Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Olumsuzlamanın olumsuzlaması bir olumlamadır

Diplomasinin en özlü tanımı, gücün zıttı ve esneklik, uzlaşma ve öfke ile patlamadan kaçınmak olmasıdır. Saygınlığı ihlal etmeden veya haysiyeti zedelemeden söylemek istediğiniz her şeyi söylemektir. Bu nedenle, diplomatik kitaplar, referanslar ve sözlükler, çözümleri kolaylaştıran ve çatışmaları ve karşı karşıya gelmeleri önleyen kelime dağarcığı, ifadeler ve terimlerle doludur.

Küresel diplomasinin, Başkan Donald Trump ile İran liderliğinin önde gelen isimleri arasında yaşanan, yaşanmakta olan ve yaşanmaya devam edecek olan kural ve ilkelerin dışına bu türde bir çıkışa daha önce hiç tanık olmadığına inanıyorum.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı J. D. Vance, açık ve son derece dengeli bir diplomatik dil kullanırken, Trump'ın söylemi İranlılara yönelik en büyük övgüler ile ertesi gün veya sonraki gün onları yeryüzünden silme tehditleri arasında gidip geliyor.

Tüm dünya bu çatışmanın seyrini büyük bir endişeyle izliyor ve hiçbir şey anlamıyor. Trump uzlaşılardan, anlaşmalardan ve atılımlardan bahsederken, Bakır Kalibaf Tebriz halısının ilk ipliğinin atılması için henüz erken aşamalarda olunduğunu açıklıyor. Dünya anlaşmanın Cenevre'de açıklanmasını beklerken, İranlılar bunun Luzern'de olacağını söylüyor.

Öte yandan, bunlar diplomasinin temel unsurlarından değil midir: Rakibinizi tahmin yürütmeye, bir sonraki hamlenizden emin olmamaya zorlamak? Keza onun adımlarını da tahmin edememek? Peki Trump ne zaman gerçekten ciddidir, ne zaman çok sevinçli veya öfkelidir? Amerikalılardan nükleer zenginleştirme hakkında duyduklarımız mı, yoksa İranlıların söyledikleri mi doğru, yahut her iki taraf da kendi halklarına nükleer ya da nükleer olmayan nihai sırrı taşıyan gerçeği söyleyemiyor mu? Şu ana kadar mesele budur. Hürmüz Boğazı'nda bir veya iki tankere ateş açılması küçük bir hadisedir, İranlıların kabul etmekte zorlanacağı şey ise asıl meseledir.