​Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Greenblatt, Şarku’l Avsat’a konuştu: Barış planında iki devletli çözüm ve Yahudi yerleşimleri ibaresi yer almıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt (Şarku'l Avsat)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt (Şarku'l Avsat)
TT

​Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Greenblatt, Şarku’l Avsat’a konuştu: Barış planında iki devletli çözüm ve Yahudi yerleşimleri ibaresi yer almıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt (Şarku'l Avsat)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt (Şarku'l Avsat)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jason Greenblatt, Yüzyılın Anlaşması’nın siyasi paketinin “gerçekçi” olacağı, İsrail-Filistin meselesinin çözümüne imkân sağlayacağı, hem İsrailliler hem Filistinliler için daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir geleceği gerçekleştireceğini ifade etti.
Siyasi paketin kamuoyuna açıklanma tarihinin Trump tarafından belirleneceğini ifade eden Greenblatt, 60 sayfadan oluşan pakette iki devletli çözüm veya Yahudi yerleşim birimleri gibi taraflı ibarelerin yer almadığını kaydetti.
Greenblatt, bu ibarelerin yerine Hamas ve İslami Cihad örgütlerine yaklaşım ve Gazze’nin durumu gibi konuşulmayan meselelerin yer aldığını ifade etti.
ABD’nin Ortadoğu Temsilcisi Greenblatt, planın siyasi ayağında Kudüs, Yahudi yerleşim birimleri ve mülteciler meselesine ABD’nin daha önce getirmiş olduğu çözümleri reddettiğini vurguladı.
Şarku’l Avsat ile röportajında Greenblatt, planın, nihai olarak karar verecek konumdaki iki tarafın yürüteceği müzakerelere dayandığını söyledi.
ABD’li Temsilci, Washington’un taraflardan birinin planı reddetmesine karşı herhangi tavır benimsemeyeceğini, çünkü kimseyi kabul etmek istemeği bir şeyi kabul etmesi için zorlayamayacağını belirtti.
Greenblatt röportajının tamamı;
-Filistin yönetimi Bahreyn’de düzenlenen Manama çalıştayını boykot etti, anlaşmanın ekonomi ayağını reddetti ve anlaşma için “ölü doğdu” nitelemesinde bulundu. Planın siyasi ayağında Filistin yönetiminin bu tutumunu değiştirmesini sağlayacak ne sunmaya hazırlanıyorsunuz?

Engelleri ortadan kaldırma ve tarafları müzakere masasına dönmeye itme konusunda samimi çabalar sarf etme dışında hiçbir garanti vermiyoruz. Tarafların yeniden müzakere masasına oturmaları için ekonomi paketiyle bağlantılı olan siyasi paketi görmeleri gerekiyor. Filistin halkının bu anlaşmanın sunabileceği muhteşem geleceğin farkına varacağını düşünüyoruz. Bu gizli olan bir durum değil. Filistin ve İsrail arasındaki meseleler zor ve sorunlarla dolu. 60 sayfada sunduğumuz şey, tarafların bu çatışmadan nasıl çıkacaklarını ve daha iyi bir gelecek ile daha iyi bir hayatın nasıl mümkün olabileceğini anlamalarını sağlayacak siyasi bir pakettir. Fakat Filistin yönetiminin sorumluluk üstlenmesi ve sorunlarla yüzleşmesi gerekecek.
-Halihazırda Arap liderlerinin, Filistinlileri yumuşatmaya veya anlaşmanın kabulüne ikna etmeye yönelik çabaları var mı?
(Bu) siyasi paket için henüz erken. Çünkü bölge, siyasi pakete nelerin dahil olduğunu bilmiyor. Onlardan (Arap liderleri) Filistinlileri bir şeye ikna etmelerini istememiz adaletsizlik olur. Ekonomi paketi, Filistinlilere siyasi çatışmanın bitmesi halinde neler olabileceğine dair bir örnek sundu. Siyasi paket üzerinde başarılı olursak anlaşmanın ekonomi ayağı hayata geçecek. Siyasi ayağı olmadan ekonomi ayağı olmaz. Barış anlaşmasının imzalanması için çalışacağız. Söylenenlere bakmaksızın Filistinlilerin yaşamlarını iyileştirmeye çalışacağız. Fakat inat etmeye ve yardım istemiyormuş gibi davranmaya devam ederlerse, bu onların bileceği bir iş. Bu Filistin halkı için utanç verici.
-Jared Kushner (Trump'ın damadı ve Başdanışmanı) geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, anlaşmanın siyasi ayağına dair bazı adımları duyuracağını ifade etti. Çalışma ekibinin elinde halihazırda barış planıyla ilgili açıklayacağı neler var?
Sanırım Kushner siyasi paketi değil, ekonomi paketini kastetti.
-Twitter üzerinden Filistin yönetimini suçlayan sert ifadeler kullandınız. Tüm bu kızgınlığın nedeni ne?
Evet, bunun trajik bir durum olduğunu düşünüyorum. Onlar, ciddiyetle çalışan o memurların maaşının yarısını ödüyorlar. Memurlar çok az ücret alıyor. Onlar, sağlık hizmeti için ödeme yapmıyor ve bunun için de ABD’yi suçluyorlar. Onlara şunu söylüyorum: Paraları halkı desteklemek için kullanın, teröristleri ödüllendirmek için değil. Eğer yeni bir barış anlaşması imzalarsak bu tür oyunlara son vereceğiz. Şayet senin toplumun bunları yapıyorsa bu durumda başarılı bir topluma sahip olamazsın. Filistin halkının istediği şeyin bu olduğunu sanmıyorum.
-Filistin İstihbarat Başkanı Macid Ferec’in Washington’da barış planı üzerinde çalışan ekibi ziyaret ettiği yönünde sızdırılan haberler var. Bu, doğru mu? Ayrıca Filistinlilerle perde arkasında herhangi bir iletişiminiz bulunuyor mu?
Hayır. Macid’e çok saygı duyarım. 2017’de birlikte çalışmışlığımız var. Ancak 2017’nin sonlarından bu yana herhangi bir resmi iletişim olmadı. Bir iletişim olmasını temenni ederim ancak kesinlikle hiçbir iletişim olmadı.
-Siyasi paketin kamuoyuna ilan edileceği tarih ile 17 Eylül’de İsrail’de yapılması beklenen seçimler arasında bir bağlantı var mı? Ayrıca bunun için bir zamanlama söz konusu mu?
Başkan Trump paketin açıklanması için henüz bir tarih vermedi.
-İsrail’de Netenyahu’nun bazı rakipleri iki devletli çözümü destekliyor. Sizin de anlaşmayı duyurmak için seçimden önce veya sonra uygun bir zaman seçerek iki devletli çözüme desteğinizi açıklayacağınız yönünde varsayımlar var. Bu varsayımlar hakkında ne söylemek istersiniz?
