Salih Kallab
Ürdünlü yazar. Eski Enformasyon, Kültür ve Devlet Bakanı
TT

İsrail'in iç krizi: Tarihsel gerçekler

Bazı iyi kalpli insanların sandığının aksine, Siyonist hareketin en uç kesimleriyle olan çatışmanın tarihsel bir çatışma olduğu, meselenin Filistin, yani ya biz ya onlar olduğu kanıtlanmıştır. Bu tarihsel bir meseledir. Ama radikal Siyonistlerin kendilerini yıkıma ve ölüme götürdüğünü, bu bölge halkıyla bir arada yaşamanın ve tarihin seyrine sırtlarını dönmemelerinin kendileri için daha iyi olduğunu anlayan kalpleri yakın Yahudiler de var.
Şimdi sözde yargı reformları dosyası ile aşırı dinci sağ ve azgın Siyonistlerin icat ettikleri İsrail iç krizini takip edenler, bunun sadece bir yasalar ve kanunlar krizini değil, iki vizyon ve iki proje arasındaki bir mücadeleyi yansıttığını göreceklerdir. Bunların ilki; denizden nehre Filistin'i kendilerinin sayan, Filistin vatanının tamamını tarihi anavatanları olarak gören en radikal Siyonistlerindir. Ama bu aslında, gerçekten hastalıklı bir tarihsel anda bazı sömürgeci güçlerin uydurduğu bir yalandır!
Bugün sayıları az gibi görünen diğer kategorideki İsraillilere gelince, işgalin sona ermesini ve Filistinlilerle kendi devletlerinde yan yana yaşamayı destekliyorlar. Yargı reformu başlığı altında ve Netanyahu'nun yargılanmaktan kaçma çabasıyla birlikte ortaya çıkan kutuplaşma ve anlaşmazlıklardan sonra Siyonist hareketin radikalliğinin İsrail oluşumunu parçalanmaya ve bölünmeye götürebileceğini söylemek artık garip kaçmıyor.
Burada ve bu bağlamda önemli olan, Arapların genelinin Filistin sorununun çözümünün “1967 sınırları içinde bir Filistin devleti ile bir İsrail devleti” şeklinde iki devletli çözüme dayandığını düşündükleridir. Ama gerçek şu ki, Siyonist hareket bunu tamamen reddediyordu ve hâlâ da reddediyor, denizden nehre tüm Filistin’i istemekte ısrar etmeyi sürdürüyor!
Tabii ki, bu kesinlikle mümkün değil ve Filistin-İsrail çatışması bu noktaya varmışken, daha fazlası yerine denildiği gibi sağ salim olma ganimetiyle yetinmeleri İsrailliler için daha iyidir. Aslında Siyonist olmayan Yahudiler de bu yaklaşımı, günümüz dünyasının dünün dünyasından farklı olduğu, Yahudilerin ve İsrail halkının bu bölgede Filistin halkı ve Arap ulusuyla yan yana var olup yaşayabileceği görüşünü destekliyorlar.
Burada sorun, Siyonist hareketin en uç sembollerinin ve radikal Siyonistlerin Filistin halkıyla bir arada yaşamayı reddetmeleri ve genellikle denizden nehre Filistin topraklarının tamamını istediklerini söylemeleri ki bu, daha önce de söylediğimiz gibi kesinlikle mümkün değil. Tarihin seyrinin bunun aksini, denizden nehre Filistin topraklarının Filistin halkının tarihi vatanı olduğunu söylediği biliniyor. Bu da, İsraillilerin kendilerine denizden nehre uzanan bu ülkenin vatandaşları olma hakkını veren barışçıl bir çözümü kabul etmeleri gerektiği anlamına geliyor!
Bunun kesinlikle mümkün olmadığını düşünenler olabilir. Aslında bunu söyleyenler, tarihin seyrinin kendilerinden yana olmadığının farkında olmayan Siyonist hareketin en radikalleridir. Radikal Siyonistlerin arzusunun hilafına, bugünün dünyası dünün dünyasından farklı ve hatta bu bölgede Filistin-İsrail ya da Araplar ile Yahudilerin bir arada yaşaması gerçekten mümkün hale geldi.
En radikal Siyonistlerin bunu reddettiğini, hatta radikalliklerinin ve saçmalıklarının onları İsrail'in Nil'den Fırat'a kadar olduğunu söylemeye ittiğini biliyoruz. Ama aslında tarihin seyri bunun aksini, başkalarıyla bir arada yaşamayı reddetmeleri karşılığında başkalarının da onlarla bir arada yaşamayı reddedeceklerini söylüyor. Bilindiği gibi tarih bunları sonsuza dek reddedecek.
Bu nedenle İsrailliler, tarihin seyrinin tüm bunları kendi iradeleri dışında onlara dayatacağını, “denizden nehre” hikayesine bağlı kalırlarsa, hem denizi hem de nehri kaybedeceklerini anlamalılar. Oysa artık Yahudileri Arap ulusuyla bir arada yaşayabilen bir halk olarak kabul etmeye hazır bir ortam var. Gerçekten de bu, Siyonist hareketin ne anlama geldiğini bildiklerine şüphe olmayan İsraillilerin anlamaları gereken tarihi bir an. Bu sözler, söz konusu tarihi anda sadece pazarlama amaçlı söylenmiş sözler değil. Bilindiği üzere Filistin halkı genel olarak bugünün gerçeklerinin dünün gerçeklerinden farklı olduklarını artık kavramış bulunuyor. "Senin toprağın Nil'den Fırat'a kadardır, ey İsrail" diye düşünmemeleri gereken İsrailliler de bunu anlamalı.
İsrail topraklarının Nil'den Fırat'a uzandığı hikayesi, asla gerçekleşmeyecek saçmalıklardan ve efsanelerden ibarettir. Nil bir Arap nehridir ve kendi halkı vardır, Fırat bir Arap nehridir ve bir halkı vardır. Bunlar tarihi gerçeklerdir. Aslında bugün Araplar açısından Yahudilerle ya da İsraillilerle - hiç fark etmez- bir arada yaşamak mümkün. İsrailliler bu fırsatı boşa harcamamalı ve daha fazla kan, yıkım ve savaş içinde boğulmamalılar.
Yahudiler ya da İsrailliler (fark etmez), bunu çok iyi anlamalılar çünkü tarihin seyri artık “Siyonistler” olarak onların tarafını tutmuyor. Bilindiği gibi Siyonizm, Yahudilerin çoğunluğu tarafından bile reddedilen bir hareketti ve hâlâ da öyle. Dünya ilerledikçe, onu daha çok reddediyor, Yahudilere ve tüm dünyaya pazarlamaya çalıştığı yalanları ve hayalleri yok oluyor. Artık herkes tarafından fikirleriyle İsrail'in kendisini yok eden ırkçı ve apartheid bir hareket olarak tanınıyor. Bunun en iyi kanıtı, İsrailliler arasında süregelen iç savaş, tersine bir göçün yaşanması yani İsrail cehenneminden ve radikalizminden kaçan göçmenlerin sayısındaki artıştır.