Kanada ve Hindistan'ı karşı karşıya getiren örgüt: Halistan Kurtuluş Gücü

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) yöneticisi Hardeep Singh Nijjar'ın Kanada'da öldürülmesinin ardından Kanada ve Hindistan arasında çıkan anlaşmazlıkta gerilim yükseliyor

(AA)
(AA)
TT

Kanada ve Hindistan'ı karşı karşıya getiren örgüt: Halistan Kurtuluş Gücü

(AA)
(AA)

Uzun yıllardır Kanada vatandaşı olarak bu ülkede yaşayan fakat Hindistan tarafından "terörist" olarak nitelendirilen KLF yöneticisi Hardeep Singh Nijjar'ın 18 Haziran'da Kanada'da öldürülmesi, iki ülke arasında karşılıklı suçlamalara ve gerilime yol açtı.

Kanada, Nijjar'ın ölümünden Hindistan'ı sorumlu tutarken, iki ülke karşılıklı olarak bazı diplomatlarını sınır dışı etti.

Halistan Kurtuluş Gücü (KLF)

"Sih ülkesi" anlamına gelen Halistan fikrini benimseyen KLF, 1987'den bu yana Hindistan'da askeri ve diplomatik hedeflere saldırılar düzenliyor. Örgüt, Romanya'nın Yeni Delhi Maslahatgüzarı Liviu Radu'nun kaçırılması eylemiyle tanınıyor.

Hindistan, Pakistan destekli olduğunu ve Pakistan'dan silah yardımı aldığını iddia etse de örgütün İngiltere, İspanya ve Malezya'daki Sih diasporasından bağış topladığı biliniyor.

Örgüt, Hindistan'ın Pencap eyaleti dışında Pakistan'ın Pencap, Hayber Pahtunhva, Sindh, Belucistan ve Keşmir bölgelerinin tamamını veya bir kısmını Halistan olarak görüyor.

Hindistan ise KLF'yi "terör örgütü" olarak tanımlıyor.

Sihizm'in en önemli mabedi Altın Tapınak'a operasyon

Sihizm'in en önemli mabedi olarak bilinen Altın Tapınak, özellikle 1984'te Hint ordusunun düzenlediği operasyonlarla hafızalara kazındı.

O dönemde Halistan fikrini benimseyen ve Pencap eyaletinde özerklik isteyen ayrılıkçı Sihler, askeri ve diplomatik hedeflere saldırılar düzenledi, bunun üzerine 1980'lerde eyalette şiddet olayları yaşandı.

Dönemin Başbakanı Indira Gandi, "düzeni ve güvenliği sağlamak için Altın Tapınak'ta ayrılıkçı Sihlerin bulunduğu gerekçesiyle" Hindistan ordusunun, tapınağa Haziran 1984'te "askeri operasyon" düzenlemesine onay verdi.

Resmi raporlara göre, olayda aralarında ordu mensupları ve Sih liderlerinin bulunduğu yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Sih gruplar ise tapınakta binlerce kişinin öldüğünü öne sürüyor.

Operasyona onay veren dönemin başbakanı Gandi, 31 Ekim 1984'te Sih korumaları tarafından öldürüldü.

Gandi'nin ölümünün ardından ülkede Sih karşıtı protestolar arttı, Sihleri hedef alan şiddet olayları yaşandı.

Hindistan İçişleri Bakanlığı verilerine göre, şiddet olaylarında ülke genelinde 2 bin 732 kişi hayatını kaybetti.

Halistan Özgürlük Gücü (KLF) yöneticisi Nijjar, Kanada'da öldürüldü

KLF, Hardeep Singh Nijjar'ın Kanada'da öldürülmesiyle bir kez daha gündeme oturdu.

Nijjar'ın adı, Hindistan tarafından yakın zamanda yayımlanan 40 teröristin isminin geçtiği listede yer alıyordu.

Hindistan'ın arananlar listesinde yer alan KLF yöneticisi Nijjar, 18 Haziran'da Kanada'nın British Columbia eyaletinin Surrey kentinde uğradığı silahlı saldırıda öldü.

Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı'nın (NIA) 2022'de Pencap'ın Jalandhar şehrinde Hindu bir din adamını öldürmekten aradığı Nijjar, Hint devletine karşı KLF üyelerini eğitmek, finansal destek sağlamak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve komplo kurmak gibi suçlamalarla karşı karşıyaydı.

Nijjar, 2016'da Vancouver Sun gazetesine, "Hindistan'daki ayrılıkçı politikalara zamanı olmadığı, Kanadalı bir su tesisatçısı ve tamamen masum olduğu" açıklamasını yaptı.

Kanada, Nijjar'ın ölümünden Hindistan'ı sorumlu tuttu

Kanada'nın Nijjar'ın ölümünden Hindistan'ı sorumlu tutması, iki ülke arasında gerilime sebep oldu.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Nijjar'ın öldürülmesinin arkasında Yeni Delhi hükümetinin olduğuna ilişkin "güvenilir iddiaların" araştırıldığını söyledi.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise Trudeau'nun açıklamalarını "saçma ve maksatlı" olarak nitelendirdi; Kanada hükümetini "kendi topraklarında faaliyet gösteren tüm Hindistan karşıtı unsurlara karşı hızlı ve etkili yasal adımlar atmaya" çağırdı.

Bu açıklamaların ardından iki ülke karşılıklı olarak, bazı diplomatlarını sınır dışı etti.

Yeni Delhi hükümeti ayrıca Kanada'daki "Hindistan karşıtı faaliyetler, nefret suçları ve şiddet olayları" gerekçesiyle Kanada'ya seyahat etmeyi planlayan ve bu ülkede bulunan vatandaşlarına "dikkatli olmaları" uyarısında bulundu.

Kanada vatandaşlarına verilen Hindistan vize hizmetleri askıya alındı.

Gerilim devam ederken, başka bir KLF üyesi daha öldürüldü

Nijjar'ın ölümü üzerine gerilim sürerken, Hindistan'ın yayımladığı teröristler listesinde yer alan ve 2017'de sahte belgelerle Hindistan'dan Kanada'ya kaçan KLF üyesi Sukhdool Singh, Kanada'da çeteler arasında çıkan çatışmada öldürüldü.

"Sukha Duneke" olarak da bilinen Singh hakkında Hindistan'da çeşitli suçlamalarla 7 dava bulunuyordu.

ABD, Avustralya, İngiltere ve Pakistan'dan iddialara tepki

ABD, Avustralya, İngiltere ve Pakistan'dan iki ülke arasındaki gerilime ilişkin yorumlar geldi.

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, durumun "derin endişe" uyandırdığını ifade ederken, İngiltere Başbakanlık Sözcüsü Max Blain, Trudeau'nun iddialarını "ciddi suçlamalar" olarak nitelendirdi, Kanadalı yetkililerin soruşturmayı sürdürmesi gerektiğini söyledi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson, ABD'nin iddialardan "derin endişe" duyduğunu, soruşturmanın ilerlemesi ve faillerin adalete teslim edilmesinin "kritik önem taşıdığını" vurguladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sekreteri Syrus Sajjad Kazi de Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu kapsamında New York'ta konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kazi, "Biz (Hindistan) doğumuzdaki komşumuzun doğasının farkındayız ve onların kabiliyetlerini biliyoruz. Bu sebeple (Kanada'nın Nijjar'ın öldürülmesiyle ilgili iddiaları) bizim için bir sürpriz değil." dedi.

Sihizm nedir?

Dünyada 23 milyondan fazla mensubu bulunan Sihizm'in kurucusu Guru Nanak olarak kabul ediliyor.

Sih, Sanskritçe "öğrenci" anlamına geliyor ve bütün Sihler, Hindistan'ın Pencap bölgesinde 1496-1539 yıllarında yaşamış Guru Nanak'ın doğruluk, temizlik, merhamet ve fedakarlık gibi öğütlerini rehber ediniyor.

"Guru Nanak'ın öğrencisi" olduklarına inanan Sihlerin Guru Granth Sahib isimli kutsal kitabı 1430 sayfadan oluşuyor.

Tek tanrıya inanan Sihlerin 20 milyonunun Hindistan'da bulunduğu ifade ediliyor. En önemli merkezleri Hindistan'ın batısındaki Amritsar kenti olarak görülürken, Sihizm'in bu şehirde "Altın Tapınak" mabedi bulunuyor.



Rubio: İran’la yapılacak her görüşmede füze programı da yer almalı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bugün (Çarşamba) Washington’da düzenlenen Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı kapsamında bir basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bugün (Çarşamba) Washington’da düzenlenen Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı kapsamında bir basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
TT

Rubio: İran’la yapılacak her görüşmede füze programı da yer almalı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bugün (Çarşamba) Washington’da düzenlenen Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı kapsamında bir basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bugün (Çarşamba) Washington’da düzenlenen Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı kapsamında bir basın toplantısı düzenledi. (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un İran’la temas kurmaya hazır olduğunu belirtirken, olası görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmayacağını, İran’ın füze programının da masada yer alması gerektiğini vurguladı. Açıklama, Başkan Donald Trump’ın Pekin’e Tahran’a yönelik baskıyı artırma çağrılarıyla eş zamanlı yapıldı.

Rubio, Washington’da gazetecilere, “İranlılar görüşmek isterse biz hazırız” dedi; ancak İran resmi medyasında yer alan ve görüşmelerin cuma günü Umman’da yapılacağı yönündeki haberleri doğrulamadı.

ABD Başkanı Donald Trump da çarşamba günü, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı ve “kapsamlı” olarak nitelendirilen telefon görüşmesinde İran’daki durumu ele aldıklarını söyledi. Bu temas, ABD yönetiminin Pekin ve diğer ülkelere Tahran’ı izole etme yönündeki baskılarını artırdığı bir süreçte gerçekleşti.

Askerî seçenekleri de içeren olasılıkları değerlendirmeyi sürdüren Trump, geçen ay sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımda, İran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülkelerden ABD’ye yapılan ithalata yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağını duyurduğunu hatırlattı.

İran’ın nükleer programını dizginlemeyi amaçlayan yıllara yayılan yaptırımlar, ülkenin uluslararası alanda büyük ölçüde tecrit edilmesine yol açtı. Buna karşın, Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre Tahran 2024 yılında 125 milyar dolar tutarında uluslararası ticaret gerçekleştirdi. Bu rakamın 32 milyar doları Çin, 28 milyar doları Birleşik Arap Emirlikleri ve 17 milyar doları Türkiye ile yapılan ticaretten oluştu.


Çin’in Yıldız Savaşları’ndan fırlamış süper silahı: Luanniao ne kadar gerçekçi?

Uzmanlara göre uzay yarışında Avrupa'yı çoktan geride bırakan Çin, ABD'nin ardından ikinci sırada (CCTV)
Uzmanlara göre uzay yarışında Avrupa'yı çoktan geride bırakan Çin, ABD'nin ardından ikinci sırada (CCTV)
TT

Çin’in Yıldız Savaşları’ndan fırlamış süper silahı: Luanniao ne kadar gerçekçi?

Uzmanlara göre uzay yarışında Avrupa'yı çoktan geride bırakan Çin, ABD'nin ardından ikinci sırada (CCTV)
Uzmanlara göre uzay yarışında Avrupa'yı çoktan geride bırakan Çin, ABD'nin ardından ikinci sırada (CCTV)

Çin, bilimkurgu filminden fırlamış gibi duran bir süper silah üzerinde çalışıyor.  

Pekin yönetiminin geçen ayın başlarında yeni görüntülerini yayımladığı Luanniao savaş gemisi, Çin ordusunun uzay ve hava savunma sistemi Nantianmen'in en önemli parçasını oluşturuyor. 

Çin'in kamu yayıncısı Çin Merkez Televizyonu'ndaki (CCTV) askeri teknoloji programı "Lijian'ın" paylaştığı özelliklere göre uçan gemi, 242 metre uzunluğa ve 684 metre kanat genişliğine sahip olacak.

Luanniao'nun ayrıca Xuan Nu adlı inansız saldırı jetlerinden 88 adet taşıyabileceği ileri sürülüyor.

Yapımının 20 ila 30 yıla kadar tamamlanması öngörülen uçan geminin kalkışta 120 bin ton ağırlığı sırtlayabileceği savunuluyor. 

Dünyanın en büyük savaş gemisi olan Amerikan donanmasına ait USS Gerald R. Ford ise 337 metre uzunluğunda ve 78 metre genişliğinde. Mürettebat ve yakıt dahil ağırlığı da 100 bin ton civarı. 

Geminin Yıldız Savaşları serisindeki uzay araçlarına benzetildiği Telegraph'ın analizinde, Luanniao'nun özellikle Tayvan ve Güney Çin Denizi üzerinde Pekin yönetimine büyük avantaj sağlayabileceğine dikkat çekiliyor. 

Avustralya'daki Griffith Üniversitesi'ne bağlı Griffith Asya Enstitüsü'nden Peter Layton, uzay gemisinin karadan havaya füzeleri ve diğer savaş uçaklarını aşarak uçabileceğini belirtiyor: 

Bu gemi genel olarak hava koşullarının etkisinden uzak olduğu gibi çoğu savunma sisteminin menzilinin de dışında kalacak.

Luanniao'nun konsepti yaklaşık 10 yıl önce tanıtılmış ancak birçok uzman tarafından gerçekçilikten uzak bir askeri propaganda olarak görülmüştü. 

Böyle bir uçağın atmosferin üst katmanlarına kadar çıkıp yüzeye füze fırlatması için gerekli teknoloji şimdilik mevcut değil. Layton, Çin'in Luanniao'yu bir uydu gibi yörüngeye fırlatabileceğini ancak uçağın bu sefer de uzay enkazına çarpabileceğini söylüyor. 

Çin'in Luanniao'yu yörüngeye fırlatmak için yeniden kullanılabilir bir rokete de ihtiyacı olacak. Pekin, Elon Musk'ın SpaceX'inin geliştirdiği yeniden kullanılabilir roketlerden ilham alabilir fakat Layton, ülkenin böyle bir roketi ancak 10 ila 15 yıl içinde geliştirebileceğini savunuyor. 

DW'nin irtibata geçtiği Alman diplomat ve uzay araştırmacısı Heinrich Kreft de şu yorumları yapıyor: 

Proje, bugünün perspektifinden hiçbir şekilde gerçekçi değil. Ancak 20 veya 30 yıl önce bilimkurgu olarak görülen birçok şey bugün gerçeğe dönüştü.

Independent Türkçe, Telegraph, DW


Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
TT

Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)

Dondurulmuş Libya varlıkları dosyası, ABD Adalet Bakanlığı’nın cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein’e ilişkin yeni bir belge grubunu yayımlamasının ardından yeniden gündeme geldi.

Söz konusu dosyalarda Libya’ya ilişkin yer alan iddialar, Libyalılar arasında endişe ve soru işaretlerine yol açtı. Belgelerde, Epstein’in Temmuz 2011’de, İngiliz ve İsrail istihbarat servislerinin desteğiyle, ülke dışında bulunan ve dondurulmuş durumdaki Libya varlıklarını hedef almaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak Libya Ulusal Geçiş Konseyi’nin eski Başkan Yardımcısı Abdulhafız Goga, bu iddiaları yalanladı. Goga, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu iddiaların kesinlikle hiçbir doğruluk payı yok. Söz konusu fonlar uluslararası mali mekanizmalar çerçevesinde yönetiliyordu” dedi. Gündeme gelen bilgileri ‘yalnızca değerlendirme ve tahminlerden ibaret’ olarak nitelendiren Goga, bunların ‘herhangi bir kesinlik ifade etmediğini’ vurguladı.

Söz konusu dönemde Libya’daki en üst düzey ikinci yetkili olan Goga, bu tür sızıntıların amacının ‘zaten istikrarsız olan Libya’daki durumu daha da karmaşık hale getirmek’ olduğunu ifade etti.

zcdfrgt
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, geçtiğimiz aralık ayında Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Mütevelli Heyeti ile yaptığı toplantıda (Libya Yatırım Otoritesi sayfası)

Libya’ya ait yurt dışındaki varlıklar, 2011 yılında merhum lider Muammer Kaddafi yönetimine karşı başlatılan ‘devrimin’ ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1970 ve 1973 sayılı kararları uyarınca dondurulmuştu. Bu kapsamda, küresel bankalara dağılmış mevduatlar, egemen fonlar ve mali yatırımlardan oluşan varlıkların toplamının yaklaşık 200 milyar dolar olduğu belirtilirken, eski Başkanlık Konseyi bu tutarın yaklaşık 67 milyar dolara gerilediğini açıklamıştı.

Ancak Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından bu varlıklara ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi. Bu endişeleri dile getiren isimlerden biri olan, Dış Yatırımlar ve Uzun Vadeli Portföy Şirketi’nin eski başkanı Dr. Halid ez-Zentuti, söz konusu iddiaların ve benzeri girişimlerin yaşanmış olabileceğini dışlamadığını belirterek, ‘2011’den bu yana varlıkları hedef alan tekrarlayan girişimler bulunduğuna’ dikkat çekti.

Zentuti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Afrika ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerde Libya’ya ait yatırım kuruluşlarına bağlı varlık ve gayrimenkullerin müsaderesine yönelik davalar söz konusu. Ayrıca Avrupa mahkemelerinde, aralarında Avrupa’daki kraliyet ailelerinin de bulunduğu aileler tarafından açılan asılsız davalara dayanan yargı kararları bulunuyor” dedi.