Biz bu ibareyi (iki devletli çözüm) kullanmıyoruz. Bu ibarenin kullanımı hiçbir şey getirmez. Bu kadar karmaşık bir sorun bu iki kelimelik sloganla çözülemez. Biz, insanlardan sadece beklemelerini istiyoruz. Planın siyasi ayağını duyurduğumuzda her iki tarafın da bu çatışmadan mükemmel bir şekilde çıkabileceğini anlayacaklar. Ancak bu durum çok fazla mesai gerektiriyor.
-Kushner, siyasi paket için pragmatik, adil ve uygulanabilir ifadelerini kullanmıştı. Bu üç kuvvetli nitelemeyi Gazze, Kudüs, mülteciler ve iki devletli çözüm meselesiyle birlikte nasıl yorumlayabiliriz?
Sanırım onun biraz beklemesi gerekecek. Bu ibareler anlaşmayı fiili olarak tanımlıyor. Ben de bunlara ilave olarak “gerçekçi” nitelemesini ekliyorum. Geçmişte müzakerelerin ve diyalogun odağındaki bu tüm bu meseleler barışı sağlayamadı. Tüm bu tartışma konularını ele aldığımıza ve bunları derinlemesine ve düşünerek geliştirdiğimize inanıyorum. Mülteci sorunu ve diğer tüm siyasi meselelerin çözümünün nasıl gerçekleşeceği noktasında insanların anlayabileceği uzun bir plan ortaya koyduk. Bunun yanı sıra Gazze’deki durum, Gazze halkının korkunç problemleriyle nasıl başa çıkacağımız, Hamas ve İslami Cihad gibi örgütlere nasıl yaklaşacağımız gibi üzerinde yeterince konuşulmayan meselelere yer verdik. Bu, Filistinlilerin yaşam standartlarını iyileştirme yolunda en büyük sorun teşkil eden ve en az konuşulan konudur. Bana göre bu mesele diğer sorunların da özünü oluşturuyor.
-Mülteciler, Kudüs’ün konumu, Yahudi yerleşimleri, toprak değişimi ve sınırlar gibi anlaşmazlık bulunan konular ve plan hakkında ipuçları verebilir misiniz?
Maalesef, bunu yapamam. Bu hassas bir süreç. Muhalefet eden kişilerin planı mahvetmelerine yol açabilecek bir şeyi açıklamak için bir sebep yok. Çözümü tam sağlamak ve insanlara planı okuyarak düşünmelerine izin vermek istiyoruz. Planı tüm detayları ile ele aldıklarında, eleştirinin daha rasyonel, adil ve uygun olacağını düşünüyoruz.
-Yahudi yerleşim birimlerinin inşa edilmesi sonrasında yaklaşık 400 bin İsrailli Batı Şeria’da yaşıyor. İki devletli çözüm ifadesini kullanmak istemiyorsunuz. Bu yerleşim birimlerinin üzerine kurulduğu toprakların istenilen Filistin devletinin bir parçasını oluşturması bekleniyor. Söz konusu beklentinin ışığında bu yerleşim birimlerinin akıbeti ne olacak?
Ben mahalle ve şehir ifadesini kullanmayı tercih ediyorum. Zira bu böyledir. Yerleşim birimi ifadesi çatışmanın bir tarafına işaret etmek için taraflı bir şekilde kullanılmış aşağılayıcı bir terimdir. Bunun nasıl çözüleceğine gelince, siyasi paketle netleşecektir.
-Sınır güvenliği ve mültecilerin dönüşü meselesine gelirsek. Anlaşmanın siyasi ayağı bu meselelere daha önce sunulmamış bir vizyon veya çözüm getiriyor mu?
Bu sorunun cevabı birkaç duruma bağlı. Mülteci meselesi noktasında başta mültecilerin kimler olduğunu tanımlamak, sayılarını belirtmek, bunlara yönelik gerçekçi ve adil çözümlerin neler olabileceğini belirlemek ve mülteci sorununun ortaya çıktığı döneme kıyasla bugünkü mülteci sayısını bilmek gerekiyor. Bu meselenin gerçekçi bir şekilde ortaya konulması gerekir. Daha önceden onlara verilen sözlerin yerine getirilmesi mümkün değil. Biz yeni bir şey sunuyoruz ve bu onlar için heyecanlı olacak. Bu durum, iki tarafın müzakerelere ve bitiş çizgisine ulaşmaya istekli olup olmamasına bağlı.
-Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’nun müzakerelere hazır olduğunu düşünüyor musunuz? İki taraf arasında karşılıklı güven inşa edilebilecek bir ortak zemin var mı?
