11 Eylül 2001'in birinci yıldönümünden itibaren Amerikalılar “Asla unutmayacağız” sloganını benimsediler. Sonra bu iki sözcüğü neredeyse bir yemin gibi her yıldönümünde tekrarlamaya başladılar ve muhtemelen bu cuma günü, küresel ölçekteki en korkunç ve başarılı terör saldırısının 25’inci yıldönümünde yine tekrar edecekler. Kendisini “en korkunç ve en başarılı” olarak nitelendirmemiz birden fazla nedene dayanıyor. Ancak bu nedenleri açıklamadan önce ve Amerikalıların “Asla unutmayacağız” sloganı gölgesinde, İslam dünyası halklarının hem elitlerinin hem de sıradan vatandaşlarının, bu özel tarihi “unutmayalım diye” ilkesine göre ele almalarını önermeye cesaret edeceğim. Ki böylece el-Kaide'nin geride kalan ve terör faaliyetlerine yeniden başlamasını sağlayabilecek bütün imkanları tamamen ortadan kaldırılana kadar, şu ana kadar elde edilen ve oldukça önemli, kayda değer olan tüm kazanımları geliştirmeye devam edebilir ve Müslümanlara daha fazla zarar vermesini, daha fazla tahribatta bulunmasını engellemeleri de sağlanabilir.
New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin yıkılması ve başkent Washington'daki Pentagon'a yapılan saldırı, İslam'ı tüm dünya ile karşı karşıya getirdikleri için tarihteki en korkunç terör saldırılarıydı. Bunun uzantısı olarak, Müslümanlar inançlarından bağımsız olarak dünyanın geri kalan halklarıyla kendilerini bir çatışma içinde buldular. El-Kaide liderleri bu saldırılarının bir “gazve” olduğunu iddia etmediler mi? Evet. Neden özellikle bu terimi seçtiler? Cevap açık; suçlarına İslami bir kılıf uydurmak için. Bunu yaparak, gerçekle tamamen bağlantısız olan bir yalana gerçek kılıfı giydirmeye çalıştılar. 11 Eylül terörü, İslam'a ve dünya çapında 1 milyardan fazla Müslümana karşı kışkırttığı öfkeli tepkiler açısından en korkunç saldırılardı; bunların başında da Afganistan'da yaşananlar ve Afgan halkının savaşlar nedeniyle çektiği acılar, yankıları bugüne kadar devam eden savaşlar geliyor. Bu, 11 Eylül'ün unutulmaz kalmasını sağlamak için yeterli değil mi? Evet yeterli.
Küresel olarak “en başarılı” terör saldırısı olarak tanımlamamızın nedeni ise çok basit ve oldukça açık; planlayanların amacı askeri, ekonomik ve politik olarak dünyanın en kuvvetli gücünü vurmaktı. Planlarını başarıyla gerçekleştiren bu kişiler, ABD'nin bütün güvenlik bariyerlerini, tüm dünyayı şaşırtacak bir şekilde aştılar. Bu durumda kendisine küresel olarak en başarılı terör saldırısı demek abartı mı? Hayır değil.
İslam dünyasının, bilhassa 11 Eylül 2001 saldırıları ve genel olarak el-Kaide terörizmi sebebiyle son çeyrek yüzyılda halklarının maruz kaldığı yıkım ve zararı unutmaması gerektiğinin önemini açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Konu muhtemelen detaylı bir açıklamaya gerek duymayacak kadar açık. Kısacası, Amerikalıların “Unutmayacağız” sloganı, Müslümanlara ideolojileri veya inançları ne olursa olsun, tüm dini radikal akımlar ile mücadeleye devam etmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Elbette, bazıları el-Kaide terörizmini Filistin'de Siyonist aşırıcılığın işlediği vahşetler ile haklı çıkarmaya çalışacaktır. Ama hayır, bu alakasız bir karşılaştırma. Zira terör örgütleri birbirlerinin çıkarlarına hizmet ederler. İnsanları öldürmeye ve yeryüzünde bozgunculuğu yaymaya dayalı yöntemleri, masum kurbanlarının inançlarıyla veya milliyetleriyle ilgilenmez. Bu nedenle, her zaman ve her yerde onlarla mücadele edilmelidir.