Irak’ta makam paylaşımı ve başbakanlık koltuğu Şii-Şii çatışmasını tetikler mi?

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde makam paylaşımı ve Sadr’ın Meclis’ten çekilmesi adımına karşı alınacak tutum konularında anlaşmazlıklar artıyor.

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)
Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)
TT

Irak’ta makam paylaşımı ve başbakanlık koltuğu Şii-Şii çatışmasını tetikler mi?

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)
Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin yerine geçecek isimle ilgili ihtilaflar mevcut (AP)

Irak’ta Şii Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki siyasi parti ve gruplar Sadr Hareketi’nin istifa eden milletvekilleri yerine yeni vekillerin göreve başlaması için aceleyle Meclis’te olağanüstü oturum düzenledi. En büyük meclis grubu statüsüne kavuşan Koordinasyon Çerçevesi, hükümet kurma ve başbakan adayı belirleme konularında detaylara girme hazırlığı yapmaya başladı. Koordinasyon Çerçevesi grupları bu süreçte bir sınavdan geçecek.
Yeni vekillerin Meclis’e girmesinin ardından Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu’nun vekil sayısı 44’e yükseldi. Kanun Devleti böylece Koordinasyon Çerçevesi grupları arasında en yüksek vekil sayısına sahip grup haline geldi. Başta Kanun Devleti olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi gruplarının bir kısmı Kurban Bayramı sonrası hükümet kurma aşamasına geçilmesi çağrısında bulunurken, diğer kısmı bu konuda farklı görüşlere sahip.
Koordinasyon Çerçevesi’nden sızdırılan bilgilere göre, gruplar iki konuda anlaşmazlık yaşıyor: Birincisi, makam paylaşımı. Bunların başında da Başbakanlık ve Meclis Başkanı Birinci Yardımcılığı makamları geliyor. İkinci anlaşmazlık konusu ise partisindeki vekillerinden istifa etmelerini isteyerek herkesi şaşkınlığa uğratan ve şu anda siyasetten çekilmiş gibi görünen Mukteda es-Sadr’a karşı alınacak tutum. Irak’ta siyasi gelişmeleri takip eden gözlemciler bu süreçte dikkatlerini çeken önemli bir paradoksa işaret ediyor. Buna göre, Koordinasyon Çerçevesi çatısı altında olup da silahlı kanadı bulunan ve olası bir Şii-Şii çatışmasının içine girmek istemeyen gruplar şu anda hükümet ve Sadr ile ilişkilerin geleceği hakkında kendilerini gözden geçirmeye başladı.
Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, Koordinasyon Çerçevesi’nin bazı grupları ve özellikle Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu ile Kays el-Hazel’in liderliğindeki Asaib Ehlil Hak Hareketi, olası bir Şii-Şii çatışmasının çıkması halinde bu çatışmanın ülkenin orta ve güney vilayetlerinde yaşanacağını, bu vilayetlerin bedel ödeyeceğini ve Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu ülkenin batısındaki vilayetler ile Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) vilayetlerine zarar gelmeyeceği görüşünde. Sadr’ın müttefiki olan Sünni Egemenlik İttifakı ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ise Sadr Hareketi’nin Meclis’ten çekilmesi karşısında herhangi bir tepki göstermedi. Aksine iki tarafın Koordinasyon Çerçevesi ile resmi olmayan görüşmeler yürüttüğüne dair bilgiler sızdırılıyor.
Aynı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi grupları arasında başbakanlık koltuğuna kimin oturacağıyla ilgili anlaşmazlık olduğuna işaret ediyor. Nitekim gündeme bazı isimlerin geldiği ancak henüz bu isimler üzerinde uzlaşı sağlanamadığı belirtiliyor.
Konuyla ilgili aktarılan bilgilere göre, Kanun Devleti lideri Nuri el-Maliki ve Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri başbakanlık makamı için kendi isimlerini sundu. Kaynaklar, etkili Şii grupların göz önünde olan ve geçmişte başbakanlık yapmış isimlerin yeniden gündeme getirilmesini reddettiğini belirtiyor. Ayrıca Koordinasyon Çerçevesi çatısı altından bulunan Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim ve Nasr Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi “Devlet Güçleri” adında yeni bir girişim başlattı. Bu girişim, Koordinasyon Çerçevesi gruplarından hükümetin hızlı bir şekilde kurulmasını isteyenlerin görüşüne uygun olmayan teklifler öneriyor.
Sadr Hareketi ve Koordinasyon Çerçevesi bu girişimle ilgili henüz tavrını açıklamadı. Ancak girişim yüksek ihtimalle Hukuk Hareketi başta olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi’nin etkili gruplarının desteğini kazanacak. Nitekim istifa eden Sadr Hareketi vekillerinin yerine gelen Hukuk Hareketi’nin 4 milletvekili yemin metnindeki “Sadr Hareketi’nin istifa eden vekillerinin yerine” ibaresini okumayı reddederek yemin törenine katılmadı ve Hukuk Hareketi Meclis’ten çekildi. Hukuk Hareketi bu adımı Sadr ile dayanışmasını göstermek için attı. Aynı şekilde Sadr’ı kışkırtma taraftarı olmayan Amiri ve Hazeli de girişime destek verdi.
Irak İstişare Konseyi Başkanı Ferhad Alaaddin, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Koordinasyon Çerçevesi şu anda gerçek bir sınavdan geçecek. Sadr’ın geri çekilmesi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki dengelerin değişmesi, yeni siyasi gerçeklikle birlikte bu dengeler karşısında nasıl tutum alınacağının ve üçlü ittifak (Mukteda es-Sadr’ın Sünni ve Kürt müttefikleriyle bir araya gelerek kurduğu ittifaka atıfla) ile nasıl bir müzakere üslubunun benimseneceğinin bilinmemesi, Çerçeve gruplarının talepleri ile makam karşılığında Sadr’ın kazanmasını engellemek için Çerçeve gruplarına destek olan tarafların talepleri arasındaki dengelerin değişmesi nedeniyle Çerçeve gruplarını endişe sardı” ifadelerini kullandı.
Alaaddin konuşmasının devamına şunları kaydetti:
“Meclis’teki olağanüstü oturumda yaşananlar, Sadr Hareketi vekillerinin istifalarından geri dönmelerini engellemeyi ve yeni vekillerle birlikte Koordinasyon Çerçevesi’nin vekillerinin artmasını garantilemeyi amaçlıyordu. Siyaset sahnesi, Koordinasyon Çerçevesi içinde Kanun Devleti Koalisyonu ile Fetih Hareketi arasında yeni dengelerin birbirine yakınlaşması sebebiyle daha karmaşık bir yapıya evrildi. Bu da hükümet kurma müzakereleri maratonunda Kanun Devleti Koalisyonu ile Fetih Hareketi arasındaki rekabetin daha çok şiddetli geçeceği anlamına gelir. 23 Haziran oturumunun üzerinden çok geçmeden iki farklı eğilim öne çıktı: Birincisi, hükümeti kurmak için mevcut sürece devam ederek, kısa ve uzun vadede Sadr Hareketi’nin devlet makamları üzerindeki etkisinin en aza indirilmesi. İkinci eğilim ise Sadr Hareketi ile dengeli ilişkilerin sürdürülmesini, Hareketin siyasi ağırlığının ve Irak sokağı üzerindeki etkisinin dikkate alınmasını ve görmezden gelinmeyecek büyük bir ulusal güç olarak görülmesini öneriyor.”-



Trump Bağdat’ta kartları yeniden karıyor... Maliki konusunda keskin bölünme

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Trump Bağdat’ta kartları yeniden karıyor... Maliki konusunda keskin bölünme

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta hükümet kurma krizi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nuri el-Maliki’nin adaylığına ilişkin yeni açıklamasıyla daha da derinleşti. Açıklama, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bölünmenin boyutunu ortaya koyarken, yürütme erkine ilişkin sürecin şekillenmesinde iç dinamiklerle dış mesajların nasıl iç içe geçtiğine de işaret etti.

Trump daha önce Maliki’nin adaylığına karşı olduğunu belirten bir mesaj yayımlamış, bu tutum Bağdat’ta üçüncü dönem başbakanlık ihtimaline yönelik doğrudan bir ‘veto’ olarak yorumlanmıştı. Ancak dün akşam yaptığı yeni açıklamada, ‘Irak’ta yeni bir başbakan atanması konusunu değerlendirdiğini’ ve Washington’ın ‘bazı seçeneklere’ sahip olduğunu söylemesi, Şii siyasi blok içinde geniş çaplı tartışmalara yol açtı.

Koordinasyon Çerçevesi içindeki bir kesim, yeni ifadeyi açık bir ret pozisyonundan geri adım ya da en azından tonun yumuşatılması olarak değerlendirdi ve bunun Maliki’nin adaylığının sürdürülmesine imkân tanıyabileceğini savundu. Buna karşı çıkanlar ise Trump’ın ‘seçenekler’ vurgusunun, itirazın sürdüğü anlamına geldiğini ve özellikle güvenlik, enerji ve askeri varlık gibi başlıklarda Bağdat-Washington ilişkilerinin hassasiyeti dikkate alındığında, uzlaşıya dayalı alternatif isimlerin gündeme gelebileceğine işaret ettiğini belirtti.

Yaşanan tartışmalar, 2005’ten bu yana sıkça görülen bir tabloyu yeniden gündeme taşıdı. ABD faktörü, Irak’ta hükümetlerin kurulma sürecinde çoğu zaman açık baskı ya da dolaylı diplomatik mesajlar yoluyla belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Çatlak gün yüzüne çıkıyor

Koordinasyon Çerçevesi’nin haftalık açıklamalarında birlik mesajı verilmesine rağmen, Maliki’nin adaylığına ilişkin görüş ayrılıkları, taraflara yakın televizyon kanallarındaki karşılıklı açıklamalar ve tartışma programları üzerinden kamuoyuna yansıdı.

Koordinasyon Çerçevesi, başta Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, Ammar el-Hekim’in liderliğini yaptığı Hikmet Hareketi ve Kays el-Hazali’nin başında bulunduğu Asaib Ehli’l Hak Hareketi olmak üzere önde gelen Şii siyasi güçleri bünyesinde barındırıyor.

Edinilen bilgilere göre, Koordinasyon Çerçevesi içindeki 12 bileşenden 10’u Maliki’nin adaylığına onay verdi. Ancak etkili bazı grupların itirazı, sürecin kesin sonuca bağlanmasını zorlaştırdı.

Krizin, hükümetin kurulmasına ilişkin anayasal sürelerin aşılmaya devam etmesiyle daha da derinleştiği belirtiliyor. Söz konusu sürelerin ihlaline yönelik açık yaptırım hükümlerinin bulunmaması, uzlaşının sağlanamadığı her dönemde gecikmenin tekrarlanan bir siyasi teamüle dönüşmesine yol açtı.

Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)

Kürtlerin uyarısı

Kürt kanadında ise tutumun daha temkinli olduğu görüldü. Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 24 Ocak’ta Maliki’nin adaylığını tebrik etmiş ve bu adım, Koordinasyon Çerçevesi içindeki tercihe yönelik ilkesel bir kabul olarak yorumlanmıştı. Ancak Trump’ın paylaşımı, Kürt siyasi güçleri resmi bir tutum değişikliği açıklamaksızın tabloyu yeniden değerlendirmeye yöneltti.

Bu çerçevede Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Maliki’ye ilişkin ABD’den gelen işaretleri ciddiyetle ele aldığını’ söyledi. Hüseyin, buna karşın başbakan adaylığının ‘iç mesele’ olduğunu vurgulayarak, Washington’a meydan okumadan iç uzlaşıları da zedelememeye dönük dengeli bir tutum sergiledi.

