Kardeşim, dostum ve manevi amcam Hassan Yasin vefat etti. Onu elli yıldır tanıyordum; daha önce Krallığın ilk Petrol Bakanı olan merhum Abdullah el-Tariki'nin ofis müdürü olarak edindiği deneyimden yararlanarak petrol danışmanı olarak çalışıyordu.
Beni Hassan'a çeken şey şakacılığıydı. İlk karşılaşmamızda, beni ve herkesi güldüren bir sürü espri yapmıştı. Washington'daki medya ofisinin müdürü olarak atandıktan sonra da görüşmelerimiz devam etti.
Rahmetli Kral Abdulaziz'in danışmanı Yusuf Yasin'in oğlu Hassan Yasin, anneleri, yani Kral’ın eşleri tarafından emzirildiği için oğullarıyla birlikte büyüdü. Daha sonra devrimden önce Mısır'daki prestijli okullardan olan Victoria Koleji'nde orta öğrenimini tamamladı. Ardından Amerika Birleşik Devletleri'nde San Francisco'daki Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de eğitim görmeye gönderildi. Anılarında da belirttiği gibi, Müslüman Kardeşler'den sosyalizm ve milliyetçiliğe kadar o dönemde yaygın olan tüm siyasi akımlara ilgi duydu. Ancak gemisi nihayetinde aşırılık veya fanatizmden uzak bir Suudi Arabistan kimliği ve Arapçılık kıyılarında demir attı. Krallığın, adında açıkça Arap adını kullanan ilk ülke olmasından gurur duyuyordu.
Krallarımın Washington'da bana verdikleri bazı görevlerde Genel İstihbarat Müdürlüğü'nde onunla birlikte çalıştım. Amerikan başkentine dair geniş bilgisinden büyük ölçüde faydalandım. Evi ve sofrası tüm federal ve seçilmiş yetkililere, gazetecilere, entelektüel kurumların üyelerine ve oradaki sanat camiasına açıktı. Medya ofisi başkanlığından emekli olduktan sonra ve ben Washington'da büyükelçi olarak görev yaparken, onu danışmanım olarak atadım. Çünkü o, Victoria Koleji ve Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'deki eğitimi sırasında Ürdün, Mısır ve diğer Arap ülkeleri de dahil olmak üzere Arap dünyasının önde gelen isimleriyle tanışmıştı. Dahası rahmetli kardeşim Prens Suud Faysal ile olan efsanevi dostluğu, Arap dünyasının ve diğer ülkelerin önde gelen isimleriyle tanışma fırsatını ona sağlamıştı. Bu tanışıklıklar, zekâsı ve cesaretiyle insanları kendine çeken bir tür balıkçı ağına dönüşmüştü.
O (Allah rahmet eylesin) bulunduğu her meclisi zenginleştirirdi. Geniş tarih ve edebiyat okumaları, nerede olursa olsun her meclise aktif olarak katılmasını sağlardı. Ayrıca, briç ve tavla gibi oyunlara tutkundu ve bu oyunlarda çok başarılıydı. Raketbol oynamayı da çok severdi ve yaşı epey ilerleyene kadar oynadı. Otuz yıldan fazla bir süre önce kendisine kanser teşhisi kondu ve hayatının bazı dönemlerinde bu hastalık sebebiyle acılar çekti. Ancak, bu zorluğa olağanüstü bir irade ve neşeli bir ruhla katlandı. Hastalığıyla bir anlaşma yaptığını, ölürse onun da onunla birlikte öleceğini söylediğini anlatırdı.
İş arkadaşlığımız emekliliğime kadar devam etti. Riyad'daki evine yerleştiğinde, burası sosyal ve diplomatik görüşmeler için bir vahaya dönüştü. Sofrası hem yemekleri hem de entelektüel sunumlarıyla Riyad'ın en lezzetli sofralarından biri olarak ün salmıştı. Evi, liderlik tarafından ağırlamakla görevlendirildiği diplomatlar, siyasi figürler ve medya mensupları için bir geçiş noktası görevi görüyordu.
Allah sana rahmet eylesin ey Hassan Yasin. Seni kaybettim, seni tanıma şansına sahip olan herkes gibi. Hatıraların bu ülkenin sadık bir evladı olarak kalacak. Krallara hizmet ettin ve dostlarını mutlu ettin. Senin gibisini bir daha bulamayacağız ve yaptığın her şakayı, bize yedirdiğin her lezzetli yemeği ve bize onunla meydan okuduğun her fikri hatırlayacağız.