimlerle başladığını, ardından Tarık Abdulhakim, Abdullah Muhammed, Omar Kudres gibi birçok besteci ve sanatçının onları takip ettiğini belirtiyor.

Abadi, konuşmasında şu sözlere dikkat çekti:

Suudi Arabistan, farklı bölgelerden gelen birçok geleneksel renk ve sanatla doludur ve her bölge kendi özgünlüğü ile tanınır, bu da Suudi sanatını diğerlerinden ayıran önemli bir özelliktir. Suudi müziğini benzersiz kılan şey aynı zamanda köklülük ve özel makamlardır, bu makamlar Mekke makamlarıdır ve Suudi sanatını ön plana çıkarmaktadır.

Krallık Melodisi Festivali'nin resmi sözcüsü Abdurrahman el-Mutavva yaptığı özel bir açıklamada, festivalin ilk bölümünde Suudi müziğinin tarihine ışık tutmayı ve müzik üstatlarını onurlandırmayı amaçladıklarını ifade etti.

Festival, Kültür Bakanlığı'nın müziği destekleme çabaları kapsamında gerçekleştiği için sanatçı ve bestecilere de ev sahipliği yapıyor.

Mutavva, onurlandırılan isimlerin seçim kriterleri hakkında şunları söyledi:

Suudi müziğinin tarihine katkıda bulunma en önemli kriterdir. Şu anki festivalde onurlandırılan tüm isimler, Suudi müziği ve besteciliğine katkılarda bulunmuşlardır.

Kadın bestecilerin yokluğu

Müziğin desteklenmesi ve Suudi kadın bestecilerin eksikliği hakkında sorulan bir soruya yanıt olarak, Abdurrahman el-Mutavva şunları söyledi:

Müzik, Kültür Bakanlığı'nın 16 kolundan biridir. Müzik sektörünü desteklemeyi ve güçlendirmeyi amaçlayan bir bakanlık olarak, bu alana yatırım yapmayı hedeflemekteyiz. Kültür Bakanlığı'nın organizasyonu altında çalışan Müzik Kurulu, sektörü destekleme ve müziği güçlendirme çalışmalarına devam etmektedir. Geçmiş müzik festivallerinde, Suudi kadın sanatçıların adlarının da ön plana çıktığını gördük.

Yazar ve sanat tarihçisi Ali Fakandaş, aralarında sanatçı Tuha ve besteci Hanin Ğassal'ın da bulunduğu çok sayıda Suudi kadın bestecinin eserlerinin sınırlı olduğunu anımsatarak şunları söyledi:

Genel olarak sanat alanı o dönemde kadınlara açık değildi ve sosyal engeller Suudi kadın bestecilerin ortaya çıkmasını engelledi, ama artık kadınlar da sahne alabiliyor, Suudi kadın sanatçıları izliyoruz. New York'ta Suudi Orkestrası'nda çoğunluğu kadın olan koroların katılımını da gördük. Hanin Ğassal'ın sanat sahnesine döndükten sonra en büyük bestecilerden biri olması mümkün.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Suudi Arabistan ve İtalya, savunma ortaklıklarını geliştirme konusunda görüşmelerde bulundu

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve İtalya, savunma ortaklıklarını geliştirme konusunda görüşmelerde bulundu

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto, iki ülke arasındaki ortaklığı ve askeri ve savunma alanlarında ilişkileri daha da geliştirmenin yollarını gözden geçirdi.

İki bakan dün Cidde'de gerçekleştirdikleri görüşmede, özellikle bölgedeki gelişmeler başta olmak üzere, son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya yönelik ortak çabaların koordinasyonunu ele aldılar.


NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim