Ruhani hükümeti, Reisi zamanında nükleer politikanın değişmeyeceğini vurguladı

Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi, dün Genelkurmay Başkanı ve silahlı kuvvetlerin liderleriyle yargı karargahındaki ofisinde bir araya geldi (ISNA)
Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi, dün Genelkurmay Başkanı ve silahlı kuvvetlerin liderleriyle yargı karargahındaki ofisinde bir araya geldi (ISNA)
TT

Ruhani hükümeti, Reisi zamanında nükleer politikanın değişmeyeceğini vurguladı

Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi, dün Genelkurmay Başkanı ve silahlı kuvvetlerin liderleriyle yargı karargahındaki ofisinde bir araya geldi (ISNA)
Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi, dün Genelkurmay Başkanı ve silahlı kuvvetlerin liderleriyle yargı karargahındaki ofisinde bir araya geldi (ISNA)

İran hükümeti, cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi’nin göreve gelmesinin ardından Tahran’ın nükleer anlaşmaya ilişkin politikasını değiştirme olasılığı olmadığını, hükümetlerin değişmesiyle nükleer program konusundaki kararın değişmeyeceğini vurguladı.
Hükümet sözcüsü Ali Rabii, dün düzenlediği basın toplantısında, görev süresi sonra eren Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin halefi Reisi ile nükleer anlaşmayı canlandırmak ve ABD’nin Tahran’a yaptırımlarının kaldırılması karşılığında 2015 nükleer anlaşması şartlarına dönmek için Nisan ayından bu yana Viyana’da yapılan müzakereler konusunda istişarelerde bulunduğunu söyledi.
İran’a yönelik nükleer anlaşmanın taahhütlerini azaltmak için yol almak, seçim kampanyası sırasında selefi Donald Trump’ın politikasını tersine çevirerek nükleer anlaşmaya yeniden döneceğine ve diplomasiyi yeniden canlandıracağına söz veren Joe Biden’ın seçimleri kazanmasından sonra yükselen bir tavır halini aldı.
İran parlamentosu, hükümet Biden’ın diplomasiyi canlandırmaya başlamasını sabırsızlıkla beklerken, anlaşmanın ihlal edilmesine yönelik adımlar atmak için geçen Aralık ayının başında bağlayıcı bir yasa çıkardı. Hükümet başlangıçta bu yasaya karşı çıksa da kısa bir süre sonra yasaya dair desteğini dile getirdi.
Bu yasa gereğince Tahran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile yaptığı iş birliği düzeyini düşürerek “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması”nın ek protokolünü terk etti ve nükleer silah üretmek için uranyum zenginleştirme oranını önce yüzde 20’ye daha sonra yüzde %60’a çıkardı.
Tahran, IAEA’ya hassas faaliyetlerin soruşturulması için garanti vermiş olsa da bunun yerini diplomasiye bıraktı ve gerekli soruşturmaların yapılması için nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasını şart koştu. Buna karşılık Batılı ülkeler, diplomasiyi sürdürmek için İran’ın ihlallerini kınamaktan kaçındılar.
Tahran’ın adımları, Biden yönetimi ile İran makamları arasında müzakere masasına dönülmesi için 3 ay boyunca görüş alışverişinde bulunması ile aynı zamanda gerçekleşti. Amerikan ve İran heyetleri arasındaki mesafenin yakınlığına rağmen Avrupalı heyetler, iki heyet arasında doğrudan görüşme olmamasından dolayı 6 turluk müzakereler boyunca iki heyet arasında mesaj aktarmanın yükünü taşıdılar.
Her turun bitiminden sonra İranlı baş müzakerecisi Abbas Arakçi, müzakerelerin sonuçlarını Tahran’a taşıdı ve nükleer dosyayı, dış politikada ve nükleer dosyada nihai karar verici olan Yüce Rehber Hamaney’e vekalet eden Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne sundu.
İran’da Ruhani’nin yerini alacak ismin seçileceği cumhurbaşkanlığı seçimleri nükleer müzakerelere gölge düşürdü. Müzakereler sırasında Dini Lider Hamaney birkaç kez ülkesinin acelesi olmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Ruhani hükümeti, yaptırımları kaldırma çabalarının engellenmesini defalarca eleştirmişti. Ruhani, geçen hafta yaptığı açıklamada yaptırımların, hükümetin 3 Ağustos’ta görevinin sona ermesinden önce kaldırılacağına işaret ederek, “Her şeyi söylemek istemiyorum ama yaptırımlar bundan önce kaldırılabilirdi” dedi.
Hükümet sözcüsü Ali Rabii, görevi nükleer anlaşma metnini gözden geçirmek olan bir komitenin kurulduğunu doğruladı. Komitenin görevinin “parlamentonun kararını Viyana’da varılanlarla uzlaştırmak” olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Said Hatibzade, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın baş müzakerecisi Abbas Arakçi’nin nükleer anlaşma metnini gözden geçirmekle görevli yeni bir komiteye başkanlık ettiğini ve Viyana’dan döndükten sonra toplantılara devam edeceğini ifade etti.
Görünüşe göre Hükümet ve Dışişleri Bakanlığı sözcülerinin açıklamaları, Arakçi ile parlamentodaki Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi arasında, Arakçi’nin Viyana’ya yaptığı son iki geziden önce yapılan toplantılara atıfta bulunuyor.
Cumhurbaşkanı seçilen Reisi, mevcut müzakere ekibinin görevine devam ettiğini açıkladığı basın toplantısına gitmeden önce Dışişleri Bakanı ile nükleer anlaşma konusunda istişarelerde bulundu ve dış politika ekibinin, görüşmelerin detaylarını öğrenmek için temas halinde olduğuna dikkat çekti.
Reisi, cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra yaptığı ilk basın toplantısında bir soruya yanıt olarak Viyana görüşmelerinde bir anlaşmaya varılmış olmasına rağmen Biden ile görüşmeyi reddettiğini açıkladı.
Hükümet sözcüsü dün, Reisi’nin önce Dışişleri Bakanı Zarif ile sonra da Arakçi ile görüştüğünü açıkladı. Hükümet sözcüsü, Reisi’nin “Nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak bu hükümet veya bir sonraki hükümet tarafından alınan bir karar değildir. Hükümet daha önceden nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma kararını açıklamıştır. Bunun iç siyasetle ve seçim sonuçlarıyla ilgisi bulunmamaktadır. Bu karar, kamu yararı politikasına uygundur ve Dini Lider Hamaney ve onun üst düzey kurumları tarafından belirlenen çizgileri takip etmektedir. Bizim hükümetimiz de en üst düzeyde ulusal çıkarları sağlamak için müzakereleri sürdürmeyi kendine görev olarak kabul ediyor. Amerika taahhütlerine geri dönerse, müzakereciler daha yüksek kurumlara koşullar hakkında bir rapor sunacak ve bir sonraki hükümeti beklemeyecek. Şu anda iki taraf arasındaki tüm farklılıklar konusunda kapsamlı bir anlayışa ulaştık. Tüm gruplarda kapalılıktan uzak, net bir metne ulaştık. Şimdi geriye, müzakereden ziyade siyasi kararlar kaldı. Siyasi kararlar alınırsa, müzakerelerin son aşamasına girme konusunda iyimser olabiliriz” açıklamalarında bulunduğunu belirtti.



Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti
TT

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar, İran Büyükelçiliği’ndeki askeri ve güvenlik ataşelerini sınır dışı etti

Katar Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran Büyükelçiliği’nde görevli askeri ve güvenlik ataşeleri ile ataşeliklerde çalışan personelin Persona non grata (istenmeyen kişi) ilan edildiğini ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerinin talep edildiğini duyurdu.

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kişilere resmi bir nota teslim edildiği belirtilerek, “Katar Devleti, askeri ve güvenlik ataşesi ile ataşeliklerde görevli çalışanları istenmeyen kişiler olarak kabul etmekte ve en geç 24 saat içinde ülke topraklarını terk etmelerini istemektedir” denildi.

Bakanlık, bu kararın İran tarafına, Dışişleri Bakanlığı Törenler Müdürü İbrahim Yusuf Fakhro ile  İran'ın Doha Büyükelçisi Ali Salih Abadi arasında Çarşamba günü yapılan görüşmede iletildiğini açıkladı.

Kararın Gerekçesi: İran’ın tekrarlayan saldırıları

Bakanlık, kararın “Katar’ı hedef alan İran saldırıları ve saldırgan eylemlerinin, Katar’ın egemenliği ve güvenliğini ihlal etmesi” gerekçesiyle alındığını belirtti. Açıklamada, bu eylemlerin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğu vurgulandı.

Bakanlık ayrıca, İran’ın saldırgan tutumunu sürdürmesi durumunda Katar’ın egemenlik, güvenlik ve ulusal çıkarlarını korumak için ek önlemler alacağını bildirdi. “Katar, uluslararası hukuka uygun şekilde gerekli tüm adımları atma hakkını saklı tutmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Doha, gaz tesislerine yapılan saldırıyı kınadı

Katar, İran’ın Ras Laffan Endüstri Bölgesi’ni hedef alan saldırısını da kınayarak, tesiste çıkan yangınlar nedeniyle ciddi maddi hasar oluştuğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıyı “ciddi bir tırmanış ve ülke egemenliğine açık bir ihlal” olarak nitelendirdi.

Bakanlık, Katar’ın savaşın başından itibaren çatışmalardan uzak durduğunu ve tırmanışa katılmadığını vurgularken, İran’ın kendisini ve komşu ülkeleri hedef almaya devam ettiğini ifade etti. Bu tutumun bölgesel güvenliği zayıflattığı ve uluslararası barışı tehdit ettiği kaydedildi.

Bakanlık, İran’a defalarca sivil ve enerji tesislerine saldırılmaması çağrısında bulunduklarını belirterek, “İran tarafı bölgeyi uçuruma sürükleyen ve bu krizin tarafı olmayan ülkeleri çatışma içine çeken tırmanmacı politikalarına devam ediyor” dedi.

Saldırının, BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının ihlali olduğu vurgulandı ve Katar, Konsey’i uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getirmeye çağırdı.

Bakanlık, Katar’ın BM Antlaşması’nın 51. Maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu ve egemenliğini, güvenliğini ve vatandaşlarının korunmasını sağlamak için gerekli tüm adımları atacağını vurguladı.


Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.