Zentuti, “Libya’daki kırılgan durum, siyasi bölünmüşlük ve ilgili kurumların etkin denetim eksikliği, dondurulmuş Libya varlıklarının hedef alınması için elverişli bir ortam yarattı. Bu durum, bazı tarafları, şirketleri ve devletleri bu fonlardan pay almaya teşvik etti” değerlendirmesinde bulundu. Zentuti ayrıca, Libya içindeki bazı çevrelerin, komisyon ya da rüşvet karşılığında sahte bilgi ve belgeler sunarak bu sürece zımnen dahil olmuş olabileceğini de dile getirdi.

Epstein dosyalarında yer alan mesajlara göre, daha önce İngiliz istihbaratı ve İsrail’in Mossad teşkilatında görev yapmış bazı kişilerin, uluslararası hukuk bürolarıyla yapılan görüşmeler kapsamında, dondurulmuş Libya varlıklarının tespit edilmesi ve geri alınması konusunda yardım sunmaya hazır oldukları ifade edildi.

Libya’ya ait dondurulmuş fonlar, 2011’den bu yana Avrupa’da çeşitli girişimlere konu oldu. Bunların son örneği, geçen yıl Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’nda İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mağdurlarına tazminat ödenmesine yönelik tartışmalar olurken, daha önce de Belçika’da Euroclear Bank’ta bulunan yaklaşık 15 milyar euronun üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması için yıllar süren hukuki süreçler yaşanmış ve bu süreçlerde kraliyet ailesinin de rol oynadığı belirtilmişti.

sdf
Trablus'taki Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Genel Merkezi (LIA resmi internet sitesi)

Medyada Epstein dosyaları olarak anılan belgelerle ilgili tartışmalar, Libya’da biri batıda Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), diğeri ise doğu ve güneyin bazı kesimlerini kontrol eden ve Parlamento tarafından desteklenen Usame Hammad hükümeti olmak üzere iki yönetim arasındaki kronik bölünmüşlük ortamında gündeme geldi. Bu durumun, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıkları dosyasına olumsuz yansıdığı değerlendiriliyor.

Dondurulmuş fonlara yönelik endişelerin artması üzerine UBH geçen yıl, bazı yatırımların süregelen savaşlar nedeniyle durduğu gerekçesiyle tazminat talep eden davaların tespit edilmesinin ardından, çeşitli ülkelerle iş birliği içinde bu varlıkları takip etmek üzere bir hukuk komitesi oluşturdu. Aynı zamanda bir Libya parlamento komitesinin de dosyayı ele almak üzere Batılı ülkelere ziyaretlerini yoğunlaştırdığı belirtildi.

Libyalı siyasi analist Hüsam Feniş, Epstein dosyalarını, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıklarını hedef alan ve ‘Libyalıların elinde kalan son siper’ olarak gördüğü bu fonlara yönelik gerçek ve süreklilik arz eden girişimler olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, siyasi bölünmüşlüğün sürmesinin, bu varlıklarla oynanması ve dış müdahalelere açık hale gelmesi riskini artıracağını öngörerek, parçalanmış bir devlet yapısında, fonları korumaya yönelik komitelerin bireysel çabalarının etkisiz kalabileceğine dikkat çekti.

Kurumların birleştirilmesine kadar geçen süreçte Zentuti, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya varlıklarının hukuki olarak korunmasına bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, bu fonların, açık bir yetkilendirme ve uluslararası standartlar çerçevesinde, uzman uluslararası şirketler aracılığıyla yönetilmesi ve değerlendirilmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. Zentuti, bunun fonların büyütülmesi ve küresel mali riskler, enflasyon ve değer kaybına karşı korunması için gerekli olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Euronews’in internet sitesinde yer verdiği Jeffrey Epstein belgeleri, Temmuz 2011 tarihli bir e-postayı da ortaya koydu. Epstein’in ortaklarından biri tarafından gönderilen mesajda, Libya’daki karışıklıktan yararlanılarak Batılı ülkelerde dondurulan Libya varlıklarının geri alınmasına yönelik planlara işaret edildi. Belgelerde, söz konusu varlıkların tutarının yaklaşık 80 milyar dolar olduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD’de bulunduğu, gerçek değerinin ise bu rakamın üç ya da dört katına ulaşabileceği öne sürüldü.