Natanz'da ne oldu, nasıl oldu?

İstihbarat kaynakları, tesise uzaktan patlatılan ve ciddi hasara yol açan bir patlayıcı yerleştirildiğini söylediler

Başkent Tahran'ın güneyinde yer alan Natanz Nükleer Tesisi’nin birkaç gün önce uydudan çekilen görüntüsü (Reuters)
Başkent Tahran'ın güneyinde yer alan Natanz Nükleer Tesisi’nin birkaç gün önce uydudan çekilen görüntüsü (Reuters)
TT

Natanz'da ne oldu, nasıl oldu?

Başkent Tahran'ın güneyinde yer alan Natanz Nükleer Tesisi’nin birkaç gün önce uydudan çekilen görüntüsü (Reuters)
Başkent Tahran'ın güneyinde yer alan Natanz Nükleer Tesisi’nin birkaç gün önce uydudan çekilen görüntüsü (Reuters)

Ahmed Abdulhakim
İran’da uranyum zenginleştirme alanındaki en büyük santrifüj tesisi olan Natanz Nükleer Tesisi’ni hedef alan ve İran ile İsrail arasında uzun süredir devam eden görünmez savaşın son sahnesi gibi duran saldırının şokunun ve zamanlamasının Tahran’daki yankıları halen sürüyor.
Tahran’ın geçtiğimiz Pazar günü, İsrail’in Natanz Nükleer Tesisi’ne ‘bir sabotaj saldırısı’ gerçekleştirdiğini duyurmasından bu yana yaşananlarla ilgili olarak iki hikaye ortaya çıktı. İlki İran tarafından anlatılan ve saldırının yarattığı hasarı hafife alan bir hikayeydi. İran, saldırıyı ‘nükleer müzakerelerdeki konumunu güçlendiren ve uranyum zenginleştirme çalışmalarını durduramayan kötü bir kumar’ olarak değerlendirdi. İkincisi ise, ABD ve İsrail basınında yavaş yavaş ivme kazanan bir hikayeydi. Aylardır dikkatle planlanmış bir operasyondan bahsedilen hikayede, operasyonun en belirgin sonuçlarından biri olarak, İran'ın nükleer çalışmalarını önümüzdeki aylarda kesintiye uğratabileceği belirtildi.
 Peki, Natanz Nükleer Tesisi’nde ne oldu, nasıl oldu? Olay, özellikle Tahran ve Washington'ın 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmak için sarf ettikleri diplomatik çabalarla aynı zamana denk gelirken İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılımıyla geçtiğimiz Cumartesi günü, ülkenin uranyum zenginleştirme programının ana tesisi olan Natanz Nükleer Tesisi’nde yapılan ve devlet televizyonunda canlı olarak yayınlanan bir törenle yeni santrifüjlerin çalışmaya başlamasından bir gün sonra yaşandı.

Natanz Nükleer Tesisi nasıl hedef alındı?
ABD’de yayın yapan New York Times gazetesinin Salı günü yayınladığı bir habere göre istihbarat kaynakları, İsfahan vilayetindeki çöl bölgesinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi’nin, tesise yerleştirilen ve uzaktan patlatılan bir patlayıcı ile hedef alındığını söylediler. Meydana gelen patlamanın ana ve yedek elektrik sistemlerinde ciddi hasara neden olduğuna işaret eden gazete Tahran'ın tesisteki uranyumu yeniden zenginleştirme çalışmalarına başlamasının 9 ayı bulabileceği tahmininde bulundu.
Ancak bu tahmin, İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi’nin geçtiğimiz Pazartesi günü yaptığı ve ‘küçük bir patlama olduğu ve küçük çapta hasar yol açtığı şeklindeki açıklamasıyla çelişiyor. İran’ın yerel haber ajanslarından Tesnim Haber Ajansı ise; tesisin elektrik dağıtım merkezinde küçük bir patlamanın meydana geldiğini, neyse ki olayda kimsenin yaralanmadığını ve hasarın hızla tamir edilebileceğini belirtti.
İsrail’de yayın yapan Kanal 13 televizyonu ise başka bir hikayeden bahsetti. Bu hikaye, İran’ın olaydan sorumlu taraf olarak İsrail’e işaret ettiği hikaye ile kısmen örtüşüyordu. Ancak patlamandan kaynaklanan zararın boyutu hakkında farklılık vardı.
Kanal 13’e göre Natanz Nükleer Tesisi’ndeki olayın arkasında bulunan Mossad, saldırıyı siber olarak değil, patlayıcı yerleştirerek gerçekleştirdi. Kanal, tesiste yeniden uranyum zenginleştirilmesinin aylar sürebileceğini, İran’ın bu süre zarfında uranyum zenginleştiremeyeceğini vurguladı.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN) da tıpkı Kanal 13 gibi Natanz Nükleer Tesisi’ndeki hasarın İran tarafından açıklanandan daha büyük olduğunu belirtti.
Öte yandan tesis ilk kez saldırıya uğramadı. İran Atom Enerjisi Kurumu, geçtiğimiz Temmuz ayında tesisin içinde ‘gizemli bir kazanın’ meydana geldiğini duyurmuştu.

Saldırının gerçek sonucu ne oldu?
Tahran, ABD ve İsrail yayın organlarının haberlerinde geçen Natanz Nükleer Tesisi’nde meydana gelen patlamanın, santrifüjlere enerji sağlayan elektrik sistemini tahrip ettiği iddialarını reddederek tesisin uranyum zenginleştirme çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif tarafından Salı günü yapılan açıklamaya göre yakında tesise daha gelişmiş santrifüjler yerleştirilecek.
Diğer yandan New York Times gazetesi, Natanz Nükleer Tesisi’ndeki büyük patlamanın İran'ın nükleer faaliyetlerine ciddi bir darbe indirdiğini yazdı. Gazetenin aktardığı ve kimliği açıklanmayan ABD'li yetkililere dayandırılan bilgilere göre saldırı, yeraltı santrifüjlerine enerji sağlayan iç enerji sistemini yok eden büyük bir patlamaya neden oldu.
Aynı şekilde İsrail’de yayın yapan Jerusalem Post gazetesi, Natanz Nükleer Tesisi’nde yaşananların bir ‘kaza’ olmadığını ve İran’da duyurulandan çok daha büyük bir olay olduğuna işaret ederek Tahran'ın meydana gelen zararı tamamen gidermekten çok uzak olduğunu vurguladı. Gazete, patlamanın meydana geldiği binanın, IR4 ve IR6 model gelişmiş santrifüjlerin yerleştirildiği ana bina olduğu da ekledi.
Reuters ise geçtiğimiz Salı günü, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) raporuna dayanarak, İran'ın yeraltı nükleer tesisi Natanz’da gelişmiş IR4 santrifüjleri kullanarak uranyumu zenginleştirmeye başladığını bildirdi.
İsrail’in resmi televizyon kanalı KAN, kimliği açıklanmayan bir istihbarat kaynağının, tesise verilen hasarın İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını aksattığını, bunun da Tahran'ın bu dosyada önemli bir kayıp yaşamasına neden olduğunu ve saldırının zamanlamasının tesadüf olmadığını söylediğini aktardı.

