Arap Parlamentosu, İran’ı Husilere gelişmiş silahlar sağlamakla suçladı

Arap Parlamentosu, İran’ı Husilere gelişmiş silahlar sağlamakla suçladı
TT

Arap Parlamentosu, İran’ı Husilere gelişmiş silahlar sağlamakla suçladı

Arap Parlamentosu, İran’ı Husilere gelişmiş silahlar sağlamakla suçladı

Arap Parlamentosu, Husi milislerin balistik füzeler ve savaş uçakları ile Suudi Arabistan’a yönelik tekrarlanan saldırılarını kınadı. Parlamento, Birleşmiş Milletler’i (BM) de Husi milislerinin Suudi Arabistan’daki sivilleri hedef alan bu saldırgan eylemlerini durdurmaya zorlamaya çağırdı.
Arap Parlamentosu, 24 Haziran’da Yemen’deki gelişmelere ilişkin düzenlenen genel kurul toplantısının sonunda yayınlanan bir kararda, Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının açık şekilde ihlal edilmesinden, Husi milislerin gelişmiş silah, balistik füze ve insansız hava araçları ile bölgenin güvenliğini istikrarsızlaştırmasından ve Yemen’deki kaosu devam ettirmesinden İran rejimini sorumlu tuttu. Parlamento üyeleri, Husi milislerin Yemen meşruiyetine karşı darbesi nedeniyle oluşan istikrarsızlık sonucunda Yemen altyapısı ve sağlık tesisleri yerle bir olurken, özellikle de koronavirüs salgını ve Yemen halkı üzerinde ciddi sağlık etkileri olmak üzere siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan Yemen’deki son gelişmeleri büyük bir endişeyle takip ettiklerini vurguladı.
Arap Parlamentosu, Husi milisler tarafından yayınlanan ırksal ayrımcılık hususundaki belgelere dair Yemen Temsilciler Meclisi Başkanlığı tarafından 13 Haziran’da yayınlanan bir bildiriye yönelik desteğini dile getirdi. Parlamento, milislerin ortaya koyduğu şeyin ‘reddedilmiş ırkçı bir davranış, Yemen halkının onuruna ve insanlığına karşı açık bir hakaret, anayasanın ve tüm uluslararası sözleşmelerin, eşitlik ve sosyal adalet değerlerinin açık bir ihlali, Yemen’in kimliğini bozma ve Yemen toplumu tarafından reddedilen ırkçı bir ayrımcılık girişimi’ olduğunu vurguladı.
5 Kasım 2019 tarihinde Güney Geçiş Konseyi ve Yemen hükümeti arasında imzalanan Riyad Anlaşması’nın uygulanması ve bununla çelişen her türlü siyasi tavrın veya pratik hareketliliğin reddedilmesi gerektiğini belirten Parlamento, Aden’deki koşulları eski haline döndürmek, Yemen halkının saflarını birleştirmede çıkarlarına öncelik vermek, devlet kurumlarını restore etmek, terör tehdidiyle ve Husilerin neden olduğu tehditlerle mücadele etmek için ortak çabalar sarf edilmesi çağrısında bulundu.
Arap Parlamentosu, BM, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bölgesel ve uluslararası yardım kuruluşlarını da koronavirüs salgınıyla mücadele etmek için Yemen’in tüm bölgelerinde Yemen halkına ulaştırılması amacıyla meşru hükümete acil yardım sağlamaya çağırdı.
Parlamento ayrıca, Suudi Arabistan Krallığı’nın BM kuruluşlarıyla ortaklaşa düzenlediği 2020 Yemen Bağışçıları Konferansı’nı da memnuniyetle karşılayarak, Yemen halkının ilk destekçisi ve BM’nin Yemen’deki insani müdahale planlarının en büyük finansörü olan Suudi Arabistan’ın oynadığı öncü rolü takdir etti. Suudi Arabistan, BM’ye Eylül 2014’teki krizin başlamasından bu yana yaklaşık 17 milyar dolarlık yardım sağladı ve son yıllarda, Yemen’e 2020 için insani müdahale planını desteklemek üzere yarım milyar dolar bağışta bulundu.
Parlamento, Yemen’deki meşruiyeti destekleyen koalisyonun ‘yeni tip koronavirüsün sonuçlarıyla mücadele etme, Yemen krizine kapsamlı ve adil bir siyasi çözüm bulma yolunda müzakereleri yeniden başlatma’ açıklamalarını da memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Arap Parlamentosu, darbeci Husi milisleri de BM ekibinin Kızıldeniz yakınlarındaki Hudeyde şehrinde bulunan Ras İsa limanındaki Safer petrol tankerinin bakım faaliyetlerinin gerçekleştirilememesinden sorumlu tuttu. Parlamento 27 Mayıs’ta, tankerin içerisinde bir su sızıntısı yaşanıp çevresel bir felaket meydana gelmeden önce tankerin kontrol edilmesi ve bakımı için Husi milisler tarafından BM teknik ekibine derhal erişim izni verilmesi çağrısında bulundu.
Arap Parlamentosu ayrıca, darbeci Husi milisleri küresel koşullar ve koronavirüs salgınının yayılmasından faydalanarak, Suudi Arabistan’ın güvenliğini bozmaya çalışmak amacıyla, Afrika ülkelerinden Yemen’e göç eden kadınlar ve çocuklar da dahil 8 binden fazla göçmeni yerinden etmekle ve Nisan 2020’de Suudi Arabistan topraklarına itmekle suçladı.
Parlamento, 11 Nisan 2020’de Husi milislerin cezaevlerindeki 5 yıl önce kaçırılan 4 Yemenli gazeteci hakkındaki idam cezası kararını da kınayarak, Yemen parlamentosunun BM temsilcisine gazeteciler hakkındaki idam kararını feshettirme, darbecilerin cezaevlerindeki mahkumların serbest bırakılmaları için çalışma çağrısına dikkati çekti.
Husi milislerin, 16 Mart’ta başkent Sana’da 7 okul müdürünü kaçırmasını ve onları bilinmeyen bir alana götürmesini de kınayan Arap Parlamentosu, Husi milisleri bu insanlık dışı suçtan ve kaçırılan okul müdürlerinin güvenliğinden sorumlu tuttu.
Parlamento, Husi milislerin insani yardımları yağmalamaya ve WHO’dan sağlanan ambulansları kuruluşla bağlantılı olmayan amaçlar uğruna kullanmaya devam etmesini kınarken, BM’ye de 2451 sayılı BMGK kararı ve uluslararası insan hakları yasalarına uygun olarak, insani yardımların ülkeye güvenli, hızlı ve engelsiz girişini sağlamak için tüm önlemleri alma çağrısında bulundu.
Parlamento ayrıca, BM’nin Yemen Özel Temsilcisine ise ‘ateşkese devam etme, Körfez İşbirliği Girişimi, uygulama mekanizmaları, Kapsamlı Ulusal Diyalog sonuçları, başta 2015 tarihli ve 2216 sayılı BMGK kararı olmak üzere Yemen hususundaki ilgili kararlar uyarınca barış görüşmelerini yeniden başlatma’ çağrısında bulundu.
Parlamento, Husi darbesiyle mücadele etmek, devlet kurumlarını onarmak, Yemen’in güvenliğini, istikrarını, birliğini, toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemek üzere Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi tarafından temsil edilen uluslararası açıdan tanınmış meşru hükümete desteğini de dile getirdi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.