Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Çin: Anıtmezardaki adam ile Rönesans adamı

Çin: Anıtmezardaki adam ile Rönesans adamı

Pazartesi, 15 Kasım, 2021 - 09:00
Gassan Şerbil
Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni

Çin’in yetkilileri, uzmanları ve geleceğin mimarları ile ABD'yi endişelendirdiği açık. Çin Komünist Partisi, birçok Amerikalı uzman için yeni Sovyetler Birliği. ABD, dünyada Amerikan yönetiminin güneşinin battığına ilişkin anlatılanların gerçek olmadığını söylemeye çalışıyor. Bazı alanlardan çekilişini, etkinliğini artırmak için yeniden konuşlandırma olarak sunuyor. Rolünün istikrarın belkemiği olduğunu söylemek için Ukrayna ve Karadeniz'den Tayvan ve çevresine bir tür test atmosferi yaymaktan çekinmiyor. Çünkü Çin'de yaşananlar resmi karmaşıklaştırıyor. Yaşananlar ilk ve son sözün kendisine ait olduğu bir "imparator"un doğuşuna benziyor. Bir lider kendisini "Çin rüyasının koruyucusu" olarak sunuyor ve ülkesini ilerlemeye, bolluğa ve zenginliğe; ayrıca prestij ve yenilmezliğe taşıma sözü veriyor.

Devrim onu patlatacak, düşmanlarına karşı zafere taşıyacak zeki bir adama ihtiyaç duyar. Aynı şekilde karakterini ilahlaştırıp ona ibadet etmekten, sadece eğilebilen başlardan, sadece alkışlayabilen ellerden kurtaracak benzersiz bir adama da ihtiyacı vardır. Devrim ayrıca onu zafer ve eski kıyafetler döneminden ilerleme ve refah arayışıyla istikrarlı kurumlar dönemine taşıyarak dünya sözlüğüne entegre eden üçüncü bir adama ihtiyaç duyar.

Çin'in şanslı olduğu söylenebilir. Çünkü bu üç adamı da buldu. Doğum savaşını yöneten Mao Zedong. Büyük Kaptan’ı hata yapan bir lider seviyesine indiren Deng Şiaoping. Çin'in bilimsel, teknolojik ve ekonomik ilerleme yarışındaki konumunu derinleştirerek, büyükler kulübündeki eski sıralamayı değiştirmekle tehdit eden Şi Jinping. Deng Şiaoping, Mao'nun cesedini hançerlemedi,  ancak onun anıtmezarından ve sona ermiş, kapanıp gitmiş bir aşamanın fikirleriyle ülkeyi yönetmesini engelledi. Devrim yürüyüşünün lideri etrafındaki haleyi ve onun adını korudu. Ancak partiyi veya devleti manipüle etmek için mezarından ayrılmasını engelledi. Rus Devrimi, Deng'in Çin'de yaptığı gibi onu kurtaracak ikinci bir adama sahip değildi. Kruşçev'in Lenin'in Partisi'nin 20. Kongresi'nde Stalin'in cesedine saldırısı başka bir bağlamda geldi. Brejnev döneminin durgunluğu, Gorbaçov'un ortaya çıkışı ve değişim fırsatları pahasına çöküş fırsatlarını ikiye katlamayı garantiledi.

Çin hakkında yazıyoruz çünkü geçtiğimiz günler Şi'nin partinin ilk yüz yılındaki üçüncü adam olduğunu pekiştirmekle kalmadı, aynı zamanda onu birinci adama paralel bir konuma getirdi. Güçlü bir adam, partinin ve ülkenin tek bir adamın eline geçmemesi için Deng'in tasarladığı "kolektif liderlik" fikri sayfasını kapattı. Güçlü bir adam anayasayı kendisine uydurarak ülke liderliğindeki ikametini ucu açık hale getirdi. Dünyanın en büyük nüfusuna, ikinci ekonomisine, en büyük orduya sahip ülkenin ve dünyanın fabrikasının başkanı olduğu için kaderi bizi de ilgilendiriyor.

Diyelim ki Amerikalılar politikalarını beğenmediğiniz bir başkan seçtiler. Rahatsız olmaya hakkınız var ancak üzüntü veya umutsuzluk için herhangi bir gerekçe yok. Birincisi, çünkü bu başkan arka arkaya iki dönemden fazla görev yapamaz. İkincisi, başkanın politikaları her zaman Kongre’nin inceleme ve yargılaması altında olduğu kadar medyanın, özellikle de sosyal medyanın keskin nişancılarının sıkı kontrolü altında. Buna ilaveten Amerikan kararının dehlizleri bilindik, açık ve ortada. Yargı onların sırlarını ifşa edebilir. Basitçe Amerikan başkanı gelir ve gider ama Çin başkanı gelir ve kalır. Lenin'in tahtında oturan adam da öyle.

ABD başkanının politikaları yalnızca Amerikalıların kaderini etkilemez. Küresel köyün tüm sakinlerini ilgilendirir. Amerikan büyükelçisinin görüşleri, yakın ve uzak ülkelerin günlük öğünlerinin bir parçasıdır. Güçlü ABD'nin ve zayıf bir ABD’nin bedelleri vardır. Açıktır ki ABD, dünyanın jandarması rolünü oynamaya karar verdiğinde bunun acısını tüm dünya çeker. Ama bu rolden vazgeçtiğinde ve bölgesel güçlere yanılsamaları hayaller kılıfıyla sararak maliyetli maceralara atılma alanı tanıdığında dünya daha çok acı çeker. Ama dünya tek bir zamanlamayla yaşamıyor. Sovyet enkazından çıkıp gelen Rusya, hesaplı bir saldırgan ve kamufle edilmiş bir düşmanca politika uygulayan yaralı bir boksör. Rusya şanslı çünkü onu boğulmaktan ve parçalanma tehlikesinden kurtaran adam, uluslararası ilişkilerde istisnai ve aşılmaz bir oyuncuya dönüştü. Şaşırtıcı bir şekilde Rusya'nın cephaneliği ve politikasının ağırlığı, ekonomisinin gerçek boyutundan çok daha fazla.

ABD halen en büyük oyuncu vasfını hak ediyor. Ancak tek oyuncu olarak adlandırılamaz. Rus oyuncu yerini ayırttı ve şimdi Çinli oyuncu da oyunun kurallarını bozmak için öne çıkıyor. Vladimir Putin son yüzyılın öncesinde dünya arenasında görüldüyse Şi Jinping'in ortaya çıkışı da bu yüzyılın ikinci on yılına denk geldi. 2012 yılında Şi, Çin Komünist Partisi’nin genel sekreteri seçildi ve ertesi yıl da devlet başkanlığı görevini devraldı. Ne tesadüftür ki Şi'nin Mao'nun koltuğuna oturması, Putin'in 4 yıllık bir aradan sonra Kremlin'e dönüşüyle ​​aynı zamana denk geldi. 2008'de Batı'ya güven vermeye devam etmek isteyen Putin, Kremlin'de kalma süresini uzatmak için anayasayı değiştirmeyi kabul etmedi. Bunun yerine başkanlık için yoldaşı Medvedev'i seçti ve onun yerine 4 yıl başbakanlık makamında oturdu. Bu 4 yılın ardından tekrar devlet başkanlığı sarayına döndü.

ABD açısından Çin ile mücadele daha geniş, kapsamlı ve tehlikeli. Biden ile Şi arasında video konferans aracılığıyla yürütülen diyalog veya iklim değişikliği karşısında iş birliği vaat eden bir açıklama meselenin özünü değiştirmiyor. Kesinlikle “Çin Yüzyılı” yolunda ilerliyor olmayabiliriz. Ancak Şi'nin ülkesi için başarısı güç dengesinde Asya sahnesini aşan bir ayarlamaya yol açacak büyük bir proje yürüttüğü kesin. Çin'in "Çin Rönesansı’nın lideri" haline gelen adama güveninin ikiye katlandığı açık ve net. Büyük olasılıkla, anıt mezarında yatan Mao onu kıskanıyor. Çünkü Şi’nin düşüncesi artık okullarda öğretiliyor, "Kırmızı Kitap" ise son kullanma tarihi geçmiş ilaçlarla dolu eski bir romana benziyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya