Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Ortadoğu NATO’su

Ürdün Kralı 2. Abdullah, Orta Doğu’da Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) benzeri bir örgütün kurulmasını destekleyeceğini açıklayarak ‘aynı düşüncede olan ülkelerle’ NATO benzeri bir Orta Doğu askeri ittifakının kurulması taraftarı olduğunu vurguladı.
ABD merkezli CNBC kanalına verdiği röportajda Kral 2. Abdullah, “Bölgedeki daha fazla ülkenin bu oluşuma dahil olduğunu görmek isterim. Orta Doğu NATO'sunun kurulmasını onaylayacak ilk insanlardan biri olacağım” dedi.
Ürdün Kralı, böyle bir askeri ittifakın ‘vizyon ve misyon beyanının çok açık olması ve rolünün iyi tanımlanması gerektiğini’ söyledi.
Bu, Orta Doğu'da NATO benzeri bir askeri ittifakın kurulması hakkında ortalıkta dolaşan söylentilere ilişkin üst düzey bir Arap yetkilinin neredeyse ilk resmi açıklaması.
Buradaki soru şu: Adı ister NATO olsun ister başka bir şey, Ürdün Kralı’nın yeni bir Orta Doğu NATO’su hakkındaki açıklamaları, Washington’un ‘Düşman Güçlerini Caydırma ve Milli Savunmaları Etkinleştirme (DEFEND) Yasası’ adı altında yaklaşık iki hafta önce duyurduğu kanun tasarısı için yapılan ilk yorum mu?
ABD’de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından sunulan kanun tasarısı, İran’ın saldırganlığına karşı bölge ülkelerinin savunmalarını entegre etme çağrısında bulunuyor ve ABD Savunma Bakanlığı'nı bazı ülkelerle bu konuda çalışmak ve koordinasyon sağlamak için bir strateji hazırlamaya yönlendiriyor.
Bu ülkeler arasında Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Irak, Ürdün, İsrail ve bölgedeki başka ülkeler bulunuyor. Pentagon’dan istenen şey ‘bölgeyi İran saldırılarından korumak için hava savunma ve füze yeteneklerini kullanmak üzere bir yaklaşım ve savunma planı geliştirmek’.
İş bununla da kalmıyor. ABD Kongresi’ne sunulan tasarı metnine göre tasarı şartları, ‘bölgedeki Tahran destekli radikalizm yanlısı grupların yaptığı saldırıları’ da kapsıyor.
Diğer bir soru şu: Bu tasarı, Suudi Arabistan ile Basra Körfezi ülkelerinin yanı sıra Mısır, Irak ve Ürdün arasında Cidde'de yapılacak zirveden önce her iki partisiyle ABD’nin, Orta Doğu NATO’su kurma fikrine zemin hazırlamaya yönelik kararlılığını göstermek için bir ön adım niteliğinde mi?
Ürdün Kralı’nın bu açıklamaları, ABD ile Arap dünyasının yanı sıra Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri arasında stratejik bir ittifak kurulmasının nasıl olacağına dair açık bir tartışma mı? Durum buysa, şu anda bölgedeki oyunun kurallarında ciddi bir değişimle karşı karşıyayız.
Ürdün Kralı son yaptığı açıklamada İran'ın bölgedeki rolüne değinerek “Kimse ne savaş ne de çatışma istiyor. Orta Doğu ülkelerinin ‘oyunun adının refah’ olduğu bir vizyona doğru çalışıp çalışamayacaklarını göreceğiz” dedi.
Hepimiz biliyoruz ki, İran nükleer silah elde etmeye çalıştığı, dört Arap ülkemizi yok etmeye devam ettiği ve bölgenin güvenliğini hedef aldığı gibi, Hizbullah ve diğer milisleri aracılığıyla Ürdün-Suriye sınırını hedef almayı bırakmadığı sürece refah diye bir şey söz konusu olamaz.
Buna göre, bölgeyi yaşanırsa tehlikeli olabilecek bir savaşın eşiğine getiren İran'ın pervasızlığı karşısında savunma amaçlı bir caydırıcılık sistemi oluşturulmalıdır. Dolayısıyla Ürdün Kralı’nın bu açıklamaları DEFEND tasarısı ile ilgiliyse, bölgemizin doğru yolda olduğu ve gerçek bir stratejik değişimle karşı karşıya olduğu söylenebilir.