‘Rusya’nın bahar taarruzu’ tökezlemeye mi başladı?

Piyade savaş araçları ve Ukrayna'nın karşı taarruzunun ivmesini koruyacağına dair bir bahis

Foto: Savaş aracı ‘Bradley’
Foto: Savaş aracı ‘Bradley’
TT

‘Rusya’nın bahar taarruzu’ tökezlemeye mi başladı?

Foto: Savaş aracı ‘Bradley’
Foto: Savaş aracı ‘Bradley’

Birkaç ABD askeri analizine göre ABD'nin Ukrayna'ya, özellikle ‘HIMARS’ sistemi, ‘Howitzer’ (Obüs) ve ‘Bradley’ savaş araçları için mühimmat içeren 350 milyon dolarlık yeni askeri yardım paketini duyurmasıyla, Washington'un hâlâ Kiev'in ‘bahar karşı taarruzunun’ başarısı için gerçekten ihtiyacı olan şeyin modern uçaklar ve hatta yalnızca ağır tanklar olmadığı, aynı zamanda doğrudan savaş silahları olduğuna bahse girdiği ortaya çıktı. Batılı ülkelerin Ukrayna'yı muharebe tanklarıyla desteklediklerini ve Polonya ile Çek Cumhuriyeti'nin MIG-29 uçaklarını teslim ettiklerini duyurmasından önce geçtiğimiz aylarda, yaklaşan Rus saldırısını püskürtmek için Ukrayna ordusuna söz konusu ağır teçhizatı sağlama olasılığı hakkında büyük bir tartışma yaşandı. Bu analizler, en azından daha sonraki bir aşamada Washington'un F-16'ları teslim etme konusundaki tutumunda bir değişikliği nihai olarak dışlamasa da Foreign Affairs raporuna göre, Kiev hedeflerine ulaştıktan sonra, NATO'ya resmi katılımı olmasa bile gelecekte onu nasıl koruyacağına dair bahis değişecek.
Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre, Ukrayna ordusunun muharebe etkinliğini artıran siyasi ve yapısal değişikliklerle birlikte Rusya ile savaşındaki başarılarının tüm beklentileri aştığını ve ülke liderliğinin ‘yozlaşmış’ grupların siyasi veya kişisel çıkarlarını tehdit eden reformları benimseme konusundaki isteksizliğinin ötesine geçen bir dizi reform ve yeniliğin uygulanmasını ekliyor. Ayrıca Batılıların Ukrayna'ya güvenlik yardımı sağlama mücadelesini basitleştiren bu reformlar olmadan belirleyici ABD askeri yardımının hiçbir etkisinin olmayacağını vurguluyor. Milyarlarca doları bulan ABD yardımı ve eğitim, tavsiye ve kurum inşasına yönelik sözleşmeler, Afganistan ve Irak ordularının çökmesini engelleyemedi. “Eğer liderler ordularını güçlendirecek kurumsal reformlara öncelik vermeye istekli değillerse, dış desteğin çok az sonucu olacaktır.”
Foreign Affairs dergisinin bir başka raporunda, ağır tankların Ukrayna kuvvetlerinin beklenen Rus saldırısını püskürtmesi için bir katalizör görevi görse de “kara savaşındaki başarının yalnızca tanklara bağlı olmadığı”, daha çok tankların diğer ekipmanların geri kalanıyla, özellikle Ukrayna'nın talep ettiği silah listesinin başında yer alan piyade savaş araçlarıyla ne kadar iyi entegre edildiğine bağlı olduğu tespit edildi. Raporda, piyade savaş araçları olmadan, “ülkeye gelen Batılı tankların sayısına bakılmaksızın, bu baharda hızlı ve başarılı bir Ukrayna saldırısı olmayacağı” belirtildi ve ağır tankların zırhlı araçların yanında görev yaptığı açıklandı. Bu araçlar, tanklardan daha hafiftir ve ağır tankları düşmandan korumak için savaşlarda ilerlemek üzere tasarlanmıştır. ABD geçtiğimiz Ocak ayında, Kiev'e muharebe tanklarından daha hızlı olan ‘Bradley’ zırhlı araçlarını sağlayacağını duyurdu. ABD'de bunlardan binlercesi var. 1983 yılında hizmete giren bu araçlar Körfez Savaşı'nda ve Irak'ın işgalinde ABD ordusunun bel kemiğiydi. Rapor, tanklar ve savaş araçlarıyla ortak silah tatbikatlarının Rus cephe hattına nüfuz etmeye, Ukrayna'nın topçu mühimmatı ihtiyacını ve kayıplarını azaltmaya yardımcı olabileceğini ekliyor.
Wall Street Journal, Moskova'nın 9 Mart gecesine kadar Ukrayna elektrik santrallerini şiddetli bombalama saldırılarına devam ettiğini söylüyor. Kremlin'in füzeleri ve insansız hava araçları (İHA), “şehirlerini yaşanmaz hale getirmek” ve halkını teslim olmaya zorlamak için gece boyunca elektrik, su, ısıtma ve iletişim istasyonlarına saldırdı. Ancak sabah, son seyir füzesi salvosundan bir saatten az bir süre sonra, Kiev sokakları ve kafeler insanlarla doluydu. Isıtma ve aydınlatma talebi hızla düşerken Ukrayna, azalan elektriği mümkün olduğu kadar çok eve dağıtmak için kullandığı elektrik kesintilerinin planlanmasını durdurdu. Bu, Moskova'nın bir insani kriz yaratma girişiminin başarısız olduğu anlamına geliyor. Bunun yerine, Rusya'nın hassas güdümlü füze stoklarını tüketmesi Ukrayna'nın hava savunmasını güçlendirdi. Batılı ülkeler, Ukraynalı operatörleri eğitirken, daha önce göndermeyi reddettikleri Patriot bataryaları ve diğer gelişmiş savunma sistemleri gibi gelişmiş füzesavar sistemlerini Ukrayna'ya sağlamaya devam ettiler.
Rusya'nın 10 Ekim'de başlattığı 70 füzelik saldırı ve onlarca İHA’nın Ukrayna'nın enerji altyapısının yaklaşık yüzde 30'unu vurduğu saldırı gibi yoğunlaştırılmış saldırılarıyla, Rus devlet televizyonundaki sunucular, hayati hizmetlerin çökmesinin nasıl “Kiev'i yok edecek bulaşıcı hastalıkların” salgınına neden olacağını tartıştılar. İran'ın Rusya'ya sağladığı İHA’lara karşı Ukrayna ordusu, yeni Batı teknolojisini on dokuzuncu yüzyılın sonlarında tasarlanmış silahlarla birleştirdi. Gazeteler, Ukraynalı bir askeri sözcünün, Rus kuvvetlerinin ağır kayıplar verdiğini ve Ukrayna ordusunun bildiği yöntemlerle saldırdıkları için rezervlerini tükettiklerini söylediğini aktarıyor. Rusya, son haftalarda doğu Ukrayna'da, özellikle doğudaki Bahmut ve Avdiivka şehirlerinde birkaç yönde ilerlemeye çalıştı, ancak geçen yazdan bu yana Ukrayna'nın önemli bir şehrini ele geçiremedi. Ukraynalı yetkililer Rusya'nın saldırılarında bocaladığını doğrularken, Washington'daki Savaş Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan bir raporda bunun Rus bahar taarruzunun ivme kaybedebileceğinin bir göstergesi olduğu belirtildi. Bu, ‘özel operasyonunun’ doğru yolda olduğunu söylemeye devam eden Rusya tarafından yalanlandı.
Rusya, Donetsk ve Luhansk'ın doğu bölgelerini ele geçirmek olan ana hedefini sürdürüyor. Ancak Wall Street Journal, Rusya'nın hipersonik füzelerini kullanmaya devam etmesi halinde Ukrayna'nın hassas enerji arzı ve diğer hizmetler dengesini koruyamayacağını söylüyor. Oysa Foreign Policy can alıcı sorunun Ukrayna'nın saldırı ivmesini ne kadar süre koruyabileceği ve bunun savaşın gidişatını önemli ölçüde etkilemeye yetip yetmeyeceği olduğunu söylüyor?



Trump Bağdat’ta kartları yeniden karıyor... Maliki konusunda keskin bölünme

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Trump Bağdat’ta kartları yeniden karıyor... Maliki konusunda keskin bölünme

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta hükümet kurma krizi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nuri el-Maliki’nin adaylığına ilişkin yeni açıklamasıyla daha da derinleşti. Açıklama, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bölünmenin boyutunu ortaya koyarken, yürütme erkine ilişkin sürecin şekillenmesinde iç dinamiklerle dış mesajların nasıl iç içe geçtiğine de işaret etti.

Trump daha önce Maliki’nin adaylığına karşı olduğunu belirten bir mesaj yayımlamış, bu tutum Bağdat’ta üçüncü dönem başbakanlık ihtimaline yönelik doğrudan bir ‘veto’ olarak yorumlanmıştı. Ancak dün akşam yaptığı yeni açıklamada, ‘Irak’ta yeni bir başbakan atanması konusunu değerlendirdiğini’ ve Washington’ın ‘bazı seçeneklere’ sahip olduğunu söylemesi, Şii siyasi blok içinde geniş çaplı tartışmalara yol açtı.

Koordinasyon Çerçevesi içindeki bir kesim, yeni ifadeyi açık bir ret pozisyonundan geri adım ya da en azından tonun yumuşatılması olarak değerlendirdi ve bunun Maliki’nin adaylığının sürdürülmesine imkân tanıyabileceğini savundu. Buna karşı çıkanlar ise Trump’ın ‘seçenekler’ vurgusunun, itirazın sürdüğü anlamına geldiğini ve özellikle güvenlik, enerji ve askeri varlık gibi başlıklarda Bağdat-Washington ilişkilerinin hassasiyeti dikkate alındığında, uzlaşıya dayalı alternatif isimlerin gündeme gelebileceğine işaret ettiğini belirtti.

Yaşanan tartışmalar, 2005’ten bu yana sıkça görülen bir tabloyu yeniden gündeme taşıdı. ABD faktörü, Irak’ta hükümetlerin kurulma sürecinde çoğu zaman açık baskı ya da dolaylı diplomatik mesajlar yoluyla belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Çatlak gün yüzüne çıkıyor

Koordinasyon Çerçevesi’nin haftalık açıklamalarında birlik mesajı verilmesine rağmen, Maliki’nin adaylığına ilişkin görüş ayrılıkları, taraflara yakın televizyon kanallarındaki karşılıklı açıklamalar ve tartışma programları üzerinden kamuoyuna yansıdı.

Koordinasyon Çerçevesi, başta Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, Ammar el-Hekim’in liderliğini yaptığı Hikmet Hareketi ve Kays el-Hazali’nin başında bulunduğu Asaib Ehli’l Hak Hareketi olmak üzere önde gelen Şii siyasi güçleri bünyesinde barındırıyor.

Edinilen bilgilere göre, Koordinasyon Çerçevesi içindeki 12 bileşenden 10’u Maliki’nin adaylığına onay verdi. Ancak etkili bazı grupların itirazı, sürecin kesin sonuca bağlanmasını zorlaştırdı.

Krizin, hükümetin kurulmasına ilişkin anayasal sürelerin aşılmaya devam etmesiyle daha da derinleştiği belirtiliyor. Söz konusu sürelerin ihlaline yönelik açık yaptırım hükümlerinin bulunmaması, uzlaşının sağlanamadığı her dönemde gecikmenin tekrarlanan bir siyasi teamüle dönüşmesine yol açtı.

Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)

Kürtlerin uyarısı

Kürt kanadında ise tutumun daha temkinli olduğu görüldü. Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 24 Ocak’ta Maliki’nin adaylığını tebrik etmiş ve bu adım, Koordinasyon Çerçevesi içindeki tercihe yönelik ilkesel bir kabul olarak yorumlanmıştı. Ancak Trump’ın paylaşımı, Kürt siyasi güçleri resmi bir tutum değişikliği açıklamaksızın tabloyu yeniden değerlendirmeye yöneltti.

Bu çerçevede Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Maliki’ye ilişkin ABD’den gelen işaretleri ciddiyetle ele aldığını’ söyledi. Hüseyin, buna karşın başbakan adaylığının ‘iç mesele’ olduğunu vurgulayarak, Washington’a meydan okumadan iç uzlaşıları da zedelememeye dönük dengeli bir tutum sergiledi.

İki büyük Kürt partisi, nihai pozisyonlarını belirlemeden önce Koordinasyon Çerçevesi’nin son kararını bekliyor. Koordinasyon Çerçevesi’nin Maliki adaylığında ısrar edip etmeyeceği ya da alternatif bir isme yönelip yönelmeyeceği, Kürt tarafının tutumunu da şekillendirecek.

Belirsiz mesajlar

Buna paralel olarak, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı taraflar İran’ın tutumunu ölçmeye çalıştı. Maliki’ye yakın güçler Tahran’dan gelen işaretleri dolaylı destek olarak yorumlarken, karşıt taraflar bunu yalnızca adayın kendisine değil, genel olarak ‘adaylık sürecine’ yönelik olumlu bir tarafsızlık olarak değerlendirdi. Dış mesajların farklı yorumlanması, uzlaşının sağlanması yerine bölünmeyi derinleştirdi.

Tartışmaların ittifakın bütünlüğünü tehdit edecek seviyeye ulaşması üzerine, Koordinasyon Çerçevesi Genel Sekreterliği, ‘medya üzerinden tırmandırma kampanyalarının’ derhal durdurulacağını ve kararı ihlal edenlerin hesap vereceğini duyurdu. Bu adım, özel bir komitenin acil toplantısı sonrası, bölünmenin medya alanından örgütsel tabana yayılmasını önlemeyi amaçlayan bir girişim olarak değerlendirildi.

Ancak kampanyaların durdurulması, anlaşmazlığın sona erdiği anlamına gelmiyor. Trump’ın son açıklaması, tartışmayı netleştirmek yerine daha karmaşık bir boyuta taşıdı: Bu bir geri adım mı, Maliki’nin geçişini mümkün kılacak mı, yoksa yeni bir pazarlık için baskı mesajı mı? Bu iki yorum arasında, adaylığın kaderi hâlâ hassas iç dengelere ve birden fazla olasılığa açık dış sinyallere bağlı olarak belirsizliğini koruyor.


Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
TT

Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, Gazze Şeridi’nin yönetimini devraldıktan sonra birçok zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklar, sadece İsrail’in Refah Sınır Kapısı üzerinden girişlerine veto koymasıyla sınırlı kalmıyor; Hamas’tan devralınan yönetimle birlikte güvenlik başta olmak üzere pek çok konuyu da kapsıyor.

Nasman ve İçişleri Bakanlığı dosyası

Hamas, komitenin kurulması sürecinde ve üyelerinin belirlenmesinin ardından, Filistin Genel İstihbarat Servisi’nden emekli subay Sami Nasman’ın Gazze Şeridi’ndeki güvenlikten sorumlu içişleri görevine getirilmesini engellemeye çalıştı. Ancak arabulucular ve ABD’nin kararlı tutumu sayesinde bu girişim başarılı olamadı. Bu süreçte, Hamas ve diğer Filistinli grupların talebi doğrultusunda din işleri ve vakıflardan sorumlu Rami Halis görevden alınmıştı.

 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)

Komiteye yakın kaynaklar, Hamas’ın hâlâ kendi güvenlik personelini komitenin denetleyeceği kurumlar içinde görevde tutmakta ısrar ettiğini belirtiyor. Bu durum yalnızca komite yönetimi tarafından değil, aynı zamanda Barış Konseyi’nin yürütme organı ve ABD ile İsrail gibi taraflarca da reddedilmiyor.

Kaynaklar, bu durumun komitenin görevlerini sağlıklı bir şekilde devralmasını zorlaştırdığını, Hamas’ın güvenlik personeli ve polis güçleriyle ilgili taleplerinde ısrar ederek, komite çalışmalarına dolaylı da olsa kendi varlığını dayatmayı amaçladığını ifade ediyor.

Komiteye yakın diğer kaynaklar, Hamas’ın yeni yönetim sisteminde kendi unsurlarını her türlü yolla tutmak istediğini ve güvenlik birimlerinin lider kadrosunda sürekli yeni atamalar yaptığını belirtiyor. Bu adımların, Sami Nasman’ın güvenlik dosyasını yönetme planlarını bozma girişiminin bir parçası olarak değerlendirildiği aktarılıyor.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)

Hamas yalanladı

Hamas kaynakları ise söz konusu suçlamaları reddetti. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Anladığımız kadarıyla Sami Nasman’ın şu aşamada Gazze Şeridi’ne gelme planı yok. Bu durum, içişleri dosyasını yönetme konusundaki ciddiyeti hakkında soru işaretleri doğuruyor. Bölgede bulunmadan yetkilerini kullanması mümkün değil; aksi takdirde bu bir başarısızlık olur” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, Hamas’ın Nasman hakkında geçmişte ciddi çekinceleri bulunduğunu, hareketin hükümeti tarafından daha önce ‘yıkıcı planların arkasında olduğu’ gerekçesiyle hakkında yargı kararları çıkarıldığını belirtti. Ancak mevcut koşullarda Gazze Şeridi’ne gelmesi ve görevini üstlenmesi konusunda bir sorunları olmadığını ifade etti.

Kaynaklar, Gazze Şeridi’ndeki kamu kurumlarının devir sürecine hazır olduğunu ve her bakanlığın sürecin sorunsuz tamamlanması için ayrıntılı bir plan ve düzenlemeye sahip bulunduğunu aktardı. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin çalışmalarının başarıya ulaşmasını istediği vurgulandı.

Bununla birlikte, bazı üst düzey politikaların ulusal komiteye dayatılabileceği ve bunun da komitenin Gazze içindeki görev ve yetkilerini etkileyerek, onu yalnızca bu politikaları uygulayan bir araca dönüştürebileceği ihtimali de göz ardı edilmedi.

 Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)

Hamas, komitenin çalışmalarını sık sık kamuoyuna açık bir şekilde memnuniyetle karşılamış ve komitenin görevlerini tam olarak yerine getirmesini kolaylaştıracağını belirtmişti.

Komitenin tutumu

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi bugün yayımladığı açıklamada, Gazze Şeridi içinden kamu kurumları ve tüm kamu tesislerinin yönetiminin devrine hazır olunduğuna ilişkin yapılan açıklamaların vatandaşların yararına bir adım olduğunu bildirdi. Komite, bu durumun geçiş sürecini yönetme sorumluluğunu tam olarak üstlenmesinin önünü açacağını belirtti. Komite, düzenli bir geçişe hazır olunduğunun ilan edilmesini, geçici yönetim sıfatıyla görevlerini fiilen üstlenmeye başlaması açısından kritik bir aşama olarak nitelendirdi. Açıklamada, bunun insani kötüleşmenin durdurulması ve son dönemde ağır bedeller ödeyen halkın direncinin korunması için gerçek bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Komite açıklamasında, “Şu anki önceliğimiz, yardımların engel olmaksızın ulaştırılmasını sağlamak, yeniden imar sürecini başlatmak ve halkımızın birliğini güçlendirecek koşulları hazırlamak. Bu sürecin, şeffaf, uygulanabilir ve takip edilebilir, açık ve belirli mutabakatlara dayanması; ayrıca 20 maddelik plan ve 2803 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararıyla uyumlu olması gerekmektedir” denildi.

1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmesi için gerekli idari ve sivil yetkilerin yanı sıra güvenlik yetkilerinin de tam olarak kendisine devredilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Sorumluluk, komitenin verimli ve bağımsız şekilde çalışmasına imkân tanıyacak gerçek bir yetkilendirmeyi gerektirir. Bu, yeniden imar çabalarına yönelik ciddi uluslararası desteğin önünü açacak, İsrail’in tamamen çekilmesine zemin hazırlayacak ve günlük hayatın normale dönmesine katkı sağlayacaktır” denildi.

Komite, bu görevi sorumluluk bilinci ve mesleki disiplinle, tüm çalışmalarında en yüksek şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde yerine getirme taahhüdünde bulundu. Ayrıca arabuluculara ve ilgili tüm taraflara, bekleyen meselelerin gecikmeksizin çözülmesi çağrısı yaptı.

