Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Biden ve Abbas: Beklenen değişimin sınırları

Biden ve Abbas: Beklenen değişimin sınırları

Salı, 15 Aralık, 2020 - 12:00

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas 20 Ocak'ı sabırsızlıkla bekliyor. Birleşmiş Milletler (BM) veya ABD tarafından desteklenen uluslararası bir konferans ya da ikili müzakereler aracılığıyla Filistin davası için beklenen ivme, Abbas'ın ve iktidarın sembol isimlerinin hayalini okşayan büyük bir arzuyu temsil ediyor. ABD Başkanı seçilen Joe Biden'ın ekibinin Filistinlilere ve Filistin Ulusal Otoritesi’ne yönelik resmi sinyalleri, Kudüs'ü İsrail'e veren, Filistin Ulusal Otoritesi’ni ablukaya alan, ulusal otoriteyi mali destekten mahrum bırakan ve diplomatik temasları sonlandıran Başkan Trump'ın pozisyonlarına kıyasla büyük ölçüde olumlu görünüyor. Bu sinyallerden en önemlisi, ABD Dışişleri Bakanı adayı Blinken'in, Biden'ın iki devletli çözümü desteklediğini, otoriteye yönelik siyasi ve ekonomik desteği yenileyeceğini ve Doğu Kudüs'te ABD konsolosluğu açacağını açıklamasıdır.

Ayrıca bir dizi Arap ülkesi ile İsrail arasında, egemenlik kavramına ve ulusal çıkarları gözetme hakkına dayalı diplomatik ilişkilerin kurulması, Arap Barış Girişimi başta olmak üzere Filistin davasını yöneten tarihsel denklemleri fiilen değiştirdi. Filistinlilere devlet kurmaları için toprakların teslim edilmesinden önce barış, karşılıklı tanıma ve diplomatik ilişkilerin kurulması söz konusu değişimin özünü oluşturuyor. Araplar, İsrail ile kurulan yeni ilişkilerin, Filistinlilerin başkenti Kudüs olan bir devlete sahip olmalarını engellemediği, bilakis bu barış ve normalleşmenin İsrail'in Filistin topraklarını daha fazla ilhak etmesini engelleyerek ve İsrail kamuoyunu Araplarla ilişkilerin büyük çıkarları beraberinde getireceği hususunda ikna ederek Filistin devletine giden yol olabileceği konusunda ısrar ediyorlar.

Yeni denklemler, yeni mücadele ve diplomasi araçlarını da beraberinde getirir. Bu yeniliklerin getireceği sonuçlara ve bunların nasıl ele alınacağına dair bir farkındalığa ihtiyaç var. Filistin önerisinde müzakere süreci kabul ediliyor ve Birleşmiş Milletler himayesinde uluslararası bir konferans aracılığıyla buna bir çağrıda bulunuyor. Söz konusu öneri temelde, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs ile ilgili dayattığı hususların, Filistin toprağındaki yerleşimcileri meşru gören tutumunun, Filistinli mülteciler dosyasının kapatılması gibi kararlarının neticesinde ortaya çıkan acı durumların üstesinden gelinmesini amaçlıyor. Biden yönetiminde Dışişleri Bakanı adayı olarak adı geçen Blinken'in yukarıda zikrettiğimiz açıklaması, şöyle bir temel soruyu gündeme getiriyor: Biden yönetimi uluslararası konferans seçeneğini benimseyip İsrail'i bunun önemi ve gerekliliği konusunda ikna etmeye çalışır mı? Tel Aviv’e tüm Araplarla kapsamlı bir barışı gerçekleştirmesi için toplu bir müzakere yöntemi dayatabilir mi?

Mısır'ın İsrail-Filistin müzakerelerini yeniden canlandırma çabaları ve Kahire'nin bu konuyu tartışmak için İsrail Başbakanı Netanyahu'yu ağırlamaya hazır olduğu yönünde birtakım haberler var. Bu çabalar arasında, İsrail tarafını uluslararası konferans düzenleme fikrini kabul etmeye ikna etmek de yer alıyor. Mısır’ın resmi kaynaklarınca doğrulanmayan aynı haberler, İsrail Başbakanının uluslararası konferansın formatı hakkında düşünmediğini ve onu meşgul eden temel hususların şu dört şeyle ilgili olduğunu gösteriyor:

- Arap ülkeleriyle normalleşme çabalarının pekiştirilmesi süreci

- Kahire ile ilişkilerin yeniden canlandırılması ve normalleşmenin ortak ekonomik yatırımlara izin veren bir forma sokulması

- Gantz ile birlikte başkanlığını yaptığı ulusal birlik hükümetinin akıbetinin gözetilmesi ve özellikle de 2021 bütçesinin parlamentodan geçememe olasılığı dolayısıyla parlamento seçimleri talep etme ihtimali

- Başkan Biden ile ilişkilerin nasıl yönetileceği ki, maddeler arasında en önemlisi budur.

Filistin’in Biden yönetimine dair arzuları ve öncelikleri ile İsrail’in arzuları ve öncelikleri arasında bir karşılaştırma yapıldığında, iki durum arasındaki uçurumun hala çok geniş olduğu görülür. Biden'ın geçiş dönemi ekibinin üyeleriyle gayrı resmi diyaloglar yürüten Filistin tarafı, ABD’nin tutumlarında büyük değişiklikler yapmayı hedeflemiyor. Bu yönetimi   uluslararası konferans formülünü benimsemeye veya en iyi durumda ilgili uluslararası kararların uygulanmasına ilişkin müzakereleri kabul etmeye çağırıyor. İsrail tarafı, Başkan Trump yönetiminin bıraktığı yerden başlayıp tüm başarılarını pekiştirmeye odaklanıyor ve Filistinlilerle müzakere konusunda acele etmiyor.

ABD-İsrail ortaklığının tarihsel, ideolojik ve stratejik boyutları göz önünde bulundurulduğunda Biden'ın desteklediği iki devletli çözüm temelinde müzakereler hususunda bir uzlaşıya varmayı kolaylaştırmak için Başbakan Netanyahu’ya baskı yapılmasını beklemek biraz hayal gibi görünüyor ve sağlam, gerçekçi temellere dayanmıyor. Ayrıca Netanyahu, Biden yönetimini kutuplaştırma, onunla diyaloğu güçlendirme ve açık bir çatışmayı önleme eğilimindedir. Biden'ın kendisinin de sıcak ilişkileri etkilemeyen bu kısmi farklılıklara izin veren formüle yöneldiği düşünülebilir. Her halükarda, ABD’nin Filistin ile ilgili etkili adımlar atması biraz zaman alacak. Bu süreç muhtemelen gelecek yılın Temmuz aynın sonuna uzayabilir. Knesset'in feshedilmesi, İsrail'in seçim döngüsüne girmesi ve yeni bir hükümetin kurulması durumunda ise bu süreç daha da uzayabilir. Her zamanki gibi İsrail’in vereceği karşılık, ABD’nin talepleri uyarınca olacaktır. Öyleyse seçimleri ve sonrasını beklemek gerekir.

Filistinli unsurlar, bu süre zarfında kendi aralarında muhtemel müzakere olanakları ve koşullarıyla ilgili bir çalışma programını içeren gerçek bir uzlaşı için çalışabilir ve bu süreyi değerlendirebilirler. Uzlaşının 20 Ocak'tan sonra değil, şimdi gerçekleşmesi teorik ve pratik açıdan daha iyi olacaktır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya