Suudi Arabistan, Trump'ın bölgesel vizyonunun temel taşlarından biri

Bu sonbaharda, birçok Ortadoğu ülkesinin gözünde tehdit dengesini değiştiren yeni bir faktör ortaya çıktı; İsrail'in Katar'ın başkenti Doha'ya düzenlediği hava saldırısı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Donald Trump, Riyad'da yaptıkları görüşmede mutabakat zaptı imzaladılar, 13 Mayıs (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Donald Trump, Riyad'da yaptıkları görüşmede mutabakat zaptı imzaladılar, 13 Mayıs (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, Trump'ın bölgesel vizyonunun temel taşlarından biri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Donald Trump, Riyad'da yaptıkları görüşmede mutabakat zaptı imzaladılar, 13 Mayıs (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Donald Trump, Riyad'da yaptıkları görüşmede mutabakat zaptı imzaladılar, 13 Mayıs (Reuters)

Brian Katulis

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Başkan Donald Trump ile görüşmek üzere Washington'a gittiğinde, masaya yatırılacak konuların sayısı çok ve birbiriyle bağlantılı olacak. Trump'ın mayıs ayında Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaret sırasında ekonomi ve yapay zeka da dahil olmak üzere teknoloji alanlarında temelleri atılan gelişmiş ikili iş birliği çerçevelerinin takibinin yanı sıra, öne çıkan bölgesel güvenlik konuları da gündemin üst sıralarında yer almaya devam ediyor.

Riyad'ın yıllardır peşinde koştuğu eski ama her daim gündemde bir hedef olan güvenlik garantileri veya ABD ile savunma anlaşması konusu ön planda yer alıyor. Mart 2023'te, Çin'in Pekin'de arabuluculuk yaptığı bir anlaşmayla Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlayacağının duyurulmasının ardından Riyad, Amerikan güvenlik garantilerini elde etme çabalarını yoğunlaştırdı. Bu hamle, özellikle Husiler, Hizbullah ve Suriye ile Irak'taki çeşitli milis grupları içeren ve “Direniş Ekseni” olarak bilinen bölgesel ortaklar ağı göz önüne alındığında, birçok ülkenin İran İslam Cumhuriyeti'nin niyetlerine ilişkin devam eden şüphelerini yansıtıyordu.

İki yıl öncesine kadar durum böyleydi. Bugün ise tablo tamamen farklı. 2025'te bölgesel sahne nispeten kısa bir sürede kökten değişti. Haziran ayında İsrail'in ABD'nin doğrudan desteğiyle başlattığı 12 günlük savaşta, İran’ın askeri kabiliyetlerine ve nükleer programına yıkıcı darbeler indirildi. Geçtiğimiz yıl da İran'ın Lübnan Hizbullahı'na ve Suriye'deki Esed rejimine yaptığı uzun vadeli yatırımlar çöktü ve bu durum İran rejiminin bölgesel stratejisini yerle bir ederek, onu 1979 devriminden sonra en zayıf noktaya getirdi.

Ne var ki bu, İran rejiminin tamamen yenildiği anlamına gelmiyor. İran, doğrudan veya farklı alanlara yayılmış vekilleri aracılığıyla bölgede huzursuzluk yaratma konusunda hâlâ önemli bir kapasiteye sahip. Bu durum, güvenlik anlaşmalarının önemini vurguluyor ve bu kritik dönemde Suudi Arabistan ile ABD arasındaki görüşmelerin önemini pekiştiriyor.

İsrail askeri harekâtlarının neden olduğu bölgesel istikrarsızlık

Bu sonbaharda birçok Ortadoğu ülkesinin gözünde tehdit dengesini değiştiren yeni bir faktör ortaya çıktı; İsrail'in 9 Eylül'de Katar'ın başkenti Doha'da Hamas liderlerine düzenlediği hava saldırısı. Trump yönetiminin, Katar'ın ABD'nin Körfez’deki önemli bir ortağı olmasına rağmen bu saldırıyı engellememesi, bölge ve dünya genelinde şok dalgaları yarattı.

Trump, bu yılın ilkbaharında Katar'ı ziyaret etmiş ve Katar hükümeti ona lüks bir uçak hediye etmişti. Fakat Washington, Doha'yı komşularının art arda gerçekleştirdiği iki saldırıdan koruyamadı; ilk saldırı haziran ayında İran'dan, ikinci saldırı ise eylül ayında İsrail'den geldi. Bu son saldırı, İsrail'in Gazze'ye kara harekâtı ve Lübnan, Suriye ve Yemen'e sürekli hava saldırıları da dahil olmak üzere geniş çaplı bir gerginliği yükseltme hamlesiyle eş zamanlı olarak geldi. Bu durum, ABD'nin İsrail'i kontrol altına alma kabiliyetine dair şüpheleri derinleştirdi ve bölge ülkelerinin güvendiği Amerikan güvenlik şemsiyesinin etkinliği konusunda birçok ülkenin endişesini artırdı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Washington'a yapacağı ziyaret, Riyad ve Washington arasındaki ikili ilişkileri çeşitli düzeylerde güçlendirmek için stratejik bir fırsat taşıyor

İsrail'in Katar'a yönelik saldırısına Ortadoğu ülkelerinden hızlı bir tepki geldi. Sadece bir hafta sonra Doha, İran da dahil olmak üzere Arap ve İslam dünyasından liderleri Katar ile dayanışma içinde olduklarını ifade etmek ve İsrail saldırısını kınamak üzere bir araya getiren olağanüstü bir zirveye ev sahipliği yaptı. Zirvenin nihai bildirisi, siyasi söylem açısından zengin olsa da somut ve pratik adımlardan yoksundu. Bununla birlikte, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), istihbarat paylaşımı alanındaki yükümlülüklerini pekiştirdi, balistik füze erken uyarı sistemleri de dahil olmak üzere ortak savunma planlarını güncelledi. Bu hamle, ABD tarafından uzun süredir teşvik edilen daha geniş savunma entegrasyonuna doğru bir eğilimi yansıtıyordu. Bölgenin güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme çabalarının bir başka göstergesi olarak, Suudi Arabistan, Pakistan ile gelişen tehditler konusundaki artan farkındalığı ve caydırıcılık seçeneklerini genişletme ihtiyacını yansıtan ortak bir savunma anlaşması imzaladı.

fvg
Katar'ın başkenti Doha'ya düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından hasar gören bir bina, 9 Eylül (Reuters)

Ancak İsrail saldırısının ardından, Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldı ve ekim ayı başlarında bir rehine takası yapıldı. Trump yönetimi, Katar'ı güvenlik ilişkileri konusunda rahatlatmak için hızla harekete geçti ve İsrail saldırısından duyduğu hoşnutsuzluğu, İsrail ve Hamas'ı aylardır tartışılan anlaşmaya zorlamak için bir kaldıraç olarak kullandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Trump'ın ikinci döneminde Beyaz Saray'a yaptığı dördüncü ziyaret sırasında ABD Başkanı, Netanyahu'dan saldırı için resmi bir özür koparmayı ve kayıplar için üzüntüsünü dile getirmesini sağlamayı başardı. Washington'un Katar'a verdiği güvencelerin bir kısmı, eylül ayı sonlarında yayınlanan bir başkanlık kararnamesi ile cisim buldu. Kararnamede, “Katar Devleti'nin topraklarını, egemenliğini veya kritik altyapısını hedef alan herhangi bir silahlı saldırı, ABD'nin barış ve ulusal güvenliği için bir tehdit olarak değerlendirilecektir” denildi. Yine kararnamede, bu tür saldırıların Washington’u “ABD ve Katar Devleti'nin çıkarlarını savunmak ve barış ve istikrarı sağlamak için diplomatik, ekonomik ve gerekirse askeri araçlar da dahil olmak üzere tüm uygun ve yasal önlemleri almakla” yükümlü tuttuğu da ifade edildi.

Kararname önemli bir sembolik adım olsa da ABD Senatosu tarafından onaylanması gereken resmi bir güvenlik anlaşmasının hukuki ağırlığından yoksun. Bununla birlikte, bu kararın yayınlanma hızı, Trump yönetiminin İsrail saldırısının bölgesel ortakların ABD güvenlik şemsiyesine olan güvenine verdiği zararın farkında olduğunu gösteriyor.

Suudi Arabistan-ABD görüşmelerinden ne beklenebilir?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın kasım ayında Washington'a yapacağı ziyaret, Riyad ve Washington arasındaki ikili ilişkileri çeşitli düzeylerde güçlendirmek için stratejik bir fırsat taşıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu ziyaret, Başkan Donald Trump'ın mayıs ayında Suudi Arabistan'a yaptığı ve ekonomi ile yapay zeka da dahil olmak üzere teknoloji alanlarında ileri düzey iş birliğinin temellerini atan ziyaret sırasında kazanılan ivmeyi pekiştiriyor.

Gelgelelim, bu alanlardaki herhangi ilerleme ancak sağlam bir temele oturtulması halinde anlamlı olacaktır. Bu nedenle, Trump yönetiminin Katar'a güvenlik garantileri sunmak için yakın zamanda yayınladığı kararnamenin, önümüzdeki haftalarda Suudi Arabistan ve ABD arasında varılabilecek anlaşmalar için bir ön model görevi görmesi olası.

Trump'ın ikinci döneminin ilk dokuz ayını karakterize eden belirsizliğe rağmen, Ortadoğu hem söylem hem de eylem olarak Başkan’ın gündeminde açıkça bir öncelik olmaya devam etti

Son yıllarda, birbirini takip eden yönetimlerin yaşadığı dalgalanmalar ve ABD içindeki keskin bölünmeler nedeniyle ABD'nin güvenilirliği ve politikalarının istikrarı konusunda artan endişelere rağmen Washington, Suudi Arabistan'ın tercih ettiği stratejik ortak olmaya devam ediyor. ABD ordusu halen dünyanın en güçlü ordusu ve tıpkı 1990-1991 Körfez Savaşı sırasında bölgenin Saddam Hüseyin rejiminin doğrudan tehdidiyle karşı karşıya kaldığı dönemde olduğu gibi, ABD’nin Ortadoğu'daki güvenlik ittifakları ağı, Krallığın savunmasını desteklemede ona önemli bir avantaj sağlıyor.

zsx
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Donald Trump, Riyad Havalimanı'nda Başkan Trump için düzenlenen karşılama töreninde, 13 Mayıs (Reuters)

Çin veya Rusya gibi rakip küresel güçlerin hiçbiri, ortaya çıkan herhangi bir şüpheye veya sorgulamaya rağmen, ABD'nin bölgedeki taahhütlerinin düzeyine veya askeri ve siyasi kabiliyetlerine yaklaşamıyor.

Bununla birlikte Riyad ve Washington arasında resmi antlaşma biçiminde kapsamlı bir güvenlik anlaşmasının imzalanması, özellikle 1 Ekim'den bu yana ABD'de iç harcama öncelikleri konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle ortaya çıkan ve sonu görünmeyen siyasi durum gibi birkaç nedenden dolayı olası görünmüyor. Hükümetin kapanması sorununun üstesinden gelindikten sonra bile, Senato içindeki derin ayrılıklar, resmi bir antlaşma için geniş çaplı bir destek elde etmeyi zorlaştırıyor. Bu durum, anlaşma yerine Washington'un Krallığın güvenliğine olan bağlılığını teyit eden bir başkanlık kararnamesinin yanı sıra, yeni silah anlaşmaları da dahil olmak üzere askeri iş birliğini derinleştirmek için ilave adımların duyurulmasını daha olası kılıyor.

Özellikle iç politika düzeyinde Trump'ın ikinci döneminin ilk dokuz ayını karakterize eden belirsizliğe rağmen, Ortadoğu hem söylem hem de eylem olarak Başkan’ın gündeminde açıkça bir öncelik olmaya devam etti. Suudi Arabistan ve ABD arasındaki ikili ilişkiler, Trump'ın bölgesel politikasının temel taşlarından biri olmaya devam ediyor ve bunun, bu ilişkiyi güçlendirmeye yönelik somut adımlar şeklinde yansıması bekleniyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Kral Selman yağmur duası çağrısı yaptı

Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Kral Selman yağmur duası çağrısı yaptı

Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz (SPA)

Kral Selman bin Abdulaziz, yarın Suudi Arabistan genelinde yağmur duası yapılmasını istedi.

Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı'ndan yapılan açıklamada, “Yağmur duası yapma konusunda Peygamberimiz Muhammed'in (sav) örneğini takip eden İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Selman bin Abdulaziz, Ümmü'l-Kura takvimine göre 1447 H. Şaban ayı, 24. Günü, yani 12 Şubat 2026 tarihinde Krallık genelinde yağmur duası yapılmasını istedi.”

Kral Selman, herkese "tövbelerini artırmalarını, bağışlanma dilemelerini ve Yüce Allah'a dönmelerini, kullarına karşı nazik olmalarını ve sadaka vermek, namaz kılmak, dua etmek gibi gönüllü ibadetlerini artırmalarını" öğütledi. Ayrıca, Allah'ın kullarının yüklerini hafifletmelerini ve sıkıntılarını gidermelerini, böylece Allah'ın da bizim yüklerimizi hafifletmesini ve umduğumuz şeyleri bize vermesini istedi.

Ayrıca,"Her aklı başında insan, Allah'ın Resulü'nün -Allah ona salât ve selam versin- sünnetine uygun olarak namaz kılmaya gayret etmeli ve Allah'a olan ihtiyacını göstermeli, sürekli dua etmelidir; zira Allah, kullarının sık sık ve sürekli dua etmelerini sever" diye belirtti.

 


Suudi Arabistan ve Bahreyn veliaht prensleri ortak konuları görüştü

Prens Muhammed bin Selman, salı günü Diriye’de Prens Selman bin Hamad’ı kabul ederken. (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, salı günü Diriye’de Prens Selman bin Hamad’ı kabul ederken. (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Bahreyn veliaht prensleri ortak konuları görüştü

Prens Muhammed bin Selman, salı günü Diriye’de Prens Selman bin Hamad’ı kabul ederken. (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, salı günü Diriye’de Prens Selman bin Hamad’ı kabul ederken. (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, Bahreyn Veliaht Selman bin Hamad Âl Halife ile karşılıklı ilgi alanına giren bir dizi konuyu ele aldı.

Prens Muhammed bin Selman’ın salı günü Diriye’de Prens Selman bin Hamad’la bir araya geldi. Taraflar, iki ülke arasındaki tarihî ilişkileri ve çeşitli alanlarda ikili iş birliği fırsatlarını gözden geçirdi.

Görüşmede Suudi Arabistan tarafında; Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdürrahman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Devlet Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid el-Ayban, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan ve Manama Büyükelçisi Nayif es-Sudeyri hazır bulundu.

fvedvf
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin, Bahreynli mevkidaşını salı günü Diriye’de karşıladığı törenden bir kare. (SPA)

Bahreyn tarafında ise; Başbakan Yardımcısı Şeyh Halid bin Abdullah Âl Halife, İçişleri Bakanı Şeyh Raşid bin Abdullah Âl Halife, Başbakanlık Divanı Bakanı Şeyh İsa bin Selman Âl Halife, Maliye ve Ulusal Ekonomi Bakanı Şeyh Selman bin Halife Âl Halife, Bakanlar Kurulu İşleri Bakanı Hamad el-Maliki ve Riyad Büyükelçisi Şeyh Ali bin Abdurrahman Âl Halife yer aldı.

fervgfrv
Prens Muhammed bin Abdürrahman’ın, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Prens Selman bin Hamad’ı karşıladığı an. (Riyad Emirliği)

Prens Selman bin Hamad ve beraberindeki heyet, iki ülkeyi birleştiren tarihî ve kardeşlik bağları çerçevesinde, ülkeler ve halklarının beklentilerine hizmet edecek şekilde kardeşçe bir ziyaret kapsamında salı günü Riyad’a geldi.

Bahreyn Veliaht Prensi’ni Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda; Prens Muhammed bin Abdürrahman, Nayif es-Sudeyri, Şeyh Ali bin Abdurrahman, Riyad Bölgesi Emniyet Müdürü Vekili Tümgeneral Mansur el-Uteybi ve Kraliyet Protokolü Başkan Yardımcısı Fahd es-Suhayl karşıladı.


Suudi Arabistan’da sanayi üretimi 2025 yılını yüzde 8,9’luk güçlü bir büyüme ile tamamladı

Aramco şirketine ait fabrikalardan biri (Aramco)
Aramco şirketine ait fabrikalardan biri (Aramco)
TT

Suudi Arabistan’da sanayi üretimi 2025 yılını yüzde 8,9’luk güçlü bir büyüme ile tamamladı

Aramco şirketine ait fabrikalardan biri (Aramco)
Aramco şirketine ait fabrikalardan biri (Aramco)

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT), 2025 yılı sonunda ülke sanayi sektörünün olağanüstü bir performans sergilediğini açıkladı. Kuruma göre, sanayi üretim miktarları endeksi, geçen yılın aralık ayına kıyasla yıllık bazda yüzde 8,9 oranında artış gösterdi.

Bu artış, özellikle madencilik ve imalat sanayii başta olmak üzere temel ekonomik faaliyetlerdeki toparlanmayı yansıtıyor ve sanayi sektörünün ulusal ekonomiye sağladığı katkının önemini güçlendiriyor.

Petrol üretimi

Madencilik ve taş ocakçılığı faaliyetleri, sanayi üretim endeksini yukarıya taşıyan başlıca etkenler arasında yer aldı. Endeks, aralık ayı itibarıyla yıllık bazda dikkat çekici bir şekilde yüzde 13,2 oranında büyüme kaydetti. Bu ivmenin temel nedeni, Suudi Arabistan’daki petrol üretiminin artarak günlük 10,1 milyon varile ulaşması olarak gösteriliyor. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 8,9 milyon varildi. Aylık bazda ise endeks, kasım ayına kıyasla yalnızca yüzde 0,3 oranında sınırlı bir artış göstererek nispeten istikrarlı seyretti.

Üretim endüstrisi

Buna paralel olarak imalat sanayi sektörü de yüksek bir esneklik göstererek yıllık bazda yüzde 3,2 oranında büyüdü. Bu büyüme, özellikle kimya ve gıda üretimi faaliyetlerindeki güçlü performansla desteklendi. Kimyasal maddeler ve kimyasal ürünlerin üretimi, sektördeki en güçlü itici unsurlardan biri olarak öne çıkarak yüzde 13,4 oranında artış kaydetti. Bunu yüzde 7,3 büyüme ile gıda ürünleri üretimi takip etti. Aylık bazda da endeks pozitif seyrini sürdürdü ve Kasım 2025’e kıyasla yüzde 0,3 oranında artış gösterdi. Söz konusu artışta gıda ürünleri üretimi yüzde 9,6, kimyasal ürünler üretimi ise yüzde 2,8 oranında yükseldi.

Su temini ve kamu hizmetleri

Kamu hizmetleri sektöründe, su temini, kanalizasyon hizmetleri ile atık yönetimi ve işleme faaliyetleri yıllık bazda güçlü bir artış göstererek yüzde 9,4 büyüdü. Buna karşın elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme hizmetleri faaliyetleri, 2024 Aralık ayına kıyasla yüzde 2,5 oranında azaldı. Aylık bazda ise her iki sektörde de Kasım 2025’e göre daralma gözlendi; su ve atık hizmetlerinde yüzde 7,2, elektrik ve gaz faaliyetlerinde yüzde 13,1 düşüş kaydedildi. Bu durum, üretimin mevsimsel dalgalanmalardan veya rutin bakım programlarından etkilendiğini gösteriyor.

Petrol ve petrol dışı faaliyetler arasındaki denge

Son olarak, veriler Suudi Arabistan ekonomisinin temel sektörleri arasında dengeli bir büyüme dağılımı olduğunu ortaya koyuyor. Petrol faaliyetleri yıllık bazda yüzde 10,1 oranında artarken, petrol dışı faaliyetler istikrarlı bir şekilde yüzde 5,8 büyüme kaydetti. Kısa vadeli performansa bakıldığında, petrol dışı sektörlerin aylık bazda yüzde 0,4 ile üstünlüğünü sürdürdüğü görülürken, petrol faaliyetleri ise aylık bazda yüzde 0,3 oranında hafif bir düşüş gösterdi. Bu durum, ülkedeki ekonomik çeşitlendirme stratejisinin sürdürüldüğünü yansıtıyor.