El-Burhan ve Cibuti zirvesi: Bir yol ayrımı…

Bugün Sudan savaşı, ordu hükümetinde yer alan ve kaosa sürükleyen tarafları daha açık gösteriyor.

Belki de el-Burhan, IGAD’a, Hamideti ile kayıtsız şartsız görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğinde Hamideti’nin artık hayatta olmadığını zannediyordu (AFP)
Belki de el-Burhan, IGAD’a, Hamideti ile kayıtsız şartsız görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğinde Hamideti’nin artık hayatta olmadığını zannediyordu (AFP)
TT

El-Burhan ve Cibuti zirvesi: Bir yol ayrımı…

Belki de el-Burhan, IGAD’a, Hamideti ile kayıtsız şartsız görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğinde Hamideti’nin artık hayatta olmadığını zannediyordu (AFP)
Belki de el-Burhan, IGAD’a, Hamideti ile kayıtsız şartsız görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğinde Hamideti’nin artık hayatta olmadığını zannediyordu (AFP)

Muhammed Cemil Ahmed

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçtiğimiz Aralık ayında Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) arasında görüşme yapılması konusunda bir anlaşmaya varıldığını duyurmuştu. O zamandan bu yana ABD’nin, sivillerin yüzleştiği benzersiz bir vahşete sahne olan ve bir yıldan az bir süre içinde 7 milyondan fazla Sudanlının yerinden edilmesine yol açan savaşın şiddetlenmesini durdurmak üzere müdahale etme kararı aldığı açıktı.  

Aynı şekilde Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) geçtiğimiz Perşembe gününü el-Burhan ile Hamideti’nin Cibuti’de görüşme tarihi olarak belirlediğini duyurmasının ardından iki tarafın, görüşmenin Ocak ayında herhangi bir güne ertelenmesinde rol oynayan bariz emareler gösterdiği de açıktı.

IGAD, HDK’nin talebine binaen iki generalin görüşme tarihinin teknik sebeplerden dolayı ertelendiğini duyurur duyurmaz, Port Sudan’daki ordu hükümeti Dışişleri Bakanlığı’nın oyunları, Sudan’da sosyal medya kullanıcıları arasında yayılan ve General Hamideti’nin artık hayatta olmadığını belirten yanıltıcı propagandaya dayanarak, Hamideti’nin varlığı konusunda şüphe oluşturmaya başladı. Maalesef ki bu yalana, (et-Teyyar gazetesi genel yayın yönetmeni Osman Mirgani gibi) bazı gazeteciler de inandı.

Dikkatleri dağıtma mücadelesi

Ancak Hamideti’nin aynı gün, yani geçtiğimiz Perşembe günü Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni ile başkent Kampala’da çekilen yeni görüntülerde yer alması, ertesi gün Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’le görülmesi ve son olarak Pazar günü Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh ile görüntülenmesi üzerine Hamideti’nin varlığına yönelik sorgulamaların, çirkin bir propagandaya dönüştüğü ve el-Burhan’ın eski rejimin unsurları arasındaki müttefiklerinin bu propaganda üzerinden insanların kafasını bulandırmak ve dikkatlerini başka yöne çekmek istedikleri hemen anlaşıldı.

Belki de son zirve esnasında IGAD’a, Hamideti ile kayıtsız şartsız görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğinde el-Burhan da Hamideti’nin artık hayatta olmadığını zannediyordu.

Sudan eski Başbakanı Abdullah Hamduk’un savaşı durdurmanın yollarını tartışmak üzere hem Burhan hem de Hamideti ile ayrı ayrı görüşme talebine dayalı olarak, Pazartesi günü Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) Başkanı Hamduk ile Hamideti arasında Addis Ababa’da gerçekleşen görüşmenin ardından taraflar (Hamduk ile Hamideti), Addis Ababa Bildirgesi’ne imza attı. Bu bildirge, savaşın sona ermesine yönelik önemli maddeler ve pratik adımlar içeriyor. Çatışmaları başlatan taraf hakkındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için güvenilir bir komite oluşturulması, ihlalleri izleyecek başka komitelerin oluşturulması, savaştan etkilenen bölgelerde vatandaşların evlerine dönmesi için uygun ortamın hazırlanması ve savaştan etkilenen bölge halkının rızasıyla, hayatın normale dönmesini sağlama görevini üstlenecek sivil idarelerin oluşturulması bu maddeler arasında sayılabilir. Belgeye göre HDK de kontrol ettiği bölgelerde güvenli koridorlar açma sözü verdi. Ayrıca, Tekaddum’un talebi üzerine ve bir iyi niyet göstergesi olarak 451 esirin ve tutuklunun serbest bırakılmasını ve savaşı sona erdirmek, sürdürülebilir barışı sağlamak ve üzerinde anlaşmaya varılan şeylerin uygulanmasını izlemek için ortak bir komite oluşturulmasını da kabul etti.

Sudan ordusundan üst düzey bir askerî kaynak eş-Şark (Asharq) kanalına yaptığı açıklamada, “Silahlı kuvvetler komutanlığının Hamduk başkanlığındaki Sivil Güçler Koordinasyonu ve ona eşlik eden heyetle görüşmesini engelleyen hiçbir şey yok. Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh’nin Cibuti’ye davetiyle de görünen o ki Burhan ile Hamideti arasındaki beklenen görüşmenin önümüzdeki günlerde Cibuti’de yapılabileceğine dair bariz işaretler mevcut” ifadelerini kullandı.

Bizce esasında ABD’nin talebi üzere gündeme gelen Hamideti-Burhan görüşmesi, bu iki isim arasında son barış fırsatını değerlendirmek için yeterli teminatları içerecek. Zira stratejik verilerin çoğu, artık savaşı durdurmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bir yandan Hamideti’nin güçlerinin, stratejik el-Cezire eyaletini kontrol altına almayı başardıktan sonra Port Sudan’a doğru ilerlemesi yönünde gerçek bir tehlike söz konusudur. Zira iki taraf arasındaki askerî güç dengesizliği, (Hamideti’nin Sudan Bağımsızlık Bayramı vesilesiyle yaptığı konuşmadan da açıkça anlaşılacağı üzere) savaşın devam etmesi ve Burhan’ın karargâhının bulunduğu Port Sudan şehrine ulaşması halinde Sudan ordusu için varoluşsal bir tehdit ihtimalinin habercisidir.

Diğer yandan Hamideti’nin Kızıldeniz’e gelişi, bugünlerde Husi maceraları nedeniyle küresel ticareti tehdit eden tehlikeli güvenlik gerilimlerinin yaşandığı jeostratejik bir bölgede olası bir kargaşayla sonuçlanabilecek büyük bir endişe kaynağı olacaktır. Sudan’da devletin çöküşü de orta ve doğu Afrika bölgesinde kargaşanın yayılması yönünde büyük bir tehlikenin habercisidir ve bunun, dünyanın büyük ülkelerinin stratejik çıkarları açısından feci sonuçları hayal dahi edilemez.

Savaşı durdurmaya yönelik uluslararası kararın ardında savaşın Port Sudan’a sıçraması ve kontrolden çıkması tehdidi gibi gerçekler yatıyor. Burhan’ın iki gün önce Sudan Bağımsızlık Bayramı vesilesiyle yaptığı konuşmanın metninde, Addis Ababa’da Hamduk’la yapılan görüşmede barışçıl çözümü kabul ettiğini duyuran Hamideti liderliğindeki HDK ile barışçıl her türlü çözümün reddedildiğine delalet eden ifadeler yer alıyordu. Ama bu konuşmada Burhan’ın çelişkili anlamlar barındıran konuşmalarında olduğu gibi, anlaşmanın kabulünü ima eden ifadeler de vardı.