Hastanelerde silahlı adamlar

İlgili bir gelişmede, Hamas’a bağlı İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, hastane yerleşkelerinde herhangi bir silahlı unsurun bulunmaması için yoğun ve sürekli çaba gösterdiklerini bildirdi. Açıklamada, özellikle bazı aile mensuplarının hastanelere silahlı şekilde girmesinin engellenmesine odaklanıldığı, sağlık tesislerinin kutsallığının korunması ve tamamen insani alanlar olarak siyasi çekişmelerden ve silahlı görüntülerden uzak tutulmasının hedeflendiği ifade edildi.

Bakanlık, sahada denetim ve takip yapmak üzere özel bir polis gücü görevlendirildiğini ve ihlallerde bulunanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, görevlerin icrası sırasında unsurlarının sık sık İsrail tarafından hedef alınmasının, bazı vakalara müdahalede gecikmelere yol açtığı belirtilirken, tüm zorluklara rağmen sorumlulukların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Öte yandan yerel Filistin basını, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün, Han Yunus kentindeki Nasır Hastanesi’nde acil olmayan tüm tıbbi operasyonları 20 Ocak 2026 itibarıyla askıya alma kararı aldığını bildirdi. Kararın, hastane yönetimine ilişkin endişeler, tarafsızlığın korunması gerekliliği ve hastane yerleşkesinde yaşanan güvenlik ihlalleri nedeniyle alındığı aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)

Kuruluşa atfedilen ancak resmi internet sitesi ve platformlarında yayımlanmayan açıklamada, son aylarda sağlık ekipleri ve hastalar tarafından hastane yerleşkesinin farklı noktalarında, bazıları maskeli silahlı kişilerin görüldüğünün tespit edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca hastalara yönelik yıldırma vakaları, keyfi gözaltılar ve silah taşındığına dair şüphelerin bulunduğu, bunun da personel ve hastaların güvenliği için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Şarku’l Avsat, söz konusu açıklamanın doğruluğunu teyit etmek üzere kuruluşla iletişime geçmeye çalıştı ancak herhangi bir yanıt alamadı.

Saha gelişmeleri

Sahada ise Gazze Şeridi’nde İsrail’e atfedilen ihlaller devam etti. Zırhlı araçlar ve insansız hava araçlarından (İHA) açılan ateş ile topçu atışları sonucu, güneyde Han Yunus’ta ve orta kesimde Nuseyrat’ın kuzeyinde yaralanmalar meydana geldi.

Ayrıca, sarı hat olarak bilinen hattın her iki tarafında kalan bölgelerde altyapı ve konutları hedef alan günlük yıkım operasyonlarının sürdüğü bildirildi. Bu operasyonların, Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında gerçekleştirildiği aktarıldı.


Abbas, İsrail'i Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının önündeki "engelleri" kaldırmaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Abbas, İsrail'i Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının önündeki "engelleri" kaldırmaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, bugün Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği zirvesinin açılışında Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa tarafından okunan konuşmada, İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik koyduğu "tüm engellerin" kaldırılması çağrısında bulundu.

Metinde şu ifadeler yer aldı: "İsrail işgalinin, anlaşmanın ikinci aşamasıyla ilgili düzenlemelerin uygulanmasına yönelik olarak koyduğu tüm engellerin kaldırılması gerektiğinin altını çiziyoruz." Bu düzenlemeler arasında, geçici olarak bölgeyi yönetecek olan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi'nin çalışmaları da yer alıyor.

İsrail ve Hamas, Gazze'deki savaşı sona erdirmek için ABD'nin hazırladığı planın bir parçası olarak ekim ayında ateşkes konusunda anlaştılar. Her iki taraf da birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor.

Şarku’l Avsat’ın Gazze Sağlık Bakanlığı'ndan aldığı verilere göre, ateşkesin başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nde İsrail güçleri tarafından 590'dan fazla Filistinli öldürüldü; İsrail ise aynı dönemde Filistinli militanların 4 askerini öldürdüğünü söylüyor.