Sivil havacılığı ilgilendiren ilk belgelenmiş güvenlik kazasının 1919'da Macaristan-Avusturya'da yaşandığı söyleniyor.
Bilim ve endüstri, yolcu uçağının icadıyla insanların hayatını kolaylaştırdığından beri dünya sonsuza dek değişti. Ulaşım ve bunun kolaylığı veya zorluğu, insan medeniyetinin gelişmesi ve anlaşılması için bir anahtardır.
Ancak bu büyük teknoloji ve insan ulaşımındaki devrim, uçakların ve yolcularının gökyüzündeyken güvenliklerinin hedef alınmasının kolaylaşmasıyla birlikte tehlikeleri de beraberinde getirdi. Hatta Hint belgelerine göre, bazı hava korsanları Hint uçaklarını saç kurutma makinesi gibi sahte silahlarla tehdit etti!
Ancak sivil havacılığı ilgilendiren en kötü şöhretli terör olayı, 11 Eylül 2001 saldırılarıydı; bu saldırılarda sivil uçaklar, yolcularıyla birlikte kuleleri ve içindekileri yok etmek için bir bombaya dönüştürüldü. Bu eylem el-Kaide örgütü tarafından gerçekleştirildi.
Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağındaki güvenlik olayının yankılarını takip ettik ve etmeye devam ediyoruz. Olayda, bıçaklanan Hint kaptan ve suçlanan yardımcı pilot dışında yolcuların ve mürettebatın güvenliği sağlandı. Suudi yetkililer, uçağın ülkenin kuzeybatısındaki Tebük Havalimanı'na acil iniş yapmasıyla sorumluluklarını mükemmel bir şekilde yerine getirdiler.
Aslında, Suudi Arabistan'ın bu tür olaylarla başarılı bir şekilde başa çıkması ilk kez olmuyor ve bunları burada tekrar anlatmaya gerek yok. Aynı şekilde, BAE veya Hindistan da ilk kez benzer olaylarla karşılaşıp başarılıkla ele almıyor.
Ancak bu korkutucu dünyada, sivil havacılık alanında en kötüsünü beklemeliyiz. Hem de sivil hava taşımacılığı, günümüzde hâlâ en güvenli, en kolay ve en hızlı ulaşım şekli olmasına rağmen. Ne var ki, onunla ilgili olaylar ne kadar nadir olursa olsun, küresel haberlere konu oluyor.
Başlangıçta, siyasi amaçlı uçak kaçırmalar ABD ve Latin Amerika'da yaygındı. Bundan önce Soğuk Savaş sırasında siyasi sığınma arayan uçak kaçırıcıların karıştığı bu tür olaylar yaşanmıştı. Daha sonra Filistinli örgütler (Halk Cephesi ve Ebu Nidal) bu tür eylemlere başladılar ve bunun örnekleri çoktur. Daha sonra Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları (İmad Muğniye ve Kuveyt havayolu şirketine ait el-Cabriya uçağı hadisesi gibi) da buna dahil oldu.
Bu olaylar, uluslararası iş birliğinin ve geçerli anlaşmalara ve protokollere bağlılığın herkesi yönetmesi gereken anayasa olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, sivil havacılıktaki her güvenlik olayının, dünya çapındaki önleyici tedbirlerin zorluğunu artırdığını ve bu vazgeçilmez aracı daha da karmaşık hale getirdiğini gösteriyor.
Kötülük hakkında düşünmek ve yaratıcı olmak zor değil; zor olan, onu nasıl engelleyeceğinizi ve kontrol altına alacağınızı düşünmektir. Bu nedenle, hükümetler halklarının güvenliğini sağlamaktan “sorumludur” ve bu yüzden “sorumlu” olarak adlandırılırlar ve liderleri de sorumludur. Allah karada, denizde ve havada insanları korusun.