Savaşın anlamsızlığı üzerine

Dolayısıyla bir yandan ordunun Tekaddum Başkanı Hamduk’la görüşmeye verdiği ilk tepkiyi, diğer yandan da (el-Beşir rejiminin eski Dışişleri Bakanı) ed-Derderi Muhammed Ahmed’in yazdığı ve Burhan ile Hamideti arasındaki herhangi bir görüşmeye bel bağlanamayacağını açıkladığı makale gibi eski rejimin liderleri tarafından yazılan bazı makalelerin anlamını ve bazı savaş taraftarlarının Burhan-Hamideti görüşmesine yönelik itirazlarını, Burhan’ı Hamideti ile bir barış anlaşması imzalamaya sevk edebilecek bir baskı olasılığının işareti olarak görebiliriz. Hamideti’nin Cibuti’de Burhan ile birebir görüşmeyi ertelemesindeki amacı da Ordu Komutanı ile yapacağı görüşmenin, Cibuti’deki IGAD Liderler Zirvesi kapsamında ve Afrika Birliği ve Cidde Platformu gibi Sudan savaşının barışçıl çözümüyle ilgilenen kuruluşların, BM Sudan Elçisi Ramtane Lamamra, ABD’nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Michael Hammer ve Avrupa Birliği Temsilcisi Annette Weber gibi uluslararası tarafların huzurunda olmasıydı. Böylece özellikle geçtiğimiz Aralık ayında Cidde Platformu’nda olduğu gibi, ordunun imzaladıktan sonra yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığı önceki hadiseler dikkate alınarak, anlaşmanın önemi ve bağlayıcılığı teyit edilecekti.   

Sudan savaşının saçmalığı ve savaşa yol açan nedenler, eski rejimin İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) mensubu liderlerinin bu savaşın fitilinin ateşlenmesinde rol oynadığını ortaya çıkardı. Bu da ABD’nin Sudan’daki İhvan lideri Ali Karti’ye ekonomik yaptırımlar uygulamasına ve el-Berae Tugayları gibi İslamcı tugayların ordunun yanında savaşa girmesine yol açtı. Tüm bu göstergeler, bölgesel ve uluslararası güçleri bu anlamsız savaşı mümkün olan her yolla durdurma kararı almaya sevk etti. ABD’nin Afrika Boynuzu Temsilcisi Michael Hammer’ın son IGAD zirvesinde, ABD’nin bu savaşı durdurmak üzere her türlü mekanizmayı kullanacağına dair açıklaması da uluslararası toplumun savaşı durdurmak için ağırlığını koyacağına işaret etmesi bakımından dikkat çekiciydi.

Ancak Burhan’ın ilan ettiği ‘halk direnişi’ çağrıları ile savaş destekçilerinin sivillerin silahlandırılması yönündeki çağrılarını göz önünde bulundurunca açıkça görülüyor ki eski rejimin unsurlarının gündemindeki son plan, uluslararası toplumun çabaladığı siyasi çözümün önünü tıkayan bir kargaşa ve yangın için stratejik bir hedef olarak iç bileşenleri birbirine kırdırmak suretiyle kapsamlı bir iç savaş başlatmaktır.

Bize göre Burhan ile Hamideti arasındaki görüşme, yaklaşan IGAD zirvesi aracılığıyla gerçekleşirse zirvenin başarısında rol oynayacak garanti unsurunun, başta ABD olmak üzere uluslararası güçlerin, herhangi bir kaos senaryosunu önleyen ve Burhan ile bazı ordu unsurlarına barışçıl çözüm için gerçek bir fırsat sunan olağanüstü teşvikler ve gelişmiş lojistik teminatlar yoluyla sağladığı siyasi çözümle zorunlu bir ilişkisi olacak.

Bugün Sudan savaşı, kaos ve iç savaş senaryosunu ilerletmek üzere faaliyet gösteren ve ordu hükümetinde yer alan eski rejim unsurlarını göstermek açısından daha aydınlatıcı görünüyor. Burhan’ın kıskanılmayacak konumu da onu tehlikeli bir yol ayrımına getiren keskin bir çelişkiden yoksun değil. Bu onun geçen yıl 15 Nisan’da savaşın patlak vermesinin ardından durduğu yol ayrımına çok benziyor. Ancak Burhan’ın bu kez karşısında durduğu iki seçenek, onu bu iki seçeneğe ulaştırmadan önce alıştığı çelişkiler oyununa yatırım yapmasına müsaade etmiyor.

*Independent Arabia’da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku’l Avsat’a aittir.



Trump Bağdat’ta kartları yeniden karıyor... Maliki konusunda keskin bölünme

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Trump Bağdat’ta kartları yeniden karıyor... Maliki konusunda keskin bölünme

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta hükümet kurma krizi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nuri el-Maliki’nin adaylığına ilişkin yeni açıklamasıyla daha da derinleşti. Açıklama, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bölünmenin boyutunu ortaya koyarken, yürütme erkine ilişkin sürecin şekillenmesinde iç dinamiklerle dış mesajların nasıl iç içe geçtiğine de işaret etti.

Trump daha önce Maliki’nin adaylığına karşı olduğunu belirten bir mesaj yayımlamış, bu tutum Bağdat’ta üçüncü dönem başbakanlık ihtimaline yönelik doğrudan bir ‘veto’ olarak yorumlanmıştı. Ancak dün akşam yaptığı yeni açıklamada, ‘Irak’ta yeni bir başbakan atanması konusunu değerlendirdiğini’ ve Washington’ın ‘bazı seçeneklere’ sahip olduğunu söylemesi, Şii siyasi blok içinde geniş çaplı tartışmalara yol açtı.

Koordinasyon Çerçevesi içindeki bir kesim, yeni ifadeyi açık bir ret pozisyonundan geri adım ya da en azından tonun yumuşatılması olarak değerlendirdi ve bunun Maliki’nin adaylığının sürdürülmesine imkân tanıyabileceğini savundu. Buna karşı çıkanlar ise Trump’ın ‘seçenekler’ vurgusunun, itirazın sürdüğü anlamına geldiğini ve özellikle güvenlik, enerji ve askeri varlık gibi başlıklarda Bağdat-Washington ilişkilerinin hassasiyeti dikkate alındığında, uzlaşıya dayalı alternatif isimlerin gündeme gelebileceğine işaret ettiğini belirtti.

Yaşanan tartışmalar, 2005’ten bu yana sıkça görülen bir tabloyu yeniden gündeme taşıdı. ABD faktörü, Irak’ta hükümetlerin kurulma sürecinde çoğu zaman açık baskı ya da dolaylı diplomatik mesajlar yoluyla belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Çatlak gün yüzüne çıkıyor

Koordinasyon Çerçevesi’nin haftalık açıklamalarında birlik mesajı verilmesine rağmen, Maliki’nin adaylığına ilişkin görüş ayrılıkları, taraflara yakın televizyon kanallarındaki karşılıklı açıklamalar ve tartışma programları üzerinden kamuoyuna yansıdı.

Koordinasyon Çerçevesi, başta Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, Ammar el-Hekim’in liderliğini yaptığı Hikmet Hareketi ve Kays el-Hazali’nin başında bulunduğu Asaib Ehli’l Hak Hareketi olmak üzere önde gelen Şii siyasi güçleri bünyesinde barındırıyor.

Edinilen bilgilere göre, Koordinasyon Çerçevesi içindeki 12 bileşenden 10’u Maliki’nin adaylığına onay verdi. Ancak etkili bazı grupların itirazı, sürecin kesin sonuca bağlanmasını zorlaştırdı.

Krizin, hükümetin kurulmasına ilişkin anayasal sürelerin aşılmaya devam etmesiyle daha da derinleştiği belirtiliyor. Söz konusu sürelerin ihlaline yönelik açık yaptırım hükümlerinin bulunmaması, uzlaşının sağlanamadığı her dönemde gecikmenin tekrarlanan bir siyasi teamüle dönüşmesine yol açtı.

Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)Mesud Barzani’nin internet sitesinde yayınlanan, Maliki’yi Erbil’de ağırladığı fotoğraf (Arşiv)

Kürtlerin uyarısı

Kürt kanadında ise tutumun daha temkinli olduğu görüldü. Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 24 Ocak’ta Maliki’nin adaylığını tebrik etmiş ve bu adım, Koordinasyon Çerçevesi içindeki tercihe yönelik ilkesel bir kabul olarak yorumlanmıştı. Ancak Trump’ın paylaşımı, Kürt siyasi güçleri resmi bir tutum değişikliği açıklamaksızın tabloyu yeniden değerlendirmeye yöneltti.