Peki, neden Natanz?
Natanz Nükleer Tesisi geçtiğimiz yıl meydana gelen gizemli bir yangının ardından, son on ay içinde üst üste yaşanan kazaların nedenlerinin sorgulandığı iki saldırıya uğradı. O dönem yetkililer, bu olayların siber saldırılardan kaynaklandığını iddia ettiler.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, UAEA göre İsfahan’da (başkent Tahran'ın 250 km güneyinde) bulunan Natanz Nükleer Tesisi, İran'daki uranyum zenginleştirilen en büyük santrifüj tesisidir. Tesis, Şubat 2007'den bu yana uranyum zenginleştirme çalışmaları yapıyor. Toplam 50 bin santrifüj çalıştırma kapasitesine sahip olan tesis, üç büyük yer altı binasından oluşmaktadır. Uranyum-235'in izotoplarının çoğunu bölebilen uranyum hekzaflorür (UF6) gazı, bu ayıran santrifüjlere pompalanır. Tesisten alınan numunelere yapılan tahliller ve UAEA tarafından Kasım 2014'te yapılan diğer testler, tesisin düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum üretmek için kullanıldığını doğruladı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz Cumartesi günü ülkenin uranyum zenginleştirme programının ana tesisi olan Natanz'da yeni santrifüjlerin açılışını gerçekleştirdi (Reuters)
Tesis, İran'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen ve 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmaya uyup uymadığını denetlemek için UAEA tarafından izlenen birkaç nükleer tesisten biridir.
Tahran, büyük uluslararası güçlerle imzalanan nükleer anlaşma kapsamında, Natanz Nükleer Tesisi’ne 2026 yılına kadar 5 bin 60’tan fazla eski ve daha az verimli santrifüj yerleştirme ve 2031 yılına kadar Fordo Nükleer tesisinde herhangi bir uranyum zenginleştirme çalışması yapmama konusunda taahhütte bulundu.
British Broadcasting Corporation (BBC), Natanz Nükleer Tesisi’nin, İran nükleer programında önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekerek Natanz’ın İran’daki diğer nükleer tesislerle birlikte 2010 yılında ‘siber’ saldırılara maruz kaldığını belirtti. Bu saldırılarda, Natanz Nükleer Tesisi’nde uranyumu zenginleştirmede kullanılan santrifüjleri kontrol eden bilgisayarlara ‘Stuxnet’ adlı karmaşık bir virüs yazılımı yerleştirildi. Bu durum kaosa ve santrifüjlerin kontrolden çıkmasına neden oldu.
Aynı tesiste geçtiğimiz Temmuz ayında da uranyumu zenginleştiren santrifüjlerin yok olmasına neden olan bir patlama meydana geldi. New York Times gazetesi o dönem, Ortadoğu'daki bir istihbarat yetkilisinin “İsrail, Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüjlerde çalışmaların yeniden başladığı bir binaya patlayıcı yerleştirdi” şeklindeki açıklamasını aktardı. İran Atom Enerjisi Kurumu, olayın herhangi bir yaralanmaya veya radyoaktif sızıntıya yol açmadığını, ancak ‘ağır maddi hasara’ neden olduğunu açıkladı.
Tahran, nükleer programı çerçevesinde birçok nükleer tesis ve sahaya sahiptir. Bunların başında Arak Ağır Su Üretim Reaktörü, Buşehr Nükleer Santrali, Gaçin Uranyum Madeni, İsfahan Uranyum İşleme Tesisi, Kum vilayetindeki Fordo Nükleer Tesisi, Parchin Askeri Üssü ve Natanz Nükleer Tesisi geliyor.
İran ile büyük güçler arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma, Tahran’ın nükleer santraller için yakıt üretiminde kullanılabilecek yüzde 3 ila 4 oranında zenginleştirilmiş Uranyum-235 ile sadece düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum üretebileceğini öngörüyordu. Ancak silah yapımında kullanılan uranyum, yüzde 90 veya daha fazla zenginleştirme yapılmasına ihtiyaç duyuyor. Fakat eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018 yılında nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve İran’a ekonomik yaptırımlar uygulamasının ardından İran, nükleer anlaşma kapsamındaki taahhütlerinden vazgeçmeye başladı.
İran, geçtiğimiz yıl Kasım ayında Natanz Nükleer Tesisi’nde çalışan gelişmiş santrifüj sayısını iki katına çıkardığını ve Fordo Nükleer Tesisi’ndeki santrifüjlere UF6 pompalamaya başladığını duyurdu. Tahran, Fordo Nükleer Tesisi’ni ve diğer nükleer tesislerinin hayati yapılarını yeraltına inşa ederek nükleer tesislerini güçlendirmeye çalıştı.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı