Son yıllarda Batı'da birçok aşırılık yanlısı şahsiyetin Kur'an-ı Kerim yaktığına tanık olduk. Bunlardan en sonuncusu, sosyal medya hesaplarından paylaştığı videolarla geniş çaplı tepkilere yol açan aday Valentina Gomez'di.
Soru şu: Bu sayı neden arttı? Ve bu sorun sadece İslam'a karşı dini nefretle mi ilgili?
Aslında, yüzeyde gördüğümüzden daha derin amaçlar var. İlki, bu kişilerin provokatif eylemlerle popülerlik ve şöhret peşinde olmalarıdır. Şöhret, televizyon röportajları, kitaplar ve destekçilerden gelen maddi destek yoluyla zenginlik getirir. Bu, izleyicilere ulaşmak ve maddi kazanç elde etmek için kolay ve güvenli bir yoldur.
İkinci amaç, İslam'ı kendi değerlerine ve yaşam tarzına bir tehdit olarak gören küçük, fanatik ve dar görüşlü bir iç kitleye hitap etmektir. Bu, Cumhuriyetçi aday Gomez'in durumunda olduğu gibi (kazanma şansı düşük olsa da), siyasi makamlara ulaşmak için kullanılabilecek bir seçmen tabanı oluşturur.
Üçüncü ve en önemli amaç, Müslümanlardan tepki çekmek ve onları kolayca kışkırtılabilen öfkeli bir kalabalık olarak göstermeye çalışmaktır. Duygusal tepkiler, bu kişilerin savlarını kanıtlamak için tam da aradıkları şeydir.
Müslümanlar veya başka herhangi bir dinin takipçileri, kutsal kitapları veya dini sembolleri aşağılanırsa öfkelenme hakkına sahiptir. Ancak, şöhret peşinde koşan ve onları istedikleri gibi manipüle eden bu aşırılıkçıların elinde birer araç haline gelmeleri yanlıştır. Sonuçta, sorunlu ve rahatsız bireyler, yüzyıllardır var olan ve dünya çapında milyonlarca insan tarafından takip edilen büyük dinleri etkileyemezler. Bu nedenle, bu tür eylemlerle başa çıkmanın en iyi yolu, onları görmezden gelmektir. Çünkü bu, sorumluların amaçlarını boşa çıkaracak ve bu fenomenin kendiliğinden ortadan kalkmasına yol açacaktır.
Bu kişiler şöhret peşinde koşar ve nefreti körükler, Amerika ve Avrupa'daki Müslümanları topluma entegre olmayan ve topluluklarına sadık olmayan gruplar olarak göstermeye çalışır, bu da her şeyden önce Müslümanlara zarar verir. Aynı tuzağı defalarca kurarlar ve her seferinde amaçlarına hizmet eden tepkiler uyandırmayı başarırlar. Bu fenomenle nasıl başa çıkılacağını öğrenmenin zamanı gelmiştir, aksi takdirde halklar ve hükümetler arasında çatışmalar çıkarmaya çalışan daha fazla kışkırtıcı göreceğiz.
Bu olgudan en çok sevinenler, tüm dinlerin aşırılıkçılarıdır, çünkü bu onlara bir tür karşılıklı yardım sağlar. Kur’an-ı Kerim yakanlar, Müslümanları kışkırtmak ve onları dürtüsel, içgüdüsel varlıklar olarak göstermek ve dini nefreti körüklemek istemektedir. Buna karşılık İslamcı aşırılık yanlıları bu olayları, Müslümanları Haçlı güçleri tarafından ezilenler olarak göstermek için kullanmaktadır. Her iki durumda da gerçekler manipüle edilmektedir. Milyonlarca Müslüman, taciz edilmeden özgürce dinlerini yaşayarak Avrupa ve Amerika'da yaşamaktadır (sadece Birleşik Krallık'ta 2 binden fazla, Fransa'da ise 2 bin 600'den fazla cami bulunmaktadır). Birçoğu, doğdukları veya vatandaşı oldukları toplumlara entegre olmuş ve uyum içinde yaşamaktadır. Ancak, münferit vakaları seçip abartmak, duyguları kışkırtmak, insanların kalplerine nefret tohumları ekmek ve dini öfke duygularıyla atmosferi gerginleştirmek, sonunda sürecin dini veya mezhepsel çatışmalar şeklinde patlamasına neden olmaktadır.
Hindistan'da da aynı fenomeni görüyoruz: Müslümanlara yönelik bazı zulüm vakaları öne çıkarılırken, yaklaşık 200 milyon Müslüman nispeten barış ve hoşgörü içinde yaşıyor. Bazı medya kuruluşları, bu olayları dini kışkırtma ve halkı harekete geçirme hedeflerine ulaşmak ve daha fazla izleyici çekmek için kullanıyor ve tekrar tekrar yayınlıyor. Bu fenomen büyük dinlerle sınırlı değil, mezheplere de uzanıyor. Sünniler ve Şiiler arasında dijital bir mezhep savaşı yaşanıyor ve her iki taraf da aynı amaçla, yani nefreti körüklemek ve bölünmeyi beslemek için birbirlerini aşağılıyor.
Bugün, hoşgörü ve dini bir arada yaşamanın meyvelerini toplayan bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın en müreffeh şehirleri, farklı din ve milliyetlerden insanları kucaklayan şehirlerdir.
Kur’an-ı Kerim yakmak, şöhret kazanmak ve nefreti körüklemek için yapılan ucuz bir numaradan başka bir şey değildir. Buna en iyi yanıt, farkındalık ve kayıtsızlıktır. Hoşgörü ve bir arada yaşama, nefreti vaaz edenlere karşı en güçlü silahlardır. Aşırılık yanlıları, bizim için kurdukları tuzaklara düşmeyi bırakırsak, ateşlerini körükleyecek yakıt bulamayacaklardır.