Bu çerçevede Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Maliki’ye ilişkin ABD’den gelen işaretleri ciddiyetle ele aldığını’ söyledi. Hüseyin, buna karşın başbakan adaylığının ‘iç mesele’ olduğunu vurgulayarak, Washington’a meydan okumadan iç uzlaşıları da zedelememeye dönük dengeli bir tutum sergiledi.

İki büyük Kürt partisi, nihai pozisyonlarını belirlemeden önce Koordinasyon Çerçevesi’nin son kararını bekliyor. Koordinasyon Çerçevesi’nin Maliki adaylığında ısrar edip etmeyeceği ya da alternatif bir isme yönelip yönelmeyeceği, Kürt tarafının tutumunu da şekillendirecek.

Belirsiz mesajlar

Buna paralel olarak, Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı taraflar İran’ın tutumunu ölçmeye çalıştı. Maliki’ye yakın güçler Tahran’dan gelen işaretleri dolaylı destek olarak yorumlarken, karşıt taraflar bunu yalnızca adayın kendisine değil, genel olarak ‘adaylık sürecine’ yönelik olumlu bir tarafsızlık olarak değerlendirdi. Dış mesajların farklı yorumlanması, uzlaşının sağlanması yerine bölünmeyi derinleştirdi.

Tartışmaların ittifakın bütünlüğünü tehdit edecek seviyeye ulaşması üzerine, Koordinasyon Çerçevesi Genel Sekreterliği, ‘medya üzerinden tırmandırma kampanyalarının’ derhal durdurulacağını ve kararı ihlal edenlerin hesap vereceğini duyurdu. Bu adım, özel bir komitenin acil toplantısı sonrası, bölünmenin medya alanından örgütsel tabana yayılmasını önlemeyi amaçlayan bir girişim olarak değerlendirildi.

Ancak kampanyaların durdurulması, anlaşmazlığın sona erdiği anlamına gelmiyor. Trump’ın son açıklaması, tartışmayı netleştirmek yerine daha karmaşık bir boyuta taşıdı: Bu bir geri adım mı, Maliki’nin geçişini mümkün kılacak mı, yoksa yeni bir pazarlık için baskı mesajı mı? Bu iki yorum arasında, adaylığın kaderi hâlâ hassas iç dengelere ve birden fazla olasılığa açık dış sinyallere bağlı olarak belirsizliğini koruyor.


Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
TT

Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, Gazze Şeridi’nin yönetimini devraldıktan sonra birçok zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklar, sadece İsrail’in Refah Sınır Kapısı üzerinden girişlerine veto koymasıyla sınırlı kalmıyor; Hamas’tan devralınan yönetimle birlikte güvenlik başta olmak üzere pek çok konuyu da kapsıyor.

Nasman ve İçişleri Bakanlığı dosyası

Hamas, komitenin kurulması sürecinde ve üyelerinin belirlenmesinin ardından, Filistin Genel İstihbarat Servisi’nden emekli subay Sami Nasman’ın Gazze Şeridi’ndeki güvenlikten sorumlu içişleri görevine getirilmesini engellemeye çalıştı. Ancak arabulucular ve ABD’nin kararlı tutumu sayesinde bu girişim başarılı olamadı. Bu süreçte, Hamas ve diğer Filistinli grupların talebi doğrultusunda din işleri ve vakıflardan sorumlu Rami Halis görevden alınmıştı.

 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)

Komiteye yakın kaynaklar, Hamas’ın hâlâ kendi güvenlik personelini komitenin denetleyeceği kurumlar içinde görevde tutmakta ısrar ettiğini belirtiyor. Bu durum yalnızca komite yönetimi tarafından değil, aynı zamanda Barış Konseyi’nin yürütme organı ve ABD ile İsrail gibi taraflarca da reddedilmiyor.

Kaynaklar, bu durumun komitenin görevlerini sağlıklı bir şekilde devralmasını zorlaştırdığını, Hamas’ın güvenlik personeli ve polis güçleriyle ilgili taleplerinde ısrar ederek, komite çalışmalarına dolaylı da olsa kendi varlığını dayatmayı amaçladığını ifade ediyor.

Komiteye yakın diğer kaynaklar, Hamas’ın yeni yönetim sisteminde kendi unsurlarını her türlü yolla tutmak istediğini ve güvenlik birimlerinin lider kadrosunda sürekli yeni atamalar yaptığını belirtiyor. Bu adımların, Sami Nasman’ın güvenlik dosyasını yönetme planlarını bozma girişiminin bir parçası olarak değerlendirildiği aktarılıyor.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)

Hamas yalanladı

Hamas kaynakları ise söz konusu suçlamaları reddetti. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Anladığımız kadarıyla Sami Nasman’ın şu aşamada Gazze Şeridi’ne gelme planı yok. Bu durum, içişleri dosyasını yönetme konusundaki ciddiyeti hakkında soru işaretleri doğuruyor. Bölgede bulunmadan yetkilerini kullanması mümkün değil; aksi takdirde bu bir başarısızlık olur” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, Hamas’ın Nasman hakkında geçmişte ciddi çekinceleri bulunduğunu, hareketin hükümeti tarafından daha önce ‘yıkıcı planların arkasında olduğu’ gerekçesiyle hakkında yargı kararları çıkarıldığını belirtti. Ancak mevcut koşullarda Gazze Şeridi’ne gelmesi ve görevini üstlenmesi konusunda bir sorunları olmadığını ifade etti.

Kaynaklar, Gazze Şeridi’ndeki kamu kurumlarının devir sürecine hazır olduğunu ve her bakanlığın sürecin sorunsuz tamamlanması için ayrıntılı bir plan ve düzenlemeye sahip bulunduğunu aktardı. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin çalışmalarının başarıya ulaşmasını istediği vurgulandı.

Bununla birlikte, bazı üst düzey politikaların ulusal komiteye dayatılabileceği ve bunun da komitenin Gazze içindeki görev ve yetkilerini etkileyerek, onu yalnızca bu politikaları uygulayan bir araca dönüştürebileceği ihtimali de göz ardı edilmedi.

 Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)

Hamas, komitenin çalışmalarını sık sık kamuoyuna açık bir şekilde memnuniyetle karşılamış ve komitenin görevlerini tam olarak yerine getirmesini kolaylaştıracağını belirtmişti.

Komitenin tutumu

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi bugün yayımladığı açıklamada, Gazze Şeridi içinden kamu kurumları ve tüm kamu tesislerinin yönetiminin devrine hazır olunduğuna ilişkin yapılan açıklamaların vatandaşların yararına bir adım olduğunu bildirdi. Komite, bu durumun geçiş sürecini yönetme sorumluluğunu tam olarak üstlenmesinin önünü açacağını belirtti. Komite, düzenli bir geçişe hazır olunduğunun ilan edilmesini, geçici yönetim sıfatıyla görevlerini fiilen üstlenmeye başlaması açısından kritik bir aşama olarak nitelendirdi. Açıklamada, bunun insani kötüleşmenin durdurulması ve son dönemde ağır bedeller ödeyen halkın direncinin korunması için gerçek bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Komite açıklamasında, “Şu anki önceliğimiz, yardımların engel olmaksızın ulaştırılmasını sağlamak, yeniden imar sürecini başlatmak ve halkımızın birliğini güçlendirecek koşulları hazırlamak. Bu sürecin, şeffaf, uygulanabilir ve takip edilebilir, açık ve belirli mutabakatlara dayanması; ayrıca 20 maddelik plan ve 2803 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararıyla uyumlu olması gerekmektedir” denildi.

1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmesi için gerekli idari ve sivil yetkilerin yanı sıra güvenlik yetkilerinin de tam olarak kendisine devredilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Sorumluluk, komitenin verimli ve bağımsız şekilde çalışmasına imkân tanıyacak gerçek bir yetkilendirmeyi gerektirir. Bu, yeniden imar çabalarına yönelik ciddi uluslararası desteğin önünü açacak, İsrail’in tamamen çekilmesine zemin hazırlayacak ve günlük hayatın normale dönmesine katkı sağlayacaktır” denildi.

Komite, bu görevi sorumluluk bilinci ve mesleki disiplinle, tüm çalışmalarında en yüksek şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde yerine getirme taahhüdünde bulundu. Ayrıca arabuluculara ve ilgili tüm taraflara, bekleyen meselelerin gecikmeksizin çözülmesi çağrısı yaptı.