Sanırım iki taraf arasında güven inşa etmemiz gerekiyor. Başbakan Netenyahu’nun açıklamaları faydalı. Kendisinin diyaloğa açık olacağını ifade etti. Tüm istediğimiz bu. Buna karşılık Filistin yönetiminin yorumları bunun aksi yönde. Başkan Mahmud Abbas’ın bunun çok büyük bir fırsat olduğunu anlamasını umuyorum. Onlar, bizim başarısız olduğumuzu söylemek istiyorlar. Ancak ABD başarısız olmadı. Onlara yardım etmeye çalışıyoruz ve ne yazık ki bu plan başarısız olursa Filistin halkı da başarısız olacak.
-Filistinlilere, önerdiğiniz siyasi paketi tartışması için daha esnek ve kabule daha yatkın olmalarını sağlayacak teşvik veya güvence vermeye hazır mısınız?
Hayır. Daha önce güvence verme politikası denendi. Planı kabul etmelerini sağlayacak şey, planın kendisi olmalıdır. Birinin müzakere masasına gelmesi için bir şey ödeme taraftarı değiliz. Daha sonra anlaşmayı sağlayamıyoruz. Burada mali güvenceyi kastetmiyorum. Bilakis herhangi bir güvenceyi veya havuç ve sopa politikasını kastediyorum. Uygun bir vakitte ve planın siyasi ayağını açıklamaya hazır olduğumuzda hangi yolu takip edeceğimizi kararlaştıracağız.
-Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi resmi bir davetle olsa bile mi?
Elbette, Mahmud Abbas, Batı Şeria veya diğer adıyla Judea ve Samiriye’deki Filistinlilerin lideridir. Onlarla görüşmek istiyoruz. En güzeli Başkan Mahmud Abbas’ın burada oturması, kollarını sıvaması ve İsrail Başbakanı ile doğrudan müzakerede bulunmasıdır.
-Eğer Filistin Devlet Başkanı iki devletli çözüm, başkenti Kudüs olan bir Filistin Devletinin kurulması ve daha birçok konuda açık bir şekilde vizyon ortaya konulmasını talep ederse?
Bu soru görünüş itibarıyla güvence verilmesi yahut havuç ve sopa politikasını andırıyor. Herhangi bir güvence vermeyeceğimizi belirtmiştim.
-Yani siz, siyasi paketi “al ya da bırak” mantığıyla mı sunacaksınız?
Hayır, paket müzakereler için mükemmel bir temel. Al ya da bırak demenin gerçekçi olduğunu sanmıyorum. Her iki tarafın da yorum yapmak, müzakere etmek ve gözden geçirmek için ısrar edeceğini düşünüyorum.
-Washington’da “İsrail İçin Birleşmiş Hristiyanlar” (CUFI) organizasyonu tarafından düzenlenen konferansta İran’ı suçladınız ve İran'ın Filistin-İsrail barış süreci önünde engel oluşturmasının çok muhtemel olduğunu söylediniz. İran’ı barış planının engellenmesinde nasıl bir unsur olarak görüyorsunuz?
Sanırım İran için en büyük kâbus İsrail ve Filistin arasında barış anlaşmasının imzalanması olacak. İran bölgede sadece problem yaratmak istiyor ve bölgenin büyük bir bölümünü kontrol etmekte çıkarları var. Onlar, Filistinlileri ve özellikle de İran tarafından fonlanan terör örgütleri Hamas ve Hizbullah’ı maşa olarak kullanıyor. Bu iki örgütün görevi problem yaratmak.
-Son olarak eğer Filistin ve İsrail taraflarından biri veya her ikisi de anlaşmayı reddederse ne yapacaksınız?
Bu muhteşem bir soru. Cevabı ise hiçbir şey. Ya iki taraf da anlaşmayı imzalamayı isteyecek ve bunun için ciddiyetle çalışacak ya da bu durum olduğu gibi devam edecek. Bizden önceki herkes gibi başarısız olursak, başarısız olmuş oluruz. Filistinliler de acı çekmeye devam edecek. Bu trajik bir durum. Filistin yönetimi sağduyulu olur müzakere odasına dönerse bunu engellememiz mümkün.
-O zaman başarısızlığın faturasının Filistinlilere kesileceğini söylüyorsunuz?
Tamam, İsrail başarılı bir ülke. Filistinlilerin geldiğini ve barışın gerçekleşmesi için ciddiyetle çalıştığını farz etsek dahi İsrailliler hala yaşamak zorunda oldukları bir güvenlik sorunu ile karşı karşıya. İki taraf için de soru şu: Çatışmanın üstesinden gelmek için gereken tavizler buna değer mi değmez mi? ABD bunun cevabını veremez. Bu sorunun cevabını sadece İsrail ve Filistin halkı verebilir.



Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: Hamas, silah meselesini önümüzdeki günlerde arabulucularla ele alacak

Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: Hamas, silah meselesini önümüzdeki günlerde arabulucularla ele alacak

Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Perşembe günü Gazze Şeridi’nin orta kesiminde, Deyr el-Belah’ın kuzeyindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda, yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek toplayan Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Hamas ve diğer grupların silah bırakmasını ateşkesin ikinci aşamasının hayata geçirilmesinin ön koşulu olarak nitelendirmesine karşın, Hamas silah dosyasının geleceğini Filistinli taraflar arasında sağlanacak ulusal mutabakata bağlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze’deki fraksiyon kaynakları silah konusu başta olmak üzere bazı temel dosyalar hakkında Hamas’la genel istişareler yürütüldüğünü söyledi. Kaynaklardan biri, özellikle Gazze Yönetim Komitesi’nin sektördeki idari yetkileri devralma süreciyle eş zamanlı olarak, önümüzdeki günlerde arabulucularla silah meselesine ilişkin daha ciddi görüşmelerin başlamasının beklendiğini ifade etti.

dt6yu7ı8
Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde, İslami Cihad Hareketi ile Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup iki militan (Arşiv – DPA)

Netanyahu, salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Silahsızlandırma ya kolay yoldan ya da zorla gerçekleşecek, ancak sonunda mutlaka olacak” dedi. ABD Başkanı Donald Trump da Hamas’ın silahlarını bırakması gerektiğini söyledi. ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi Mike Waltz ise Barış Konseyi’nin Hamas üzerinde silahsızlanma yönünde baskı kuracağını dile getirdi.

Hamas’ın üst düzey yöneticileri ise silah dosyasının yalnızca Hamas’ı ilgilendirmediğini, bunun tamamen Filistinlilere ait bir mesele olduğunu ve bu konuda kararın ulusal mutabakat çerçevesinde alınması gerektiğini vurguluyor.

Henüz bir anlaşma yok

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a yakın bir kaynak, “direniş silahları” meselesinin gerek fraksiyonlar arasında gerekse arabulucularla hâlen “genel istişare” aşamasında olduğunu söyledi. Kaynak, Hamas’ın yeniden gündeme getirdiği bazı fikir ve yaklaşımların bulunduğunu, bunlar arasında silahların, üzerinde uzlaşılmış bir Filistinli merciin vesayetine verilmesi ya da arabulucuların garantisi altına alınması gibi seçeneklerin yer aldığını belirtti. Bu yaklaşımların, silahların ABD ya da İsrail yöntemleriyle alınması ya da bu taraflara teslim edilmesini engellemeyi amaçladığı ifade edildi.

Hamas kaynakları, bugüne kadar herhangi bir anlaşmaya varılmadığını ve konunun ciddi biçimde ele alınmadığını vurguladı.

u7ı8o9
Pazartesi günü Ankara’da, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti arasında gerçekleştirilen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan İsrail’in Kanal 13 televizyonunun pazartesi günü yayımladığı habere göre ABD önümüzdeki günlerde İsrail ve Hamas’a, silahsızlandırma sürecinin başlatılması için belirli bir takvim içeren bir belge sunacak. Haberde, Hamas’ın bu belgeye uymaması halinde İsrail hükümetine süreci tek taraflı yürütme imkânı tanınacağı belirtildi.

İsrail Kamu Yayın Kurumu’nun aktardığına göre İsrailli askeri kaynaklar Hamas’ın silahsızlanmayı kabul edeceğinden şüphe ediyor. Kanal 14 ise Hamas’ı buna zorlamak için, Gazze Şeridi’nin tamamen yeniden işgal edilmesi seçeneği de dâhil olmak üzere bir dizi askeri planın onaylandığını bildirdi.

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff da birkaç gün önce, gerekirse Hamas’la yeni bir toplantı yapılabileceğini söylemiş, hareketin sonunda silahsızlanmayı kabul edebileceğini öne sürmüştü.

Kapsayıcı ulusal çerçeve

Hamas kaynakları, silah konusunda kararın kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçevede alınmasını istediklerini, bazı Filistinli gruplarla istişareler yapıldığını ve arabuluculara sunulmak üzere bir öneri üzerinde çalışıldığını aktardı.

Kaynaklar, silah meselesinin son dönemde yapılan görüşmelerde bazı arabulucular tarafından gündeme getirildiğini, bunlar arasında Hamas liderliği ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında İstanbul’da yapılan görüşmenin de yer aldığını söyledi. Bir Hamas yetkilisi, “Arabulucular ve bazı taraflar, işgal karşısında Filistinli grupların direnme hakkını vurgulayan bu yaklaşımlara olumlu bakıyor” dedi.

Hamas’a göre “ulusal mutabakat”, yalnızca hareketin kendi silahlarıyla sınırlı değil. Silahlı ve direnişte aktif rol almış başka Filistinli grupların da bulunduğuna işaret eden Hamas kaynakları, “Bu denli kritik bir konuda tek başımıza karar alamayız” görüşünü dile getirdi.

El Fetih’in rolü ne olacak?

El Fetih’in yeni fraksiyonlar arası istişarelere katılıp katılmayacağı sorusuna yanıt veren bir Hamas yetkilisi, “Elbette bunu istiyoruz. Ancak teknokratlar komitesi görüşmelerinde olduğu gibi reddedip etmeyeceklerini bilmiyoruz” dedi.

frgty6
Kahire’de Gazze Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Enformasyon Servisi)

Yetkili, Kahire’de yapılması planlanan istişarelerin amacının, direniş silahlarının geleceğine ilişkin net ve ortak bir çerçeve oluşturmak olduğunu, bu konuda hiçbir grubun tek başına karar vermesinin istenmediğini söyledi. Ayrıca Gazze’nin ve Filistin davasının geleceğine dair daha geniş bir ulusal diyalog hedeflendiğini kaydetti.

İsrail ve ABD’den tehditler

İsrail ve ABD’nin Hamas’ın olası adımlarına nasıl karşılık vereceği belirsizliğini korurken, Tel Aviv yeniden askeri operasyon tehdidinde bulunuyor. Filistin tarafında ise Trump yönetiminin silah meselesine ilişkin farklı seçeneklere açık olabileceği görüşü dile getiriliyor.

Trump, yaklaşık iki hafta önce Hamas mensupları için “Silahla doğdular; bu nedenle silahı bırakmak kolay bir mesele değil” demişti. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise çarşamba günü, “Tüneller ve silah üretim tesisleri dâhil tüm askeri ve saldırı altyapıları yok edilecek ve yeniden inşa edilmeyecek” dedi. Waltz, Gazze’de silahsızlandırma sürecinin uluslararası bağımsız gözlemciler tarafından denetleneceğini, silahların kalıcı biçimde kullanım dışına çıkarılacağını ve bunun uluslararası finansmanlı bir geri alım ve yeniden entegrasyon programıyla destekleneceğini söyledi.

Hamas Siyasi Büro üyesi Musa Ebu Marzuk da yaptığı  açıklamada, “Gazze’ye ilişkin herhangi bir düzenleme, silah meselesi de dâhil olmak üzere Hamas’la mutabakat içinde olmalı. Hareket, silahlarını hiçbir biçimde teslim etmeyi hiçbir zaman kabul etmedi” ifadelerini kullandı.