İki büyük Kürt partisi, nihai pozisyonlarını belirlemeden önce Koordinasyon Çerçevesi’nin son kararını bekliyor. Koordinasyon Çerçevesi’nin Maliki adaylığında ısrar edip etmeyeceği ya da alternatif bir isme yönelip yönelmeyeceği, Kürt tarafının tutumunu da şekillendirecek.

Belirsiz mesajlar

Buna paralel olarak, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı taraflar İran’ın tutumunu ölçmeye çalıştı. Maliki’ye yakın güçler Tahran’dan gelen işaretleri dolaylı destek olarak yorumlarken, karşıt taraflar bunu yalnızca adayın kendisine değil, genel olarak ‘adaylık sürecine’ yönelik olumlu bir tarafsızlık olarak değerlendirdi. Dış mesajların farklı yorumlanması, uzlaşının sağlanması yerine bölünmeyi derinleştirdi.

Tartışmaların ittifakın bütünlüğünü tehdit edecek seviyeye ulaşması üzerine, Koordinasyon Çerçevesi Genel Sekreterliği, ‘medya üzerinden tırmandırma kampanyalarının’ derhal durdurulacağını ve kararı ihlal edenlerin hesap vereceğini duyurdu. Bu adım, özel bir komitenin acil toplantısı sonrası, bölünmenin medya alanından örgütsel tabana yayılmasını önlemeyi amaçlayan bir girişim olarak değerlendirildi.

Ancak kampanyaların durdurulması, anlaşmazlığın sona erdiği anlamına gelmiyor. Trump’ın son açıklaması, tartışmayı netleştirmek yerine daha karmaşık bir boyuta taşıdı: Bu bir geri adım mı, Maliki’nin geçişini mümkün kılacak mı, yoksa yeni bir pazarlık için baskı mesajı mı? Bu iki yorum arasında, adaylığın kaderi hâlâ hassas iç dengelere ve birden fazla olasılığa açık dış sinyallere bağlı olarak belirsizliğini koruyor.


Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
TT

Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, Gazze Şeridi’nin yönetimini devraldıktan sonra birçok zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklar, sadece İsrail’in Refah Sınır Kapısı üzerinden girişlerine veto koymasıyla sınırlı kalmıyor; Hamas’tan devralınan yönetimle birlikte güvenlik başta olmak üzere pek çok konuyu da kapsıyor.

Nasman ve İçişleri Bakanlığı dosyası

Hamas, komitenin kurulması sürecinde ve üyelerinin belirlenmesinin ardından, Filistin Genel İstihbarat Servisi’nden emekli subay Sami Nasman’ın Gazze Şeridi’ndeki güvenlikten sorumlu içişleri görevine getirilmesini engellemeye çalıştı. Ancak arabulucular ve ABD’nin kararlı tutumu sayesinde bu girişim başarılı olamadı. Bu süreçte, Hamas ve diğer Filistinli grupların talebi doğrultusunda din işleri ve vakıflardan sorumlu Rami Halis görevden alınmıştı.

 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)

Komiteye yakın kaynaklar, Hamas’ın hâlâ kendi güvenlik personelini komitenin denetleyeceği kurumlar içinde görevde tutmakta ısrar ettiğini belirtiyor. Bu durum yalnızca komite yönetimi tarafından değil, aynı zamanda Barış Konseyi’nin yürütme organı ve ABD ile İsrail gibi taraflarca da reddedilmiyor.

Kaynaklar, bu durumun komitenin görevlerini sağlıklı bir şekilde devralmasını zorlaştırdığını, Hamas’ın güvenlik personeli ve polis güçleriyle ilgili taleplerinde ısrar ederek, komite çalışmalarına dolaylı da olsa kendi varlığını dayatmayı amaçladığını ifade ediyor.

Komiteye yakın diğer kaynaklar, Hamas’ın yeni yönetim sisteminde kendi unsurlarını her türlü yolla tutmak istediğini ve güvenlik birimlerinin lider kadrosunda sürekli yeni atamalar yaptığını belirtiyor. Bu adımların, Sami Nasman’ın güvenlik dosyasını yönetme planlarını bozma girişiminin bir parçası olarak değerlendirildiği aktarılıyor.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)

Hamas yalanladı

Hamas kaynakları ise söz konusu suçlamaları reddetti. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Anladığımız kadarıyla Sami Nasman’ın şu aşamada Gazze Şeridi’ne gelme planı yok. Bu durum, içişleri dosyasını yönetme konusundaki ciddiyeti hakkında soru işaretleri doğuruyor. Bölgede bulunmadan yetkilerini kullanması mümkün değil; aksi takdirde bu bir başarısızlık olur” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, Hamas’ın Nasman hakkında geçmişte ciddi çekinceleri bulunduğunu, hareketin hükümeti tarafından daha önce ‘yıkıcı planların arkasında olduğu’ gerekçesiyle hakkında yargı kararları çıkarıldığını belirtti. Ancak mevcut koşullarda Gazze Şeridi’ne gelmesi ve görevini üstlenmesi konusunda bir sorunları olmadığını ifade etti.

Kaynaklar, Gazze Şeridi’ndeki kamu kurumlarının devir sürecine hazır olduğunu ve her bakanlığın sürecin sorunsuz tamamlanması için ayrıntılı bir plan ve düzenlemeye sahip bulunduğunu aktardı. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin çalışmalarının başarıya ulaşmasını istediği vurgulandı.

Bununla birlikte, bazı üst düzey politikaların ulusal komiteye dayatılabileceği ve bunun da komitenin Gazze içindeki görev ve yetkilerini etkileyerek, onu yalnızca bu politikaları uygulayan bir araca dönüştürebileceği ihtimali de göz ardı edilmedi.

 Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)

Hamas, komitenin çalışmalarını sık sık kamuoyuna açık bir şekilde memnuniyetle karşılamış ve komitenin görevlerini tam olarak yerine getirmesini kolaylaştıracağını belirtmişti.

Komitenin tutumu

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi bugün yayımladığı açıklamada, Gazze Şeridi içinden kamu kurumları ve tüm kamu tesislerinin yönetiminin devrine hazır olunduğuna ilişkin yapılan açıklamaların vatandaşların yararına bir adım olduğunu bildirdi. Komite, bu durumun geçiş sürecini yönetme sorumluluğunu tam olarak üstlenmesinin önünü açacağını belirtti. Komite, düzenli bir geçişe hazır olunduğunun ilan edilmesini, geçici yönetim sıfatıyla görevlerini fiilen üstlenmeye başlaması açısından kritik bir aşama olarak nitelendirdi. Açıklamada, bunun insani kötüleşmenin durdurulması ve son dönemde ağır bedeller ödeyen halkın direncinin korunması için gerçek bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Komite açıklamasında, “Şu anki önceliğimiz, yardımların engel olmaksızın ulaştırılmasını sağlamak, yeniden imar sürecini başlatmak ve halkımızın birliğini güçlendirecek koşulları hazırlamak. Bu sürecin, şeffaf, uygulanabilir ve takip edilebilir, açık ve belirli mutabakatlara dayanması; ayrıca 20 maddelik plan ve 2803 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararıyla uyumlu olması gerekmektedir” denildi.

1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmesi için gerekli idari ve sivil yetkilerin yanı sıra güvenlik yetkilerinin de tam olarak kendisine devredilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Sorumluluk, komitenin verimli ve bağımsız şekilde çalışmasına imkân tanıyacak gerçek bir yetkilendirmeyi gerektirir. Bu, yeniden imar çabalarına yönelik ciddi uluslararası desteğin önünü açacak, İsrail’in tamamen çekilmesine zemin hazırlayacak ve günlük hayatın normale dönmesine katkı sağlayacaktır” denildi.

Komite, bu görevi sorumluluk bilinci ve mesleki disiplinle, tüm çalışmalarında en yüksek şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde yerine getirme taahhüdünde bulundu. Ayrıca arabuluculara ve ilgili tüm taraflara, bekleyen meselelerin gecikmeksizin çözülmesi çağrısı yaptı.

Hastanelerde silahlı adamlar

İlgili bir gelişmede, Hamas’a bağlı İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, hastane yerleşkelerinde herhangi bir silahlı unsurun bulunmaması için yoğun ve sürekli çaba gösterdiklerini bildirdi. Açıklamada, özellikle bazı aile mensuplarının hastanelere silahlı şekilde girmesinin engellenmesine odaklanıldığı, sağlık tesislerinin kutsallığının korunması ve tamamen insani alanlar olarak siyasi çekişmelerden ve silahlı görüntülerden uzak tutulmasının hedeflendiği ifade edildi.

Bakanlık, sahada denetim ve takip yapmak üzere özel bir polis gücü görevlendirildiğini ve ihlallerde bulunanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, görevlerin icrası sırasında unsurlarının sık sık İsrail tarafından hedef alınmasının, bazı vakalara müdahalede gecikmelere yol açtığı belirtilirken, tüm zorluklara rağmen sorumlulukların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Öte yandan yerel Filistin basını, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün, Han Yunus kentindeki Nasır Hastanesi’nde acil olmayan tüm tıbbi operasyonları 20 Ocak 2026 itibarıyla askıya alma kararı aldığını bildirdi. Kararın, hastane yönetimine ilişkin endişeler, tarafsızlığın korunması gerekliliği ve hastane yerleşkesinde yaşanan güvenlik ihlalleri nedeniyle alındığı aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)

Kuruluşa atfedilen ancak resmi internet sitesi ve platformlarında yayımlanmayan açıklamada, son aylarda sağlık ekipleri ve hastalar tarafından hastane yerleşkesinin farklı noktalarında, bazıları maskeli silahlı kişilerin görüldüğünün tespit edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca hastalara yönelik yıldırma vakaları, keyfi gözaltılar ve silah taşındığına dair şüphelerin bulunduğu, bunun da personel ve hastaların güvenliği için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Şarku’l Avsat, söz konusu açıklamanın doğruluğunu teyit etmek üzere kuruluşla iletişime geçmeye çalıştı ancak herhangi bir yanıt alamadı.

Saha gelişmeleri

Sahada ise Gazze Şeridi’nde İsrail’e atfedilen ihlaller devam etti. Zırhlı araçlar ve insansız hava araçlarından (İHA) açılan ateş ile topçu atışları sonucu, güneyde Han Yunus’ta ve orta kesimde Nuseyrat’ın kuzeyinde yaralanmalar meydana geldi.

Ayrıca, sarı hat olarak bilinen hattın her iki tarafında kalan bölgelerde altyapı ve konutları hedef alan günlük yıkım operasyonlarının sürdüğü bildirildi. Bu operasyonların, Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında gerçekleştirildiği aktarıldı.


Abbas, İsrail'i Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının önündeki "engelleri" kaldırmaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Abbas, İsrail'i Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının önündeki "engelleri" kaldırmaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, bugün Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği zirvesinin açılışında Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa tarafından okunan konuşmada, İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik koyduğu "tüm engellerin" kaldırılması çağrısında bulundu.

Metinde şu ifadeler yer aldı: "İsrail işgalinin, anlaşmanın ikinci aşamasıyla ilgili düzenlemelerin uygulanmasına yönelik olarak koyduğu tüm engellerin kaldırılması gerektiğinin altını çiziyoruz." Bu düzenlemeler arasında, geçici olarak bölgeyi yönetecek olan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi'nin çalışmaları da yer alıyor.

İsrail ve Hamas, Gazze'deki savaşı sona erdirmek için ABD'nin hazırladığı planın bir parçası olarak ekim ayında ateşkes konusunda anlaştılar. Her iki taraf da birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor.

Şarku’l Avsat’ın Gazze Sağlık Bakanlığı'ndan aldığı verilere göre, ateşkesin başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nde İsrail güçleri tarafından 590'dan fazla Filistinli öldürüldü; İsrail ise aynı dönemde Filistinli militanların 4 askerini öldürdüğünü söylüyor.