Hastanelerde silahlı adamlar

İlgili bir gelişmede, Hamas’a bağlı İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, hastane yerleşkelerinde herhangi bir silahlı unsurun bulunmaması için yoğun ve sürekli çaba gösterdiklerini bildirdi. Açıklamada, özellikle bazı aile mensuplarının hastanelere silahlı şekilde girmesinin engellenmesine odaklanıldığı, sağlık tesislerinin kutsallığının korunması ve tamamen insani alanlar olarak siyasi çekişmelerden ve silahlı görüntülerden uzak tutulmasının hedeflendiği ifade edildi.

Bakanlık, sahada denetim ve takip yapmak üzere özel bir polis gücü görevlendirildiğini ve ihlallerde bulunanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, görevlerin icrası sırasında unsurlarının sık sık İsrail tarafından hedef alınmasının, bazı vakalara müdahalede gecikmelere yol açtığı belirtilirken, tüm zorluklara rağmen sorumlulukların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Öte yandan yerel Filistin basını, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün, Han Yunus kentindeki Nasır Hastanesi’nde acil olmayan tüm tıbbi operasyonları 20 Ocak 2026 itibarıyla askıya alma kararı aldığını bildirdi. Kararın, hastane yönetimine ilişkin endişeler, tarafsızlığın korunması gerekliliği ve hastane yerleşkesinde yaşanan güvenlik ihlalleri nedeniyle alındığı aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)

Kuruluşa atfedilen ancak resmi internet sitesi ve platformlarında yayımlanmayan açıklamada, son aylarda sağlık ekipleri ve hastalar tarafından hastane yerleşkesinin farklı noktalarında, bazıları maskeli silahlı kişilerin görüldüğünün tespit edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca hastalara yönelik yıldırma vakaları, keyfi gözaltılar ve silah taşındığına dair şüphelerin bulunduğu, bunun da personel ve hastaların güvenliği için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Şarku’l Avsat, söz konusu açıklamanın doğruluğunu teyit etmek üzere kuruluşla iletişime geçmeye çalıştı ancak herhangi bir yanıt alamadı.

Saha gelişmeleri

Sahada ise Gazze Şeridi’nde İsrail’e atfedilen ihlaller devam etti. Zırhlı araçlar ve insansız hava araçlarından (İHA) açılan ateş ile topçu atışları sonucu, güneyde Han Yunus’ta ve orta kesimde Nuseyrat’ın kuzeyinde yaralanmalar meydana geldi.

Ayrıca, sarı hat olarak bilinen hattın her iki tarafında kalan bölgelerde altyapı ve konutları hedef alan günlük yıkım operasyonlarının sürdüğü bildirildi. Bu operasyonların, Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında gerçekleştirildiği aktarıldı.


Abbas, İsrail'i Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının önündeki "engelleri" kaldırmaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Abbas, İsrail'i Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının önündeki "engelleri" kaldırmaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, bugün Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği zirvesinin açılışında Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa tarafından okunan konuşmada, İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik koyduğu "tüm engellerin" kaldırılması çağrısında bulundu.

Metinde şu ifadeler yer aldı: "İsrail işgalinin, anlaşmanın ikinci aşamasıyla ilgili düzenlemelerin uygulanmasına yönelik olarak koyduğu tüm engellerin kaldırılması gerektiğinin altını çiziyoruz." Bu düzenlemeler arasında, geçici olarak bölgeyi yönetecek olan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi'nin çalışmaları da yer alıyor.

İsrail ve Hamas, Gazze'deki savaşı sona erdirmek için ABD'nin hazırladığı planın bir parçası olarak ekim ayında ateşkes konusunda anlaştılar. Her iki taraf da birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor.

Şarku’l Avsat’ın Gazze Sağlık Bakanlığı'ndan aldığı verilere göre, ateşkesin başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nde İsrail güçleri tarafından 590'dan fazla Filistinli öldürüldü; İsrail ise aynı dönemde Filistinli militanların 4 askerini öldürdüğünü söylüyor.