Okumaya yeni başladığım zamanlarda babam eve gazete ve dergiler getirirdi; bunlardan birinde sürekli kullanılan şu başlık vardı: Nereden geliyor? Bu, siyasi lider Kemal Canbolat’ın yolsuz politikacılara sorduğu bir soruydu. 70 yıl sonra, bu soru hâlâ aynı şekilde, ısrarla, hiçbir cevap verilmeden soruluyor ve neredeyse herkes suçlanıyor.
Sadece Lübnan'da değil, birçok yabancı ülkede de suçlamalar bitmek bilmiyor ve tek bir kişi bile yargılanmıyor veya soruşturulmuyor. Yetmiş yıldır, tek bir bakanın, valinin, eski merkez bankası başkanının veya hâkimin hesap verdiğini duymadım.
Beş yıl önce bir patlamada insanlar öldü, binlercesi evinden oldu ve devlet tek bir şüpheli bile belirleyemiyor. Devlet, bankacılık sisteminin çöküşünden merkez bankası başkanının sorumlu olduğundan şüpheleniyor, ancak kimse onu soruşturamıyor. Hepsi masum olabilir ya da olmayabilir ama 70 yıldır kimse bu soruyu sormaya cesaret edememişken gerçek nasıl bilinebilir?
Bu yanlışın, suç ortaklarının ve koruyucularının bilindiği aşikâr. Ve ne zaman dürüst bir insan yasayı değiştirmeye çalışsa, gizli ve açık güçler her şeyin ve herkesin üzerine demir, karanlık ve sessizlik perdesi çekmek için acele ediyor. Bu, şu ve diğerleri nereden geldi sorusu ile bu döngü her yıl, her on yılda, her yüzyılda kendini tekrar ediyor.
Devletin zayıf, güçsüz veya umutsuz taraf olduğu bir ülkede insan nasıl yaşayabilir? Çocukları ve torunları, devletin kendisi kadar eski bir sorunun; “Bu, şu ve diğerleri nereden geldi?” sorusunun cevabından mahrum kalmaya nasıl devam edebilir.